kalbi üşümeyen olması kafi gelir bana.gözlerinin parıltısı aydınlatır rotamı. gemisini kurtaran kaptan değil feth edilecek deniz arayan kaptan-ı deryayım ben.
gormek istediğine güzel bakarsan parlak gemilerin kaptanı olursun rotanı şaşırıp kalbini irdelersen taş parçası olursun:P
gerçeğe gözyummaktansa,şekle sokulmaktansa ve dahi boğulmaktansa içimde biriktirdiklerimden, varsın pollyanna desinler, varsın ki deli olayım.
sen bana uyma laf salatası yapmaktayım her fısıltım hülyalara dalar ütopik düşler kurarken kendine
sen bana inanma şekil vermekteyim olana olmuşa kafiye ararken kendime
katliamdı istediğim mezarlıkları doldurmak.yer kalmamasıydı tek arzum. ütopikte olsa yaşatmaktı düşlerini.
eskiden içimde düşler yaşardı,acımasız bir katil geldi hepsini öldürdü:) artık sadece düşler mezarlığım var:)
yalnız olduğumu gören, hey sen ellerini göster bi, vermesende ellerini orda olduğunu göreyim. yalnızlığımı paylaşamasanda yalnız olduğumu görmen kafi.bakan değil gören gözlerinle
birini daha gömdüm şimdi. ne çok gelen varmış zaten. neyse.. yalnızlıktan korkmayacak, yokluk koymayacaktır en azından.
hı hı... hepsini gömdüm de... biri zombi oldu, geldi, yanımda şimdi...
düşlerim ve umutlarım herşey gibi yalandan ibaret beni yaşama bağlayan kocaman yalanlar gömdüm düşlerimi topraklarla kapattım ve geriye baktım benden kalan bişe yok daa öncede kaybetmiştim umutlarımı sonra dayanamadım aradım çok derinlerdeymiş saklamışım onları sonra kaybolmuş kocaman yüreim küçük bedenimde benide kaybeder olmuşum zamanla buldum sandım ona bağladım ama hayatımın en büyük yalanına adamışım o umutları ve düşleri bulmamam gerekiomuş unutmam gerekiomuş yeni anladım sonun başlangıcındaım şimdi gömdüm tüm düşlerimi elveda ve merhaba...
Zihnimdeki öyle geniş ki ...
iimish
Kızıl bir yokluğun en derininde hiçlik karşılıyor zamanı
Kopan bir rüzgarın taşıdığı yaprağın ömrüne bedel aynalar
Parmaklarımdan süzülen kan mı yoksa hayallerim mi??
Çoktan seçmeli soruların yanlışlığı vuruyor karanlığı göğsünden
Bir kelimenin çağrıştırdığı anlamsızlıklar susturuyor geceyi
Korku fısıltılarıyla doluyor boşluklar
Asılı duruyor sessizlikte öyküler..
Bir yalnızlığı yalanlıyor geçmiş ve tükeniyor gelecek
Asla yaşanmayacak senaryolar oynuyor bos salonlara
Sessizlik bu kadar gürültülü olabilir miydi ki acıyor yalnızlık??
Mumlar eriyor geceye, yapışıyor haykırışlara
Soru işaretleri tecavüz ediyor sayfalara
Kuruyor mürekkepler acının merhametinde
Ve küçük bir kız ağlıyor duvarlarda
Misketler miydi bu kadar ağır olan yoksa oyunlar mıydı?
Masum bir gülücüktü sadece istenen bedeli hıçkırıklar olsa da
Kustukça tuvaletlere yaşamı daha da bulanıyor görüntüler
Tuvalet kağıtlarıyla taşınan bir yaşamın temizliği ürkütüyor gölgeleri
Gittikçe koyulaşıyor sesler ,gittikçe ürkütüyor
Zaman çürüyor düşlerin mezarlığında
Ve sen her zamankinden daha çok acıtıyorsun
Sessizlikteki varlığı ve yokluğu….