toplam 128 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | agurbuz |
| tuttum | sinek fantisi |
| tuttum | Afanasyevo |
| tuttum | deprogjazzrock |
| tuttum | methamphetamine |
| tuttum | simerya |
| tuttum | chernishevskiy |
| tuttum | NOSRADAMUS |
| tuttum | nicomedian |
| tuttum | morkaktus |
| tuttum | c4gr |
| tuttum | sandoza |
| tuttum | norwegiansoul |
| tuttum | ALONE 21 |
| tuttum | esdanteva |
| tuttum | selululu |
| tuttum | derinfelsefe |
| tuttum | sleeping with ghosts |
| tuttum | bsrdmr |
| tuttum | virion evrim |
~32 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
arap yalakasi fanatik islamcilar buna ilim
ve bilim insanina da alim demekte israr ederler...
:///
ya bilim nasıl sölim ... aslında ben bilimle uğraşırken yada bilimle ilgili bişiler öğrenmeye çabalarken normal hayattan kopuyorum muhteşem ötesi bişi ya resmen bana insan olduğumu ve bendeki aklı kullnmam gerektiyini sölüyor...
john horgan'ın ( ) the end of science adlı eseri ( http://www.amazon.com/...ght-scientific/dp/0553061747 ) adından da anlaşılabileceği gibi bilimin sonuna dair bir araştırma niteliği taşıyor. türkçeye ahmet ergenç tarafından çevrilmiş, gelenek yayıncılık tarafından da 2003 yılında basılmış ( http://picasaweb.google.com.tr/...5266113321127920226 ). gerçekten de bilimin sonu gelir mi diye meraklanan varsa içinizde, böyle dert yanan ya da hayıflanan, alsın, okusun bu kitabı: igitur eme lege fruere.
aynı zamanda scientific american'ın da başyazarı olan j. horgan, kitabının başında oldukça pesimist bilimin sonuna dair; özellikle de bilimsel etkilenim kaygısından hareketle (harold bloom'un 1973 tarihli "anxiety of influence" başlıklı makalesinden hareketleniyor) nasıl ki şairler, geçmişin büyük dehaları, shakespeare'in, dante'nin (bu da benden olsun) vergilius'un karşısında bir hiçtir ve oedipusvari bir tutumla üstatlarını dize getirmeye çabalıyor (gerçekten öyle mi?) bilim adamları da geçmişin büyük zekalarını, örneğin einstein'ı, newton'ı geçmeye, onlarla mücadele etmeye çalışıyor. ancak burada temel ayrım, j. horgan'a göre, bilim adamlarının işinin şairlerinkinden daha zor olduğudur. zira ona göre bilim adamları "doğru"yla uğraşmaktadır; o halde onların işi şairlerinkinden daha zordur.
bu pesimist yaklaşımı desteklercesine daha sonra bilim adamı, nörolog gunther stent'le yapmış olduğu röportajından hareketle bizi daha da dehlize çekiyor: g. stent'e göre bilim, akademik sofistlerin şüpheciliğinden ötürü değil, tam tersine görevini çok iyi yapmış olduğu için sona yaklaşıyor, olabilir. g. stent'e göre bilim, olumlu bir beslenmeyle ilerler; bilgi daha fazla bilgiye neden olur, gereksinim duyar; güç de daha fazla güce... bilimin en güçlü, en kuvvetli olduğu dönem, ölümüne en yakın olduğu dönem olabilir. g. stent, coming of golden age adlı eserinde şöyle diyor: "aslında bilimin böyle baş döndürücü bir hızla ilerlemesi, bu ilerlemenin kısa süre içerisinde, belki bu kuşağın görebileceği bir zaman zarfında ya da bir iki kuşak sonra bir sona dayanması gerektiğini daha açık hale getiriyor." g. stent'e göre (darwinci teoriden hareketle) gerçeği bilme arzumuz kendiliğinden ortaya çıkmaz; bu arzu, genlerimizle nakledilecek yatkınlığı arttırmak için, içinde yaşadığımız çevreyi kontrol etmeye dair içimizde beliren itkiden kaynaklanır. bir bilim dalında alınan verim düşüşe geçerse, o vakit bilim adamlarının araştırmalarını sürdürmeye motivasyonları da azalmaya, toplum ilgisi de yok olmaya başlar.
