toplam 15 kişi bulundu. 15 adedi gösteriliyor.
| tuttum | abidigo |
| tuttum | evrenstein |
| tuttum | efesextra |
| tuttum | bionoize |
| tuttum | brrkcmk |
| tuttum | Ricco |
| tuttum | vitriol |
| tuttum | n0ah |
| tuttum | S a m a r a |
| tuttum | MAG |
| tuttum | Joe Sadriabi |
| tuttum | freyapera |
| tuttum | fateswarning |
| tuttum | karamatem |
| tuttum | cosmicmad |
~27 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
evanjesiltler dikkatle sonucu bekliyolarmış...şayet cern amacına ulaşırsa butun evanjelist ahalisi olasılıksız adlı kitabı kutsal olarak şey edecekm.....üf neyse.
ya yerin 1000 mtre altında higgs bozonu yiyen yeşil dev canavarlar varsa :)
en çok şu türkiye den gidecek olupta uçak kazasnda ölen profesöre üzüldm
o kaza kasıtlı mı oldu soruları yine gündemde
3 ay sürecekmiş elde var sıfır gibi suanlık en azından karadelik mevzusu kapandı....yaşıyoruz buna da şükür :)
Yüzyılın deneyi başladı
CERN'de evrenin oluşumuna dair deney için düğmeye basıldı. Heycanlı bekleyiş başladı.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için faaliyete geçti.
Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10
yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi
olarak gösteriliyor.
Kısaca LHC olarak anılan laboratuvarı inşa eden Avrupa Nükleer Araştırma
Kurumu (CERN) Genel Müdürü Robert Aymar, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının "dünya
görüşümüzü ve kainata bakışımızı değiştirebilecek sonuçlar üreteceğinden emin
olduğunu" belirtti.
LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre
altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi.
Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan
ikisi Atlas ve CMS, "Higgs bozonunun izini sürecek." Bu parçacığın diğer bazı
parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit
edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.
CERN Müdürü Aymar, Higgs’den başka bilinenlerden çok daha ağır, çok daha
fazla sayıda parçacık bulunacağını düşünüyor ve "Biz bu parçacıklara karanlık
madde diyoruz" dedi. Aymar’a göre, LHC kainatın yüzde 23’ünü oluşturan bu
karanlık maddenin "ne menem bir şey" olduğunun anlaşılmasını sağlayacak. Bilim
adamlarına göre, evrenin yüzde 4’ü bildiğimiz maddeden meydana geliyor, kalan
bölüm ise karanlık enerjiden ibaret.
LHCb adı verilen üçüncü algılayıcı ya da gözlem istasyonu, Büyük Patlama
anında maddeyle eşit miktarda olduğu düşünülen antimaddenin nereye gittiğini
bulmaya çalışacak. Alice algılayıcısı da kurşun iyonlarının çarpışmasıyla
ilgilenecek ve kainatın ilk mikrosaniyeleri sırasında, daha protonlar oluşmadan
ortaya çıkan "kuark ve glüon çorbasını" bir lahza için de olsa yeniden yaratmaya
çalışacak. Bugün ilkin ilk ışın huzmesi için 100 milyar protonluk
paketler hızlandırıcıya atılacak. Birincisinin tersi istikamette olacak şekilde
ikinci demetin devreye sokulmasıyla çarpışma başlayacak.
DÖRT TEMEL SORU
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD,
Hindistan, Rusya ve Japonya’nın da iştirak ettiği 3,76 milyar Avro’luk proje,
minik parçacık fiziğinin yıllardır kafa patlattığı dört büyük soruya cevap
bulmaya çalışacak. Bu sorular şunlar: Higgs bozonunu bulmak, süpersimetrinin
sırrını ortaya çıkarmak, madde ve antimaddeyi anlamak ve Büyük Patlamadan hemen
sonra saniyenin binde birindeki sürede ortaya çıkan şartları yeniden yaratmak.
