toplam 9 kişi bulundu. 9 adedi gösteriliyor.
| tuttum | fosil68 |
| tuttum | streetstyler |
| tuttum | piroo |
| tuttum | ccns |
| tuttum | wampet |
| tuttum | buddhala |
| tuttum | abziyana |
| tuttum | plutonik |
| tuttum | ismailsaibsencer |
~8 ahkam var.
kabala ,yahudi geleneginin islam içine girişi ile oluşan farklı bir düşünce formudur.
Hacı Bektaş'ın düşünce dünyasını çizmek, bir anlamda onun eserlerinin muhtevasını tanıtmak olacaktır.
Hacı Bektaş'ın düşünce dünyasını tes¬bitte, onun baş eseri olan Makalat'a bakmak gerekmektedir.
Makalat esas itibariyle, Kur'an ve sünnet üzerine çev¬rilmiş bir Türkmen yorumudur. Hacı Bektaş Anado¬lu'ya geldiğinde, Selçuklu'nun Arapça kültürüne ağırlık veren medrese merke¬zi olan Kayseri ile İran kültür ve esteti¬ğine öncelik tanıyan Konya'sı yerine tamamen, en azından büyük ölçüde Türk kalan Kırşehir civarına yerleşmiştir. Bu, üzerinde durulacak önemli bir noktadır. Prof. Hilmi Ziya Ülken'in, Hacı Bek¬taş’ın eserleri ile ilgili şu tespiti bir gerçeğin ifadesidir: "Hacı Bektaş fıkıhla örfü Oğuz töresi ile Kur'an ve sünneti te¬life çalışan bir insandı."
Temel inanç ve boyutları ba¬kımından Makalat veya Hacı Bektaş dü¬şüncesi, Kur'an ve sünnet kaynaklı genel sufi düşüncesinin tamamen için¬dedir. O, Türkün karakteristik vasıfları ile tasavvufu kaynaştırırken İslâm dairesinden dışarı çıkmamıştır. Sonuçta karşımıza İslâm ahlâk ve ruhuyla Türk duygu ve düşüncesinin birleşimi olan alp-eren tipinin bir tür sentezi çıkmıştır.
Hacı Bektaş’ın Makalat adlı eserinde, düşüncelerin Kur'an ayetlerine ve hadislere dayandırılmış olduğu görülür. Bazı bölümlerle, sayfa¬lar hemen tamamen ayetlerle doludur.
Makalat'ın temel ayırımlarından biri olan: Şeriat, tarikat, marifet, haki¬kat dörtlüsünde bir sonraki makam, bir öncekini daima beraberinde taşıyor olacaktır. . Üst makama çıkan, Hacı Bek¬taş'a göre, mükellefiyeti azalan insan değil, aksine, yükümlülüğü ve ıstırabı çoğalan insandır.
Tasavvuf, Tanrı'nın gizine (sırrına) ermeyi, onun varlığına ulaşmayı amaçlar. Bunun için "aşkın" varlığı gereklidir. Hak'la Hak olmanın, sevgiliye erişmenin yolu olan bu aşk, gerçek bir aşk'tır (aşk-ı hakiki, aşkullah'tır). Bu aşk, insanı "Cemâlullaha" eriştirir; âşık, her şeyde Tanrı'nın güzelliğini (hüsn-ü mutlak) görür. İnsan, bu hüsn-ü mutlak'ın bir parçasıdır; Tanrı'dan bir ışık taşır. Tanrı, insanı yaratırken kendi ışığını (nurunu) ve güzelliğini (cemalini) ona vermiştir.
