toplam 37 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Drowning Man |
| tuttum | doctorstrangelove |
| tuttum | powerslavee |
| tuttum | muspelheim |
| tuttum | blop |
| tuttum | allegriaa |
| tuttum | Francis Felidae |
| tuttum | santrifuj |
| tuttum | moosic de toreador |
| tuttum | ozgehan |
| tuttum | albatttrosss |
| tuttum | okyman |
| tuttum | sheptikos |
| tuttum | contesdracula |
| tuttum | kronikmelankoli |
| tuttum | Melies |
| tuttum | gybe |
| tuttum | the last airbender |
| tuttum | Le Cheval Blanc |
| tuttum | The Director |
~21 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
uzun arayışlardan sonra nihayet bulabildiğim jarmusch filmi:D o ana özgü aydınlanma ancak böyle anlatılabilirdi. ceylan sahnesi ve filmin son sahnesi her şeyi anlatır niteliktedir. etkilemiştir. hem de çok:)) çok çok..
"Nobody: Did you kill the white man who killed you?
William Blake: I'm not dead. Am I? "
"Some are born to sweet delight and some born to the endless night" The Doors un end of the night şarkısından alıntı
william blake alıntılarından oluşmuş bir film
neil young döktürmüş
nobody:tütünün varmı William Blake?
bill:ben sigara içmem
nobody bunu bildiği halde film boyunca birkaç kez soruyor
kızılderili dini törenlerinde tütünü ruhunu temizlemek için kullanır
beyaz adamsa bağımlılık haline getirmiştir
-nobody: az önce yüce ruh un ve peyote babanın kutsal gıdasını çiğnedim
-bill:Ben de küçük bir ısırık
alabilir miyim sence?
-nobody:Bir işe yaramaz ki,
hatta William Blake için bile.
ilacın çiçekleri
şu anda senin için hiç de uygun
olmayan kutsal hayaller uyandırabilir.
-İspanyol şeytanlar...
Güneyli yerli kardeşlerimin bunu
kullanmasını yasaklamışlardı.
Ama şimdilerde,
Notoemne ve Dene'ler bile...
onun verdiği keyiften haberdar.
fear and loathing in las vegas ın sonunda Raoul Duke (johnny Depp) ne diyordu?
sanırım henüz izlemediğim için kendimi kötü hissedebilirim
" you are a dead man, william blake" bu filmin en vurucu cümlelerinden biridir..... bir itiraf ve yolculuğa hazırlık cümlesidir...
Dead Man; bağımsız yönetmen Jim Jarmusch'un izlediğim en iyi, en cool, en şiirsel filmidir...
Every Night and every Morn
Some to Misery are born.
Every Morn and every Night
Some are born to Sweet Delight,
Some are born to Endless Night..
ayrıca bu Nobody Odysses e iyi gitmiş...
Jim Jarmuch'un yönetmenliğini yaptığı ve baş rolunu Johnny Deep'in oynadığı güzel bir western film.Filmin başındaki tipleri daha sonra çeşitli karelerde bulmak ayrı bir tat veriyor seyirciye.Soundtracki Neil Young'a ait film hem görsel olarak hemde anlatım olarak insanı doyuruyor.
bu filmi ilköğretim okullarında zorunlu ders olarak okutup beğenmeyenleri de doğal seleksiyona tabi tutarsak dünya daha yaşanılası bir yer olur mu acaba?
andırgravnd bir doğal seleksiyoncunun hezeyanları
büyük beklentilerle dvd sini aldığım ama izlerken sıkıldığım bir film.western filmleri pek sevmem ama bu klasik bir western de değğil ki.daha sonra arşivime bakarken bu filmi tekrar izlemek istedim ve ilk izlediğimde saçma gelen sahnelerin aslında ne kadar gerekli ve göndermeleri bol olan bir film olduğunu fark ettim!
Mutluluk dolu gençlik, yaklaş yanıma.
Aydınlanan sabahı gör.
Yeni doğan gerçeğin görüntüsünü.
Kuşku yok oldu. Yok oldu, sebeplerin bulutları.
Karanlık kavgalar, yanıltıcı anlaşmazlıklar.
Delilik sonsuz bir labirenttir,
Birbirine dolanmış kökler yollarını bulamaz.
Ne çoğu düştü orada!
Tüm gece boyunca ölülerin kemikleri üzerinde
Tökezleyerek yürürler.
Bilmediklerini hissederek, ama özen göstererek.
Başkalarına yol göstermek isterler,
Kendilerine yol gösterilmesi gerekirken...
William Blake I Masumiyet ve deneyim şarkıları
Amerikan Bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden biri olan Jim Jarmusch’ dan hayat, ölüm, Amerika’ nın diğer yüzü ve daha pek çok şey üzerine 121 dakikalık siyah beyaz, minimalist ve büyüleyici bir başyapıt.
