1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

deliler cumhuriyeti beni tanımlar diyenler

toplam 9 kişi bulundu. 9 adedi gösteriliyor.

deliler cumhuriyeti hakkında deliler cumhuriyeti

~62 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »

    bu cumhuriyetin cumhur başkanı kayıtsız ve şartsız benim.sonra vay ben duymadım vay ben işitmedim demeyesiniz:)anlaşılmayan bi durum varmı

    feyk9   24 Ağustos 2008 00:36   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Bahar gelmiş. Parmak uçlarımdan anlıyorum. Rengini bilmediğim çiçeklere tomurcuklanmış.

    Hayata kalmaya dair, ölüme teğet çığlıklarla şarkılar söylüyor Latin bir kadın. Anneme inat şarkılar söylüyorum. Ölseydim diye geçiriyorum aklımdan, mezarıma diktikleri fidan da tomurcuklanır mıydı? Müziğin sesini daha da açıyorum. Babama inat eteklerimi savurup dans ediyorum.

    Kelebekler konuyor yitik saçlarıma. Renk renk oluyorum. Umulmadık bir şeklide ıhlamur sarısına dönüyorum... Mimoza sarısına… Beklemiyorum bunu kendimden ama bahar gelmiş damarlarıma. Kaç salgından şerbetli damarlarıma… Kendimi tutamıyorum gökkuşağına dönüyorum ya, sarıyı ne kadar sevdiğimi unutmaktan sanık oluveriyorum. Sonra kimse için bir şey yapmadan öylece duruyorum. Rüzgârların esmesini, çiğlerin ıslatmasını, sislerin gizlemesini umarak duruyorum. Durduğum yerin hep bir “gitme” hali olduğunu bağırarak. Kim tutsa ellerimi onula gideceğim sanki. Kimse tutmuyor ellerimi. Şaşırıyorum.

    Kendimi ütü tutmaz, işaretli yerlerimden katlayıp kâğıttan bir gemi yapıyorum.

    ... bekliyorum. Vakit geç oluyor onu da almadan gidiyorum.

    "B.Muratlı"

    Ercestbeau   13 Mayıs 2008 15:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bi zikimi yiyemezler..

    delilercumhuriyeti   03 Nisan 2008 12:34   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    açmayın böle etiketler. içinde cumhuriyet geçiyo, fetullahçılar gelip yıkar maazallah.

    fatosch   28 Mart 2008 16:47   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Boynunuzda külçe tanrılar
    Cam pervazlarınıza asılmış bütün dualar
    Sevginiz ikindi rüzgârlarını yakıyor, tenimi yakıyor
    Bilginiz hepten hepe, hiç nedir bilmezsiniz
    Büyük salıncakları var gözünüzün birinden diğerine
    Bütün bedeninizde büyüdüm,
    Dişlerim bir gül gibi patladı
    Kemirdim önüme koyduğunuz domuz kemiklerinizi
    Ve her uzvunuzda patladı
    Köpekleştiğiniz kadar köpekleşmiş bir adam olarak
    Şimdi üzeri kazınmış bir çalgının ilk aşk sahalarında
    İşte yenik bir ordu gibiyim
    Dizlerimin tam üstünden kanamaya başlıyor bütün hayatım
    İlk adımlarımda koştururdu oysa herkes
    Şimdi bir saman yaldızı parlıyor kabuk tutmaz dizlerimde

    .

    Düşlerimin tam üstünden açılmaya başlıyor hayat
    Ve okul sıralarında hala esmer bir çocuğum
    Yüzüm kendiliğinden açılmış bir defter
    Bütün çizgilere parmağımı sokuyorum ilkin
    Beyaz bir toz kaplıyor ortalığı
    Çiçeğin tahtada beyaz yüzümde siyah olduğu
    Okul çağlarında
    En çok da adımı yazarken
    Büyüdüm
    Şimdi dijital iki rakam aralığında açılıyor hayat
    İsmimi yazdığım her yerde
    Kan kaybediyorum.

