toplam 91 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | pred dozhdot |
| tuttum | pazienapae |
| tuttum | solome r |
| tuttum | qLemenz |
| tuttum | yitipgiden |
| tuttum | afillinick |
| tuttum | GrandFunkRailroad |
| tuttum | AYKIRI FELSEFE |
| tuttum | lucas24 |
| tuttum | aureola08 |
| tuttum | brecht21 |
| tuttum | inspirati0n |
| tuttum | bezla |
| tuttum | burak8370 |
| tuttum | forsaken girl |
| tuttum | autumnrass |
| tuttum | Hippie Blues Lady |
| tuttum | ojos asi |
| tuttum | angina pektoris |
| tuttum | tiya |
~20 ahkam var.
fortepian chopina(chopinin piyanosu) ünlü polonyalı yazar Kamil Norwid'in kaleminden bir şiirdir. chopinin ne kadar büyük bir usta olduğunu ve kendi kuşağının onu anlamayacağını ancak ilerki kuşakların tam anlamıyla eserlerini kavrayacağını yazmıştır bu şiirde...
keşke bi 40 daha yaşasaydı diye çok üzüldüğüm 39 yaşında hayatını kaybetmiş piyanonun peygamberi. belki bi 40 daha yaşama şansı olsa yaptıklarını yapacak kadar gücü olmayacaktı. onu dinleyebildiğimiz ve yorumlamaya çalışabildiğimiz için çok çok şanslıyız.
Eugène Delacroix'ın fırçasından Frédéric-François Chopin.Fransız isimli bu müzisyen Rus tebaalı bir Polonya'lı idi. Değeri Almanya'da edildikten sonra sanatkar olarak Paris'e yerleşti. Bu durumu ile Chopin devrinin sembolü sayılabilir. Milli sınırların üzerinde olmak 19. yüzyılın eşiğinde zuhur eden yeni tip bir sanatkarın veya dahi virtüozların tipik durumudur. Gerçi enstrümanlarında virtüoz olan müsizyenler eskiden beri vardı. Fakat bu yeni tip, ihtisasını meslek edinerek, mesela yalnız (piyanist) olarak dünya konser salonlarını dolaşan virtüozlardır. Thalberg, Moscheles, Liszt gibi bu ayarda virtüozların yetiştiği çevre, müziksever zenginlerin hususi salonlarıydı. Müziğin saray çevresinden bugünkü aleni konser dünyasına gidişinde önemli bir rolü olan bu salon havasında Chopin de yaşadı. Bu, espri ve zarafetle dolu, muhteşem bir yaşama tarzını aksettiren bir çevreydi. Chopin'in sanatkarlığı o zamanki dünyanın merkezi olan Paristen ilham alarak gelişti. Onun her tesire açık harikulade ince ve hassas ruhunda, ihtilal endişelerinin de karıştığı restorasyon devrinin parlaklığı ile vatanındaki durumun sönmeyen acı hatirası birleşiyordu. Balzac, Musset, Meyerbeer, Heine, Liszt ve George Sand gibi şahsiyetlerin yaşadığı o zamanki Pariste, vücudu kadar ruhu da son derece hasta olan Chopin'in yıldızı parladı ve söndü.
Chopin, Schumann gibi tam manasiyle romantik bir sanatkar, fakat yine yaratılış bakımından bambaşka bir şahsiyetti. Besteciliği bunu en açık şekilde gösterir. Pek az eseri istisna edilirse besteciliği tamamen piyanoya hasretmiştir. Piyanodan teshir edici yeni renk ve tınlama imkanları çıkarmış, ayrıca devrinin henüz ulaşamadığı teshirleri bile keşfetmiştir. Filhakika armonilerinin geniş ve zengin ifade sahası, çok farklı üstünlüğünü, bu melodiler ve onların icrasında beliren ritmlerin özel bir serbestlikle tertiplenişi ve nihayet lirik şiire has bir tatlılıktan gelişerek enerji dolu hamlelere kadar yükselen ifade kudreti gibi vasıflarıyla, Chopin'in Fransız müziğinin ancak çok daha sonra varabildiği özelliklerin ilk hatlarını tespit etmek mümkündür.
Bu romantik sanatkar, devrin ve geleceğin birbirine karışan esrarlı ışığı altında, milletleri birbirinden ayoran sınırların üstündedir. Buna rağmen derin bir hisle öz yurduna daima bağlı kalmıştır. Kendisinden önce konser salonlarında görülen Mazurka ve Polonezleri folklöre nevinden çıkarak şümullü bir sanat seviyesine yükselten odur. Bununla birlikte, prelüd ve noktürnleri (lirik bir ilhamdan doğan tasvirler) şeklinde vasıflandırılabilir. Buluş ve yapılış bakımından son derece zengin olan etüdleri bile bütün teknik güçlüklerine rağmen asıl etüd kalıbından çıkmış, irticalen çalmanın verdiği ilhamdan yine şümullü bir seviyeye yükseltilmiş harikalardır. Ancak kısa süren parçalarda değil, gelişme alanı ırticalen çaldığı anların yaratıcı kudreti yer yer hissedilir. Bunun için münhasıran piyano tesirlerine bağlı kalmayan liedleri ikinci planda kalmakta, her iki piyano konçertosunu da diğer eserleri arasında ayrı bir durum arzetmektedir.
