1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

bukowski en kısa andır mucize alıntılar beni tanımlar diyenler

toplam 16 kişi bulundu. 16 adedi gösteriliyor.

bukowski en kısa andır mucize alıntılar hakkında bukowski en kısa andır mucize alıntılar

~15 ahkam var.

    "karanlık boştur;
    kahramanlarımızın çoğu
    yanılmışlar"

    svalbard   30 Aralık 2009 02:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    @phelan yazdığını başka bir zaman yeniden oku..

    ufopilotu   28 Ekim 2008 23:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Okur kaygısı olmayan sade dille yazılan yazılara bu yöntemi benimseyen yazarlara bayılıyorum.Bukowski iyidir.Onun ayyaşlığı belki de hayatın anlamı.

    purplethe   28 Ekim 2008 23:08   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben de bukowski okuyorum ben de gustav jung okuyorum, ben de kültürlüyüm...

    :P

    ufopilotu   28 Ekim 2008 22:30   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Kafam Kıyak

    en bağlayıcı emek
    kutsanmış bir bayrak altında
    iki yakanı bir araya getirmeye
    çalışmaktır.
    başkalarıyla
    niyet benzerliği
    aptalı
    kaşiften ayırır.

    bunu herhangi bir
    bilardo salonunda,
    hipodromda,
    barda, üniversitede
    ya da kodeste öğrenebilirsin.

    insanklar yağmurdan kaçar
    ama su dolu küvetlerde
    otururlar.

    milyonlarca insanın
    hidrojen bombasından korkması
    epey kasvetli
    ancak
    zaten yaşamıyorlar ki.

    yine de para kazanmaya
    kadın kapmaya
    mantıklı davranmaya çalışmayı
    bırakmıyorlar.

    ve sonunda Büyük Barmen
    olanca beyazlığı ve saflığı
    gücü kuvveti ve gizemiyle öne eğilip
    yeterince içtin, der,
    tam da keyif almaya başladığında

    haymatlosss   28 Ekim 2008 22:26   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Etki Ve Tepki
    En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
    sırf uzaklaşmak için,
    ve geride kalanlar
    birinin onlardan
    uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
    bir türlü tam olarak anlayamazlar.

    Charles Bukowski

    Ah Suula Hanim   31 Ağustos 2008 20:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    muhallebi çocukları

    perşembe öğleden sonra,
    Hollywood Sahili,
    saat üçü on bir geçiyor,
    başarılı adamların
    bisikletle gezinen oğullarıyla dolu
    bir dünya.

    bunları kurtarmak için
    öldü kimi ordular,
    çoğu kadının arzuladığı da
    bunlar: pedal çevirip
    arada sırada
    rüzgâr sıkıntı görmemiş
    yüzlerini okşarken
    bisiklet üzerinde muhabbet
    etmek için mola veren
    bu doldurulmuş
    hiçlikler.

    çok azını anlıyorum bu işin
    ama ordular yanlış insanları öldürmüş
    olabilir,
    ama genellikle yaparlar bunu:
    düşmanın yönlendirildikleri
    insanlar olduklarını düşünürler,
    oysa yönlendirenlerdir:
    muhallebi çocuklarının babaları.

    Bestloser   25 Şubat 2008 04:36   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Sonuç

    odası küçük ama temizdi ve karaya oturmuş
    bir foku andırıyordu yatağında ziyaretine
    gittiğimde, mahcubiyet verici bir durumdu, ne
    diyeceğini bilemiyordu insan;
    iyi tanımıyordum onu aslında,
    kitaplarından sadece,
    ve uyuşturuyorlardı onu
    ameliyat ediyorlardı sürekli, parça parça
    kesiyorlardı,
    ama gerçek bir yazara yakışır bir biçimde
    bana bir sonraki romanından söz etti Fante.

    kör ve defalarca kesilmiş olmasına rağmen
    karısına bir roman dikte etmişti bile,
    iyi bir roman, yayınlanmıştı
    ve şimdi yeni bir romandan söz ediyordu,
    ama biliyordum fazla dayanmayacağını
    hemşireler de biliyordu,
    herkes biliyordu,
    ama yine de yeni romanından
    söz etti bana.
    konusu olağandışıydı,
    çok beğendiğimi söyledim,
    birkaç kez daha gittim ziyaretine,
    sonra bir akşam karısı telefon edip
    gittiğini söyledi...

    ziyan yok, John, o son romanı
    kimse yazmadı henüz.

