1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

can yücel den.... beni tanımlar diyenler

toplam 13 kişi bulundu. 13 adedi gösteriliyor.

can yücel den.... hakkında can yücel den....

~14 ahkam var.

    şarap.

    annuska   23 Aralık 2008 17:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    "fidel çok insan bir dev
    ağarmış saçları sakallarıyla
    karlı bir dağ.."

    spartakustum   23 Aralık 2008 17:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ne kadar kişilğini sewmesemde şiirlerini kendisinden çok sewiorum

    first lady   23 Aralık 2008 16:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla,
    Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka..
    Bir dost göz arayışıyla,
    Saat tıkırtısıyla....
    Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,
    Ama;
    ''Günün aydın, akşamın iyi olsun'' diyen biri olmalı..
    Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda..
    Yoksa , zor değil, hiç zor değil,
    Demli çayı bardakta karıştırıp,
    Bir başına yudumlamak doyasıya..
    Ama; ''Çaya kaç şeker alırsın?''
    Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra........

    patlakapandis   16 Aralık 2008 10:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dostlar ırmak gibidir
    Dostlar ırmak gibidir

    Kiminin suyu az, kiminin çok

    Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca

    Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya

    Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,

    Bulanık bir göl gibi...

    Ne kadar ugrassanız görünmez dibi.

    Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı

    İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı....

    Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz;

    Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!

    Insanlar vardır; derin bır okyanus...

    İlk anda ürkütür, korkutur sizi.

    Derinliklerinde saklıdır gizi,

    Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;

    Yanında kendinizi içi bos sanırsınız.

    İnsanlar vardır, coskun bir akarsu...

    Yaklasmaya gelmez, alır surukler.

    Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler!

    Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz;

    Bu tip insanla bir omur dolmaz.

    İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...

    İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.

    Yanında olmak baslı basına bır mutluluk.

    Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.

    Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip.

    Her biri baska bir karaktere sahip.

    Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı.

    Her seyden önemlisi insan, insan olmalı...

    İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.

    Bosa gitmez ne kadar güvenseniz.

    Dibini görürsünüz her sey meydanda.

    Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.

    İçi dısı birdir cekinme ondan.

    Her sözü içtendir, her davranısı candan...

    can yücel

    menevish   15 Eylül 2008 11:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    buluşmak üzere
    Diyelim yağmura tutuldun bir gün

    Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek

    Öbür yanda güneş kendi keyfinde

    Ne de olsa yaz yağmuru

    Pırıl pırıl düşüyor damlalar

    Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın

    Dar attın kendini karşı evin sundurmasına

    İşte o evin kapısında bulacaksın beni

    Diyelim için çekti bir sabah vakti

    Erkenceden denize gireyim dedin

    Kulaç attıkça sen

    Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan

    Ege denizi bu efendi deniz

    Seslenmiyor

    Derken bi de dibe dalayım diyorsun

    İçine doğdu belki de

    İşte çil çil koşuşan balıklar

    Lapinalar gümüşler var ya

    Eylim eylim salınan yosunlar

    Onların arasında bulacaksın beni

    Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya

    Çakmak çakmak gözleri

    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı

    Herkes orda sen de ordasın

    Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından

    Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim

    Özgürlüğe mutluluğa doğru

    Her işin başında sevgi diyor

    Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili

    Bi de başını çeviriyorsun ki

    Yanında ben varım

    can yücel

    menevish   15 Eylül 2008 11:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Bunca zaman bana anlatmaya
    çalıştığını,kendimi
    bulduğumda anladım.

    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu
    varmış,

    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
    okuyarak,dinleyerek değil..

    Bildiklerini bana neden
    anlatmadığını, anladım..

    Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün
    kayıpmış,

    Aşk peşinden neden yalınayak
    koştuğunu anladım..

    Acı doruğa ulaştığında
    gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını
    anladım..

    Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla
    ağlamaktan daha değerliymiş,

    Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde
    anladım..

    Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir
    tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,

    Çok acıttığında anladım..

    Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her
    damla gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
    terkettiğinde anladım..

    Yalan söylememek değil, gerçeği
    gizlememekmiş marifet,

    Yüreğini elime koyduğunda anladım..

    ''Sana ihtiyacım var, gel ! ''
    diyebilmekmiş güçlü olmak,

    Sana ''git'' dediğimde anladım..

    Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
    diyebilmekmiş sevmek,

    Git dediklerinde gittiğimde anladım..
    Sana sevgim şımarık bir
    çocukmuş,her düştüğünde zırıl
    zırıl ağlayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı
    sarıldığında anladım..

    Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye
    haykırmak istemekmiş pişman olmak,

    Gerçekten pişman olduğumda anladım..
    Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,

    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

    Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş
    bir gün affedilmeyi,

    Beni afetmeni ölürcesine istediğimde
    anladım..

    Sevgi emekmiş,

    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak
    kadar sevmekmiş

    zezecik   26 Ağustos 2008 22:39   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. kör kütük bağlanmışsınızdır aslında... en güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. sınırsız ve nihayetsiz;
    "ölmek var, dönmek yok"tur.
    lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını... tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
    "şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
    başkalarını örnek göstermeye, "bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından... böyle süremeyeceğini bilirsiniz. değişsin istersiniz.
    o, sevgisizliğinize yorar bunu... ihanete sayar. tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...
    bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya, bir kâbusa dönüşür birden... kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... hoyrattır, bakmaz yüzünüze... zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkûm eder. mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden...
    "iyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz.
    ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. ihanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz...
    "madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra...
    mademki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, mademki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir". lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
    aşkın göçmenlik çağı başlar böylece... daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre... ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini... gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...
    uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... "bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre... ama sonra... ansızın kulağınıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden... yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi... karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye...
    dönüp "seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden...
    dönemezsiniz.
    göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
    anlarsınız ki çaresiz bir aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "ne olacak sonunda" kuşkusu...
    böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
    sürünür gidersiniz...

    amarantine   31 Temmuz 2008 22:26   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını anladım..

    Deep and Dark   31 Temmuz 2008 22:25   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
    kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
    taksinize mülkünüze dairenize..
    heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
    belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi..
    gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
    vesairenize...
    şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
    aşk yokmuş sizde beş paralık!
    gidiyorum ben boşçakallar
    sıçmışım ortalık yerinize
    kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık.

    hatefools   31 Mayıs 2008 20:26   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sivas katliamı belgeseli...izlemeyen izlesin derim.

    exlive   31 Mayıs 2008 20:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    seke seke geldik
    sike sike gideceğiz...

    rossinante   31 Mayıs 2008 20:22   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Boş ver be yaşı başı !
    Kim tutar seni kim ?
    Kendi yüreğinden başka !
    Aklını al da öyle git
    İster bir duvara, ister bir odaya, ister kıra, bayıra vur da git
    Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle
    Bırakmadıkça birine
    O biri de gelir
    Gerçekten istediğin oysa
    Seveceksen ve öleceksen uğruna…
    Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa
    Yaş yetmişe gelse bile hayat daha bitmemiş
    Sen mi biteceksin ? Çekeceksen bile bayrağı
    YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR
    Diyemeyecek misin ?

    moonspell84   15 Mart 2008 14:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    oralarda eşsiz maviliklere bakarken sen biz bu köhne yerlerde senşin şiirlerin ve şarap eşliğinde içimizi ısıtıyoruz gökteki en güsel yıldızsın sen...

    aforizmatik   21 Şubat 2008 00:28   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :Darkprincess

bu etiketi açan kişi(?) : monaliza

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage