dogup buyudum sehir, berlin.
cok guzel yasanir ama türkiye gibisi var mi be.insan memleketini özlüyor, tanimadigi vatanini bilmek istiyor kácmak istiyor istanbula:)
dışımın içi..
An itibariyle kar yagan sehir, Nisan geldi neredeyse, nedir bu kar?
berlin morno :D
sadece iki gece kalmış olmama rağmen hayran kaldığım şehir Bu arada tam olarak sadece iki gece bir Almanya'ya ilk indiğim günün gecesi bir de dönmeden önceki gece yani öyle bir kalbinden vuruyor insanı.
Gömülmek istediğim yer :) İstanbul'dan sonra yaşayabileceğim tek yer.
Udo Lindenberg'in duvar yıkılmadan önce iki sevgilinin hikayesini anlatan çok güzel bir aşk şarkısı (Mädchen aus Ostberlin) vardı. Sevgililerden biri Doğu Berlin'de diğeri ise batıda. Maalesef Batı Berlin'de yaşayan sevgili saat 24'ten önce geriye dönmek zorunda. Çünkü kendisine verilen -bir günlük- vizenin süresi doluyor... Ve duvar iki sevgiliyi de birbirinden ayırır aynı zamanda. Bu vesile ile şarkının klibini de buldum. Tabii ki eklemeden olmaz.
ich bin ein berlinerrrr... berlin bekle geliyorum..
hayatımın nerdeyse yarısını geçirdiğim, asla unutamadığım, insanlar memleketlerinden bahsederken aklıma gelen, ku'damm'da gezmesi ayrı bi güzel olan, en güzel görüntülerini kar yağdığı zaman ortaya çıkaran, asla doyamadığım dünya üzerindeki yegane yer....
yaşamayı hayal ettiğim şehir. gerçeğe dönüşme ihtimali az değil.. bir de medeniyet..
gitmeyeli çok oldu
paris'in evden kaçıp avare bir cermen'le evlenmiş birinci göbekten egoist akrabası.
Weltstadt mit Herz
kutsal topraklar
çok sevdiğim,ayrılmak istemediğim,bıraksalar yaşayacağım bir yer Berlin.Bizim beyoğlunun ruhunu taşıyan Warschauer Strasse'yi bir gördün mü zaten bırakamıyorsun...Punk bir çift ellerinde bebekleriyle önünden geçerken yan taraftaki metal bardan inanılmaz gothik bir hatun çıkıveriyor.Sen orada Thai yemeğini yiyorken birden çıtır bir kız grubu önünde durum çelloları,kemanlarıyla sana ufak bir dinleti sunuveriyor...
Oradan çıkıp Oranian Strasse'ye geçip Rote Hafede oturup bir kahve içmek cadde boyunca yürüyüp önce cimics mağazasını cıcık cıcık edip ardından sokağın sonundaki St. Pauli fan shopdan alışveriş yapmak...
Nollendorfplatz'ın o herkese kucak açan sıcak sokaklarına,yüksek tavanlı evlerine ne demeli...Camlarından gay bayraklarının sarktığı bir sokak,kimse kimsenin etlisine sütlüsüne karışmıyor ama herkes birbirine gülümseyip selam veriyor...Bir huzur...bir paylaşım mekanı...
Hackeschermarkt'ın o yarı snob yarı alternatif havası,tüm o tasarım butikleriMonsieur Vuong'un bitmez yemek kuyrukları...
Her şeyi ama her şeyiyle Berlin yaşanılası,buram buram kültür kokan herkesi kucaklayan koccamaaaaaan bir şehir.
ben gitmediğim halde hayatımın 1,5 yılını bozuk para gibi harcamış olan uğursuz şehirdir. ömrümde yenik bir tutkunun diğer adıdır.
Memleket
- lets go and get some curry wurst
- you bad muslim!
B ölünüp birleştirilmiş şehirlere meyleden bir İstanbul'lu için bulunmaz nimettir. Eskiden kalma doğu batı muhasebesi sevimli bir şizofreni katmıştır şehre. Gece yarıları sokaklarında güvenle gezilebilir. Toplu taşımanın dakikliğine ve kolaylığına hayran kalırsın ilk önce; sonra sokaklarda gördüğün her çeşit insana. Bir gün içinde dört mevsimi birden yaşamak mümkündür. Sabahtan yağmur yağar, öğlene gökkuşağıyla birlikte güneş açar, akşamüstü dolu yağar, gece ise hiç belli olmaz. Büyükşehirlere özgü soğuk bir romantizmi ve büyüklüğüne rağmen mükemmel bir düzeni vardır. Kanına işler insanın... Ihlamurlar Altı denen kocaman caddede yürümek istersin, sonsuz parklarında göllerinde dinlenmek, her zevke uygun clublerde, konserlerde tepinmek istersin ve her daim taze pişmiş kahve kokusu duymak... Berlin adamı esir alır :)
çok özledim çooook...
ich habe dich so vermisst,berlin!
huzurun tacizinde eski savaşın esiri günlerin nasıl değil ne için geçtiği yer...