toplam 57 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Siddartha |
| tuttum | kelimetaciri |
| tuttum | izge |
| tuttum | flecting |
| tuttum | OIdBoy |
| tuttum | abraxsas |
| tuttum | fiytfiyuww |
| tuttum | mikelaj |
| tuttum | satori |
| tuttum | 01cenin |
| tuttum | pandali |
| tuttum | Jizel violet |
| tuttum | atsinaa |
| tuttum | hyperelectro |
| tuttum | bademli cikolata |
| tuttum | HoldenC |
| tuttum | knordun sight |
| tuttum | defuka |
| tuttum | rastafarian61 |
| tuttum | Alpexcalibur |
~25 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
...
-dinle lenina; malpais'de insanalar evlenirler.
" ne yaparlar..?"
-sonsuza dek. sonsuza dek birlikte yaşmaya söz verirler.
"ne korkunç bir fikir."
-fiziksel güzelliği aşarak, kanın çürüğünden daha çabuk yenilenen bir zihinle.
"ne...?"
-shakespeare'de de böyle. bütün kutsal törenler tamamıyla yerine getirilmeden bekaretinin düğümünü çözersen....
" ford aşkına, jhon, mantıklı konuş. söyledikleinin tek kelimesini anlamıyorum. elektrikli süpürgelerle başladın sonra bekaret. beni delirteceksin."
-şu soruma yanıt ver benden gerçekten hoşlanıyor musun yoksa hoşlaanmıyor musun...?..."
''Mutluluğun yüce bir yanı yoktur.'' Mustapha Mond
bu son cümleyle biten konuşmasıyla beni benden almıştır.
29 Temmuz 2009 da da beyan ettiğim gibi..
şehvet düşkünü lenina!
orwelin 1984 de bir parti dayatmasından ötürü stalizime yaptığı göndermeler alenen ortadadır. ve huxleyin cesur yeni dünyasında batı demokrasilerinin şirketleşme yapısına bir gönderme vardır forrtdan sonra söylemi bunun ispatı gibidir.Fransız devrimi sonrası aydınlanmacı kafası okul,hastane,hapishane,tımarhane gibi kurumları normaliteyi belirlemek ve normalie dışı olanları ise normalleştirme yoluna yönelmiş eğer buda olmuyorsa normlara uymuyanları kısırlaştırma izole etme ve hatta öldürme yetisinide kendinde bulmuştur.Burjuvazi neden kurumlara ihtiyaç duymuştur çünkü kurumlar kendi doğaları g(ereği)? fabrika kalifiye iş gücünü yaratmak amaçlı değildir iş gücünü kısıtlamak ve ve yaptırım gücünü artırmak içindir sanayi devrimi öncesinde bir lonca üyesi değilseniz istediniz zaman temizlikçi daha sonra tarlada ırgat yada kasap olarak çalışa bilirken sanayi devriminden sonra bu özgür emek anlayışı ortadan kaybolmuştur statükoya gömülen tek düzeleşeceği için artık yaşamak için o işe ve o işi var eden o kuruma muhtaçtır bu bilinç yapısının oluşturduğu bilgi birikimi yeni bir kast sisteminin doğmasına yol açmıştır sistem mühendisliği toplum mühendisliği adı verilen ve ojenik merkezli bu yeni yapılanma kendi kurgu dünyasında iş gücünü ihtiyaca göre oluşturmak için okulları kurmuştur artık özgürlük alanınız şirketlerin belirlediği normlarla oluşmaktadır huxley 1925de yazmış olduğu kitabın ardından cesur yeni dünyaya ziyaret adlı kitabında kurgusunun altını çok ciddi bir şekilde doldurmuştur. 