toplam 45 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | asya36 |
| tuttum | gitsin efendim |
| tuttum | nari nar |
| tuttum | zinedine |
| tuttum | mississippi burning |
| tuttum | kafeinn |
| tuttum | hayatinortasinda |
| tuttum | safranlekesi |
| tuttum | humulus lupus |
| tuttum | brecht21 |
| tuttum | Lapsus calami |
| tuttum | exileangel |
| tuttum | straji |
| tuttum | apate |
| tuttum | mewsimsizkar |
| tuttum | esopea |
| tuttum | yskmeyve |
| tuttum | kremtluin |
| tuttum | akintiyakurek |
| tuttum | ligea |
~29 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
İNCİR
ne yaprakları hatırlıyor ne güneşi
ne de düşmüş dalından
balı içinde kurumuş bir heves gibi
duruyor yerinde geçen sonbahardan.
B.K- Ba
...darmadağınım.
darmadağğğnıııımmmm ve
hepsi burada; aprın çor tigin
haşim, kadı burhaneddin
hepsi burada, kör, topal, haşin
bağğğğrrrrıyorlar:
bırak soğusun,
bırrrak soğusssuuun
bırak soğusun parçaların
tekrar bitiştiğinde
başka bir şey olacaksın...
O günden sonra
kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için.
Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
Kıvrılıp giden dalgın bir yol,
yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne,
yosunlu bir halat gibi durdum.
B.Keskin
Saf Sabır
Ben, birlikte kıyıya sürüklediğimiz kayıktan
saflığımı ve sabrımı aldım tek
kalanları kumsala göm sen de
yaz boyunca
nasılsa her keder eksilir
kendini doldurarak
sardunyalarla konuşarak çoğalttım
aramızdaki ayrılığı
sayarak çoğalttığım günleri tamamladım
kirpiklerimin arasına çektiğim tülde
yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor
oysa kimse yokmuş dışarda
içim dışıma vuruyor
sardunyalara su vermekle unutamadığımız
şeymiş aşk:
alnından bir günaydın gibi düşürdüğüm sabah,
sağ yanımda unuttuğun keder.
(Cinayet Kışı+ İki Mektup’tan)
PENGUEN 2
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
Birhan Keskin
unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
dünya yordu bizi.
benim de söyleyemediklerim var.
hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
uzun bir yolu geliyoruz seninle,
...yolu, geldikçe anlıyorum ki,
biz, bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.
kapı
geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden,
ama nereye geçersin benden ben bilemem.
dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında,
dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.
dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal,
şu ağaçlar gibi kederli.
açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm
gelenler kadar gidenleri de,
hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde,
hani bahçe?
Kapı
biri gelse.. biri görse.. biri gelmişti.. açmıştı.. durmuştu..
duruyor hala bende.
kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kim
kıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut?
en çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi,
çok istedimdi.
bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki,
sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye
gıcırdandım takatsız.
gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu!
biri gelse, biri görse, şimdi,
rüzgar sallıyor beni...
Mektup
Sevgilim, sen bunu aldığında
-ki mektup denemez buna-
umarım bağışlarsın beni:
yazamadığım mektuplarda biriktirdim kederimi.
Sevgilim İstanbul’da yaz bitiyor,
bu güze gecelerinde ben, sardunyaların arasında
senin getirdiğin mumları yakıyorum.
Bir fotoğrafa bakıp "deniz" diyorum:
Ne kadar dingin, nasıl sonsuz, olduğu yerde.
Sevgilim beni bağışla,
sana mektup yazamıyorum.
Yüzümün bir yarısı acı çekiyor,
mavi
bir fotoğrafta, kızıl bir ufuk
biriktiriyor kış için
öteki yarısı
coşkuyla ilgili değil elbet hayatım.
Sevgilim seni bilmemenin kederli gölgesi altındayım.
Deniz "öylece" duruyor, orada, yazda.
Hayat öylesine caydırıcı ki, korkuyorum
Sevgilim...bu dünyayı ben uydurdum
desem, sonrasını diyemiyorum.
Sevgilim, günün belli saatlerinde seni unutmayı deniyorum.
Sen bunu aldığında
-ki mektup denemez buna-
umarım bağışlarsın kederimi, haylazlığımı,
umutsuzluğumu, dalgınlığımı; yani
benden geçtiğinde anlamı sarsılan ne varsa...
Umarım her şey olacağına varıyor der,
ve kabullenirsin
kum nasıl çizmişse incecik bir camı.
MİLONGA..
Ilık süt gibiydin
Sen , uf uff..
Benim ağzımda bir zehir vardı ,
Beni bu dünyaya ağzımda ,
Hoh ,
Bu zehirle bıraktığında
Ben senin kötü olduğunu ,
Senin kötü olduğunu
Anlamamak için ,
Çok çalıştım..
Benim seninle ilgili
Bildim her şey bir
Yalandı. Buna çalıştım..
Tersinden bir adaletsizliği
Anlamam gerekti benim ,
Ve ben
Hoh ,
Ben bunun için bir Afrikalı gibi çalıştım..
Ilık süt gibi ,
Ilık süt gibi olduğun ,
Hooohhh ,
Benim uydurmamdı..
