kült bilimkurgu filmlerindendir ..insanlığın tanrı olma çabası; düşünen makineleri ,cyborgları yaratıp ben yarattım havasına girip eden bulur dedirten ,çocukluğumda izleyip son senelerde tekrar tekrar izlediğim kaliteli bir filmdir..bilincin varsa insanca yaşamak yaşatmak için kullan..dünya kimseye kalmaz !senin neyine tanrı olmaya çalışmak be ademoğlu!evrenin sıçtığı bokuz bizde(?!)
cyber punk ın babası
Vangelis... Arızadır, zihinsel ve duygusal arızadır. Çok iyi dinlenilirse bir kaç kez.........
oyunu hala arşivimin baş köşesinde yer alır... ne zevkliydi be, üşenmesem yine oynarım da üşeniyom...
bi' de road runner var
ki
çok severiz kendisini
en iyi bilim kurgu filmlerinden bi tanesini anlamamla beraber harri amcanın bu filmde ne işi var diye düşünmüştüm ridley scoot çok iyi bir iş çıkarmış 1982 yılı ve geleceği işleyen bir film şimdiki bilim kurgulara bakıyorum konudan o kadar kopuklar ki ve bir o kadarda saçma buluyorum filmin içinde bir alt kültürün yaşamı geleceğin karmaşıklığı robotların dünyası yok yok yok diyorum bilim kurgu seviyorum diyorsanız izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınızdır
distopik filmlerin en iyi temsilcilerinden biri. 82 yapımı olmasına rağmen görüntüleri zamanının cok ilerisindedir.
evet efendim şimdi decart replikant mıdır değilmidir bu konuya bi el atalım
-filmin başında yakalanması gereken 6 replikanttan bahsedilir ama 5 replikant yakalanmıştır 6. replikant decarttır
-bryntın filimin sonlarına doğru dekarda rachel için yaşayamıyacak olması ne kadar yazık! hem hangimiz yaşıyoruz ki demesi
-bryntın decartın kapısına kağıttan unicorn koyması(decart unicornu rüyasında görüyodu ve replikantların anıları onlara yüklenmiş görüntülerdi)
-rachelin testi hiç kendine uygulayıp uygulamadığını sorması
-roy decartı öldürebilecekken onu öldürmemesini de kendi türünden birinin öldürmemesi olarak yorumlayabiliriz
gerçek bi film noir, muhteşem replikler, ve insan doğasının gerçeği arayışı karşısındaki çaresizliği. bir başyapıt
çok güzel film
97 mi neydi oynadığım ilk macera oyunlarındandır grafikler o zamana göre süperdi. filmini bi türlü seyredemedim
Ben şu an yorum yazarken hem filmin müziklerini dinliyorum , hemde filmi tekrar yaşıyorum. Gerçekten gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu filmlerinden biri. Ben bu filmi ilk izlediğimde(1990 yılıydı) filmin havası beni sarmamıştı. Ancak sonra büyüdükçe filmdeki gizemli karanlık atmosferi , müzikleri beni çekmeye başladı. Ve en sonra bu film gerçekten çok iyi bir film olduğunu anladım. Şimdi filmi hergün izlesem sıkılmam. İzlemeyenlere tavsiyem soğuk bir kış gününün sonunda , akşam güneş hafif batarken kafanız sakin olduğu vakitte , çayınızı yudumlarken seyredin . İşte o zaman filmin zevkine kat kat varacaksınız. Bu filmin 1982 yılında yapıldığınıda düşünürseniz görsel efektlerinde o zamana göre çok etkileyici olduğunu söyleyebiliriz. Ne yazık ki artık böyle filmler yapılmıyor. Bu filmin kıymeti bilinmeli.
Film ilk gösterildiğinde beğenilmemiş ve 10 yıl sonra director's cut çıktığında seyirciden beğeni almış. İlkinde Harrison Ford izleyiciye direk seslenerek tüm film boyunca konuşuyordu. Beğenilmeme sebeplerinden biriymiş bu. 28 milyon dolar harcanıp fiyaskoyla sonuçlanması kötü tabii ki. Hele ki Ridley Scott bu parayı Alien başarısından sonra bulduğu için başarısızlık kötü olmalı.
Öngörüleri açısından Metropolis ile benzerlikler gösteriyor. Tavsiye...
ghost in the shell e de esin kaynaklığı yapmış muazzam eser ta o zamanlardan görülesi efekler atmosfer en önemlisi de kitapta filmde "insan nedir" sorusu ile yüzleştirir kişiyi iyi de eder.
birde ghost in the shell var konu ile alakalı
etiketi yapıştırılasıdır...
harrison ford
deckard ın esasında replicant olduğu,( bakınız directors cut daki unicorn sahneleri), gelmiş geçmiş en iyi kurgu bilm filmlerinden biri. atmosferi inanılmaz, cyber punk ortamının hakim olduğu harika bir soundtracke sahip bkz: vangelis) başyapıt.
bunun birde adventure tarzı bilgisayar oyunu vardı (ki oyun birden fazla farklı sonla bitiyor, oyundaki her haraketiniz oyunun akışına doğrudan etki ettiği için).
Filmin sinemada oynayan ilk versiyonu her nedense Deckard'in android olup olmadigini yaterince irdelemez ve bir holiwud mutlu sonu getirir, adam kadinla mutlu olur falan filan... film o hali ile bile cok guzeldir. yeni remastered versiyonunda scott amca son sahneyi cikarip deckard'in da aslinda nexus 6 oldugunu ima eden sahneler koymustur.
aslinda ilk halinde de filmin yeterince bu gondermeler vardir, deckard'a ilk rastladigimizda bir fast food'cunun onunde yemek yemektedir, film boyunca da hic kendi gecmisini hatirlamaz yada bir gun once yasadigina dair bir ifade yoktur.
Sadede gelmek gerekirse, zilyon tane politik gondermesi ile, atmosferi ile( yagmuruydu gecesiydi hedesiydi hodosuydu), muzigi ile cok guzeldir, tadindan yenmezdir...
Yıllar sonra Scott, Deckard'ın da replicant (android) oldugunu ima etmiş, H.Ford'dan tepki almıştır, ki filmin en önemli numaralarından biriside budur heralde. Zamanının ötesinde bir film oldugundan dolayıdır ki, değeri yıllar sonra anlaşılmıştır, gelmiş geçmiş en iyi technoir dir.