-Higgs bozonu: İstikrarsız karaktere sahip parçacığa, adeta "ilahi
parçacık" gözüyle bakılıyor, zira birçok araştırmacı bu parçacığı teorik olarak
inceledi, ama şimdiye kadar hiç kimse onu göremedi. Bozon, onu 1964 yılında
"tümdengelim" (dedüksiyon) yöntemiyle ortaya çıkaran İngiliz fizikçisi Peter
Higgs’in adını taşıyor. Bozonun varlığını deneyle kanıtlamak, parçacık fiziğinde
bilinenleri özetleyen "standart modelin" eksik halkasını bulmak anlamına
gelecek.
Higgs bozonu, kütlenin nasıl kazanıldığının anlaşılmasını sağlayacak.
Bazı parçacıkların niçin kütleden mahrum olduğu da böylelikle anlaşılabilecek.
-Süpersimetre: Bu kavram, son yılların en esrarengiz keşiflerinden
biriyle ilgili. Şöyle ki, görünen madde evrenin sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor.
Kainatın yüzde 23’ü karanlık madde, kalan yüzde 73’ü de karanlık enerjiden
teşekkül ediyor. Bu konunun aydınlatılması; karanlık maddenin, "nötralino" adı
verilen süpersimetrik parçacıklardan oluştuğunu gösterebilecek.
-Madde ve antimaddenin esrarı: Enerji maddeye dönüşürken, bir parçacık ve
zıt kutuplu elektrik yüküne sahip bir yansıması, bir başka deyişle antiparçacığı
oluşuyor. Parçacık ve antiparçacık bir araya gelecek olursa birbirlerini yok
ediyor ve enerji ortaya çıkıyor. Mantık, madde ve antimaddenin evrende eşit
miktarda bulunması gerektiğini söylese de, antimadde nadir bulunuyor.
-Büyük Patlamadan sonra saniyenin binde birindeki şartları yeniden
oluşturmak: O sırada madde, kuark ve glüonlardan oluşan bir çeşit "yoğun ve sıcak
çorba" olarak ortaya çıktı. Çorba soğuyup yoğunlaşırken, kuarklar; protonlar,
nötronlar ve diğer kompozit parçacıkları oluşturdu. LHC, ağır iyonları
birbirleriyle çarpıştırarak bir anlık da olsa, Güneş çekirdeğindekinden 100 bin
kat daha yüksek sıcaklık elde etmeye çalışacak. Bu çarpışmalar sırasında kuarklar
ortaya çıkacak. Araştırmacılar, serbest kalan kuarkların maddeyi oluşturmak için
ne şekilde ve nasıl birleştiklerini gözlemleyebilecek.
SONSUZ KÜÇÜK VE SONSUZ BÜYÜK-
-LHC çarpıştırıcısı "hadron" ailesinden hidrojen protonlarını, ışık
hızının yüzde 99,999’uyla 27 kilometrelik tünele fırlatacak.
-Yerin 100 metre altında saniyede 1 milyar proton çarpışması meydana
gelirken, yer üstündeki 3 bin bilgisayar saniyede 100 kadar çarpışmayı analiz
edecek. Toplanacak veriler, değişik ülkelerde CERN’le bağlantılı araştırma
merkezlerine anında iletilecek.
-Tünel dünyanın en soğuk "buzdolabı" olacak, zira süper iletken
mıknatısları eksi 271,3 dereceye kadar soğutuldu. Eksi 273,15 mutlak sıfır kabul
ediliyor.
-Tünel boyunca sıralanan dört çarpıştırıcı devasa boyutlarda. En
büyükleri Atlas, 25 metre çapında, 46 metre boyunda bir silindir. Ağırlığı 7 bin
ton kadar. 3 bin kilometreyi bulan kablolarla sarmalanmış halde. Silindirin
yerleştirilebilmesi için, 300 bin ton taş ve toprak kazıldı, 50 bin ton beton
döküldü. Atlas, bir yıl içinde, dünyanın en büyük kütüphanesi olan Kongre
Kütüphanesindeki 3 milyar kitaptakinden 160 kat fazla veri toplayacak.