“Birbirine benzer şeyler, doğada birbirine benzemek için büyür ve konuşan kayalar uzun süre güneşe bakarak uzanırlar. Bazıları onların şimşekle birlikte indiklerine inanıyor ama ben yerde olduklarına ve aşağı doğru fırlatıldıklarına inanıyorum.”
“Her gece ve her sabah, doğar bazıları acıya.Her sabah ve her gece doğar bazıları tatlı hazza. Doğar bazıları sonsuz geceye...”
William Blake sıradan, basit bir hayatı olan Cleveland’ lı birmuhasebecidir. Çantasında kendisine uygun bir iş olduğunu konfirme eden mektubu ve cebinde daha iyi bir iş hayaliyle tekinsiz kasaba Machine’ e gelir. Blake burada iş yerine suça bulaşır. Tek gecelik kaçamak sonucu beraber olduğu kadının sevgilisi tarafından göğsünden vurulur, kadının sevgilisi olan öldürdüğü adam ise iş görüşmesi için geldiği metal işetmesinin ve kasabanın tek hakimi olan acımasız Dickinson’ ın oğludur.
Dickinson, Blake’ in yakalanması ve cezalandırılması için yöredeki tüm azılı haydutları ve polisleri bu işe seferber eder ve Blake’ in başına yüklü miktarda bir para ödülü koyar. Bundan sonrasıysa Blake için yeni ve daha da tuhaf bir yolculuğun başlangıcı demektir.
“Kalbinin yanında beyaz adamın metali var.Kesip çıkarmaya çalıştım, ama çok derinde. Bıçak kalbini kesebilir ve ruhunu özgürleştirebilir, ap-tal beyaz adam...”
William Blake’ in bu sırada tesadüfen tanıştığı Nobody adlı sıra dışı ve bilge kızılderili, onun bu yabancı topraklardaki kaçış ve hesaplaşmasının rehberi olacaktır adeta. Gerçekten de bilgedir Nobody, hatta genç adamın ölü şair William Blake olduğuna inanacak kadar da hayat deneyimleri sonucu kendini yetiştirebilmiş bir kızılderilidir.
“ Seni sudan yapılmış bir köprüye götüreceğim. Sonra da dünyanın bir sonraki seviyesine götürüleceksin, William Blake’ in geldiği yer. Ruhunun ait olduğu yer. Denizin gökyüzüyle buluştuğu yerdeki aynadan geçtiğine emin olmalıyım.”
Nobody, Blake’ i son yolculuğuna kızılderili köklerinin kendine özgü ritüelleriyle hazırlarken, Jarmusch’ un gözünden de Blake’ in kendini bu sona bilinçli olarak veya farketmeden hazırlayışını görürüz. Nefes kesen siyah beyaz karelerde Blake ölü bir ceylanın yanına uzanır, doğal bir teslimiyet duygusu ve anne karnındaki cenin pozisyonuyla. Belki de filmin en anlamlı sahnesidir bu, Blake artık hazırdır.
“- Artık ayrılma zamanı William Blake. Geldiğin yere geri dönme zamanı.
- Cleveland’ a mı?
- Tüm ruhların geldiği ve geri döndüğü yere. Bu dünya artık seni ilgilendirmeyecek.”
Nobody, Blake’ i kendisi için sedir ağacından özel olarak yapılan kanosuna bindirir. Sakin nehirde ilerlerken kano, nehrin dingin yüzeyine akmaktadır hala Blake’ in kanı, bileğinden. Ve bu ıssız, ürküten coğrafyadaki macerası boyunca Blake’ in yakasını bırakmayan kötülük finalde de sürer. Son yolculuğunda onu yalnız bırakmayan Nobody, Blake’ in tetikçilerinden birinin son kurbanı olur. Blake ise elinden hiçbir şey gelmeden sadece izleyerek karşılar bu ölümü. Kaçınılmaz son burada da galip gelmiştir, hep olageldiği gibi. Ve Blake’ in bu dünyaya ait hafızasındaki son fotoğraf da bu olur, kano dingin nehirde sonsuza doğru yol alırken.
Kovboy filmlerine saygıda kusur etmezken, dokusundan karakterlerine dek şimdiye değin hiç görmediğimiz kadar gerçek ve ürküten bir kasaba atmosferiyle yüzleştiriyor ve beyazperdede bize pek gösterilmese de aslında halen varlığını sürdüren, Amerika’ nın bambaşka bir yüzüne götürüyor bizi Jim Jarmusch.
Bakir topraklardaki Western fonunda dışa kapalı ve tutucu, yabancı kavramına karşı tedirgin edici, neredeyse vahşi bir ihtiyatla yaklaşan ve içinde bulunmayı öyle her babayiğidin istemeyeceğine inandığım bağnaz Redneck kültürüyle içli dışlı bir kasabaya gelen yabancı, burada bir gecelik bir kaçamağa ve akabinde de suça bulaşıyor.