Jospi
bütün günüme bütün güneş düşse ne olur,
ne yazar üstümden bulut bütün yürüse
bir tutmuyor beni, ayrılıyorum ikiye.
sakladıklarımı görmene gerek yok jospi.
bazılarımız durdukları yerde öldüğünü söylüyor.
(dünya boktan, sen tamsın, kurduğun cümle eksik)
bazılarımızda eski yıpranmış bir hatırayı
korumak için apışıp kalmış bir çatı.
(sanki eline alsan, yapacaksın gibi.)
bu dünyada insan dediğin ikiye ayrılır jospi
bir: ayrılıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi
davranan medeniler; bir: atlarına davranan
barbarlar. onlar atlarını çöle, topuğunu dikene sürerler.
bilesin, Sultan Sazlığı'ında boynu eğri bir kuşun
ince boynuna yediği kurşun gibi hainiz hepimiz.
şehirlerimizde bizim birbirimize verdiğimiz sözler jospi,
ohooooooo...
yalan dünya, pıtraklı memleket!
bu dünyada insan dediğin ikiye ayrılır jospi.
B.Keskin (Soğuk Kazı)
"seni kırdığım yerden beni de kırdılar.
ben hiçbir cümleye ağlayamam artık seni."
henüz keşfettiğim ve çok sevdiğim şair.okuduğum ilk şiirini yazmak istiyorum.
...
sözde kalır sevgilim
sözde kalır bütün sözler
aşk çünkü, aşk çünkü kendine
bir yol, bir ideoloji ister.
bilirim, çöl rüzgarında çalıdır bazı yaşlar.
sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde
bir tarihe başlayacaksın, orası işte
benim tarihimle başlar.
ve say, geriye doğru,
tek tek
sende kalsın şimdi al bu taşlar...
Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan...
Beklemeyene: Dilegelen bir dünya.
Vahiy gibi, en çok ona benziyor.
Baharın karnını öptüğüm rüya.
O yüzden "ayak"landım, yukarı ağdım.
Sana vardığımda ağlamam bundan...
Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
Dünyayı dolduran sözü olduran o.
Ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek:
O en "bir" ve "tam" olana yürümek.
Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun ca'nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak...
sen güzel insansın
herkes biliyor bunu
yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun
-saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum
utanma! ayıp değil ki bu
bak ben utanıyor muyum?
kanayana kadar dizlerim, misket oynarken
hem, unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara
-B.K
penguen
benimde icimde saklı tuttugum
buzlu kıyılar,cıglık hatıraları
bende senin kadar kackınım ve yaralı
Birhan Keskin Tükiye de ne yazıkki fazla tanınmayan bir şairimzdir. Böyle güzel ve anlamlı şiir yazan insanlara ihtiyacımız var.Birhan Keskini şiir severlere önermeliyiz. Bu ara da Y'ol kitabı okunmalı.
Örümcek
Terliymiş mavi gök, bıkkınmış akşamüstü balkon yorgunmuş, yel söylenecekmiş. Hariçmiş badem dünyadan, sardunya daha şımaracakmış. Kerem edecekmiş taş, mayalanacakmış çöl, düze çıkacakmış çukur. Hah hah ha... Sağ sağrımda aşk tozu birikiyor gamzemde lirik hatıra.
Karnımın üstündeki çiyden duyuyorum dünyayı Her ayağım bir başka yöne işaret ediyor.
Durmadan değişiyormuş dünya Örümcek bağlıyormuş hatıra...
Ruhumdaki sarkaç bir atıyor beni cesaretin beyaz atına, bir çekiyor içeri ağulu korkuya. (Ben üretmişim kuşkuyu, benim ipliğimmiş korku! hah.)
Örümcek bağlıyormuş hatıra hah hah ha.
İpim indirsene beni dünyaya ha.
öteki
ama siz yükseleceksiniz hep bembeyaz,
onlar aşağıda siyah kalacak!
sizin başınız bulutlarda dursun onlar balçıkta bacak!
siz tatlı rüyalarınızı görün, onlar terleyip sıçrayacak!
kavunun kabuğuna bıçağı indirin siz, onlar kaçışacak.
genişleyin siz merkezde onlar kenarda daralacak!
onlar seyrek bir fotoğrafta uzağa bakanlar.
onlar bir ömür taşlara su tutanlar.
onlar bir hatırada donmuş duranlar.
onlar bu dünyada yanmış da külde uyuyanlar.
siz nasıl da menekşe gözlüsünüz onlarsa hep aç gözlü!
ah siz ölümsüzsünüz dünya üstünde, onlar ölümlü.
ve siz nasıl da güzel kokuyorsunuz, insanın hası
onlar kenarda kirliler; onlar atık, onlar şaşı.
ah siz nasıl da "siz" siniz buram buram, onlar avam.
bu cahilin, yoksulun barbarın ışık neyine, onlar ziyan!
siz "it was very amazing" derken "and fun"
onlar özür dileyenlerdi ağacın ruhundan.
balkonunuz çok yüksek sizin baş döndürüyor.
dünya pek alçak bir yer olacak yakında öyle görünüyor.