    Bestloser   25 Şubat 2008 04:30   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    evet, evet

    yalnız kalmaktan daha kötü
    şeyler de vardır hayatta
    ama genellikle
    bir ömür alır bunun
    farkına varmak
    o zaman da
    çok geçtir
    ve çok geçten
    daha kötü
    bir şey yoktur
    hayatta.

    Bestloser   25 Şubat 2008 04:22   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    duvarlar

    bir süre barlara takılıp
    içtikten sonra
    şişman bir hatunla
    odana döner
    iş bitirir
    ve sabah uyandığında
    cüzdanının bir kez
    daha gittiğini keşfedersin

    iş yok
    yemek yok
    kira parası yok

    akşamdan kalmalık ve
    sıvası dökülmüş karanlık duvarlar sadece

    bir süre barlara takıldıktan sonra
    ön cebinde taşımaya başlarsın
    cüzdanını,
    sustalı taşırsın,
    banknotların çoğunu
    ayakkabına koyarsın,

    paraya ihtiyacın olduğunda
    helaya gidip ayakkabından bir kısmını alırsın.

    o kadar içine işler ki
    odana yalnız gittiğinde
    bile
    farkında olmadan cüzdanını
    ve paranı bir yere gizler
    uyandığında da
    saatlerini harcarsın
    bulmak için...

    o kadar içine işler ki
    güvendiğin
    birlikte yaşadığın kadınla içerken bile
    sabah uyandığında, "hassiktir! cüzdanımı
    bulamıyorum!" dersin.

    "buralarda bir yerdedir," der
    kadının, "bir yere sakladın
    yine."

    ve birkaç saat sonra
    bulursun.

    eskiden tuhaf şeyler gelirdi
    başına;
    bir keresinde bazı kitapları
    iade etmek için kütüphaneye gitmiş ve
    kitapları kaldırmak üzereyken
    kütüphaneciyi durdurmuştun:
    "bir dakika lütfen..."
    (yeşil bir uç görmüştün sayfaların arasında)
    ve kitabı açıp içinden
    üç yirmilikle bir onluk
    çekmiştin.

    bir başka sefer
    Teksas'ta bir pansiyon odasında
    kafayı feci çektiğin bir gecenin sabahında
    cüzdanını bulmuş ama paranı
    bulamamıştın.

    kirayı ödemen gerekiyordu
    ve ev sahibesine paranı
    bir yerlerde düşürdüğünü
    söylemiştin...

    sokaklarda hüzünlü bir yürüyüşten sonra
    döndüğünde
    ev sahibesi karşılamıştı seni

    elinde bir avuç yeşil banknot vardı
    ve şöyle demişti:
    "Bay Chinaski, odanızı elektrik süpürgesiyle
    temizliyordum, makine halının köşesinde
    bir çıkıntıya takıldı, halıyı çektiğimde
    paraları buldum..."

    dürüst ve sevimli bir kadın.

    Allahtan, daha sonra, dürüst ve
    sevimli kadınların arkası geldi,
    hatta bazıları cüzdanıma
    para bile koydular,
    yani birkaç yüz dolarımı çaldılar
    diye kadınlara düşman kesilmedim,
    ama sokaklarda karşınıza çıkan
    o koca götlü kaltaklara
    doğrusu güvenim yok
    çünkü suçların en büyüğü,
    en acımasızı,
    yoksulun yoksulu soymasıdır kanımca,
    bütün gece birlikte içip, konuşup,
    gülüp, seviştikten sonra
    birinin diğerini
    yabancı bir kentte
    sıvası dökülmüş karanlık duvarların arasında
    bir başına
    akşamdan kalma ve beş parasız
    uyanmaya terk etmesi
    bağışlanacak bir şey değil.

