toplam 65 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | smeagoll |
| tuttum | kocagotluhatun |
| tuttum | compostela |
| tuttum | musicofly |
| tuttum | fantasticvolk |
| tuttum | donotdisturbme |
| tuttum | 21tepe |
| tuttum | Ench |
| tuttum | bartender |
| tuttum | gdenizg |
| tuttum | okinowa |
| tuttum | any colour |
| tuttum | irmikismo |
| tuttum | eshu |
| tuttum | criticalvirus |
| tuttum | menhatton |
| tuttum | Nihat Karadeniz |
| tuttum | Thriceholy84 |
| tuttum | mego |
| tuttum | FanOfDannyCarey |
~36 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
kendimi durduramıyorum buda gelir buda geçer demek istiyorum. kimse dememiş lan:/
buddha, aydınlanmış olan demek. herhangi biri "aydınlanabilirse" o halde, ona da "buddha" denecek, bu sıfattan mahrum bırakılmayacaktır.
aydınlanmak için yapmamız gerekenler ise ortalama bir palmiye bulup altına oturmak, elimizdeki pirinç tanesiyle doymaya çalışmak, bir ayın sonunda oradan kalkıp, dosta eşrafa "ben aydınlandım buddha oldum" demek değildir. böyle bir durum zamandan ve mekandan bağımsız olarak "hassiktir" cevabıyla karşılaşacak, kendi kendine aydınlanan yalçın küçük estetiği her durumda eşit çirkinlikte olmayı başarabilecektir. nitekim durumun böyle anlatılması da, bir şekilde vakıf olunan hikayelerin tepkisel indirgemecilik (straw man) ile olabilecek en karikatürize düzeye indirgenerek komikleştirilmesinden ibarettir. böyle bir karikatürizasyon ise, komik olmasına karşın gerçeklere geçtiği anlamamazlık teğeti ile sabittir.
buddha, kendisine "buddha" dememiştir. buddha'yı dinleyen, onu anlayan, onunla tartışmaya giren insanlar, tartışmalar sonucunda kendisine bu yaftayı yapıştırmışlar, yaşamı ve davranışları ile de buddha'dan az bir sıfat söyleyememişlerdir. dolayısıyla buddha önce bir "idea"dır, metalaşmış analitik davranış yekünleri ve egosantrik çıktılar değil.
peki bunca insan şapşal mıdır da buddha'ya buddha demiş, siddartha'ya böyle bir sıfatı nail görmüştür? sorunun cevabı hikayededir.
oturup hepsini anlatmanın manasızlığı yanında, basitçe izah edeceğim, buddha'nın hikayesinin ağaç altında başladığı doğrudur velakin buddha ağaç altında dururken çorumlu leblebi ustası esnekliğinde "ne yapsam da voliyi vursam" dememiş, düşünmüştür. meditasyon buna dalalet etmektedir zira meditasyon en nihayetinde iki an arasındaki şimdiye konsantrasyon durumu ise, beri yanında şu anı kapsayan düşünceleri düzenli bir şekilde anlamayı ve idrak etmeyi de gerektirir. buddha'nın idrak ettiği ise, "nirvana" durumudur.
içinde meditasyon ve nirvana kelimesi geçen her şeyin gerçeküstü olmasına alıştık, ancak bahsettiğimiz zamanlarda -yani bundan 2506 sene önce- bunlar şimdikinden çok farklı manalar teşkil etmektedir. meditasyon bir düşünce ve konsantrasyon durumu, nirvana ise her şeyin "farkına varmaktır", total farkındalık durumudur. herkesin farkındalık geçirdiği popüler kültür için şaşırtıcı bir bilgi, bunun metafizik bir yönü bulunmamaktadır. izah edelim, buddha der ki, insan evvela gerçeği kabul etmelidir. çünkü insan ancak bu evrende bilinebilecek olanları bilir ve ancak bunları bilirse bu evrenle uyumlu hareket edebilir. kendisi de evrenin bir parçası olan insanın evrenle uyumsuz hareketleri ise "kötü" olarak adlandırılan olguları yaratır. olabilecek mutlak gerçekliğe erişmek ise "nirvana"ya ulaşmaktır.
