1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

crash ile ilgiliyim diyenler

toplam 50 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


crash hakkında crash

~20 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    baba ve kızın sahnesi bir başkadır... hele o silahta gerçek kurşun olmayıp kızın babasını kurtarmış gözleri....

    phoenixtd   14 Temmuz 2008 14:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yıllar geçtikçe artan , insanların birbirine olan güvensizlik ve önyargılı düşünce tarzını güzel bir şekilde işleyen kaliteli bir yapım.

    pyramidsong   12 Mart 2008 23:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    hayatın renklerinin SİYAH ve BEYAZ diye ikiye asla ama asla ayrılamayacağını dahası grilerin bile kendi içinde alacalı bulacalı olduğunu gösterebilmeyi amaç edinmiş ve bunu da layığı ile başarmış filmdir kendileri..

    ersates   29 Aralık 2007 04:15   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    biraz 21 gram ayarı varmış gibi geldi bana..karşılaşma konuları falan filan...?

    xprozacx   26 Nisan 2007 00:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Brentwood’lu bir ev kadını ve savcı kocası... İranlı bir dükkan sahibi... Aynı zamanda sevgili olan iki polis memuru... Zenci bir televizyon yöneticisi ve karısı... Meksikalı bir anahtarcı. İki araba hırsızı... Acemi bir polis... Koreli orta yaşlı bir çift… Hepsi Los Angeles’ta yaşıyor ve önümüzdeki 36 saat içinde, hepsinin hayatları kesişecek. Emmy ödüllü yazar-yapımcı ’in ilk sinema yönetmenliği denemesinde Sandra Bullock, Don Cheadle, Matt Dillon’dan oluşan ünlü oyuncular kamera karşısına geçmiş.

    beni fazlasi ile gerdigi sahnelerde dahil olmak uzere bazi anlarda aglayacak kadar cani mi acitan ve hayati sorgulamaya dair yapilmis en iyi fimlerdendir...mutlaka izlenmeli.

    hani nerde   03 Nisan 2007 23:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dir beni en etkileyen repliği.

    derrange   12 Ocak 2007 14:41   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    crash severlere bu senenin yapimlarindan bradli pittli babel'i izlemeleri tavsiye edilir.

    xjimmor   05 Aralık 2006 02:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    filmin bir diğer leziz soundtrackide bird - in the deep adlı şarkısıdır.akademi ödül töreninde de tüylerimi diken diken etmiştir

    Ewwel   05 Aralık 2006 02:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sinemada yakalama fırsatı bulamayıp ancak dün dvd de izleyebildiğimm , çooook uzun zamandır beni gerçekten etkileyen tek film... sonuna doğru bu hislerle kalakalmışken Stereophonics- Maybe Tomorrow'la gerçekten tükendim....

    minel ask   04 Aralık 2006 21:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    uzun zamandan sonra magnolia tadını aldım...hayat ve kesişmelerin sonsuzluğu...delirtici...aklıma pera müzesindeki konstantiniye'den istanbula adlı fotograf sergisi geldi. binlerce kayıkçı vardı bi fotografta...100 yıldan fazla bir süre once cekilmiş...hepsi kanlı canlı işini yapıyordu.. hepsi biliyordu neyi tadacaklarını ve hiçbiri bugun yok.. belki çok normal ama bi yandan bunun insanı şaşırtması ve şok etmesi de normal..kısaca "hayat"... içinde hayatın kendisi olan filmleri seviyorum...bu film olmuş...(cronenberg den bahsetmiyorum)

    qi   20 Kasım 2006 02:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    filmin replikleri süper :)
    bu arada filmin sonundaki şarkıyı indirmek isteyen olursa ki tavsiye ederim Bird York - In The Deep diye aratmalı yeterli olur sanıyorum.

    puldusu   15 Kasım 2006 09:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ırkçılık unsurlarında sık sık küfür ettiren başarılı film..

