toplam 2 kişi bulundu. 2 adedi gösteriliyor.
~1 ahkam var.
bir ahmet güntan şiiri.
bir akşamüstü
herkesin merakla gökyüzüne baktığı anda
yere düşen o yaprağın hikayesini
en iyi nasıl anlatabilirsiniz.
herkesin merakla gökyüzüne baktığı anda
yere düşen o yaprak
ya da herkesin merakla gökyüzüne baktığı
bir akşamüstü bir hikaye anlatmak
hemen bir sağanak arkası
yaprakların ucu demirli
yapraklar yere saplandı
bir şair yere düşmüş bir yaprak aldı
bir ses "bir zamanlar bir aşk vardı" dedi
ve şair bu sesin sahibini aradı
uzaktan birisi üç gün şairin bu arayışını hatırladı
"yaprakların yere saplandığını gördüm
sonra bir ses duydum
sesin yaprakların yere çarpmasından çıktığını
anlayamadım
'ses yaprakların yere çarpmasından çıkıyor'
diyemedim
'ses yapraklardan geliyor' demediğim için
yaprakların yere çarpmasından bir ses çıkmıyordu"
uzun uzun anlatılacak her şeyi tanıdım ve sevdim
boş verip sonra olmadık bir yerinde bir şiirin
"tam yağmur yağacakken bir kadın yüzündeki tülü
kaldırdı" diyebilmeyi öğrettiğiniz için
siz beni mutlu ettiniz
sizi seviyorum ben dük viskonti
"bir akşamüstü..." diye başlayan bir şiir yazacağım
adını da dük viskonti koyacağım
ah dük visconti
daha önce bin kere söylenmiş olsa bile
söylemek bağırmak istiyorum ben de
bütün şizofrenler
hayatın kıyısında yaşayanlar
bir parmak gökyüzünü işaret edince gökyüzüne değil
parmağa bakanlar
ah siz ahmaklar
bütün gün beraber oldukları birine akşam evde
mektup yazanlar
beni sevmeniz için sizi hiç bırakmadan dinledim
bütün anlattıklarınızı benim için anlatmadınız mı
hemen bir sağanak arkası
"bir şair o düşmüş yaprağın yanında yer aldı
bir zamanlar bir aşk vardı
tülünü kaldırıp bakan kadın üç uzun gün
bu aşkı hatırladı" diyebildiğim için
siz de beni seviyor musunuz dük viskonti
herkes gökyüzüne bakıyordu
ve şair "gökyüzünü seyredenlerin de
bir hikayesi vardır belki
ve bu hikaye en az bizimkisi kadar acıklıdır"
diye yazdı
ve olmadık bir yerinde bir şiirin
"eser çabuk - ağır - çabuk olmak üzere üç bölümden
oluşuyordu" dedi
bundan mutlu oldu
mutlu rüyaların arkası
sahiden "bir akşamüstü..." uyanıldı
ağaçlardan düşerek
yapraklar yere saplandı
birimiz yaprağı gördü
birimiz sesini duydu
"yağmur yeniden camlardan süzülmeye başlayarak her
şeyi sildi" dendiği için
yağmur camlardan süzülmeye başlayarak
her şeyi sildi
üç uzun gün kendini camlı köşkte kalbinden vuran
o şair konuşuldu
sonra susuldu
ne hayat kelimesi kullanıldı ne de di'li geçmiş
son ağacın son yaprağıyla hikaye bitti