bu yaklaşım, oldukça karamsar bir hava yaratıyor; dahası yeryüzünde çözülmemiş hiçbir muammanın kalmadığı bir ortamda istikbali göklerde aramanın da bir çıkar yol olmayacağı da düşünülebilir. insan nereye bakarsa baksın, nereye giderse gitsin orada aklıyla bir şeyleri kurcalayacaktır -zaten bu özelliğiyle, insanı cennete uygun bir canlı olarak düşünemiyorum, en azından cehennemdeyken, oradan kurtulmayı aklından geçirebilecek kadar insanlık sergileyebilir!- dünyadaki muammaların çözümüyle, evvela dünya dışının, samanyolu galaksisi kapsamında, sonra da onun da dışında hakikatin peşinde koşabilir. ancak bu arayışlar feyerabend'ın dediği gibi belli bir yöntemle değil de "farklı aletlerle dolu bir alet çantasıyla" da gerçekleşebilir; en nihayetinde insan çözdüğü muammalardan araştırılası yepyeni muammalar da üretebilir. dedik ya, kurcalamayı seven bir hayvan! bu yüzden bilimi belli bir noktada öldürmek de pek manalı gelmiyor düşünen, sorumlu insana!
tasvir eder açıklamaz...
bakınız : "varolan bir evren ve bu evrende tıkır tıkır işleyen yasalar"
?
istatistiklerin içinde bir rakam olmama durumu =bilim adamı
bilim türkiyede işsiz kalmanın yeni yolu...hehehe..varsın olsun bilim adamı değil yiyim adamı olmak lazımmış..hata etmişiz
bilim ne ki?
bilmeyim e yönelmenizi tavsiye ederim.
Allah yardımcınız olsun.
edison tam bir hırsız.
alternatif akımı tesladan çalmasaydı bu yüzyılda adından bu kadar sözettiremezdi.
bilim her yeni başarısızlığı bir başarı olarak görmesiylede farkını ortaya koyuyor zaten.
Edison ampulu icat ederken binlerce kez denemeden sonra icat eder.Bu binlerce kez denemeyi bir yenilgi değilde başarı olarak görür Edison.Bu duruma söylediği sözler çok mantıklı kısa ve anlamlıdır.
"Ben ampulu bulmak için yaptığım denemelerde ampulun nasıl icat edilemeyeceğinin binlerce yolunu buldum." der. Bence tam bir bilim adamına yakışan bir söz ve açıklama.
Bilim insanlığın elinde bulunan en büyük değer aklın gerçek anlamda kullanılıp yaşayışın bir tesadüf değilde anlamlı durumların gerçekleşmesine bağlı olduğunu kanıtlamasıdır.Bu yüzden bilim insanlığı değerli kılan en anlamlı faaliyettir.Eğerki biz akla sahip olduğumuz halde bunu faaliyete dökemeseydik birer düşünen hayvan veya bitki olarak kalırdık bu yüzden bilim insanlığın kendini gerçekleştirmesi için önemlidir...
Bilim gercekten cok farklı bı durum.. Herkesın mutlaka ılgılendıgı bı dal vardır.. herkesın kendı ıcınde cevaplandırmadıgı sorular vardır.. Ve bılım herseyın bı nedenı vardır dıyor .. Katılıyorum herseyın bı nedenı var.. nedensız hıc bırsey yok.
Çok değerli bir bilim adamı araştırmasının yayınlanma sancılarını anlatmıştı, bilim denizine eklediği cümlenin içinden nasıl damladığını...(http://www.sosyomat.com/etiket/arthur-schopenhauer#yorum-6433537)
ve sonrasında eklemişti;
"Cinliler soyle diyor: Bir duvari yikmanin en garantili yolu uzerine su
damlatmaktir. Biraz uzun ama garantili bir yol. Disardan bakildiginda
duvari yikan tek bir damladir; ama kendinden onceki yuzlerce damladan
sonra gelen bir damla..
Bilimsel surec de oyle.. Kendinden once soylenenlere, bir seyler ekleyip
duvarin uzerine damlayiverir bilimle ugrasanlar; o son damla olma
umudunu hep iclerinde tasiyarak.. Ama duvari yikma inanci ile, damlaya
damlaya yok olmayi da goze alarak..
Bilim tarihi, tum damlalarin tipirtisini hisseder elbet, ama sadece
duvari yikan o son damla ile ilgilenir. Cunku bilimsel dogrular, o buyuk
inancli yok olusun meydana getirdigi sonsuz var oluslardir."