Denir ki, Özdemir İnce'nin entelektüel dünyaya yaptığı yegâne iyilik, bu kitabı çevirmek olmuştur. Ama yine denir ki, lise düzeyinde Fransızca bu kitaba elbette yetmemektedir.
kendisiyle jeremy reed tarzında bir röportaj yapabilme ihtimalim olsaydı eğer, o'na; "otistik ve aynı zamanda veremli bir anneden doğan vebalı bir bebek kadar şanssız gözüken yüzünle yüz hatlarını saklamayı çok iyi beceriyorsun, acaba kar kristallerini iliklerine kadar kanatabilecek düzeyde şiddetli yazmanda bu oyunculuğunun bir katkısı oldu mu?" diye sormak isterdim. heralde o'da bana hiddetli bir tebessümle; "öz geçmişimi acıyla şekillendirmemin nedeni arzularımı mastürbasyon yaparak evcilleştiremememdir." diyerek net bir karşılık verip, beni kıçımda 1860'lardan kalma keskin bir nubuk kokusuyla ana kucağıma postalardı.
afrodizyak etkisi olmasından şüphelendiğim bu nubuk kokusunu içime çekmemle kendimi hadım edilmiş bir infaz memuru olarak bulacağım rüya alemine dalmam bir olurdu sanırım. acaba bu duruma freud ne derdi lan comte de lautreamont!