oldboy
sympathy for mr.vengeance
lady vengeance
bu ucleme mutlaka ızlenmelı...hele hele oldboy'u sındırebılmek ıcın 8 kere ızlemelı...
i'm a cyborg but that's okay hakkında sorulan bı soruya:
''kızımın hosuna gıdebılıcek bı fılm yapmak ıstedım sadece''
chan wook park....
Şiddeti, çocuk oyuncağı gibi görmesi yüzünden tehlikeli bulduğum bir yönetmendir. İnsanın, yaralarını kaşıması ve bundan haz almasını sağlayabilir. Hemen hemen tüm filmlerinde, büyümek istemeyen bir çocuğun, kurduğu hayeller gerçeklere yenik düştüğünde, gerçeklikle özdeşleştirdiği "kötülük"ten intikam alması temasını işler, Anti-Kahramanları, Küçük Prens'in naifliğini ve Gül'üne kavuşma hayalini kaybettiği zaman dönüşebileceği hırçın ve yırtıcı çocukluk ve yetişkinliğin marazi arafında baş aşağı asılı kalmış ergenlere benzer.
Hayata, çocuksu dürtüler ve sezgiler ile bakar. Çocuğun, zamanın akışına karşı koyamayarak rüzgara karşı işmekte inat etmesi, zaman zaman onu gülünç duruma düşürür. Her şeye rağmen, kendine has bir bakış açısı ve üslubu olan, heyecan verici bir yönetmen abimizdir.
Filmogrofisi:
evil live (2007)
i'm a cyborg, but that's ok (2006)
sympathy for lady vengeance (2005)
three... extremes (2004) - segment "cut"
ihtiyar delikanlı (oldboy)(2003)
if you were me (2003) - segment "never ending peace and love"
sympathy for mr. vengeance (2002)
joint security area (2000)
judgement (1999) (kısa film)
saminjo (1997)... aka trio
moon is the sun's dream (1992)
intikam konusunda takmış kişi. Sympathy for Lady Vengeance 'da bu tema daha yalınken Oldboy'da iyice karmaşık bir hal aldı.izlenilesi bi insan.
sorunlu robotların can dostudur kendileri sağlam tripde olan kafa abi koreden de böle si çıkmış hayret diyorum
efendim atlas sinemasında chan wook park'ın adını zikrettiği koreli yönetmen kim-ki young'mış, yalnızca 3 filmini bulabildim emule'de çekmesi de uzun sürecek sanırım. ama merakla ve de heyecanla bekliyorum. herhangi bi dvdsi dünya üzerinde mevcut değil yanılmıyorsam, ama yanılıyor olabilirim.
Old Boy'la kalbimi fetheden yönetmen:)...ve İstanbul'da yaşayıp,film festivaline gidip filmini izleyip üstüne kendisini görücek olanları fazlasıyla kıskanmama sebep olan yönetmen :))
etkilendiginiz yonetmenler sorusuna ilk, koreden bir isim söyleyip, onun işlerini görseniz, benimkileri sıradan bulursunuz demiştir sevgili chan wook park. ve maalesef biz bu koreli yönetmenin kim olduğunu anlayamadık.
bugunku ben bir robotum ama sorun degil gosteriminin sonunda atlası ziyaret etmiş yönetmendir kendileri, sorulmazsa olmaz etkilendiginiz yonetmenler sorusuna dunya sinemasından Ingmar Bergman cevabını vererek daha da bi sempati kurdurmustur. Ama Bergman icleri sıka dursun(o da guzel de) son filmiyle Park cok cok eglendiriyor hem de çok sevimli bir hikaye ve guzel gorsellerle..
yarınki "ben bir robotum ama sorun değil" filminin gösteriminde bizzat göreceğim yetenekli kişi.