birinci gerçek bir ızdırabın varolduğudur. doğum acıdır, büyümek acıdır, ölüm acıdır, hüzün acıdır. acı ise varoluşsaldır. bundan varolmak, acıdır. zira varolanın varolma pozisyonu geçici, varolmuşluk ise kalıcıdır. tepkisel indirgeyelim, insan olmak, şempanze olmak, ot olmak, kaya olmak geçici, fakat olma durumu kalıcıdır. bir olma durumu içerisinde sıkışmış herhangi bir meta, o olma durumunun etkileri ve tepkileri ile bağlı, onunla da sınırlıdır. sınırlılığı onu eksik yapar, eksiklik ise acılarının kaynağıdır. o halde acı kalıcı, oluş geçici, olma sabittir.
acı mutlak ise soru gene basitçe şudur "lan taş acı çeker mi?" basit gerçek, herhangi bir varolanın varolmak ile mutlak bir pozisyonu bulunmamaktadır. herhangi bir varoluş bir zaman ve mekan kapsadığından ancak bu anı kapsar ve bir dahaki an "değişir". şaşırtıcı ama buddha temel diyalektiği kavramış, bir mutlakiyet pozisyonunun varolmadığını idrak etmiştir. bu halde, varolan herhangi bir şey bir başka hale dönüşecek bu döngü içerisinde bir halden diğer hale geçecektir. oluş özü itibariyle bir süreçtir, bir pozisyondan ibarettir. diğer bir an, bu pozisyon değişir ve başka bir oluş haline geçeriz. "değişmeyen tek şey değişimdir" özlü sözünü buradan alıyor "her şey değişir" lanetine hemen geçiyor ve şuraya varıyoruz, varolan her şey bir andan diğer ana geçiyorsa der buddha, o zaman varolan her şey, varolmuşluk kavramsal ortaklığından başka bir şeyde de ortaktır, metasal paydaştır. yani diyor buddha, "dün ottunuz, otu inek yedi inek oldunuz, inek'in sütünü içtiniz, süt siz oldu, siz öldünüz, toprağa karıştınız, mineral oldunuz, kaya oldunuz, kayaydınız rüzgar sizi aşındırdı, mineral olarak gene dağıldınız, bir bitkinin kökü sizi emdi, gene ot oldunuz" o halde, varolan herşey, sonsuz zamanda bir halden diğerine dönüşebilecek, acı çekebilir bir hale gelecek, acı çekebilir bir hale gelen her şey de mutlaka acı çekecektir. işin dehaya dalelet eden tarafı, buddha'nın bu aksiyomatik mantığını ileri götürerek bütün varolanların en küçük parçasal düzeyde eşit olduğunu, dolayısıyla her şeyin birbirinin aynı şeylerden oluşmuş, bir zaman ve mekanda farklı dizilmiş o parçacıklar olduğunu keşfetmesidir. doğrulayan ise modern fizik olmuştur. (bkz: samsara)
bu zaman durup buddha sorar, acı nereden doğar? acı varolan herhangi bir canlı varlığın bedeninden doğar. beden acır, bedenin ihtiyaçları karşılanmadığı zaman ızdırap duyulur, bunlar yetmezmiş gibi acı "ego"dan doğar. ego nedir? bendir. peki ben nedir? bir halt değildir. ben şu an varolan bir bileşkedir. geçicidir, hercaidir, mutlak bir şekilde tanımlanması mümkün değildir. buddha der ki "kolunuz siz değilsiniz, başınız siz değilsiniz, düşündükleriniz siz değilsiniz, sizi oluşturan hiç bir şey siz değil ve sizin tamamınız da siz değilsiniz çünkü o da sürekli değişiyor ve bir halden diğer hale geçiyor, o zaman gerçekte ben bir yanılsamadır" ancak ben yanılsaması güçlüdür, benlik bilinci, insanı hareket ettirir, istek uyandırır, yaşamda tutar.
buddha da der ki, yaşamak için gerekenler dışında yapılan her şey egonun ihtiraslarından doğar. eğer hiç bir zaman ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamayacaksanız, her zaman ızdırap çekersiniz. ızdırap çekmemenin yolu, istememektir. bedeni ve dünyevi isteklerden vazgeçmektir. belki, istekleriniz doğrultusunda yaşarken mutlu olabilirsiniz ancak gene istekleriniz dolayısıyla, istekleriniz yüzüdnen yaşam nedeniyle mutlaka acı çekeceksiniz. o halde gerçek bir mutluluk asla tadamayacak, sürekli savrulacaksınız. o zaman aslolan mutluluk değil, huzurdur, huzur da ancak her şeyin elini eteğini çekmek, istememek, ihtiras duymamak, tutkuları atmak ile mümkündür. tam da bundan buddha hiç bir şeye "iyi" veya "kötü" demez, her şey olgudur, varolan, varoluş bağları içerisinde, zorunlu olarak ve yalnız yapabileceğini yaptığı için, yaptığı hiç bir şey de mutlak bir şekilde ve her şeye bir zarar veremeyeceğinden "kötü" bir şey yapamaz. iyi bir şey yapması da mümkün değildir. yargılama hakkı da kimsede bulunmamakta, olan olduğu gibi oluşunu gerçekleştirmektedir. bu oluş sırasında eğer doğru ve evrenle uyumlu hareket ederse huzur bulur, etmezse acı çeker. karma da budur. yani güçlü ben bilinci, eğer kontrol edilmezse yalnız kendisine zarar verebilir. o halde ben bilinci dizginlenmeli, bensizlik durumuna geçilmelidir.
