sadece iki kişi evlenmez,evlenemez. Ailelerdir evlenen :) düğün de işte bunun en önemli kanıtıdır.
kültürümüzde o kadar yer etmiş bir olgu olmasına rağmen, bu kadar az ahkam almış olması doğrusu duygulandırdı beni ve bunu üzerine yazmaya karar verdim...
toplumumuzun vazgeçilmezlerindendir...
şöle iki oynamadıktan, halay çekmedikten, curcunayı yaşamadıktan, gereksiz bi ton tantanaya şahit olmadan ve lütfen çocuklarınızı pistten alınız sesini duymadan geçen evliliğe evlilik demem ben :P
düğün budur.
kimin dugunu olduguna bagli!eger sizin ki ise zaman denilen sey bir garip eksende doner durur bence:)
özelliklede taraflardan birinin yakınıysanız son 5 gun kala evde yasanan kosusturmaca ile neye ugradıgınızı sasırırsınız.
abla ordan cıkar bu kıyafetin burası nasıl oldumu?
anne gelir benim şalım buna uydumu ?
baba gelir simdi o gun hangi yoldan gitsek miting var trafige kapılmayalım..
ben gelir , bu takılar uydumu?
kuzen gelir gelin başımı nerde yaptırsam ?
aa yok bir daha kendi dugunume kadar dugun istemiyorum .. evart.
benimkisi 2 senedir ertelenen ve artık olsa da olur olmasa da olur dedirten, arada ksıkançlık krizlerine sokan , mide bulandıran , müzikli toplu ayin zımbırtısı....
ağustos ayında ablamın evlenmesi şerefine tüm baharımızı ve yazımızı yiyen, hazırlıkları bitmeyen zımbırtı..
bir de.. gelinin kız kardeşi olmam dolayısı ile zorla giydirilen o abiye kıyafet (annem evlatlıktan reddecekti giymesem), ve üzerinde bırak yürümeyi sürekli bir şekilde göbek atmam, dans etmem ve gelenlere mutlu gülümsemelerle hoşgeldiniz demem beklenen (topluma karşı görevlerimiz) o sivri topuklu ayakkabıları ömrüm boyunca acıyla hatırlayacağım..
ayrıca o gün "darısı hanım kızımızın başına" sözünü söyleyen tüm meraklı teyzelere de buradan kafamı yolluyorum..
size ne ulan!
- sosyomatta küfür edememenin sancıları..