ım a cyborg but thats ok
fazla güzel
2 nisan pazartesi günü Chan wook park katılımı ile "ben bir robutum ama sorun değil" gösterilecekti film festivali bünyesinde..Ancak yetişemedi Chan wook park, film de yaklaşık 40 dakika geç başladı gene de mutlu çıktım filmden =) alışılmış bir chan wook park filmi olmasa da gülümseten sevimli bir hikayeydi...
başka hiç bir film çekmemiş olsa dahi, sadece oldboy filmiyle güney kore ve dünya sinemasına adını yazdırabilecek yetenekte bir yönetmen...
Bugün okulumu şenlendirmiş ve söyleşi öncesi yazdığım şeyleri teyit etmiş mütevazi yönetmendir. Son filmini küçük kızı ve sürekli derin konular üzerinde çalışmasının kendisini boğduğunu ve biraz nefes alması gerektiğini düşündüğü için çektiğini belirtmiştir.
Aslında Park(Alin Taşçıyan'ın deyimiyle bay Park) Joint Security Area ile birlikte Güney-Kuzey Kore gerçekliğinin hikayesini anlattıktan sonra giderek biçimselliğin dozunu arttırıp öyküyü daha yanlara savurmaya başlamıştı ve son filmi Sympathy for Lady Vengeance görsel özellikleri daha önplanda olan bir filmdi. Ve ardından gelen i'm a cyborg but that's ok'de ise ne biçimsel bir aşırılık ne de öykü olarak güçlülük görüyoruz tamamen absürdün ve hikayenin kendisine teslim bir şekilde yuvarlanıp gidiyoruz. Bana Bay Park'ın sineması Avrupa Sanat Tarihini anımsatıyor: Önce Realistler sonra Biçimciler ve bu iki akımın hakim olduğu sürekli savaş ve pislik ortamında varılan nokta sürreal, dadaizm ve absürd olmuştu. Artık autheur diyebileceğimiz Bay Park bundan sonra tekrar sert bir realizme geri döneceğini tahmin ediyorum çünkü tarihin akışı onu gösteriyor..
festivalde büyük yönetmen olduğunu bir kez daha göstermiştir. İntikam üçlemesinde zirveye vardığı, sağlam bir hikayenin içine sıkıştırılmış yaşam formülünden uzaklaşıp tamamen yeni bir şey denemiş. Belki de en umutlu filmini çekmiş zira oldboy, sympathy for lady/mr vengeance ve joint security area'da bırakalım umudu bir şans bile vermiyordu karakterlerine.. I'm a cyborg ise absürd diyalogları ile hayatın amacını sorgulatıyor ve cevap olarak gayet umutlu bir sonla bitiyor ama şunu belirtmekte fayda var intikam ve merhamet olmadan chan wook park filmi olamaz ki bu filmde de var. düşünüyorum da hangi amerikalı yönetmen bir beyaz yakalıyı çılgınlar gibi kurşuna dizmek ister? Hele ki sonuna kadar merakla izlettirecek absürd bir senaryo yazmak.. Bugün ki söyleşisi kesinlikle kaçmaz..
aldığı felsefe eğitiminin etkisini filmlerine taşıyan,şu ana kadarki filmografisini büyük ölçüde intikam duygusu üzerinden insan doğasını çözmek için kuran,aynı zamanda dikkat çekecek şekilde biçimci bir yönetmen...
askeri rejimin yıkılmasından sonra 93 yılında ataga kalkan kore sinemasının dahi yönetmenlerinden.hikayelerini mükemmel bir kurguyla sunar.ona soruldugunda filmlerini temellendirdigi duygu intikam değil,suçluluk duygusudur,insanlar kendi suçluluk duygularıyla bas edemedklerinde bu suçu baskalarına şiddetle transfer ederler.
hiç bir yönetmenin yada hiçbir akımın etkisi altında değildir onun sineması,sadece onundur.
G.Kore sinemasında en iyi işlere imza atmış uçuk yönetmen. (bkz: meşhur üçleme)
sahne geçişlerini mükemmel yapabilme zekasına sahip üstün varlık
ji sung park'ın kardeşi...