tiyatro sahnsinde oynarken ağladığına şahit olduğum oyunculuk: uğur polat
.izlediyseniz ,izlemeyenlerle bidaha gidilir..
SEYREDİLMESİ VE TAVSİYE EDİLMESİ GEREKEN BİR OYUN VE OYUNCULUK.
bekler mi beni
her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen
bir sürü yaz gününün içinde
acaba bekler mi beni
uykularım, o sonsuz uykularım
yanmış bir limonluktaki
- ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde
sesini hiç eksiltmeyen -
ama bilmez miyim ben
bilmez miyim hiç
böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine
kısacık bir zaman olmalıydı elimde
turfanda meyva gibi bir zaman
yollar yollar kateden tadı ve ekşiliği
geçerek erguvanların dönemecinden
leylakların dörtyol ağzından
yapıştırıncaya dek beni dudaklarına
acının dudaklarına ve geçmişin
bir yaban gülü yaprağı gibi beni
ama ne gezer.
Muhteşem bir oyun ifadelerin ifadesiz kaldığı,vurguların sahnede dans ettiği.Uğur polat ayakta alkışlanılacak oyuncu.Bu şiiri ondan başkası konuşturamazdı sahnede.
Ruhi Bey :
İnsan yaşıyorken özgürdür
Yaklaştım iyice, geliyorum.
Koro :
Her insan biraz ölüdür
Biz de biraz ölüyüz.
Ruhi Bey :
Ölüler ki bir gün gömülür
İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler
İnsan yaşıyorken özgürdür
İnsan
yaşıyorken
özgürdür.
- Ben Ruhi Bey nasılım
- Mutlusunuz Ruhi Bey.
Yarın gazetelerde çıkacak ilanlarım
Ruhi Bey öldü
Bu ölüm töreninde mutlaka bulunacağım
Bir daha görmek için ölümü
Çelenkler yığılacak avluya
Ki benim sayısız ölülerime
Yaldızlı yapraklarını kıpırdatarak bakacaklar
Sevgiyle
Ve babam elinde gümüş kırbacıyla
Bir başına bir ölü
Annem bir limon görüntüsünün önünde giyinmiş ölümlüğünü
Ölüler halinde duracak onlar da
Dışımdaki ölüler, içimdeki ölüler
Bir alaşım halinde, donuk güneşin altında
Ve benim mutluluğumun altında
Akıp gidecek bütün kötülükler
Ölümün armaları gibi
Akıp gidecekler en sonunda
Niye ölmemeli öyleyse
Yaşamak mutlu bir devinimse
Kısacık bir gündü, bir iki dakikalık bir gündü
Çocukların günü gibi bir gündü
Kahverengi fotoğrafları vardı, bulanıktı
Hiçbir şey açık seçik görünmüyordu
Kocaman bir bahçe olmalıydı, orda burda
Tavuskuşları olmalıydı, herbiri
Öyle bir başına hiç kımıldamadan duruyordu
Saniyeler sümbüller gibiydi
Saniyeler sümbüller gibiydi dokunsam iki parmağım arasında akıyordu
Kısacık bir gündü.
Bir kişi bile yoktu
Hayrünnisa ile ben vardım
Seylan taşları ile işlenmiş bir iğne vardı
Yansıyan kırmızılık taranıyordu güneşte
Kan gibi parlıyordu
..........
..........
ruhi bey anlattı edip cansever kaleminden.
Yok artık pek konuşmuyoruz
Benim sözlerim eksildi
Onunki de eksildi
Zaten kelimeler sonludur
Öyle değil mi
Donuk donuk bakışıyoruz
Ben ölüme iyice yakın
O yaşamaktan uzak
Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz
Karanfiller ölürken
Karanfillerden bir deniz...
İşte
Isınmış parke yolun kokusu
Demek ki ben mutsuzum
Tuhaf bir su içmişimde sanki içim görünüyor
Gözlerim buzdan
İçimde yaz kırıkları.
"Bir Meyhane Garsonu" syf:28
mutlaka seyredilmesi gereken bir oyun
mutlaka seyredilmesi gereken bir oyun
– Gayet iyisiniz Ruhi Bey
– Teşekkür ederim size...
– Uzun bir şiirdi o, yorulmuş olmalısınız.
– Evet rol çok ciddiydi, şair zaten malumunuz çok iyi.
– Süperdiniz gerçekten :)
– Ya siz nasılsınız?
– Harikayım, teşekkür ederim sorduğunuz için :)
– Yeni bir şiir projesi var seçmelere gel istersen.
– Siz gerçekten çok iyisiniz Ruhi Bey :))
2 kez izlediğim ve gerçekten çok etkilendiğim oyun...gidişler gelişler...parçalanmış bir ruhun anılara dönüşü...konuşan baloncuk çevremdekiler sanki bu oyunu izledikten sonra...
her zamanki gibi hep yorgunsun.
"amansız bir güceniğim"
"görünümsüz" bildiğimiz ruhi bey'in uğur polat beyle
ya da uğur polat beyin ruhi beyle eş tutulmasından
hicab duyuyor
ve
nasıl olan ruhi beyi sormak istiyorum;
sahi daha daha nasıldı?
parantez içi:
("beni anlamaz
anlamaz ki, niye anlasın
anlaşılmak! -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz)
geçen sezon hayran olup bu sezon 5 mayısta ikinci kez izleyeceğim oyun.
çok ağır bi oyun ...
taam içinde uğur polatın olduğu bi oyuna gidiyosan sen de hazırlıklı olmalısın diyosunuz dimi...
ama yok ya bence fazlaca kasılmış yani sanatsal olucak diye üüü bi ton...
beğenmedim kim ne düşünürse düşünsün..
belki canım sıkkındı ama farketmez içimi daraltmıştı bu oyun benim.
(bu oyun hakkında olumsuz eleştiri de bi bendendir heralde:s )
Ve yıllar ve günler ve saatler ayarlandı
Caddeler, iş hanları kahveler ayarlandı
Meyhaneler, genelevler
Pasajlar, dar sokaklar, geçitler
Soğuk biralar ayarlandı, soğuk her şey
Ve bütün ilişkiler
Birden yerini aldı.
Ve her şey yetişti gene
Sarı bir çarşambadan
Kahverengi bir cumartesiye.
kaç kere izledim hatırlamıyorum ama her oyun sonunda aynısı oluyo o gülüyo herkes alkışlıyo ben kıpırdayamıyorum etkisinden 2 gün çıkamıyorum ben bu adama bayılıyorummmmmmmmmmmm
u p