    Bestloser   25 Şubat 2008 04:19   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    oyuna devam

    gerçekten bağlantı kurabileceğim
    iki tür adam var dünyada;
    ölüm döşeğinde olan adam ve
    karısı tarafından
    yeni terk edilmiş adam.

    ve daktilo tuşlarının sesine havlayan
    iki köpek dışında
    bütün mahalle uykudayken
    burada oturmuş sarhoş
    şiirleri yazıyorum.

    tanıdığım en iyi adamların
    başları belada iken
    tanıdığım en kötü adamların
    sağlıklı, huzurlu ve
    varlıklı olmaları
    tuhaf, diye geçiriyorum
    içimden,
    üstelik bunlar olağanüstü sıkıcı
    ve kendilerini arkadaşım
    sanıyorlar.

    şu koltuğa oturmuş
    çok fazla sigara içerek
    sarhoş şiirleri yazıyorum,
    hiçbir şeyi anlamıyorum,
    anlamak da istemiyorum.

    bütün istediğim içmek
    ve köpekleri sabaha kadar
    havlatmak için
    tuşları örselemek.

    Bestloser   25 Şubat 2008 04:02   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yirmi dakika sonra
    bahislerimi oynamış olarak
    otopraka inip
    arabama biniyorum.
    pencereleri açıp
    ayakkabılarımı çıkarıyorum.

    sonra arkama park etmiş
    arabanın çıkışımı engellediğini
    fark ediyorum.

    motoru çalıştırıp
    geri vitese takıyor
    ve tamponumu tamponuna dayıyorum.
    el frenini çekmiş
    ama talihim varmış ki vites boşta,
    usulca iterek başka bir arabaya
    yapıştırıyorum onu.
    şimdi öteki araba çıkamayacak.

    o orospu çocuğunu bu hale
    getiren nedir acaba?
    başkalarına hiç mi saygısı
    yok?

    ayakkabılarımı giyiyor
    arabadan iniyor
    ve sol ön lastiğinin
    havasını indiriyorum.

    yeterli değil.
    yedek lastiği var muhtemelen.
    bu sefer de sol arka lastiğini
    indiriyor ve
    arabama binip birkaç manevradan
    sonra çıkıyorum.

    iyi geliyor o otoparktan
    çıkmak.
    ilk düzüşmemden ve
    sonraki düzüşmelerimin
    çoğundan
    daha iyi.

    Bestloser   25 Şubat 2008 03:55   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    yıllardır giderim hipodroma
    ve bu gece Los Alatimos Hipodromu'nda
    6. koşu ile 7. koşunun arasında
    helaya indim
    ve içeri elinde jambonlu sandviçle
    bir adam girdi
    pisuara yanaştı
    sandviçi sol elinde tuttu
    sağ eliyle fermuarını indirdi
    kamışını çıkardı
    ve işemeye başladı
    sonra
    işemeyi bitirip
    kamışını salladı
    sağ eliyle
    fermuarını kapattı
    sonra pisuarın önünde durup
    sandviçinden bir ısırık aldı
    ve ellerini yıkamadan
    dışarı çıktı.

    herkese devamlı hipodromun atlardan
    ibaret olmadığını söyleye söyleye
    dilimde tüy bitti

    Bestloser   25 Şubat 2008 03:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ...
    park ettikten sonra arabadan inip kapıyı kilitliyorum, mükemmel bir gün, sıcak ve rahat, iyi hisediyorum kendimi, hipodromun giriş kapısına doğru yürümeye başlıyorum ve kısa boylu şişman bir tip bana yanaşıp yanı başımda yürümeye başlıyor, nereden çıktığını bilmiyorum.
    "merhaba ," diyor, "nasılsın?"
    "iyi" diyorum.
    "beni hatırladığını sanmıyorum," diyor, "daha önce görüştük, üç- dört kez hatta."
    "olabilir," diyorum, "her gün hipodromdayım."
    "ben ayda iki-üç kez gelirim" diyor.
    "karınla mı?" diye soruyorum.
    "yo, hayır," diyor. "karımı asla getirmem."
    yan yana yürüyoruz ve ben hızımı sürekli arttırıyorum; zorlanıyor bana ayak uydurmakta.