    soul4tnt   13 Kasım 2006 11:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    David Cronenberg'in en zor filmidir gerçekten Crash.Deyim yerindeyse kimin eli kimin cebinde belli değildir filmde.Karı koca başkalarıyla ilişki kurmaktan çekinmez birbirleriyle sevişirken de başkalarının cinsel organlarından bahsetmekten hiç kaçınmazlar.Açık bir yaraya veya bir otomobile karşı istek duyabilir araba kazalarının verdiği hazla orgazm bile olabilirler.Gariptir ki izlerken içten bir his de çok da sıradışı değil aslında der.Tabulardan kurulu hayatımızda bunları görmediğimizden belki de.Bana göre Cronenberg tam anlamıyla bir içgüdü ve özgür irade dersi vermiştir bu filmde.İnsanların sapkınlıklarının bu boyutta olduğunu görmek bile rahatsız ediciyken böyle şeylerin gerçekten olabileceğini hissettirebilecek gerçekçilikte çekmiştir filmi.

    Iost   12 Kasım 2006 10:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    "Çarpışma’ nın görevi dikkatimizi çekmek; bizi teknoloji manzarasının her köşesinden, her geçen gün daha ikna edici bir biçimde çağıran zalim, erotik ve ışıltılı dünyaya karşı uyarmaktir…" J. G. Ballard

    Anthony Burgess’ in en yaratıcı yazarlar arasında gösterdiği, kimi eleştirmenlerinse Calvino’ ya benzettikleri ve başkarakteri yine kendisi olan Ballard’ ın, kendi özel yaşamından da büyük ölçüde izler taşıyan, ana temaları “sınırsız olabilirlik” ve “şimdideki gelecek” olan, klasik bilimkurgunun teknoloji tapınmasına dönüşen dış uzaylara yönelik gezintilerine karşı çıkarak,esas yabancı evren yaşadığımız gezegendir diyen, teknolojiye tapınmayı reddederek okuyanı iç yolculuklara davet eden, yer altı edebiyatının müthiş ve zor örneklerinden birinin, aynı şekilde zor bir yönetmen tarafından beyazperdeye uyarlandığı, algıyı düşünmeye davet eden, her haliyle cüretkar bir sinema deneyimi, Crash…

    Crash’ de günümüzün fetişlerinden otomobil başrolde. Küçük dünyamızı başka yerlere taşıyarak özgürlük yanılsaması yaratan, uzaklık ve yolculuk kavramlarını yok ederek “hız”a özel bir ağırlık ve istenirlik kazandıran, güvenli evlerimizden otoyollara çıktığımızda bizi ölümün kıyısında gezdirerek kaybettiğimiz heyecanı yaşatan yegane fetiş, otomobiller…
    Modern zamanların kalabalıkları arasında yalıtılmış, güçsüz ve çaresizce dolaşırken sağladığı bireysel güç, üstünlük, iktidar ve heyecanla “tahrik” olduğumuz, kendimizi tekrar yarışta hissettiğimiz bir teknoloji harikası, ortak bir fetiş. Crash’ de bu fetiş, seks ve teknolojinin odağındaki buluşma yeri. Crash dünyasında otomobiller hem sonsuz fantezilerin yaşandığı seks mekanı, hem de çarpışmaların taşıdığı cinsel göndermelerle dolu birer seksüel obje. Çarpışmalarsa, zaten temelinde şiddet içerdiği varsayılan cinselliği tetikleyen birer fantezi, teknolojinin bize kan, dışkı, kusmuk,salgı ve meni eşliğinde sunduğu “kendimizi kaybetme halleri”…

    1996’ da düzenlenen 49. Cannes Film festivali jüri özel ödülünü de alan ve Oto-erotizm’ in hemen hemen tek örneği olan Crash, bu terimle günümüz teknolojisinin içimizde uyuyan psikopatalojiyi nasıl uyandırabileceğini, seksle teknoloji arasındaki çarpıcı flörtün “dehşetli” yanlarını gösteriyor. Bu flörtün dehşetli yanları sayesinde yarattığımız teknoloji aracılığıyla insani yanımızdaki şiddeti fark ediyor, kendi bilinmezliğimizle de yüzyüze geliyoruz. Karısıyla veya başkalarıyla değişik seks deneyimleri yaşamaktan zevk alan film yapımcısı James Ballard, kocasıyla aynı seksüel zevkleri, aynı bedenleri veya farklı bedenleri paylaşan Ballard’ ın eşi Catherine, ölen yaralı vücutların detaylı fotoğraflarını çekerek koleksiyonlar yapan eşcinsel fotoğrafçı Vaughan, belden aşağısı mekanik düzeneklerle sarılı ve bu halde bile seksi her şekilde yaşamaktan geri kalmayan Gabrielle ve Ballard’ ın yattığı hastanede çalışan saplantılı doktor Remington…
    Bütün bu insanların ortak noktaları hız tutkusu, otomobiller ve otomobilde yaşanacak olan her türlü seks fantezisi, deneyimidir. Ballard bu tutkusunu Catjherine’ le de, Gabrielle’ de, Remington’ la da yaşamakla kalmayıp, en büyük deneyimi ve vazgeçilmez tutkusu Vaughan’la yaşadıkları olacaktır…