Bektaşî felsefesi, tasavvufun yanı sıra "tenasûh'a da (ruhların beden -cisim- ve hayvanlar arasında dolaşmasına da) yer verir. Bu felsefeye göre "Bu yola bağlananlar (müminler) ölmezler; ancak görünüş (biçim), (suret-cisim) değiştirirler. Ruh her yönü, her nesneyi gezer, dolaşır, durur. Adem olur, cennete gider; Musa olur Tur'a, İsa olur göklere çıkar; Kısacası her şey olur, her kalıba girer çıkar. Ölümlülük (fena) ülkesinden, kalımlılık (bekâ) ülkesine geçer. "Bektaşilere göre, ruh özüne (aslına) gitmeye çabalar. Beden bir kafes, ruh bu kafes içinde bir kuş gibidir. Ölüm, Bektaşi için ayrılık değil, sevgiliye kavuşturan ışıklı bir yol ve yeni bir evrene doğuş olarak kabul edilir. Ölüm, yok olmak değil, başka yere taşınmaktır; ruhun kılıf değiştirmesidir. Bu nedenle Bektaşîlikte "ölmek" sözcüğü yerine "Hakka yürümek", "göçmek", “gerçeklere kavuşmak”, “erenlere ulaşmak”, ‘emaneti teslim etmek”, ”Cemale kavuşmak”, ”Didara kavuşmak” gibi sözcük ve deyimler kullanılır.
Hacı Bektaş Veli'ye göre insanda, sultan olan “akıl”dır. Akıl, özvarlığı (nefsi) yönetir. İyiliğe götüren akıl, “Hümakuşu”dur; kötülüklere sapan akıl ise “şeytan”dır.
Bektaşîlik, “Teslis” felsefesinden de esinlenmiştir. Bu, Hıristiyanların “Baba-Oğul-Tanrı” üçlemesine benzer bir inanıştır. Bektaşîlerde de, “Tanrı-Muhammed-Ali” üçlemesi vardır.
Bu nedenle, "Tanrı-Muhammed-Ali"yi birbirinden ayırmamak gerekir.
Tasavvufta “devir” kuramı vardır. Bu kurama göre, madde evrenine (Gayb âlemine) düşen varlık önce cansızlar, sonra bitki, sonra hayvan, sonunda da insan biçiminde görünür. Bu dört ögeden geçen insan, özüne kavuşmak ve gerçeği öğrenmek ister. Böylece aşama aşama yükselerek Hak'ka (Tanrı'ya) kavuşur. Tanrı'ya kavuşmadan önceki son aşama, “İnsan-ı Kâmil” aşamasıdır. Bu, bir tür “iniş ve çıkış” olarak kabul edilir.
Bektaşilik yoluna giren her talipten ve her candan beklenilen 12 temel ahlak ilkesi vardır: Bunlar:
1. Eline sahip ol
2. Diline sahip ol
3. Beline sahip ol
4. Öfkeni yutucu ol
5. Sır saklayıcı ol
6. Ayıp örtücü ol
7. Alın açıklığı (kuşade-i pişani)
8. Gönül açıklığı (kuşade-i dil)
9. Sofra açıklığı (kuşade-i honça)
10. Aşına sahip ol
11. Eşine sahip ol
12. İşine sahip ol.”
Bektaşilik felsefesinde ideal insan, bilgi ve irfanla donanmış, kendini bilen, gerçeği tanıyan, doğruyu yanlıştan ayıran, eşyanın aslını ve farkını bilen, aşk gözüyle gören, gönül kulağıyla dinleyen, nefsinin peşinde değil hakikat peşindeki arif insandır.
Ondörtbin yıl gezdim divanelikte
Sıdk-ı ismin duydum pervanelikte
İçtim şarabını mestanelikte
Kırkların ceminde haydar haydar haydar dara düş oldum
Güruh-u naci'ye özümü kattım
İnsan sıfatından çok geldim gittim
Bülbül oldum firdevs bağında öttüm
Bir zamanlar gül için haydar haydar haydar
Dara düş oldum
mısralarıyla özü kısaca anlatılmıştır...
rabbım, kıldan ince kılıçtan keskin köprü yaratmışsın. ben şöyle durayım da, yiğitsen sen geç.
:) çok sevdiğim bi söylemidir, yazmadan edemedim :)
evet doğru olan mevlana nın hacı bektaş veli nin çağdaşı olduğudur ama atlanan ve dile pek getirilmeyen bir şey vardır ki ,bana göre çok önemlidir asıl ismi hoca bektaş veli dir...