Hastalık, vatan hasreti ve daimi özleyişlerin gölgesinde geçen hayatı, romana benzeyen yazılarda, sahte bir (şairliğin) konusu olmaktan kurtulamamıştır. Gerçekte, istidadı küçük yaşta beliren ve genç yaşta olgunlaşan bu sanatkar da çalışma yolunu tutmak zorunda kaldı. Beethoven'in öldüğü sene Joseph Elsner'in öğrencisi olarak Varşova'da umumi dikkat ve ilgiyi üzerine çekti. Viyana'da kaldıktan sonra (Temmuz İhtilali) sırasında Paris'e geldi. Orada piyanist olarak şöhret yaptı ve adı Avrupanın her tarafına yayıldı. Besteciliği de orada gelişti ve yükseldi. Bir yıl ölüm derecesinde hastalık çektikten sonra Paris'te öldü. Daha önce ölüm korkusu ile Majorka adasına çekilmişti.
Chopin'in yeni bir (fikri aristokrasisi)nin temsilcisi olarak gören Schumann genç besteciyi sonsuz takdir ifade eden şu sözlerle alenen selamlıyordu: (Şapkalarınızı çıkarın baylar, bir dahi geliyor.
Şair olmak için kocaman ciltler doldurmak gerekmez; bir iki şiirle bu ünvana layık olabilirsin. Chopin de böyle şiirler yazmıştır)...
rubato,hüzün,yaşanmamış yıllar,ince hastalık..
--9yaşındayken piyano öğretmeni artık ona öğreteceği bir şey kalmadığını söylemiştir.
--1849 yılında,ölümünden bir süre önce çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktadır.
alman şair heinrich heine:
thalberg, birinci piyanist;
listz ise tek piyanisttir.
chopin,
ikisinden de üstündür..
Şizofren eder dinlerken:
Başlangıçta bu dünyada olduğunuzu bilirsiniz; ama sonra sonra alır götürür sizi dünyadan, kurtarır bedene hapsolmuş ruhunuzu ve yumuşak-sert dalgaların ortasına bırakıverir...
Burada olmadığınızı anladığınızda, oralarda bi yerlerde dönüş yolunu yumuşacık seslerle siler kumsaldan ve hapseder benliğinizi müziğinin içine...
39 yaşında ölmesi beni hep rahatsız etmiştir. Belki 40 yaşında ölse bu kadar sinirim bozulmazdı.
öldüğünde kalbinin polonya'ya gömülmesini vasiyet etmiştir. dahidir bir de.
Ballad Op 23 no 1 G minor ..
Nocturne op 9 no 1 in B-flat minor
Nocturne in C-Sharp minor (1830)
Raindrops Prelude
ile ruhu bedenden ayıran ,
revolutionary başta olmak üzere etüdleri ile insanı allak bullak eden notaların sahibi, hüznün bir zamanlar vücut bulmuş hali..
Atrhur Rubinstein ve Vladimir Horowitz ten dinlemek bambaşkadır..
fransız asıllı bir polonyalıdır. sonradan fransa'ya gelip fransız vatandaşı olmuştur.
-polonya'da doğdu beşiktaşlı oldu-
hastalıklı ve zayıf bünyeli bir sanatçıymış. zamanının en önemli kadın yazarları ve tarihin bir numaralı tomboy'u george sand ile fırtınalı bir ilişki yaşamış, sonra ölmüştür.
pere lachaise'de yatmakta olan leh. neden şopen deriz, şopin diyelim çopin diyelim.
fatih sultan mehmet'i burun farkıyla geçen bi aşmış insan.
Rus çarına Polonya sarayında çalmayı reddedip hakkında tutuklama emri çıkarılması üzerine çok sevdiği vatanından hayat boyu ayrı kalmak zorunda olan ve buna rağmen vatanının dans müziklerini birleştirip yeni bir formda, tüm duygusallığını ve özlemini ekleyerek tüm dünyaya kabul ettirmiş piyano dahisidir. Onun için "Küçük şeylerde büyük, büyük şeylerde küçük" denmiştir. Bunun nedeni orkestra eserlerinin sayısının az olması ve genelde konçerto yapısını tamamen konçertosu yapılan enstrümanı ön plana çıkarıp, orkestraya süs görevi vermesindendir. Hayat boyu en yakın arkadaşı olan başka bir dahi Franz Liszt ise tüm hayatı boyunca ona hayran kaldığını ifade eder ve bu asılsız suçlamaları yapanları müziği bilmemekle suçlar. Chopin, benim piyanodaki idolümdür.
chopin hüzünü ifade eden adamdır.bazen bir eliyle sevinçli bir melodi çalsa bile öbür eli rahat durmaz hemen kromatik bir atakla herşeyi tepetaklak eder.tekrar hüzünlendirir.bu bir kısır döngü gibi olsada chopin bana hitap ettigi kadarıyla hiç sevinmez hüzünlü havasını hiç terk etmez.
ayrıca;''op.68 fantasie-impromptu''buna kesinlikle katılıyorum.muhteşem birşey.
Romantik (Piyanistler arasında) denince akla gelen ilk besteci.Hüzün dolu insan, eserleriyle dinleyenleri aynı hüznü aşılayan piyanist.