toplam 25 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | pesimistttt |
| tuttum | qevan |
| tuttum | le noir |
| tuttum | zozan24 |
| tuttum | soneler0 |
| tuttum | BahoZ077 |
| tuttum | everyday |
| tuttum | uvercink4 |
| tuttum | hayatinortasinda |
| tuttum | SeRaaAA |
| tuttum | Yavanna Kementari |
| tuttum | blackjack62 |
| tuttum | kafeinn |
| tuttum | siyamsiyah |
| tuttum | tumcesiz aitlik eki |
| tuttum | it jazzi |
| tuttum | khaoss |
| tuttum | barbarvesehla |
| tuttum | denizada |
| tuttum | afu |
~21 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
Başka bir hayat mümkün,eğer ellerimizi uzatırsak;
ama eğer ellerimiz kanıyorsa?
Kenan mı Günseli'yi seviyor,Günseli mi Kenan'ı?
Kenan,Günseli'ye Kenan elleri kadar uzak mı?
Günseli Kenan'a bir gün tek başına kalınca bir Gün Seli mi?Işıklı,aydınlık,yenilikçi...
Bir tokat bir devrimciyi ne kadar öteye ve ötekiliğe savurabilir?
İçine doğru ağlamak bir kahvehane köşesinde.
Ve ölüm her zaman ne kadar da beyazdır öyle.
tamam çok iyi de, tekrar tekrar okunacak kitap değilmiş. sonunu bildiğimden midir, can sıkıntısından yerimde oturamamaktan mı bilemem. okuyamadım bi daha.
ama nasıl soğuk anlatmam. neyse bi gun tek basına geciyorum aşaa mahallenin ordan iki el silah sesi ....
cok gec kalmis olacaksin... Ama uzulme kedilerin yaninda olacak...
vedat türkali nin kafa yaran romanı. seneryolaştırılası ki aslında gerek de yok. kenan ı da uğur polat oynasın filmi de yapılsın
Vedat Türkali'nin harika eseri.okunup üzerinde saatlerce konusulan fikirlerin ortaya kondugu muhtesem sürükleyici eser.
yıllar önce okuduğum, şu sıralar yeniden okumaya başladığım,
1960'li yılların hareketliliğini müthiş bir kurguyla anlatan kitap.
bir beş yıl geçse de tekrar okusam dediğim fekat 30 yıl önce okuyan annemle kitabı tartışırken onun en ince ayrıntısını hatırlamasıyla şok olduğum kitap. annemin hafızası değil bu romanın gücü.rüyalarımda bile kitabın içindeyim. koca sosyomatta bu kadar az kişinin okumuş olması ise üzünç. 2 gündür sağıma soluma almaya çalışıyorum alamadıklarıma tavsiye ediyorum.
Vedat Türkali: bu yıl 88. yaşını kutlayan koca çınarı Türk Edebiyatı’nın ve sanatının. Özellikle içinde bulunduğum yaş grubu için -pek moda söylemiyle Özal kuşağı yani- yabancı bir isim belki de. İlerleyen yaşına rağmen durmak bilmiyor. Bir bakıyorsunuz barış çağrısı yapmak için kalkıp başkente gelmiş bir bakıyorsunuz yeni bir yazısı yayımlanmış.
“salkım salkım tan yelleri estiğinde
mavi patiskaları yırtan gemilerinle
uzaktan seni düşünür düşünürüm
istanbul”
Edip Akbayram’ın o pek güzel sesiyle söylediği, “İstanbul isimli şiirinden kırpılarak yapılan yukarıdaki “Bekle Bizi İstanbul” şarkısının dolaylı söz yazarı dersek çoğumuz için hatırlatıcı olacaktır öyle sanıyorum ki. 1960’lardan beri durmak bilmemiş. Senaryo yazarlığından yönetmenliğe kadar pek çok işle uğraşsa da en çok romancılığı ile tanınmış Vedat Türkali ustamız.
Mavi Karanlık’dan Güven’e kadar yazılmış birçok eserinin arasından neden “Bir Gün Tek Başına”yı seçtik bilmiyoruz aslında başucunuza koymak için. Belki geleceğimizde bir adet “Kenan” gördük acı da olsa, belki de bir adet “Günsel”e ihtiyaç duyuyorduk ve bulduk. İşte her neyse oldu ve 27 Mayıs 1960 darbesinin hemen öncesinde geçen bir aşk hikayesini anlatan ama toplumsal dinamikleri asla ihmal etmeyen bir romanı başucunuza yerleştirmeye hazırlanırken bulduk kendimizi...