-Proton huzmesi, 10 saatte tünel içinde 10 milyar kilometre kadar yol
almış olacak ki, bu, Yer’den Neptün’e gidiş geliş mesafesine eşit. Tam yoğunluğa
erdiğinde, her proton huzmesi, saatte 1600 kilometre hız yapabilen bir otomobil
için gerekli enerjiyi üretir hal gelecek.
-Çarpışmalar 14 "tera elektron volt" enerji ortaya çıkaracak. Bu, çok
yoğun enerji demek. Bu sayede bir an için de olsa, Güneş’tekinden 100 bin kat
fazla sıcaklıklar elde edilebilecek.
birşeyler olurmu? küçük olasılıklardan bahsediliyor...
Oysaki minyatür bir dünyanın bu deney sonucunda oluşması patlamanın enerjisini emerek hızlı bir döngüye başlaması ve zamanla kuruması...
böyle şeyler olması olasılığı korkuların hepsine değer...
İçlerinde patlamasından korkuyorum dolayısıyla da bizde de patlayacak...kaos teorisi ön görülüyor terslik çıkarsa...Ortası yok ya ilki bulucaklar ya da hiçbir şeyi
Büyük patlamaya çok az kaldı
Robert Langdon orda olacak mı aceba:)
"...5000 GEV 'lik (giga elektron volt) iki prototun kafa kafaya gelme ihtimali çok düşük. Ancak iki protonun kafa kafaya çarpıştığı an ortaya çıkacak fotoğraf "kara maddeyi", bir başka deyişle kayıp maddeyi gösterecek... "
2 gün var
O gün mutlaka oruçlu olun boy abdesti alın
niyet ettim niyet eyledim LHC deneyi hayrına iki rekat namaz kılmaya 1
Türkiye’nin CERN’e üyeliği için 40 yılını adayan Engin Arık’tan bayrağı devralan Prof. Akkuş, siyasetçilere seslendi: “İç meseleleri bırakın, bilime yatırım yapın, yoksa geleceğimiz olmayacak.”
Türk Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, Isparta'daki uçak kazasında yitirdiğimiz Prof. Dr. Engin Arık'la 20 yıl çalıştı.
Isparta’daki uçak kazasında ölen fizikçi Prof. Dr. Engin Arık, Türkiye’nin, dünyanın en büyük nükleer araştırma merkezi CERN’e tam üye olabilmesi için 40 yıl uğraştı. Ancak kazada 5 meslektaşıyla birlikte yaşamını yitirince çalışmaları yarım kaldı. Yaşasaydı Türkiye’de büyük bir araştırma merkezi kurmayı hedefliyordu. Kazadan bir süre sonra, CERN’ün 8 gözlemci ülkesinden biri olan Türkiye, merkeze tam üye olabilmek için ilk adımı attı ama Arık, “En büyük hayalim” dediği anlaşmanın imzalanmasına tanık olamadı. Bayrağı Arık’tan devralan Türk Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, meslektaşının çalışmaları sırasında büyük engellemelerle karşılaştığını ve ardından korkunç kazanın meydana geldiğini söyledi. Akkuş, NTVMSNBC’ye Türkiye’nin nükleer macerasını, CERN’ün gerçekleştireceği Big Bang deneyini ve Dan Brown’un “Melekler ve Şeytanlar” kitabında yer alan “Büyük patlama olursa, Dünya’yı içine çekecek büyük bir kara delik meydana gelecek” iddiasındaki gerçeklik payını anlattı ve siyasetçilere “kavgayı bırakın, bilime yatırım yapın” mesajını verdi.
CERN neden kuruldu?
12 Avrupa ülkesi, 1954 yılında, nükleer araştırmalar konusunda ABD’yle rekabet edebilmek ve bu ülke karşısında güçlü olabilmek için CERN’ü (Avrupa Konseyi Nükleer Araştırmalar Merkezi) kurdu. Bugün 20 üyesi olan ve 80 ülkeden yaklaşık 6500 bilim adamının çalıştığı CERN, dünyanın en büyük nükleer fizik araştırma merkezi.
Şimdi de Big Bang deneyini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Dan Brown’un kitabında iddia ettiği gibi bu deneyden sonra Dünya’yı büyük bir tehlike bekliyor mu?
