Balat'ın Arnavut kaldırımları, yağmur yağdığında yeşil yeşil olurdu...Çocukluğumun geçtiği semt...
yaşamayı hayal ettiğim,müthiş mekan
tarihimin ilk bekar evinin bulunduğu semt..
müthiş manzara, dik yokuşlar, kaybolunası sokaklar..
bir apartmanın zemininden girip en üst katına çıkıp aradaki bağlantıyla diğer apartmanın zeminine geçmiştim bi kez..
uzun lafın kısası istanbulun 7 katlı olduğuna inandıran semt..
türkiye içindeki diğer devletimsi (çarşamba mahallesi, ismail ağa tarikatı) ye sınır komşusu.. çok güzel bi kare yakalamışken fotoğraf makinem yanımda olmadığı için beni çileden çıkarmış.. sonrada kendine küstürmüş..
hali hazırda hergün okul için gidip geldiğim fatih parçası..
Balat - Rumca saray anlamına gelen palation sözcüğünden geldiği söylenir. Önceleri İstanbul'un kapılarından birine verilin bu ad, sonraları semtin adı olmuştur..
Fener-Balat arasının son dönem yetiştirdiği ünlülerin sayısı çok az. Tarihte pek çok temsilciliklerin bulunduğu bu bölgede artık içgöçün getirdikleri ağırlıkta. Pek az eski isim hâlâ burada yaşam savaşı vermeye çalışıyor. Arnavut'un Lokantası, Sümerpalazoğlu'nun elektronik eşya satan mağazası belki de son kalıntılar. Rıfat Baba ve Melih Sümerpalazoğlu, Hakk'ın rahmetine kavuştular ama çocukları ve torunlarla 'Bayrakları gönderden indirilmedi'. Bir dönem İstanbul Sosyetesi'nin ünlü kuaförü Ahsen Uçucu'nun yeri kapandı gitti. Fener İskelesi'ndeki Kılburnu, Camcı Yokuşu'ndaki Fıstıkdibi gazinosunu hatırlayan pek yok. 'Geceler' adlı ölümsüz bestenin sahibi Kemal Gürses'in vefatı, Altın Boynuz'a bakan eğlence yerlerini yok etti. 1963'lere kadar İstanbul'daki Rum ve Musevi azınlığın en önemli yerleşim yerlerinde bunların garibanları kaldı. Onlar da birer birer yok olmakta. Ayakta kalabilen, 'Şifalı Ermeni Kilisesi' ya da sonradan tamirat gören bir Sinagog. Kimileri İsrail'e ya da Yunanistan'a göç etti. Kimileri de şehrin diğer semtlerine.
siyah beyaz filmini takan foto amatörlerinin ilk durağı eminönü ise ikincisi balattır.
asıl adı balart tır, tarih olmak üzere..
okuldayken yedinci dönemde belgesel projemi gerçekleştirdiğim eskinin güzel şimdinin tuhaf semti
Bir İstanbul aşığı olan Jak Delonun 'Balat ve çevresi,bir semt monografisi' adı altında bana istanbul ödevimde kaynak olmuş güzelde bir eseri vardır
bi zamanlar yakınlarında oturduğum, sokaklarında hayaletler gezen, fotoğraflarını çekip bitiremeyeceğim, kışı güzel ıstanbulun köşe güzeli.
bi yanda harebe haline gelmiş evler,diğer yanda yeni restore edilmiş,son derece bakımlı binalar...hepsi bi arada...ama ayrı bi havası var Balat'ın...sokakları,çocukları hepsiyle ayrı bi güsel...fotoğrafı çekilecek bi sürü ayrıntı
balat ;
fatih sultan mehmet istanbul'u fethettiğinde ayvansaray civarından konstantinapolis'e girer.Bir müddet ilerledikten sonra küçük bir mola verilir ve su içmek ister.Çeşnicibaşı suyu tadar ve derki ;sultanım su acı
fatih cevaplar ;bal at..
böylece bu semtin adı balat olarak kalır....
geçen gün cnn türkte yuvarlak masada 4-5 tane profesörün falanın filanın programı vardı..dinliyim dedim...balattan zeyrekten cibaliden bahsediyorlardı..buraların abyle gelişip restore edilip değerini bilebilecek insanların taşınması gerektiğini filan çemkiriyorlardı..
ulan size ne?? orda diyarbakırlısı ermenisi hep beraber yaşıyor...yalan değil hepsi arkadaşım..yeni sahipleride kim olacak...biz kimiz? siz kimsiniz??