.......
Yıldızlar bizden uzaktır, ama ne kadar uzak, ne kadar uzak...
Yıldızların arasında toprak ufaktır, ama ne kadar ufak, ne kadar ufak...
bi türlü izleyemediğim oyun..hiç mi yer olmas yaaa
bunun tiyatrosun bir türlü fırsat bulupta gidemedim..:'(:'(
her şey değişip akmada,
bu hâl beni hayran bırakmada..
neden izleyip begenmedigimi anlamadım...
''delikanlım!.
senin kafanın içi
yıldızlı karanlıklar
kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
yıldızlar ve senin kafan
kâinatın en mükemmel şeyidir.''
kapitalizmin makinaları kırmaya çalışan,bu uğurda ateşten gömlek giyen ihtilalci,inkılapçı,devrimci gençlik...bu kavga ugruna sistemle,ingiliz sömürgesiyle,dünyayı kasıp kavuran batılılaşma rüzgarıyla,,kendiyle,kainatla...düzen(sizlik)le,umutsuzluk ve yalnızlıkla savaşan benerci...ve yoldaşları..
kanım dondu izlerken...bir kez daha gördüm inanma'nın ve seçilen yol'un nasıl ve nelere mal olabileceğini...bir kez daha gördüm ''inancın ve umudun'' gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak,güneş kadar sıcak.....ve insanların fikirlerinin de dünyayı şekillendirebilecek kadar güçlü ve etkili olduğunu...
Dekor,celal kadri kınaoğlu,kürşat alnıaçık..tansel öngel...ve digerleri.. üstün fiziksel performanslarıyla hamster misali makina çarklarını çevirmeleri...bütün bir olay örgüsünün o daracık alanda,(hep bir yöne akan su gibi)çarkların dönüşünde,seyirciye büyüleyici bir emek'le,ruh'la,inanmışlık'la..sunulabilmesi..
teşekkürler bir kez daha D.T...kültür bakanlığı..ve tabi ki NAZIM HİKMET.............
insan kendini neden yalnızlığa hapseder ..ben-er ci
offff hayatımda ızledıgım en gusel oyunlardan bırısı camal kadrı kınoglunu orada bırkere daha cok sevdım ellerıne dıllerıne saglık
....
geldi beklenen kadın
Beklettim mi?
Çok..
Ama zarar yok
Kadın yakaladı geç adamı elinden
Genç adam yakaladı kadını belinden
Bir yumrukta kırdılar camı
Oturdular pencerinin içine
Sarktı ayakları gecenin içine
Işıklı bir deniz dibi gibi
Başlarında sağda solda gece yanıyor
Ayakları karanlık boşluklara sallanıyor
Sallanıyor ayakları dudakları
Sevmek mükemmel iş delikanlım
Sev bakalım
Madem kafanda yıldızlı bir gece var
Benden izin sana
Sev sevebildiğin kadar.
Bu kitabı en az on defa okumuşumdur. İlk babını ezbere söyleyebilirim mesela.
Oyunu da muhteşemdi...
Hayatta bir kitap yazma şansım olsaydı bu kitabı yazmak isterdim..
harika, harika, harika.
benerci kendini benim için öldürdü nazım da şaştı bu işe tüm tkp tepkili
3 ay boyunca biletini kovaladigim ama hicbir zman yer bulunamayan güzel oyun.
Birdenbire durdu. Gözlüğünü çıkardı. Mendiliyle camlarını sildi. Gözlüğünü taktı. Camların içinde
büyüyen gözleri gözlerimdedir.
— Devam et, Benerci, dinliyorum.
— Hadisat öyle getirdi ki, ben hareketin muayyen bir inkişaf merhalesinde muayyen bir rol oynıyan bir
fert haline geldim.
— Doğru.
— Dünden itibaren katarın başında gidiyorum. Halbuki fizyolojim berbat.. Kafam elastikiyetini
kaybetti. Dönemeçleri zamanında dönemiyeceğim. Ellerim lüzumundan fazla titriyor. Akıntıda dümen
tutamıyacak bir hale geldiler. Akışın temposunu hızlılaştırmak nerde? Onu yavaşlatmam muhtemeldir.
İstemeden, irademin dışında, yanlış adımlar atacağım. Biliyorum, hareket belki beni altı ay sonra, bir sene
sonra bir safra gibi fırlatacaktır. Fakat o beni fırlatıp atana kadar, ben ona fren olacağım. Halbuki ben
kemiyette bile, bir sene değil, bir gün bile, irademin dışında, bilerekten ona ihanet edemem. Anlıyor musun?
Diyeceksin ki, yanılmıyan yalnız tembellerdir, budalalardır. İş yapan, yürüyen adam yanılır. Mesele yanlışın
idrakindedir. Fakat, ya bu yanılma nesnesi katarın başındaki adam için bir kaide haline gelirse. Ve o adam
katarın başında gidemiyeceğini bildiği halde, yerinde durmak için bir saniye olsun ısrar ederse. Bu bir ihanet
değil midir? Ben bir saniye olsun, ihanet edemem. Bu benim uzviyetimde yok...
kredi karti borcundan