Aslına bakılırsa, oradan tam olarak ne çıkacağını kimse bilmiyor. Bilim insanları da küçük bir “Big Bang” yaratacak makineyi takip ederek, Dünya’nın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacak. Üzerinde 14 yıldır çalışılan ve 4.4 milyon sterlin harcanan bu deneye LHC (büyük hadron çarpıştırıcısı) deneyi deniyor. Deneyle 27 kilometrelik alanda yerin 100 metre altındaki tünellerde dev mıknatıslar kullanılarak bugüne kadar denenmemiş bir hızda ve -271 derecede atom parçacıkları çarpıştırılacak, ‘Tanrı’nın maddesi’ olarak da bilinen kara maddedin oluşumu incelenecek. Parçacığa kütle kazandıran nedir, anlamaya çalışılacak.
CERN, dünyanın en büyük nükleer araştırma merkezi.
Dan Brown “Melekler ve Şeytanlar” kitabında bu araştırmanın bir kara delik oluşturacağını ve büyük bir kıyamete sebep olacağını yazmıştı. Bu iddiadan endişe duyuluyor. Gerçekten söz konusu olabilir mi böyle bir kıyamet?
Ben bu endişeleri ciddiye almıyorum. Sanki büyük bir patlama yaratılacakmış gibi bir düşünce var ama doğru değil. Bir deney gerçekleştiriliyor ve bu deneyin tüm Dünya’yı içine alacak bir kara delik oluşturması mümkün değil. Bence bu Brown’ın meşhur olma kaygısıdır.
Türkiye’nin programda gözlemci kuruluş olarak yer almasının ve 3-4 yıl içinde tam üyeliğe kabul edilebilmesinin anlamı ne?
CERN’e üye olan ülkeler, yürütülecek projelerin seçilmesi ve izlenip değerlendirilmesi konularında önemli kararlar alabiliyorlar. Eğer üye değilseniz, bu karar mekanizmasında etkiniz olmuyor, sadece gözlemliyorsunuz. Bugüne bizim kadar gözlediğimiz gibi... Aslında biz tam olarak neyi gözlüyoruz, onu da anlayabilmiş değilim. Şu anda oradaki deneylere katılabiliyoruz ama deneylerde ve konseyde hiçbir söz hakkımız yok. Bu yüzden bilim adamlarımızın CERN’e gidip çalışmalara katılabilmesi söz konusu değil. Üye olduğumuz takdirde Türkiye’den binlerce fizikçi, mühendis, biyolog ve kimyacı CERN’de çalışabilecek.
Türkiye’nin üye olması için hangi kriterler aranıyor?
Türkiye bu yıl işbirliği anlaşması yaptı. Üyelik için tekrar ve en kısa sürede başvurmamız gerekiyor. Üç yıllık süre içinde, hem siyasi, hem de bilimsel alanlarda belli kriterler aranıyor. Siyasi olarak, CERN konseyinde 20 üyenin Türkiye’nin katılımına ‘evet’ demesi gerekiyor. Türkiye’nin de bu süreç içinde bilimsel altyapısıyla ilgili tüm bilgileri CERN’e vermesi gerekiyor. Bunu AB sürecinde yaşadıklarımıza benzetebiliriz fakat burada beklenti daha az.
CİDDİ ENGELLEMELER VARDI, CUMHURBAŞKANI’NA İLETTİK
Türkiye’de altyapıyı oluşturmak için neler yapılması gerekiyor?
Rahmetli Engin Arık, Türkiye’de bir hızlandırıcı merkezi kurmaya çalışıyordu, sonra bu üzücü uçak kazası yaşandı ve Arık hayatını kaybetti. Kazada 6 bilimcimizi şehit verdik. Bu insanlar çok önemliydi. Önümüzdeki birkaç ay içinde, Ankara’da bu merkezin temeli atılacak. Merkez, Avrupa’daki CERN’in yavrusu olacak. Bu konuda çok ciddi engellemelerle karşılaştık ve mücadele verdik. Bu engellemeler sonunda da uçak kazası meydana geldi. Biz bu engellemelerle ilgili dosyayı Cumhurbaşkanımıza verdik. Büyüklerimiz gerekeni yapacaktır.