Görselliğine Western atmosferini yedirirken Jarmusch, Amerika’ nın kabullenemediği bir başka gerçeğiyle daha yüzleştiriyor bizi. Bu toprakların asıl sahipleri olan Kızılderililerin ve Kızılderili kültürünün iğdiş edilmesine, yok oluşuna karşı duyduğu hassasiyet Nobody’ nin neden Jarmusch’ un ölü adamının tek rehberi olduğunun cevabı belki de.
Kaçamağının bedelini göğsüne yediği ve bir türlü çıkmayan bir kurşunla ve peşine takılacak olan ödül avcılarına karşılık hayatıyla ödeyecektir William Blake. Suçlu oluştan kaçınılmaz sona dek geçecek olan süre içindeyse, Nobody’ nin de rehberliği ve bilgeliğiyle Blake, bambaşka bir ruh haliyle tamamlayacaktır bu kaçış yolculuğunu.
Gerçek yıldızlara sahip, Jarmusch’ un bağımsız Dead Man’ i…
Hep sıra dışı işlerden yana olan Johny Depp, Gary Farmer, tıpkı yıllar öncesine ait bir Kubrick filmindeki gibi ölmeden önceki son rolünde de yine tekinsiz, acımasız ve kötüyü oynayan Robert Mitchum, Sir. John Hurt, Gabriel Byrne,Crispin Glover, Iggy Pop, Billy Bob Thornton, Alfred Molina ve Milli Avital, Jim Jarmusch’ un Dead Man’ inin parlayan yıldızları.
Özellikle o vahşi ve bakir, henüz keşfedilmemiş ve ıssız coğrafyayı betimlediği anlardaki büyüleyici, tıpkı Ansel Adams fotoğraflarını andıran siyah beyaz kareleriyle yalın, heyecan verici sinematografi Roby Müller, tedirgin eden kasaba atmosferi ve filmin tüm yapım tasarımı ise Robert Zembicki imzalı.
Büyük ölçüde sessiz bu Jim Jarmusch başyapıtının tek sesiyse, doğaçlama gelişen ve filmin genel havası gibi ruha seslenen Neil Young imzalı ağır başlı, güçlü gitar partisyonları. Öyle ki yaşananın, anlatılanın bir filmden ziyade bir arınma, tamamlanma ve bir ruh yolculuğu hikayesi olduğunu hissettiren, derinden kopup gelen, hüzün tonu yüksek bir film müziği bu.
Jarmusch filmografisinin belki de en güçlü, Kanal D Video’ nun Jim Jarmusch koleksiyonunun ise ilk filmi, Dead Man. İçeriğinde hiçbir ekstranın olmayışı, teknik ve görsel anlamdaki tüm Dvd içerik ve sunumunu onaylayan yönetmenin bizzat kendi isteğiymiş ama keşke bu Jarmusch başyapıtının en azından trailerı da yer alabilseydi Dvd de.
Bir itiraz da menü tasarımına.. Keşke tüm filmle aynı karakterde, siyah beyaz ve daha estetik bir menü tasarımına sahip olsaydı Dead Man Dvd si. Film ne kadar dinginse, Dvd menüsü de rengiyle bir o kadar “bağırıyor”…
Bağımsız sinema kavramının sürreal ve şiirsel referanslarından biriyle karşı karşıyayız. Zaman duygusundan bağımsız ve tanımsız, yoğun empati duygusu sayesinde izleyeni de bu ruh yolculuğunun bir parçası yapan özel bir hikayeden çıkmış spiritüel bir başyapıt bence, Jim Jarmusch’ un Dead Man’i…
dvx ini uzun uğraşlar sonu bulup daha ilk tren sahnelerinde konuşmlardan dolayı(ki gerçekten iyi izlemek gerek)mola verdiğim bi türlüde baştan sona izleyemediğim tek johnny depp filmi...
Kovboylar diyarında geçen "Alice Harikalar Diyarı'nda" yolculuğu...
jim jarmusch un birbirinden güsel yapıtlarından bence en güsel olanı unutulmaz şari ve ressam william blake... ve onun filmdeki yansıması film dikkatli izlenmesi gerekn ve aslında nobody nin repliklerinde çoğu sorunun cevabı gizli :) ölü ceylanın yanına uzandığı an beni koparan film amerikan emperyalizmine ve beyaz adama çok sert göndermeler yapan bir baş yapıt ve johny depp in oyunuculuğunda bir zirve noktası hastayım ben bu filme ya :)
insanın damağında garip bir tat bırak film. önermerin üstü kapalı olması ve sadece gözü ve dikkati izleyicilere sunuluyor olması ayrıca beni benden aldı. mutlaka izlenmeli.
tam anlamıyla psychedelic bir film (kendinizden gecmeniz olası izlerken)aslında bu bile başarı kriteri film için,görüntü yönetmenliği ve oyunculuga bişey demeye gerek yok zaten.
"Every Night and every Morn
Some to Misery are born.
Every Morn and every Night
Some are born to Sweet Delight,
Some are born to Endless Night."
jim jarmusch filmi...