Bir Gün Tek Başına solcu bir öğrenci iken gözaltında yediği dayak sonucu davasından vazgeçen, öğretmenlikten istifa edip kitapçılık yapan evli ve çocuğu olan, yani tipik bir küçük burjuva profili çizen Kenan’la üniversiteyi yeni bitiren devrimci Günsel’in ekseninde yazılmış bir roman.
Eğer “Bir Gün Tek Başına” bugün başuçlarımızda yer alıyorsa ve bir “klasik” halini almışsa bu, kitapta yakın tarihimizle aşkın harika biçimde harmanlanması; romandaki karakterlerin bütün yönlerini işlenmesi yani hiçbirinin idealize edilmediği gibi hiçbirinin mutlak kötü ilan edilmemesi; siyasetin edebi kaygıların önüne asla geçmemesi gibi nedenlerden kaynaklanmakta şüphesiz ki...
Vedat Türkali başta da sözünü ettiğimiz gibi sinema ile ilgilenmiş ve romanda kullandığı o müthiş görselliği de pek büyük ihtimaldir ki oradan edinmiş. Okurken bir film izlediğinizi düşünebilirsiniz zaman zaman. Mekanlar öyle ustaca tarif edilmiş ki, ne boğucu tasvir yapılmış ne de üstü kapalıca anlatılıp geçilmiş... Hani bir hastalığa tutulmuş gibi İstanbul hayranıyızdır ya nesil olarak, eğer o hastalığa tedavi bulamayanlardansak; başta Beyazıt ve çevresi olmak üzere tüm İstanbul’u fona yerleştiren sahneler çok tatmin edici olacaktır emin olun...
Genel birkaç şey yazdıktan sonra şimdi de asıl haberi verelim: kitap yaklaşık 700 sayfa! Hani “tuğla gibi kitap” diye bir tanım vardır ya, birebir uyuyor tanıma kitap. Ama korkmayınız, sakin olunuz. Geniş hacmine rağmen kitabı okuyan kimle konuşursunuz aynı şeyi duyacaksınız: “Sakın görünümüne inanma, su gibi akıyor kitap!”
“700 sayfada anlatılıyor, nasıl bir aşktır bu?” dememeli. Vedat Türkali usta dünya çapında bir usta olduğunu insan ruhunun derinlerine inerek yaptığı tahlillerle açıkça seriyor ortaya. Romanın göbeğinde duran Kenan’ın iç konuşmalarını, çatışmalarını, çelişkilerini, neredeyse her şeyini birlikte yaşatıyor bize.
Neleri irdelemiyorsunuz ki 700 sayfada... Evlilik kurumundan ülke gündemine, yoksulluktan namusa kadar hemen her şeye farklı bir yerden bakıyor; sorgu odalarından kütüphanelere, zengin lokantalarından banliyo trenlerine kadar pek çok yere girip çıkıyorsunuz roman kişileriyle...
Romanı ayrıntılarıyla anlatmaktan hoşlanmıyorum başucunuza onu bırakma arifesinde. O yüzden içinden çektiğimiz küçük parçalarla yetininiz lütfen...
Bitime yakın, 100 sayfa kala Türkali o meşhur şarkının sözlerini bir kere daha kadar fısıldıyor kulaklarımıza:
”haramilerin saltanatını yıkacağız
bekle o günler gelsin gelsin istanbul
sen bize layıksın biz de sana istanbul
istanbul
boşuna çekilmedi bunca acılar
büyük ve sakin süleymaniye'nle bekle
parklarınla köprülerinle meydanlarınla
bekle bizi istanbul"
Evet... Finale yaklaşıyoruz, Türkali’nin pek sonraları yazacağı “Güven”ine dair sinyalleri verdiği son sayfaları geçip. Finalimiz tabii ki bir “başucu kitabı”nın olmazsa olmazı gerçekleştiriyor ve beklenmedik bir anda şaşırtıyor bizi...
Fazla söyleyecek sözümüz yok. Yediyüz sayfalık emeği deşifre edecek kadar küstah değiliz. Ama, okumanızı isteyecek kadar da cüretkarız: Okuyun! İyi bir kitap okuyacağınızı bilerek... Pişman olmayacağınızı bilerek...
(bkz: copy-paste değil alınteri!
sinema kökenli vedat türkalinin akıcılığını teknik olarak senaristliğinden aldığı kitabı.vedat türkali serisini okuyalı yıllar oldu ama pek hazzetmedim.nedense hep tkp kökenli eski tüfeklerin sürekli iç çatışmalara yer veren ancak asla derin olamayan halini, kendi hayatlarındaki gibi kurguyla kurtarma arayışını sığ bulurum.
aciklidir ama Kemalettin Tugcu gibi degil,birakmak istersin birakamazsin- aslinda cunku istemezsin...kac oglum kac..kos arkana bakmadan diyesim geliyodu benim okurken..oy oy...