yaşamın her anında bi ritim bulmak mümkündür, polyanna hesabı işte.. ama neden danssız olmaz? dans etmeyen odun mudur, ya da "dans etmeyi sevmiyorum, ah bırakın beni siz keyfinize bakın" diyen kişi aslında bastırılmış duygularının esiri olmuş bir köşede oturmaya mahkum bir zavallı mıdır? iyi danseden kadın/erkek, yatakta da iyi midir? çok bu abarttım peki?
bir de hangi danstan bahsediyoruz? elitliği, sanatkarlığı ve 18. yüzyıl aşkını gerektiren bale ve vals mi; tebessümü, yüzeysel eğlenceyi, ve hoşnutluğu barındıran cha cha ve salsa mı, narsizmin hat safhada olduğu eller havaya ve mtv video klip dansları mı yoksa yatay zevklerin dikey tatmini olan tango argentino ya da dirty dance mi?
amaçsız dans yoktur kanımca.. vücut dilinin en ritimsel en eğlenceli ve en çok dialog içinde kullanıldığı ifadesidir dans.
en basitinden deşarj olursun,
kendini gösterirsin,
özgüven pompalarsın,
karşı cinsin ilgisini çekmeye çalışırsın,
sanatsal yönünü tatmin edersin..
yani kısaca, dans da bir ego tatminidir, yaşamın her anında her yerinde dans vardır.
dans etmeyi sevmem diyende bi takım eksiklikler ya da aşılması gereken durumlar vardır.