1998 de gen haritasının çözülmesi sonucu Amerika ve İngiltere de bir çok köklü şirket personelinin potansiyel hastalıkları üzerinden yola çıkarak eleman çıkartmış ve yeni alacağı personelden yetkinlik belgesi olarak genetik riskleri ile ilgili rapor istemiş. tımarhaneler kurulmadan önce deliler ye bir adaya gönderilir yada bir gemiyle denize bırakılırdı bunu insaniliği tartışıla dururken bu kliniklerde yapılan normaleştirme çabasının ahlaki boyutu çok çok sonralarında tartışmaya açılmıştır ve delileri gemilere dolduran akıl artık sizin delirme,kanser veya kalp hastası olma riski üzerinden ayrım yapıyor aynı akıl yapı erkinin ona verdiği iradeyel kısırlaştırma işleri yapmayı bir zorunluluk olarak görürken artık bunu üremeleri riskli gruplar diye süsleyerek sunuyor. Amerikan iç savaşı zanedildiğ gibi zencileri özgürleştirmek için değil onları dah ucuz çalışacak iş gücü haline getirmek için yapılmış olan bir iç savaştır bir kölenin bakımı barınması maliyet açısından oldukca külfetliyken onlara özgürlük verdiğiniz andan itibaren kendi özgürlüklerinide satın almak zorunda olduğu söylendi köle efendisi o hastalandığında diğer kölelere hastalık bulaştırmasın diye bakımını yaparken artık kendi sağlık sorununu çzmek zorunda ve barınma sorununu ve yemek sorununuda çözmekle yükümlüydü artık kısacası aynı akıl yarın bizlerin siparişini veriyor olacak ve bunuda çok insanileştirerek söyleyecek
aldous huxley kitabının önsözünü aradan 15 yıl geçtikten sonra yazmıştır.huxley kafasında tasarladığı ütopya dünyasını yazdığı günden 632 yıl sonra gerçekleşmesi ihtimali üzerine yazmıştır.fakat sonradan yazdığı önsözünde olayların vuku bulması için yaklaşık 100 sene ömür biçmiştir.geçen 15 yıl zaman zarfında hayalinde canlandırdığı ve yazıya aktardığı aile hayatının çok daha kısa sürede oluşacağını söylemiştir.ayrıca huxley romanda romanın sonlanışıyla ilgili hatalı olduğunu söyler.sonradan ütopya dünyasına dahil olan yerliye seçme hakkı vermediğini söyler.okuduğum zaman aklımı kurcalamamıştı ama yazarın bu sözü çok doğrudur.umarım günümüz cesur yeni dünyasında romanda neşredilen yerliyle aynı sonu paylaşmayız.
şehvet düşkünü lenina geldi aklıma ilk.ne lüzumsuz insanım ben ya.güzel kitap
Herkes herkes içindir, Herkes de mutludur.
Soma vardır bir de, olsa da yesek dedirtir
cesur yeni dünyayı okudum ve şimdi sosyoloji final sınavım için evde bi ödev hazırlamam gerekiyor,bunun için net.den araştırym derken rastladım ve üye oldum ve de gecetarifesinin yazdıkları işime yarıcak gibi.
kitaba gelirsek ben zaten bilim kurgu hayranı olarak çok beğendim,huxley gerçekten çok iyi tahminlerde bir anlatımda bulunmuş,etkileyici ve bir o kadarda düşündürücü bir kitap,ancak benim de tavsiye ettiğim arkadaşlar ben bilim kurgu sevmem okumam diyorlar ama kesinlikle bu kitap okunası bir kitap bundan sonra 1984 ü okucam.
insan ürününü standartlaştırmak ve yönetenlerin görevini kolaylaştırmak üzere tasarlanmış bir soy ıslahı,korkunç son bence
@ Lenski
sahsen gecetarifesi'nin yazdıgını okudum. ve oyle de guzel okunuyor ki.. az lafla cok sey anlatmak marifetse, çok lafla çok çok çok sey anlatmak da marifetten sayılmalı derim ben...
