Susan: Some men were born lucky. Some men were born very lucky.
Sally: What was Patrick born?
Susan: A tripod.
serinin en güzel bölümü tam bir kurgu marifeti olan split'tir. bölüm içinde marifetin, zekanın tavan yaptığı an ise telesekreterden mesaj dinleme anıdır.
karakterlerinin her biri ayri itici olmasina karsin (jeff'i tenzih ederim) bir dizi nasil bu kadar eglenceli olabilri sorusunun cevabi. senaristleri ve yapimcilari da tipki how i met your mother'inkiler gibi derslerine iyi calismislar sanirim, unreliable narrator'a ve daha bir dolu teknige basvurmalari dikkat cekici.
Oldukça fazla sayıda dizi izleyen beni koltuktan düşercesine güldürebilmiş çok az sayıdaki diziden biridir.
Çünkü içinde çıplak kadınlar var! Ben erkeğim. Onları sevmem gerek.Hepimiz böyle doğarız.
Doğar doğmaz çıplak kadınları severiz.Doğum kanalının yarısında manzaranın tadını çıkarmaya başlarız.
Heteroseksüel erkek mantığı dört şeyden oluşur. Kadınlar, jartiyerler, lezbiyenler ve James Bond'u en iyi oynayanın Sean Connery olduğu. Çünkü erkek olmak bu demektir. Bu hoşuna gitmiyorsa hayatım, lezbiyen sinemacılara katıl.
Hayatımın kalanını masanın karşısındaki kadınla geçirmek istiyorum ama bu öleceğim güne kadar binlerce çıplak popo daha görmek istememi engellemez. Çünkü erkek olmak bu demektir. İnsan oğlu ateşi keşfettiğinde "Haydi yemek pişirelim," demedi. Dedi ki "Artık karanlıkta da çıplak popoları görebileceğiz!" Caxton baskı makinesini icat
ettiğinde çıplak popoların resmini basmaya başladık. İnterneti dev bir çıplak popo arşivi haline getiren de bizdik!
Size küçük gelse de, erkeklerin çağlar içindeki başarısı popolara daha iyi bakma mücadelemizden ibarettir.
hayatı couplingin ingiliz versiyonu tadında yaşamak isterdim..çok tatlı hatunlar
amerikanlar komedi yapamıyormuş dedirten dizilerden biri bana göre. Diğerleri :it crowd, black books
ingilizler komedi yapabiliyormuş be dedirten dizi..gülmemek elde değildi.az ve öz sayıda bölüm.tadı hep damağımızda kalacak
İlişkileri anlatan ,başka hiçbir diziyle kıyaslanamayacak mükemmel bir İngiliz komedisi
konu seks olunca kimse 80 the city 'nin eline su dökemez... lakin sular kesilince döksün... masaya öle kirli ellerle oturulunmaz aq...
UK rullzz
"bir iliskinin ne asamada oldugunu kadinin ic camasirinin esnekliginden anlayabilirsin!" diye bir genelleme yapmis beni koparmislardir zamaninda, fakat gunumuz degerlerinde cok yanlis bir olcum olmus bu.
Breasts.
Biz deyince abazan oluyoz anasını satıyım. Herif milyon dolar kazandı meme diye diye.
Coupling UK ama.Coupling US kötüydü
ingilizlerin "biz de komiğiz lan" demek istedikleri dizi.
evde yanlızken kahkaha atma halini yaratan şeylerdendir. çok güldürdü beni.
sezon sonu sömürdüğüm dizi...
Tam tadında bırakılan ve şahsi fikrimce karakterleri yaratılıp, daha sonra gelişmeye bırakılmayan dizi. Nerdeyse bütün dizilerde dikkat ederseniz, karakterler asla başladığı haliyle kalmaz. Hep değişirler ve dizi bittiğinde bambaşka bireylerdir. Hoş, hangi dizi bitmesi gerektiğinde bitebilmiştir, onu da bilemiyorum ya, neyse...
Coupling'de karakterler hiç değişmiyorlar. Tam olarak yazılmış, açık noktası kalmayan karakterler hepsi.
Bu arada, Oliver gerçekten Jeff yerine konmaya çalışıldı ama, ayrı düşünülünce o karakter de fena gelmiyor. İlk zamanlar nefret etmiştim gerçi ama...
Oliver, Jeff'den biraz farklı. Jeff, korkaklığı sayesinde bazı belaların dışında kalabiliyordu. Oliver, sorgula(ya)madan kabul ediyor herşeyi. Bkz. Oliver'ın ilk belirdiği bölümde, Patrick tarafından eline tutuşturulan çiçekleri onun adına Sally'ye vermesi ve Sally tarafından Patrick sanılması üzerine suratına yumruk yemesi.
Sally: "It's a relationship, people are bound to get hurt!"