    "ilk koşuda kimi favori görüyorsun?" diye soruyor.
    Yarış Bülteni'ne henüz bakmadığımı söylüyorum.

    "ne tarafta oturursun?" diye soruyor.
    her seferinde farklı bir yere oturduğumu söylüyorum.

    "şu allahın cezası Gilligan," diyor, "hipodromun en kötü jokeyi. Geçen gün bir tomar para kaybettim onun yüzünden, neden yarıştırıyorlar ki onu?"
    Whittingham ile Longden'in onu iyi bulduklarını söylüyorum.
    "tabii, arkadaşlar," diye cevap veriyor. "ben bilirim o Gilligan'ın ne mal olduğunu, duymak ister misin?"
    zahmet etmemesini söylüyorum.
    giriş kapısının önündeki gazete bayilerine yakklaşıyoruz, sola doğru meylediyorum gazete satın alacakmış gibi.
    "sana şans dilerim," deyip topukluyorum.
    şaşıp kalıyor, gözlerinde hayret var; kendilerini sadece birilerinin baş parmağı kıç deliklerindeyken güvende hisseden kimi kadınları çağrıştırıyor bana.
    etrafına bakınıyor, gözüne topallayarak yürüyen kır saçlı bir ihtiyarı kestiriyor, adınlarını hızlandırıp adama yetiştikten sonra onunla konuşmaya başlıyor...

    Bestloser   25 Şubat 2008 03:02   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bir aşk şiiri

    bütün o kadınlar
    bütün o öpüşleri ve
    bütün o farklı sevme
    ve konuşma ve gereksinme
    biçimleri.

    kulakları,
    kulakları var hepsinin
    ve boyunları
    ve elbiseleri
    ve otomobilleri ve eski
    kocaları.

    genellikle
    çok sıcaktır kadınlar,
    içine tereyağı sızmış kızarmış
    ekmeği çağrıştırırlar bana.

    bir bakış vardır
    gözlerde: aldatılmışlardır,
    kandırılmışlardır tam olarak bilemem
    onlar için ne
    yapabileceğimi

    iyi bir
    aşçı,
    iyi bir
    dinleyici sayılırım,
    ama dans etmeyi
    hiç öğrenemedim - daha gerekli
    işlerle meşguldüm.

    ama birbirinden farklı
    yataklarında yatıp
    tavanı seyrederek
    sigara içmek
    keyifliydi çok. ne
    kötü davrandım onlara,
    ne de haksızlık ettim. öğrenciydim
    sadece.

    biliyorum ayakları var
    hepsinin ve ben karanlıkta utangaç
    kalçalarını seyrederken
    yalın ayak dolanırlar. biliyorum, benden
    hoşlanıyorlar, birkaçı
    seviyor hatta,
    ama benim sevdiklerim
    o kadar az ki.

    kimi portakal ve vitamin hapları verir bana;
    kimi usulca çocukluğundan,
    babalarından ve manzaralardan
    söz eder; kimi delidir neredeyse,
    ama hiçbiri anlamsız değildir; kimi sevmeyi
    bilir, kimi iyi bilmez; yatakta en iyi olan
    başka alanlarda
    o kadar iyi olmayabilir; hepsinin sınırları
    var, benim de sınırlarım olduğu gibi ve
    çabuk keşfederiz
    birbirimizi.

    bütün o kadınlar, bütün
    o kadınlar, bütün o
    yatak odaları,
    halılar,
    fotoğraflar,
    perdeler, kilise gibi bir şey,
    tek fark arada sırada
    kahkaha olması.

    o kulaklar, o
    kollar, o
    dirsekler, o bakan
    gözler, o şefkat ve
    arzu kucaklandım,
    kucaklandım.

    Bestloser   25 Şubat 2008 02:48   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :goodbyesky

bu etiketi açan kişi(?) : Bestloser

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage