toplam 4 kişi bulundu. 4 adedi gösteriliyor.
~10 ahkam var.
iki ucu boklu değnek. bi uçta depresyon, bi uçta manik hal..
benimki karma epizod olunca ikisi birarada kahve misali... çekilmiyorum, çekemiyorum kendimi...
mani mutlaka dehayı tetikler ama bednsel etkileri ön planda olduundan çevre tarafından delirmiş bu yaa diye yorumlanır..
oysa doğru yönlendirildiinde alçakgönüllü ve yaratıcı insanlardır.. hatırladıım kadarıyla dopamin-serotonin dengesizlii ile kendindini gösterdiinden ilaç replasmanı asla nedene deil sonuca yönelik olacaktır.. ilaçları azaltarak kesmen daa doru olurdu fakat remisyon durumları açısından tedaviler genelde tam iyilik halinden sonra da 1 sene devam ettirilmekte..
yani doktora inan, kendine güven....
geçmiş olsun mona.. bende farmakoterapiye pek güvenmem zaten.. iilaç da ilaç.. konuşsalar biraz ..içgörü en güçlü ilaç..
manik halde hobi edinmek çok zor oluyo.. konsantrasyonda bozuluyo ya.. spor fln belki..
manik ataklarda olanın mutlulukla alakası yok enerji fazlası ve kendine olması gerekenden fazla güven var sadece, yapabileceğinden fazlasına el atıp sonra gerçeklerle yüzleşince çat diye major depresyonda buluyorsun kendini, bu sefer aslında yapabiliceklerini de yapamıyorsun sonra yine mani oluyo yaparım maparım diyosun aynı şeyi yıllarca tekrarlıyorsun...
bu hastaların manik epizodları tedavi edilmese daha mı iyi olur diye düşünüyorum bazen.adam mutlu işte ne dokunuyorsun.
siz istemezken ışıkların yavaş yavaş, göz göre göre sönmesi.. yavaş yavaş kanınızın çekilmesi. hoşlaşılan olmayan kesinlikle, güzel durmayan ama en nihayetinde bozukluk...
tacirleri çok trajıkomik, esasen bu bozukluğu zeka veya yetenek göstergesi sanıp üstlenenlerin zavallılıklarına diyecek laf da yok. keşke her ruhsal gelgitliler bir sanat eseri çıkarabilseydi di mi? keşke hepsi manik zamanlarında bir teoremle çıkabilselerdi insanoglusunun karşısına. olsaydı keşke, verirdim o zaman dengesiz kimyamı herkese, hoş olurdu, vapurlar da güzel olurdu, mutluluğun resmini yapadururdu abidinler..
öyle olamadı hiçbir şeyler lakin.. iki hafta hayat seninken, yavaş yavaş hayatın senden çalınmaya başladı, uykunu vermediler sana, yeteneklerini çaldılar, hissetmeni elinden aldılar, etrafındakilerin mutluluğunu da aldılar senden.. iki kelam laf edemez oldun, iki toplamayı aklından yapamaz oldun, sevemez oldun üstüne. şimdi kes biç her tarafını, uzaklaştır sevdiklerini dahası çıkama topluma karışama, yine de sende tık olmasın. hayat yok....
tacirlere diyorum, ister miydin en sevdiğinin gözünün önünden gitmesini, ister miydin 'salak la bu, bişi anlamıyor' laflarını, ister miydin kolunun kalkmamasını depresif döneminde. uyandığında da her şeyi yapabileceğin iddasını; olayları, insanları sonlarına kadar zorlamayı, hayatını, geleceğini tehlikeye atmayı, olmadık derecede şımarmayı ama sonuçlarına katlanmayı reddetmeyi, 'bişi mi içtin, hap mı aldın' laflarını... ister miydin?
ve hele sevdiğiniz bir insandan kendini soğutmayı ister miydin? bıktırmak ama bunu sessizce yapmak, gizli gizli işlemek zıt kutupluğu her lafta, onu kastetmedimlerle altına binlerce anlam yüklemek, ve en sevdiğiniz insanı hasta etmek, paranoya yaratmak, onun hayatını kötüleştirmek ve hatta dahası her türlü nefretini, bıkkınlığını size aktarmasına evet demek, -evet seni ben bu hale getirdim ve evet istediğini yap, hissettiğim zaman cevap vericem, ama o ana kadar tüm acılara evet- .. ve aynı döngü...
yani hayatta sürekli kaybeden olmak, kendi kendini kaybettirmek, başaracakken kendin tarafından durdurulmaktır bu bozukluk. fiziksel olarak testlerde çıkar kimyevi dengesizliğiniz, lithiumlar alırsınız, saçmasapan yan etkileriyle - ki asla ilaç kullanılmalı kanımca, ne kadar batmış olunursa olunsun, sizden birkaç karakter eksiltir- aksisi tacirliğidir, size yaşam kutlu olsundur.