çünkü öğretinin yayılmasında öncü olduğu için..aynı zamanda mevlananın da hocalığını yaptığı söylenir..bu da çağdaşı olmak hocası da olabileceği anlamına gelebilir demektir..
bektaşilik asıl itibarıyla sunni islamın uzantısı olan bir tarikat örgütlenmesi olsa da, ,gerçek anlamda anadolu islamını yaşayan ve islama insandan yola çıkarak bir yorum katmış olan alevilerin arasında çok fazla sayıda taraftar bulmasının sebebi, belki de en baştaki alevi islam anlayışına yakın şeyler içermesidir..bu sebebten ötürü aleviler tarafından pir olarak kabul edilmiştir..ve yerleştiği bölgenin türkleşmesinde önemli bir rol oynamıştır kendisi de, aleviler de onun öğretilerini de kendilerine katarak..
hoca bektaş veli nin sunni bir kökenden gelmesi alevilerin islam dışı düşünülmesinin yanlış olduğunun bir göstergesidir..belki de bu topraklara en uygun islam anlayışına sahip olan topluluktur aleviler..insanı en başa koyan islam anlayışlarıyla..
her bektaşi günümüzde alevidir fakat her alevi bektaşi değildir..bunun yanına bektaşi olarak kendilerini tanımlayanları katıp aynı zamnda ayrı tutarak..çünkü onun öğretisini yaymak amacıyla balkanlara giden fakat alevi olmayan bektaşilerin olmasından dolayı..
yani ,yukarıda yazdığım şey,şöyle açıklanabilir,mezhep ve meşrep yani huy farkıyla...
fakat sizinde yazdığınız gibi yanlış anlamalar yanlış yorumlarla yalan yanlış kanılara sevkedilebiliyor insanlar..yorumlarına kattıkları davranış şekilleriyle de..
bektaşiliğin ve aleviliğin kadına verdiği önemi de balım sultan örneğinde görebiliriz..
önce insan diyen ve devletin savunmasının teslim edildiği bir tarikatın da neden kötülenip unutturulmaya çalışılmasını ,bugün günden güne araplaşan ve vahabi anlayışlı arap islamının egemen kılınmaya çalıştığı ülkemizin son elli yılındaki politik gelişmeler açıklamaktadır kanımca..
herkesin aleviliği bektaşiliği tam anlamıyla anlayabilmesi için şunu iyi anlaması lazımdır,
""mezhebimiz sunnidir ama
meşrebimiz alevidir bektaşidir""..
söylenilen bu şey iyi anlaşılırsa,alevilik ve bektaşilikte ona göre yorumlanacaktır..
son bir şey eklemek isterim ki mevlana ile ilgilidir o da,ki sakın yanlış anlaşılmasın,
kendi oğlunun bile türkçe yazmamasından dolayı eleştirdiği bir şair yazar olması hoca bektaş veli ile neden karıştırılmaması gerektiğini ve bazen neden bektaşilikten ayrı düştüğünü de çok iyi bir şekilde açıklar diye düşünmekteyim..
bektaşilik ezoterik doktrinin anadoluda islam dini içinde vücud bulmuş halidir. Hünkar Pir Hacı Bektaş Veli'nin Horasan erenlerinden Ahmed Yesevi'nin öğrencisi olduğu söylenir. Bektaşilik sır tutar.
Bir de halk arasında sözde bektaşi fıkralarıyla birlikte yayılan bir dezenformasyon vardır. Bektaşilerin ateist ve içkici olduğu gibi kanılar oluşmaktadır. Belki de inançsız ve içkiyi seven bazı bektaşi kökenli gençler bu kanıları desteklemektedir. Evet bektaşilikte dem içilir, ancak asla yolsuz yordamsız değil. Asla sarhoş olup bilinci kaybetmek için değil.
Bektaşilik muazzam bir ezoterik yapılanmadır. Kişiye hakiki insan olmayı öğretir. Artık o ritik gelenek ne kadar yaşıyor bilinmez ancak yazılan çizilenlerden bazı şeyleri anlamak mümkün.
Kurtuluş savaşında da önemli yeri vardır.
@cokoprens
Mevlana Hacı Bektaşın talebesi değil çağdaşıydı. Mevlana Celalleddin Allah aşkıyla galeyana gelip semah dönen, aşkından hareketlenen bir yol izlerken, Hacı Bektaş sessiz sakin, efendi bir yol izlemeyi önermiştir. Eline, beline, diline sahip ol'u Hacı Bektaş Veli söylemiştir.