adını ps3'le yanyana görmek bile heyecan vericiydi..
o gün tüm enerjimle kendimi hazırlamaya başladım, bim'de playstation satılacağını duymuştum! sezen aksu'nun levent yükselli kemik ekibiyle ikinci bahar'da görünmesinden sonra gördüğüm en çılgın şeydi. yerimde duramıyodum, 24 eylülü tesbih gibi çekmeye başladım..
23 eylül
ne olduysa oldu, duramadım, 23 eylül akşamından soluğu bim'de aldım. satış sabah başlayacaktı biliyodum ama ülkem tezcanlısını da tanıyodum aynı zamanda. önüne varınca baktım kimseler yok. bi şaşırdım tabii, yorgunluğu da bahaneyle pası sabaha atarak eve döndüm. namazla birlikte çıktım gittim, yine hareket yoktu. namaza kalkmışken camiye geçtim, sabah'la başlayıp zaman geçsin diyerek üstüne 10 tane de kaza kıldım. bim nihayet açılmıştı. içeri adım attığımda son kolileri yerleştiriyolardı, o an olayın gerçekliğine gözümle görünce ancak inanabildim. neyse içersi kalabalık, bi iki tur attım ortalığı kolaçan edebilmek için. deli gibi etrafı (teyze, çocuklu çekirdek aile ve üni öğrencisinden oluşan populasyon) kesiyodum. aradan 10 dakka geçti, ulan bırak makinalara doğru giden, meyleden allah kulu yok. kimse farkında bile değil, yurt konservesine dost yoğurduna abanan sepetini doldurmuş kasaya doğru yol alıyo. salakça sevindim; tüm makinalar benim olabilirdi. hayıflandım; hayır hepsini alamazdım. üstelik belki bi tanesi için yeterli param yokken. ben ve ben gibi birçoklar alamayacaktı, yanına simbat soslu leblebi ve 20lik vip kapuçino bantlanan ps3leri hayal ettim. sony bu manzarayı görmemeliydi, piyasadan alkalin pillerine varana kadar toplatabilirdi.
velhasılı kelam ben de biraz uğradığım dumurun etkisi biraz da bim poşedine sığmayacağını düşündüğüm ps3 sebebiyle olacak, kendimi dışarı attım. pastırma sıcaklarını le porta serinletiyordu. o güzelim bebeklerse 650 lira 90 kuruşluk etiketiyle kendilerine alıcı bekliyordu..