İDEAL İLE KORKUNÇ ARASINDA BİR YAŞAM:
CESUR YENİ DÜNYA
Yıllar önce bir arkadaşımla okuduğumuz en iyi kitaplar üzerine konuşurken duymuştum ilk kez “Cesur Yeni Dünya” ismini. Düşündüğüm ilk şey “cesur” kelimesinin diğerleriyle şık durmadığı olmuştu. Arkadaşım bir bilim kurgu kitabından bahsetmeye başlayınca da hepten soğumuş fakat ısrarına dayanamayıp kitabı “belki okunacaklar” kısmına dahil etmiştim kendimce lütufta bulunup. Aradan birkaç ay geçti ve yaz tatiline girdik. Zaman bolluğu sayesinde elimde okunmayı bekleyen kitaplar da bitmişti. Bulunduğum ücra yazlık mekanda kitapçı bulunmadığından istemeye istemeye başladım kitaba ve boğucu ağustos sıcağında beş saatte sona geldim. O güne kadar büyük bir cehalet örneğiyle fantezi edebiyatla aynı kefeye koyduğum- fantezi edebiyatından halen nefret ederim, umarım bir gün bu düşüncemi de değiştirecek kitaplar çıkar karşıma- bilim kurgu edebiyatına dair tüm düşüncelerim alt üst olmuştu.
Kitap distopya yani kara ütopya demeye dilimin varmadığı, insanı sorulara boğan bir gelecek kurgusu. Aldous Huxley 1932 yılından bakarak öyle bir dünya yaratmış ki, bahsettiği dünya iyi mi kötü mü bir türlü karar veremiyorsunuz. Özet geçecek olursak, yıl F.S.(Ford’dan Sonra) 632’dir. Dünya ciddi bir devrim yaşamış, insan üremesi ve eğitilmesi “kuluçka ve şartlandırma” merkezlerindeki şişelerde gerçekleştirilmektedir. İnsanlar daha doğmadan en zeki olan alfa artıdan yarı mongol olan epsilon eksiye kadar, fiziksel özelliklerin ve zekanın sınıfın ihtiyaçlarına göre şekillendirildiği çeşitli sınıflara ayrılmış, modern bir kast sistemi oluşturulmuştur. Her sınıftaki insan sayısı ihtiyaca göre kuluçka merkezlerinde üretildiği, insanlar da küçüklüklerinden itibaren kendi sınıflarının ve yaptıkları işin en iyi olduğuna şartlandırıldıkları için herkes mutludur. Alt sınıftakiler üsttekileri kıskanmaz çünkü örneğin “alfa”ların bir alt sınıfı olan “beta”lara şartlandırma merkezlerindeki sınıf bilinci derslerinde otuz ay süresince yüz yirmi kez, haftada üç kere şu cümleler dinletilmiştir uykuda eğitim metoduyla:
“Alfa çocukları gri giyerler. Bizden çok daha sıkı çalışırlar, çünkü korkulacak kadar zekidirler. Gerçekten Beta olduğum için öyle mutluyum ki. Çünkü o kadar çok çalışmıyorum. Üstelik biz Gamalar ve Deltalardan çok daha iyiyiz. Gamalar aptaldırlar. Hepsi yeşil giyerler. Delta çocuklar da haki giyerler. Yo, hayır, Delta çocuklarıyla oyun oynamak istemiyorum. Epsilonlar daha da kötüler. Okuyup yazamayacak kadar aptallar. Üstelik siyah giyerler, ki siyah canavarca bir renktir. Beta olduğum için öyle mutluyum ki...”
Şartlandırma merkezleri insan robotlar yetiştirirler adeta ama “mutlu” robotlar. Toplumsal mutluluğu sağlayan bir diğer unsur da “soma”dır. Soma zararı neredeyse sıfıra indirilmiş bir uyuşturucu maddesidir. İnsanlar herhangi bir nedenden dolayı sıkıldıklarında, hatta her akşam bir tablet soma alırlar ve gerçeklikten uzaklaşıp sanal tatile çıkarlar. Kendilerine geldiklerinde yine mutludurlar. Anne, baba, aile gibi kavramlar ayıp; aşık olmak, elde edememek gibileri de komiktir. Toplum “herkes herkes içindir” anlayışıyla şekillendirilmiştir. Shakespeare, Dante gibi yazarlar insanların eskilerden hoşlanmaması için yasaklanmıştır. Yeniye ve tüketime dayalıdır toplum.