    Pek el atılmamış bir konuyu kendine seçmesinin yanı sıra Crash, cüretkar sahneleriyle de epeyce gürültü kopardı. Ballard’ın eşiyle olan sahnelerinin yanı sıra Ballard, Gabrielle ve Remington arasındaki mastürbasyon sahneleri ve Gabrielle ile Remington arasındaki lezbiyen seks sahneleri çokca tartışıldı ama hiç kuşkusuz en şok edeniyse, İstanbul Film Festivali’ ndeki gösterimi sırasındaki “Makaslandı mı makaslanmadı mı ?” şeklindeki tartışmaları da beraberinde getiren, kitapta oldukça ayrıntılı ve uzun tarif edilen Ballard ve Vaughan arasındaki eşcinsel sevişme ve birleşme sahneleriydi. James Spader, Deborah Kara Unger, Elias Koteas, ve Holly Hunter herhalde kariyerlerinin en cüretkar performanslarını Crash’ de gösterdiler. David Cronenberg’ in yönetmenlik tarzı filmle birebir örtüşüyordu; yalıtılmış, karamsar, minimalist ve soğuk. Howard Shore’ un film müziği de aynı şekildeydi; duru, steril, mesafeli ve soğuk….

    David Cronenberg’ e has bir kara film olan ve şiddeti yorumlarken parçalanan bedenler, hız ve otomobillerle şiddet arasında kurduğu paralellikle Crash, her ne kadar kolay bir seyir vadetmese de, bunu gözardı edenlere ve Cronenberg sinemasının bu kendine has ve cidden şok eden yapıtını izlemek gafletinde bulunacak olanlara en azından bir defa denemeye değer, oldukça ilginç ve ilginç olduğu kadar reddetmesi de zor bir sinema deneyimi vaat ediyor…

    Burtonesk   12 Kasım 2006 01:51   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    birden fazla karakterin öyküsünü başarıyla kurgulayan,amerikalıların öteki olarak adlandırdıklarıyla ilişkilerini perdeye yansıtan,değeri sinemada gösterildiği zaman anlaşılamamış olan paul haggis filmi.
    arşivlik olup,sadece vakti olanlar izlesin türünden değildir.iyi seyiler.

    sofistiky   08 Kasım 2006 23:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bir filmde konunun ancak bu kadar zincirlenebilceğini düşündüğüm harika bir film izledikten sonra harbiden çeken insanları ve senaryoyu yazan insanın kesinlikle takdir edilecek bir film bence çok şaşırmıştım ilk izlediğim tabiki sonra tekrar izledim neden kesmedi :)

    ursameteor   10 Ekim 2006 01:33   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    felt   18 Eylül 2006 09:29   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sıkı bir amerikan hikayesi. zaman zaman artık iyi film seyredemeyecez herhalde dediğim zamanlar olur. crash o zamanların birinde gelmiştir. ben de paul haggis'i fark etmiş ve iyi ki böyle adamlar dünyada bitmiyor demiştim.:)

    komacan   18 Eylül 2006 08:52   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    başında sıkıntıdan bayıldığım,sırf izlemek için izlediğim,ama sonlarına doğru beni resmen çarpan film

    tubik   15 Eylül 2006 21:28   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    filmin sonlarına doğru kötü gibi görüneni iyi,iyi gibi görüneni kötü gösteren çok başarılı bir film!

    vipassana   15 Eylül 2006 21:26   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :ashen

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.