Neydi bu engellemeler?
Bu çok ciddi bir konu ve açıklayamam...
ÇİN VE HİNDİSTAN SÜPER GÜÇ OLUYOR
CERN’e üye olmak Türkiye’ye ne kazandıracak ve ne kaybettirecek?
Türkiye’nin hiçbir kaybı olmayacak, çünkü kimya ile biyolojinin temelini sağlayan fiziktir. Bütün gelişmiş ülkelere baktığımız zaman, örneğin ABD ve Rusya’ya ya da yakın gelecekte güçlü olacak Çin ve Hindistan’a, bilimsel araştırmalara çok büyük yatırım yaptıklarını görüyoruz. Çin ve Hindistan süper güç olma yolunda hızla ilerliyor. Bu durumda Türkiye’nin mümkün olduğu kadar çabuk CERN’e üye olması gerekiyor. 2005 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yazılı başvuruda bulunduk. 2008 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile makamında görüşme yaptık ve kendilerinden destek sözü aldık. Bu tarihden sonra da 14 Nisan 2008’de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu ile CERN Genel Direktörü Robert Aymar anlaşma imzaladı. Şimdi 3-4 yıl içinde gerçekleşecek tam üyeliği bekliyoruz.
BİLİME YATIRIM YAPMAZSAK, YOK OLURUZ
Türkiye bu çalışmaların gerisinde kalırsa neler olur?
Türkiye’de bilime önem verilmediği bir gerçek. Bu medya için de geçerli. Bir mankenin özel hayatını daha çok önemsiyoruz. Medyanın ve siyasilerin öncülüğünde bilimi topluma tanıtmamız lazım. Türkiye coğrafi olarak çok kritik bir bölgede. Ayrıca dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip. Uranyumu, boru, kömürü ve suyu var. Biz teknolojimizi geliştirip, büyük ve güçlü bir ülke olamazsak varlığımızı sürdüremeyiz. Siyasetçiler iç problemleri bir kenara bırakmalı ve oturup ülkenin geleceğini düşünmeli. Bilimsel araştırmaları ön plana alıp, Türkiye’yi güçlü hale getirmeli. Rahmetli Engin Arık bu işle tam 40 yıl uğraştı. Her yere gitti ve insanlara anlatmaya çalıştı, fakat kimse onu anlamadı. Ben Engin Hanım’ın son 20 yılında onunla birlikte çalıştım. Beraber mücadele ettik, çalışmalar başladıktan ancak 54 yıl sonra işbirliği anlaşması imzalanabildi.
Türkiye’de nükleer çalışmalar altyapı kurulması gerekiyor ve bunun için de yatırım yapılması... Siyasetçiler şöyle düşünüyor: Bu altyapı kurulduktan sonra karşılığını almak 10 yıl sürüyor, sanırım bu 10 yıl onlara çok uzun geliyor; fakat değil... En son Güney Kore’de 80’li yıllarda bilim kenti kuruldu ve ciddi yatırımlar yapıldı.10 yıl sonra Güney Kore’nin adını duymaya başladık. Samsung ve Hyundai markalarını tanıdık. Türkiye de 10 yılı göze almalı.
HATIRLANIRSA WWW CERN’DE KEŞFEDİLMİŞTİ
Cern’ün Türkiye’ye çok büyük fayda sağlayabileceğini söyleyebilir misiniz?
Eğer CERN’e üye olursak bilim adamlarımızın orada öğreneceği bilgileri kendi ülkemize getirebilme imkanımız var. Ayrıca orada evrenin nasıl oluştuğuna dair araştırmalar yürütülüyor, bu çalışmalar yapılırken de yeni teknolojiler gelişiyor. Gelecekte lazer fizik, plazma fizik, telekomünikasyon, nükleer tıp, malzeme bilimi ve bilişim teknolojisi gibi bu alanlarda çok büyük gelişmeler olacak. Hatırlanırsa, World Wide Web (www) internet de CERN’de keşfedilmişti.