Tabii bu “yeni dünya”daki sistemin içinde de bir karşı sistem mevcuttur. Yeni dünya düzeninin yöneticilerin ıslah etmeye değer görmedikleri, modern dünyanın geri kalanından elektrikli tellerle ayrılan bu bölgelerden biri de New Orleans’tadır. Hikayemizdeki başkişilerden olan Bernard tatil için bu “ilginç” bölgeye gitmeye karar verir. Bu “vahşi ayrıbölgesi”nde annesi kaza sonucu buraya düşen bir “beta” olan, Shakespeare okuyarak büyüyen John isimli “vahşi” ile karşılaşırlar. Sonrasında “vahşi”, John ile birlikte “yeni dünya”ya getirilir. “Vahşi” bu “yeni dünya”ya alışamayacak ve onun intiharı ile de roman sona erecektir.
Birçok eleştirmen Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı ile George Orwell’in 1984’üne dair yaptıkları karşılaştırmalarda Huxley’in Orwell’e göre daha doğru tahminlerde bulunduğunu dile getirdi. Geçen yıllar Orwell’in, yoğun baskı altında kalan insanın bilgiye ulaşamayacağından korkarak yazdığı romanına karşın Huxley’in enformasyon bombardımanı sonucu insanın duyarsızlaşacağını öngören romanının galip çıktığını gösterecekti.
Kitabın çevirilerine gelince, şu an piyasada mevcut bulunan baskının çok iyi olmadığını itiraf etmek gerçekten acı. Orjinal metinde “Orgy- porgy!” olarak geçen distopyanın sloganlarından birini “Toplu seks-poplu seks!” şeklinde tercüme eden İthaki Yayınları çevirisindense aynı sloganı “Cümbüş mümbüş!” olarak çeviren MEB’in Orhan BURİAN tarafından kaleme alınan 1945 baskısının tercih edilmesi daha faydalı olacaktır. Ancak o kadar kaliteli bir kitap var ki karşınızda, çevirmen isterse İngilizce’yi yeni öğrenmiş olsun yine de günlerce başucunuzdan ayıramayacaksınız “Cesur Yeni Dünya”yı.
(bkz: copy-paste değil alınteri! )
okunası we tawsıye edılesı ıyı kıtaplardan bırıdır okuyunuz efendım :) arkasında da hiç ilk hevesi kaybetmeden 20 sene sora yazılmıs cesur yenı dunya yı zıyaretıde okuyunuz bayılıcaksınız...........
bu kadar iddialı konuşuyorum okuduğum bilimkurgu kitapları arasında en iyi distopyaya sahip olan bu kitap. Aldous Huxley taa 70küsür sene öncesinden günümüzü görmüş sanki. Ana babalığın ayıp olduğu insanların uğraşmadan mutlu olduğu herkesin kaderinin önceden belli olduğu bir dünya...
varolan sistemden çokta farklı değil..ideal toplumu yaratmak için, insanlar hipnopedya denilen bi sistemle uykuda eğitiliyorlar, alınan ilaçlar sayesinde herkes mutlu ve hiçbir şeyden şikayetçi deil ve canlılar alfa artı mandarin, epsilon yarı eksi sınıflarına ayırılmış.. ama bi kişinin duyduğu yalnızlık özlemi herşeyi değiştiriyo..
yazılmış en iyi dysutopialardan.
akılcı çözümlerin etik dünya&insan görüşüyle kesişme noktası.
bir aldous huxley harikası.
ford marka arabaları yapan henry ford un ilk ford fabrikasından esinlenerek üretilmiş bir ütopydır ayrıca.
yine alsam yine okurum
1984'un zitti bir antiutopyadir.. ne kadar zitti olsa da yine de kotudur efem.. yine insanin kafasini taslara vurasi gelir kitap bitince.
okuduktan sonra insanları zeka düzeylerine gore ister istemez sınıflandırmanıza yol acan mükemmel negatif ütopya.