    Serhat Mirdasi

    Ercestbeau   28 Mart 2008 16:44   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ercestbeau   27 Mart 2008 15:17   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ölüm yalnızlığın kutsanmasından başka bir şey değildir. Hayat dediğimiz eziyet dolu yalnızlığı yenme çabasının sonudur ölüm. Final yine yalnızlıktır. Kaçınılmaz son.
    Tabutlar niye tek kişiliktir?
    Bir sonu olduğunu bilerek yaşamak ne zor. Ama en zoru o sonun tam tarihini bilmek galiba. Ya da hayır ben bilmek isterdim ne zaman öleceğimi. Ne değişirdi hayatımda , bence hiçbir şey.
    Yalnızlık belki de ölüme alıştırma. Ama şöyle bir sorun var ve sanırım insanlar bunu öbür dünya inanışıyla aşmaya çalışıyorlar. Ölümün arkada bıraktıkları sorunu. Aslında ölüm hem kendimize hem arkada kalanlara büyük bir ispat yalnızlığımızın sonunun olmadığına dair.
    Nasıl yaşarsak öyle ölürmüşüz. Aslında doğru olabilir bu. Çünkü hayatta yalnız olduğumuzu ancak ölürken anlarız ve ne acı ki yine yalnızızdır . Yo acı değil, gerçek.
    Cenaze törenlerine herkes gitmiştir. Oradaki o terk edilmişlik, o yalnızlık hissini nerede bulabilirsiniz. Bu törenlerde herkes, buna ölünün yakınları da dahil bir an önce hayata yani işlerine dönmek isterler. Çünkü ölümü yani yalnızlığın mutluluğa dönüştüğü tek anı sevmezler, nedense?
    Yalnızlık ve ölüm birbirinin kaderi gibidirler. Hiç durmadan kurban verirler birbirlerine biz fanilerden.
    Kendimizi en zayıf, en mutsuz yani ölü gibi hissettiğimiz an, yalnız olduğumuzu hissettiğimiz an değil midir?
    Bu yüzdendir ki yalnızlıktan neden korkulursa ölümden de o yüzden korkulur. Ölüm korkusunu yenmenin en iyi yolu yalnızlığa alışmak, yalnızlığı sevmek, yalnızlığı kabullenmektir.

    "Necat Dilaver "

    Ercestbeau   26 Mart 2008 14:49   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Puslu bir İzmir sabahıydı
    Ve sen geçiyordun habersizce
    Kaldırımlar bile ağlıyordu
    Kordon boyu kaldırımlar
    Issız ve kısır bir kaderin yolcusuydu

    Aslında kaldırım değildi ama neydi onların adı
    Hani o denizin hemen yanında, sevgililerin üstüne oturduğu, kırık dökük betondan yükseltiler...
    Kaldırım değildi, ama neydi

    Kordon boyu umutlar biriktirdik
    Martılara yem ettik yalnızlığımızı
    Renksiz bir kalp emdik annemizin memesinden
    Aşkı sorgusuz sualsiz içemedik
    Oysa;
    Simetrik ölümler çağında
    Yaşadığımız aşk değil olsa olsa intihardır

    Ne güzel de dizilmişti simetrik aralıklarla aşıklar
    Zaten Kordon’u Kordon yapan aşktı
    Daha güzeldi eski Kordon
    Çok daha güzel
    İyi de dalgaların dövdüğü kaldırım değildi ama neydi?
    Gerçi üstünde oturan sendin, hava puslu, Kordon, eski Kordon…

    Necat Dilaver

    Ercestbeau   26 Mart 2008 14:40   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ne güzel bir duygudur bazen..
    Bırakmak kendini karşındakine.
    Bir sonraki adımı merak etmeksizin, bırakmak..
    Ne olursa olsun diyebilmek.
    Bırakmak.
    Sadece bırakmak…
    Senin güçsüzlüğün müdür?
    Yoksa “güç”le açıklanamayacak başka bir duygu mu bu?
    Bilmem.
    Bilmemek belki de teslim olmanın diğer adı.
    Oluruna bırakmak işte.
    Dediğim bu.
    Hani deriz ya aramızda; “rahat ol”
    Ondan işte.
    Kasıyoruz da n’oluyor?
    Veya daha güçlüyüz de…
    Yenmek yerine baştan teslim olmak..
    Hmm, fantezi gibi bir şey…
    Bu akşam geldi başıma.
    Hoşuma gitmedi desem yalan.
    Sorgulamadım desem, o da.
    Hoştu.
    “O”ydu belki de hoş olan.
    Hissettiklerimden çok…
    “Kafayı yemek” mi bunun diğer adı?
    Öyle olsun!
    “Ne mutlu” dediğimi hatırlıyorum sadece.
    Uyumadan önce…
    Bu anı yaşadığımı fark edebildiğime.
    Ne mutlu…

