ben bu adamın şiirlerini daha çok seviyorum iyi bir çeviriyle harika akıcı hale geliyor.
Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu , ama acı çekip ayyaş olunabilirdi. Bir süre, gençlikte özellikle, talihin senden yana olduğunu sanabilirdin, bazen senden yanadır da gerçekten. Ama senin farkında bile olmadığın ve senin aleyhine işleyen birtakım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır, her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile.Bir gece, sıcak bir salı gecesi o ayyaş sen oluverirsin, sensin o ucuz pansiyon odasında olan, ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz, daha da kötüdür hatta, çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır. Bir sigara daha yakmaktan, bir içki daha içmekten, o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz, bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.
İnsan olmak rezil bir şeydi; öyle çok şey vardı ki olup biten.
seks ve alkol düşkünü muthiş deha !
sonsuza dek budalayız hepimiz..sonsuza dek aldatılacağız..memnuniyetle..şimdi..
http://palyaco-.sosyomat.com/blog/1541226
Bir kadın olarak doğmuş olsaydım, kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım, ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir. Buna rağmen kadınlar- iyi kadınlar- beni korkuttu çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek isterler sonunda, peki o zaman ne kalırdı benden geriye korumak isteyeceğim? Açıkçası fahişeleri, düşmüş kadınları arzu ettim, çünkü ölüdür onlar ve serttirler, sizden hiçbir şey beklemezler. Çekip gittikleri zaman hiçbir şey kaybetmezsiniz. Öte yandan bütün bunaltıcı bedellerine rağmen yumuşak, iyi kadınlara da hasret çektim. İki türlü de kaybettim. Güçlü bir adam her ikisinden de vazgeçerdi. Ben güçlü değildim. Böylece kadınlarda, kadın düşüncesiyle uğraştım durdum. (Kadınlar) -Charles Bukowski
aşığım
KAYBEDİLMİŞ BİR BAHİSTİ HAYAT...
bana aşkını getir..
en kaliteli öykülerinden biri..şiddetle tavsiye!
Gözyaşlarına dayanamam
ayağını kıran kazın etrafında
beş-altı yüz tane salak birikmişti
nöbetçi yaklaşıp
silahını çektiğinde
ne yapılacağına
karar vermeye çalışıyorlardı
ve konu kapandı
kulübesinden çıkıp
ev hayvanını öldürdüğünü iddia eden
bir kadın dışında
fakat nöbetçi kayışını ovuşturup
kıçımı öp
dedi kadına,
gidip başkana şikayet et;
kadın ağlıyordu
ben de gözyaşlarına hiç dayanamam.
çadırımı katladım
ve yolun aşağısına gittim:
piçler
manzaramı bozmuştu.
asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür.
biraz bilgide verilmesi gerekir diye düşündüm
seçimini
zekice
yapmak
yarilamaktir
zafere giden yolu;
diger yarisi
kayitsizlikla
fethedilir.
bir yanda
istedigin
her seyi
söyleyebilirsin,
öte yanda
mecbur
degilsin.
ben
bir sekilde
ikisini de
yapmayi
becerdim.
bu yüzden
benimle
bir sorununuz varsa
size
aittir.
Tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı
Tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı
Tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi
Tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk
Tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu
Tanrı maymunu yarattığında uyuyordu
Zürafayı yarattığında sarhoştu
Uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı
Ve intiharı yarattığında bunalımdaydı
Senin yatakta uzanmış halini yarattığında
ne yaptığını biliyordu
sarhoştu ve kafası kıyaktı
Ve sonra dağları ve denizi ve ateşi
aynı anda yarattı
Bazı hataları oldu
Ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında
tüm Kutsal Evren' in üzerine boşaldı.
'...Ani ölüm yeni bir şey değildir,kitlesel ani ölüm de yeni değil,ama ürünü geliştirdik.Yüzyılların keşfi,kültürü ve birikimi var elimizde yararlanabileceğimiz.Kütüphaneler tıka basa kitapla dolu,başyapıt oldukları varsayılan tablolar milyonlarca dolara alıcı buluyor,tıp kalp naklini gerçekleştirdi,sokaklarda akıllıyla deliyi birbirinden ayırmak mümkün değil.Ve birden,bir kez daha hayatlarımızın gerizekalıların elinde olduğunu görüyoruz.Bombalar patlayabilir,bombalar hiç patlamayabilir...'
“Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı tıraşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerden yana rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam.”
Yüzyılın en ilginç yazarlarından biri sayılan Charles Bukowski, işte böyle anlatır kendini. Söylediklerinden de anlaşılacağı gibi, yaşamıyla ve yazdıklarıyla yer altı edebiyatının ikonu haline gelen Bukowski; sürekli içki içen, vaktinin çoğunu barlarda geçiren ve özellikle kadınlara yaşadığı maceralarını anlatmaktan hoşlanan bir yazar olarak tanındı ve sevildi. Ama Bukowski sadece kadınlardan bahseden bir yazar değildi. Elindeki viski kadehini yolunda gitmeyen her şey için kaldırırken, gökyüzünü kendine çarşaf bellemiş evsizler, ayyaşlar ve küfrü oje niyetine kullanan fahişeler için de kaldırıyordu.
"beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.."ekmek arası ne sevilesi kitaptır yau..
sewiorum bu adamı..
to all my friends..(: