dedenin ayıbı olmaz her yerde ossurur
dedem..
anlattığı masallar..
allah rahmet eylesin ikisinide,fanatik beşiktaşlı olmama sebeplerdir
Canım dedemi kaybedeli çok olmadı. Ses tonunu çok zor hatırlıyorum. Kendimi yoruyorum ama çıkmıyor sesi benliğimde eskisi gibi.
Dağ gibi dedemin yıllara nasıl yenildiğini gördüm. gözlerinin maviliğinin nasıl yenildiğini gördüm. Hayatımda kaybettiğim ilk insandı. hala onu anarken sesim çıkmıyor kısılıyor sanki. biri boğazıma düğüm atıyor aniden, nefesim kesiliyor.
Neyseki kendisine yakıştığı gibi yine o çok değer verdiği bahçesinde emeğini, göz nurunu verdiği çocuklarını büyüttüğü, her sene gittiğimde meyvelerin en güzellerini yediğim bahçede gitti aramızdan. Bu sene bağ bozumunda son kez onun suladığı asmalardan toplanan üzümleri yedim. enfesdi. İnsan sevdiğini yanındayken zaten özlüyorda; en çok koyan yanında olmadığı, bir daha hiç gelmeyeceğini bilipde özlemek.
Hayatta aşık olduğum ama asla mutlu olamadığım ilk aşkımın soyadı..:(
ben bir yaprağım
o ise bir kök toprak üzerine taşmış
sonbaharda atarım kendimi üzerine
sarar sarmalarım
çok severim çok
kremtluin
Çoğu zaman ben de insan ölüsü türünden oldum ama çabuk geçti ve yine geldi,geçti ve geldi..alıştım artık kısacası..eğer bu gidip gelmeler gecikirse o zaman korku başlar bende..büyüyorum ama artık yavaştan..şu son iki senede fark ettim bunları da. Şarkılar daha da kalıcı hale getiriyor hatıraları..aşkları..kızgınlıkları..hayatı işte…insan büyüdüğünü yediği kazıklarla ya da tanıdığı kötü insanlarla mı anlıyor acaba? Küçükken ne de güzeldi her şey..sadece oyunlar vardı bizi bir araya getiren..masumane oyunlar..tüm oyuncuları eşit ölçüde eğlendiren cinsten hem de.. ama şimdi biri eğlenirken biri üzülerek,içini çeke çeke imrenerek bakıyor belki de artık rakip olarak gördüğü oyun arkadaşına..dedemi özlüyorum en çok da hem de hiç kimseyi özlemediğim kadar..hayatta olsaydı şimdiki kadar dertleşmezdim belki de onla..ama dertleşiyorum işte..sarı kızı okulunu bitiriyor, onun tabiriyle – muallim – olacak hatta..ama sevgili dedecim benim yanımda olamayacak..tekrar ellerimizden tutup bizi o rutubetli şehirde gezdiremeyecek, pamuk helva, elma şekeri alamayacak.. kendimi tatmin için artık kendi kendime alıyorum o şekerlemeleri.. ve alıyorum o rutubetli şehrin çocuk parkındaki yerimi..ve bu kez kendimi huzursuz hissederek hatta..biliyorum ki ben deliler gibi göklere çıkarken salıncakta, arkamdan bakan bir çift göz yok artık bana.. ve o rutubet kokan şehre her gittiğimde, senin evine gittiğimde, mutfağa gittiğimde gözümde canlanıyor o dağınık manzaralar..anneannem evde olmadığında amonyaklı meşhur kurabiyeni yaptığındaki hani..peki o harika tostlarını nasıl unuturum dedecim? Hayatımda yediğim en güzel tostlardı onlar..ne annem yapabildi senin kadar güzelini ne de meşhur tostçu ilhan..bizi denize götürürdün sen dedecim..dört torununu da birden..ama hep en çok beni sevdin..ne de olsa ilk göz ağrınızdım ben sizin..daha ufacık bebeyken senin dibi kalmış bira şişelerini süzerdim..altımda bezim, üstüm çıplak, elimde bira şişeleri ve de o en sevdiğim oyuncağım siyah ajan telefonu…eski evdeki yuvarlak masanın altında o telefonu da kaptı mıydım ne hayali oyunlar çevirirdim be dedecim..takkelerin pis kokardı ama ben bayılırdım onlara..dışardan geldiğinde hemen şekerleme dolu poşetlerden sonra kasketini kapardım..takardım kafama ve aynada bakardım kendime..dedeme yakıştığı kadar acaba bana da yakışıyor mu diye…en çok da neye gülerim biliyor musun dedecim? Hani sen içkiyi bırakmıştın da ben bir gün gelmiştim aniden eve ve sen rakı kadehini ve meze tabağını koltuğun arkasına saklamıştın panik bir halde..sanki evde hiç anason kokusu yokmuşçasına..anneannemin, annemin arkasından yaptığın el hareketlerini de hiç unutmam..inek şaban filmlerini izlerken eğlendiğin kadar eğleniyordun belki de..ne zaman canım sıkılsa, kendimi hüzünlü hissetsem aklıma sen gelirsin dedecim ve hüznüm iki katına belki de sayılamayacak kadar fazla katlara çıkar..ağlarım ağlarım ve ağlarım..mideme otururcasına bir şeyler ağlarım..daha yaşıyorum ve sen beni göremedin..hayatım senin hatıralarından oluşurdu..şimdi kimin hatıralarından oluşacak? Ve en büyük pişmanlığım…o gün o lanet gün saçımı yıkamamış olmayı ve senle son konuşmamı yapmayı ne kadar da isterdim.. hayatımdaki en büyük pişmanlığım belki de..hiçbir şeyi olmayan bir adam, nasıl olurdu da yarım saat sonra bu dünyadan giderdi? Bu kadar çabuk? Az bir zaman içinde..o an güçlü olmam gerektiğinden mi hala etkisindeyim bilmiyorum ama seni çok özlüyorum dedecim.. her zaman içine kapalı bir kutuydun sen..sahip olduğundan çok fazlasını her zaman için hakkettin.. rutubet kokan o şehirden oldum olası nefret ediyorum..sevdiklerimi aldı benden her zaman..hep salakça bir bahaneyle hem de..
ilk aklıma gelen ihsan dede isimli eski izmit belediye başkanıdır..Yani emin değilim belediye başkanı olmasından..Çok ufaktım..Ama onu hep çok yaşlı düşünmüştüm.
dün kaybettiğim..
sanki hiç çocuk olmamış ve hiç ölmeyecekmiş gibi düşündüğüm, bitmeyen hikayeler anlatan, yüzündeki her çizgide binbir anı saklı koca çınar. çok özlediğim...
Aklıma geldi, 'Dede ile Balta' (Erkan Oğur)
dinlenmesini tavsiye ederim...
mercan dede yani DJ Arkın Allen....
aynı zamanda davulcu olan dede de yok değildir hani.. bilen bilir
Bayramlarda seyranlarda, ilgili tatil ve ziyaret günlerinde para yardımında (haşlık) bulunduğu rivayet edilir.
Bulunduğu yaş aralığı ve onca yılın yarattığı deformasyon nedeniyle tosun olarak tanımlanır.
Ayrıca Mongolların Enene şarkısında da dediği gibi, ama burda demiyim ben şimdi.
puruşukların kocası
bendeki anne tarafından olan 28 modeli keçi gibi inatçı olup yürüyerek günde kilometrelerce yol yapan cinsinden. keçiliğimi ondan aldığım söylenir, garip bir şekilde herkes biliyor mevcudiyetini bir şekilde.