    “Fikir Atölyesi “

    Ercestbeau   19 Mart 2008 16:11   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ben sana eski bir şey söylemiştim
    evler içe doğru açılıyordu daha
    kelimeler içe doğru açılıyordu daha
    içe doğru açlıyordu daha
    iki kişi bir insanda

    insan iki kişiydi

    insan iki kişidir
    daha kalabalık değildir
    biri olmaktan

    yokluğun bıraktığı iki kişiden
    biri derinliğine insan
    biri boğulur ondan

    iki kişidir insana
    tuzaktan düşen orman
    hanidir kuşlardan konuşmadık

    en az iki kişidir
    bir insanda aşk olmak
    onları da birbirine bağışla

    iki kişinin düellosunda
    karşısında ondan kutsal
    kimi bulacak insan

    iki kişiysen yalnızsın
    deli çocuk deli kadın
    topladığın deli çiçek

    iki kişilik biletin
    insanı çoktan geçti
    birazdan dolar yalnızlık

    iki kişi daha var
    biri yola çıktı yine
    içimde biri açacak

    ben sana eski bir şey söylemiştim
    biri fazla
    insan iki kişidir

    insan şimdi kaç kişidir
    kaç kişiden kalır bir insan
    kaç kişi bıraktıysan
    bir insandan kendine

    beni iki kişi bırak
    biri ateş olsun sarsın
    biri bunu yangın sansın

    beni iki kişi bırak
    biri ele versin beni
    biri suçumu üstlensin

    beni iki kişi bırak
    beni iki kişi bırak

    Eskiden Terzi (1991 - 1994)

    Haydar Ergülen

    Ercestbeau   15 Mart 2008 19:07   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bir sir-cocuksun, yalnizca ask acik sende,
    ne sen kaliyorsun ne o, asktan baska
    biri yok, gel, ask istedigi icin varsin,
    Ne onu kurtariyorsun ne kendini, asktan baska
    biri yok, git, ask istedigi icin yoksun

    ayriliktan degil, tasidigi safliktan konusursun;
    Ayrilik sana donmektir, yeniden bana
    Ruhumuz opusur ya, baskasindayken agzimiz,
    Govde gozaltindadir, oysa ruhumuz sereserpe
    Seni senden beni benden bagislar birbirimize

    Bir sir cocuksun, askla aciyorsun kullandigin her seyi
    Burda degilsin, coktan cekilmissin ve seninle
    gitmis senin olan, her zamankinden coksun bu evde,
    cunku ask hepimizden caliskandir, ben duruyorum
    Vefa ask lisesindeki ceza nobetine

    Bu karanlikta daha iyi goruyorum seni
    Ayni tunelden geciyorsun geliste ve gidiste
    Kavusmaya, ayriliga ayni yolu kullaniyorsun,
    beni buyuten asktan soz ediyorum, yolculuga ovgu,

    bir sir cocuksun, bastan cikarir gibi aciga cikardin beni,
    ayrilik mi; beni aska terkettigin icin seviyorum seni!

    ...Beni Aska Terkettigin Icin Seviyorum Seni

    Haydar Ergülen

    Ercestbeau   15 Mart 2008 19:05   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Neo: Neden gözlerim acıyor?
    Morpheus: Çünkü daha önce onları hiç kullanmadın.

    Ercestbeau   15 Mart 2008 17:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bi cızırtı duydum sanki.. biri bişey mi dedi ak.??

    delilercumhuriyeti   15 Mart 2008 17:50   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Suskun

    Sus, kimseler duymasın.
    Duymasın ölürüm ha.
    Aydım yarı gecede
    Yeşil bir yağmur sonra...
    Yağıyor yeşil.

    En uzak, o adsız ve kimselersiz,
    O yitik yıldızda duyuyor musun?
    Bir stradivarius inler kendi kendine,
    Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
    Önce bendim diyor ve sonra benim...
    Ölümsüz, güzel ve çetin.
    Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
    Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
    Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
    Kendi rüzgarıyla vurgun...
    Sarıyor yeşil.

    Rüya, bütün çektiğimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram...
    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    Bilmezler nasıl sevdik,
    İki yitik hasret,
    İki parça can.
    Çatladı yüreği çakmaktaşının,
    Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
    Çağlardır boğulmuş bir su...
    Ağıyor yeşil.

    Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
    Susmuş bütün namlular...
    Susmuş dağ,
    Susmuş deniz.
    Dünya mışıl-mışıl,
    Uykular derin,
    Yılan su getirir yavru serçeye,
    Kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş,
    Memeleri bereketli ve serin...
    Sağıyor yeşil.