bu da, "hareketsizlik" ile mümkündür. budistler bu sebeple, düzüşmezler. çünkü düzüşmek, tatlıdır. ihtiraslıdır. mutlu eder. ancak bu mutluluk insanın içine işler, bir daha isterler ve bulamadıklarında bu sefer acı çekerler. iç huzurları sarsılır. sarsılan iç huzurlarına kavuşmak için düzüşebilecekleri bir hayata geçiş yaparlar o zaman da gene acı düzleminde yaşamaya devam ederler. nasıl bu böyledir, budistler dünyevi zevklere karşı kayıtsızlıkla bir davranışsızlık pozisyonu yaratırlar. bir davranışınız sizi ve bütün herkesi nasıl etkileyeceğini bilemiyorsanız, varoluş noktasında eşit olduğunuz insanları ve varlıklara zarar verebilecek herhangi bir davranış yapmaktan korkarsınız, davranışsızlığınız dahi bir zarar veriyorsa, o zaman davranışsızlığınız zarar veremeyeceği münzevi bir hayata geçiş yaparsınız. bir kere varolan bir şey, gene de evreni ve içinde olanları etkilemekten kurtulamayacaktır (tam olarak f= g.(m1.m2/r2) şiddetinde) ancak yakın bir illiyet bağı ile etkilemekten kurtulunabilir. (benzer görüşler için bkz: incil ve genel olarak doğu felsefesi ile doğu felsefesinin etkilediği batı felsefesi. kısaca, genel olarak her şey)
budistler münzevi hayatlarında oturup da bütün gün meditasyon pozisyonunda durmaz, bunları anlamaya ahdederler. şaşırtıcı olan budistlerin bunları anlaması için oxford üniversitesi fizik bölümü ile modern bilimlerle uğraşmalarının da tatmin edici olabileceğidir fakat böyle bir hayata girdiklerinde bu hayatın parçası olabileceklerini bilen budistler bundan korkarlar. bir de tabi, yüzlerce yıl süren gelenek ve onun dinleştirdiği budizmin etkileri vardır ki, bu tipte bir durumun etkisini de herhangi bir insanın ortadan kaldırması kolay değildir ve bu hal herhalde, elinde internet olan birinin "bunlar hiç bir şey yapmıyorlar lan" nobranlığı içerisinde cehalet kalkanı arkasında budizm eleştirisi yapmasından daha iyidir.
yine de buddha, kendilerini de dışarıda bırakmamış, herkes olabileceğini olur ve herkes ancak kendisini feneri olur diyerek, olan her şeyin, oluşuyla bağlı olduğunu muştalamış, öyle oluşu kabul ederek bağrına basmıştır. tam da bundan, aydınlıktır.
gerçekten çok eğlenceli .2 haftada bir gitmessem olmaz.deşarj oluyorum.ohhhhhhhhhhh ohhhhhhhhhhh
kızlara beleş olan mekan:)
bir de yıllardır aynı şarkıları çalıyorlar otomatiğe bağlanıyo insan
ama severiz güzel anılarımız olmuştur gel zaman git zaman:P
sadece jenny was a friend of mine dinlemek için haftada bir gece 1-2 saatliğine gidilen mekan
skunk anansie ve guano apes seviyosanız salı akşamları mayfly diyorum.süperlerdi bu akşam yine ya =)
matmazel i dinlemeye gitcem bu akşam hadi hep beraber eller havayaaaa:)
benim dedigim adam red hot chili pepers ın solisti zannedio heralde kendini biraz benzio da :D ordan cıkarıo ekmegni
o ye a ye olrayt olrayt var bide jack daniels ın vokalisti adam hormonlu morisson :)
bu arada geldigini soyleyen kızları orda hic gormedim hep erkek var yakında orası rockkahvehanesi olur gruplarda cay daatır 52 verir :)