toplam 36 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | canbirik |
| tuttum | sertdagli73 |
| tuttum | tiyatro perisi |
| tuttum | sosyomat55 |
| tuttum | moonsmile |
| tuttum | krep |
| tuttum | thecrowfun |
| tuttum | Clapton |
| tuttum | liebe |
| tuttum | Tultul |
| tuttum | calsiyum |
| tuttum | tarpadanak |
| tuttum | Azizruh |
| tuttum | xenaphanes |
| tuttum | Sypro |
| tuttum | angelic smile |
| tuttum | Melihhh |
| tuttum | lailailom |
| tuttum | HoundDog |
| tuttum | wanadooo |
~28 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
Bursa Nutku
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır”
demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa
onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
İstiklal Mahkemeleri bugün derhal kurulmaları gereken yapılardır. Vatana ihanet, bugünkü gibi alkışlanması değil, suç sayılması gereken bir durumdur.
cumhuriyet gazetesi iki kere iki dört eder yazsa inanmam diyen biri için bile mi ?
aslında bilinen 'Gençliğe hitabe' ile bir farkı yok ki...
aynı şeyin farklı cümlelerle tekrarlanması sadece...
bir de bursa gençliğine hitaben gibi...
Bursa Nutku
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
bir kez de ben yazayım..iyice okunup benimsenmeli...
bu nutka uyan birkaç genç hatırlıyorum ben.. hala tartışılan hala anlaşılamayan..
@altugi
"mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, 'demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek!' onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, ismet paşa'ya ve meclis'e telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım
eger bu konusmadan anladıgın "köşe başı çeteleri oluşturup,hırlının hırsızın cezasını kesmekse cidden yazık!burda anlasılması gereken her Türk gencinin Cumhuriyet'in polisi jandarması değil "bekçisi" olması gerektiğidir.Bazı konularda polisin veya diğer devlet güvenlik teşkilatlarının karar verme asamasını beklemekten ziyade kendi hür irade ve fikirlerimizle gerektiği yer ve zamanda tepkimizi vermemiz gerekiyor diye düşünüyorum.Benim Bursa Nutku'ndan anladıgım sey bu! eger bu beni deli yapıyorsa ben delinin önde gideniyim
her okuduğumda gözlerim doluyor. ama bu konusmayı yaptığından yine de emin değilim. bu konuda kesin bilgisi olan var mı?
'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. hemen araya girecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. bu kısım herşeyi özetliyor galiba tekrar tekrar okunması gereken bir nutuktur.
bu nutku okuyupta hala bazı şeylerden bi haber olan gençlerden .... bişi demiom kısacası...oku ve anla demek çözüm olmadı çünkü..
Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve bursa nutku denilen konuşmasını yapar...
Değerli ikuzgun,
Son yazdığınız ahkâm; hangi söylediğinizin arkasında duruş, hangi söylediğime yanıttır? Anlayamadım.
Bkz: diktanın hukukçusu
Bütün rejimlerde hukukçular vardır. Diktalarda da, teokrasilerde de, oligarşilerde de. Keza istiklal mahkemeleri DGMler, yassıada hakimler, 12 Eylül cellatları, hepsi yaptıklarını hukuka maletmiştir. Üstelik, hiçbir dikta kendinin dikta olduğunu kabul etmez.
Türkiye cumhuriyeti yalnızca bir cumhuriyet değildir. Demokratik ve laik bir cumhuriyettir. Öyle de kalmalıdır.
Cumhuriyet, savunulması gereken bir şey değildir. Bilakis Devlet ve Cumhuriyet, milletini savunmak için vardır.
Ayrıca hukukçu olarak belirteyim:
Aşağıda belirtilen ifadelerle ("Halkı din ırk ayrımı yaparak alenen tahrik etmek", "Halkı devletin güvenlik gücünü tanımamaya tahrik etmek", "Halkı isyana teşvik etmek") tanımlanmış bir suç, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmemiştir. Fakat Atatürk'ün Bursa Söylevi ya da bu söylevi -"ikuzgun" takma adlı kullanıcının deyimiyle- "meydandan açıklamak suretiyle okumak"; Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmış ifadeleriyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik ya da görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluşması için gerekli unsurları barındırmıyor.
Lakin "ikuzgun" takma adlı kullanıcının kullandığı ifadeler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Adliyeye karşı suçlara ilişkin 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun özel görünüş hallerinden "teşebbüs"ün unsurlarını barındırmaktadır.
"ikuzgun" takma adlı kullanıcı, savının arkasındaysa bu iddiasını yetkli makamlara yönelterek suçunun maddi unsurlarını tamamlayabilir.
Ve lâkin vatanımızı savunmak bir gün suç olursa; kitabımızı kalemimizi bırakır, o suçu işlemeye koşarız.
devrimin kanunları bütün kanunların üstündededir
Mustafa Kemal
aslolan kanunilik değil meşruiyettir.
ve bugün bekçiliğini yapmamız gereken bir cumhuriyet değil, kurtarmamız gereken bir cumhuriyet var.
ve unutmadan; ben de suça ortak oluyorum:
"türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve davranış duydumu, 'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. hemen araya girecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, 'polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, 'demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek!' onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, ismet paşa'ya ve meclis'e telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, 'ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek benim görevimdir!' işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!"