    Aydım yarı gecede,
    Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
    Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
    Ama hançer taşı sanki
    Koca Kartaca!
    Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
    Bak nasıl alıyor, yiğit,
    Binlerce yıl da sonra
    Alıyor yeşil.

    Vurur dağın doruğundan
    Atmacamın çalkara,
    Yalın gölgesi.
    Kuş vurmaz, tavşan almaz,
    Ama aç, azgın
    Köpek balıklarıydı parçaladığı
    Bak, Tiber saygılı, suskun.
    Bak nilüfer dizisi zinciri.
    Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
    Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
    Ve ilk gerillası Spartaküs'ün.
    Susuyor yeşil.

    Sus, kimseler duymasın,
    Duymasın, ölürüm ha.
    Aymışam yarı gece,
    Seni bulmuşam sonra.
    Seni, kaburgamın altın parçası.
    Seni, dişlerinde elma kokusu.
    Bir daha hangi ana doğurur bizi?

    Ruhum...
    Mısra çekiyorum, haberin olsun.
    Çarşıların en küçük meyhanesi bu,
    Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
    Derimizin altında o ölüm namussuzu...
    Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
    İlktir dost elinin hançersizliği...
    Ağlıyor yeşil.

    Ahmet Arif

    Ercestbeau   13 Mart 2008 13:35   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Yalnız Değiliz

    Bir ufka vardık ki artık
    Yalnız değiliz sevgilim.
    Gerçi gece uzun,
    Gece karanlık
    Ama bütün korkulardan uzak.
    Bir sevdadır böylesine yaşamak,
    Tek başına
    Ölüme bir soluk kala,
    Tek başına
    Zindanda yatarken bile,
    Asla yalnız kalmamak.

    Şafakları ben balığa çıkarım
    Akan akmayan sularda
    Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
    Bir bahar akşamı dünyada.
    Ben dört duvar arasında değilim
    Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
    Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

    Zehirli kör yılanları
    Ve sıtmasıyla
    Gün yirmidört saat insan avında
    Karacadağda çeltikler.
    Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
    - Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
    Sol omzunda nazarlık,
    Dağ başında unutulmuş üşümüş,
    Minicik bir aşiret kızının -
    Damla-damla, berrak olur pirinci.
    Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
    Beyler sofrasına gider...

    Çukurovam,
    Kundağımız, kefen bezimiz
    Kanı esmer, yüzü ak.
    Sıcağında sabır taşları çatlar,
    Çatlamaz ırgadın yüreği.
    Dilerse buluttan ak,
    Köpükten yumuşak verir pamuğu.
    Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
    Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
    En çok Çukurovalılar mahpustur,
    Dostuna yarasını gösterir gibi,
    Bir salkım söğüde su verir gibi,
    Öyle içten
    Öyle derin,
    Türkü söylemek, küfretmek,
    Çukurova yiğidine mahsustur...

    Tütünü bilir misin?
    "Kız saçı" demiş zeybekler,
    Su içmez her damardan,
    Yerini kolay beğenmez,
    Üşür
    Naz eder,
    Darılır
    İki parmak arasında kıyılmış,
    Bir parçası var kalbimin
    İncecik, ak kağıtlara sarılır,
    Dar vakit yanar da verir kendini.
    Dostun susan dudağına...

    Sokaklardan,
    Kıyılardan,
    Gök mavisinden,
    Ekmeğinden,
    Canevinden ayrı düşmeye
    Yani bütün hasretlerin kahrına
    Ve zehrine çaresiz kalmaların,
    İlk nefesi Hızır gibi yetişir
    Cibalide sarılan cıgaranın...

    Tütün isçileri yoksul,
    Tütün işçileri yorgun,
    Ama yiğit
    Pırıl - pırıl namuslu.
    Namı gitmiş deryaların ardına
    Vatanımın bir umudu...

    Ahmed Arif

    Ercestbeau   13 Mart 2008 13:31   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Duydum ki artık başka birisinin kollarındasın. Bir zaman seninle yaşadığım ömrü sana feda edecek olan ben, şimdi duydum ki bir başkasına seni seviyorum diyormuşsun. Bana baktığın gibi, bana tutunduğun gibi, beni özlediğin gibi özlüyormuşsun. Ah gözlerim, ah kulaklarım görmese, duymasaydı bu kadim hüznü ve hatırlamasaydım seni bir ömür boyu. Seninle yan yana yürüdüğümüz yollar bizi beklerken, şimdi bir başkasıyla gezinirken görüyormuş senin güzelliğini. Geceleri allı benli mehtabı bir başkasıyla paylaşırken, ben seni anardım o çok sevdiğimiz şarkı eşliğinde, gözlerim hafif hasret dolu bakarken etrafıma.

    Sen benim özlemimsin. Özlemimdin. Bir çukurda hasretim. Seni bekledim her geçen saniyenin hakkını sevgimle, aşkımla ödeyerek. Şimdi duydum ki bir başkası yazılar yazıyormuş sana. Islak aşklarına anlatarak sevdiriyormuş kendini. Dumanlı başım şimdi sarhoş etse yüreğimi bir duvara çöksem ağlasam söve söve, bu aşka karşı tükürsem... Tükürsem senin adını, bu adını yazdığım duvarlara. Tamamlanmamış boşluklarım şimdi eşlik eder bana nereye gittiğimi bilmediğim yollar üzerinde. Duydum ki gözlerin, gözlerine eşlik edermiş bu aşkın perdesi.

    Sana vaat edilen özgürlük şimdi ölümün karşında soğudu. Bir hasrettim, bir aşktım, bir masaldım. Kendimi sana vaat eden ben, şimdi kendimi ölüme mahkum ederim. Gözlerim artık terk eder bu satırları... Artık terk eder kalemim bu şevkle seni anlattığım bir ömrü. Madem bir başkasısın, artık önemi yok sen ile başlayan paragrafların...

    "e.bulut"

    Ercestbeau   11 Mart 2008 18:06   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ne paşası çiğerim , :0) kayboldum derinliklerde , bir şişe viski buldu beni ....

    Selam olsun bu satırlar gözlerine karşılık düşen, bu aşk mı bana yazdıran yoksa özlemlerimi mi avuturum bir tutam kelime çıkar kalemimden kirli, lekeli. Küçümsenmiş aşkım elimde kalan, bir sen vardın gitme diyen, bir sen görürdün sana yarattığım aşka karşı diz çöken bu utangaçlığımı. Sen değildin kendini özleten, yaratılan bir masalı anlamaktı bize düşen. Sen kaçmazken ben ağlardım neden bu gözlerim acıyor diye.

    Ben varolmazdım sevgilim. Sadece kederdim sana karşı. Verebildiğim bir demet göz yaşı. Yobazlığım tutar geceleri, kıyılarda anlatırdım seni kendime. Bir mehtap dinlerdi sözlerimi birde uzaklardan gelen dalgalar. Selam söylerdim rüzgarlara, kulağına fısıldasın seni sevdiğimi. Saçlarını benim için okşasın. Dudaklarından benim için öpsün. Oysa gökyüzünden düşen her yıldız bizimdi. Bizim dileğimizdi. Gözlerine sürdüğün parlaklığı ben silerdim sevgilim. Üzgünüm. Bir af değil bu intihar belki bu satırlar. Ben sensiz var oldum ama sensiz devam etmedim. Bir manzaradan seni seyretmekti bu aşk. Bir açıklama idin hayatıma karşılık düşen ve bir izdin tıpkı kor gibi.

    Sonbaharları ben anlattım sevgilim. Sensiz dökülen her yaprağa küfür ettim. Sensiz yağan yağmurun bir anlamı yoktu, omuzlarıma düşen damlaların ağırlığı canımı acıtırdı ve sen o damlaları izledin.

    Bir gül idi seni anladığım ve bir tutam rüzgar idi seni bana veren. Hapis ettim kendimi. Aklımın odaları kilitli. Kapılar ardında kalan sen, göremem ki bu kiri ve şimdi sevgili. Hiç bir iz kalmamalımıydı onca masal içinden birbirimize anlatıp içinde yaşadığımız. Kendimizi mi kandırmışız? Ben seni aşk ile anlamıştım oysa.

    Ben, gecelerin melodisinde dans eden şairim. Ne deliyim ne de akıl ile yürürüm. Zaman zaman sorarım rüzgarlara seni. Şimdi selam söyle benden kendine sevgili… Selam söyle.

    "e . bulut "

    Ercestbeau   10 Mart 2008 15:51   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ne oldu paşam derinlikte kayıp mı oldun??

    delilercumhuriyeti   09 Mart 2008 23:01   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    O çok derin bir konu ama burada iki tane deli var bir içindeki deli iki dışındaki deli :-)

    Ercestbeau   07 Mart 2008 15:04   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    cızırtı duyan deliyi yazmayı denese.. elinde yeterince malzeme olduğunu da düşünüyorum...

    delilercumhuriyeti   07 Mart 2008 15:02   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :delilercumhuriyeti

bu etiketi açan kişi(?) : ShaiTanMaZaR

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage