birde herkkezi deli olarak görme durumu var,tamam bi herif düşünün ki ilk bakısta son derece sakin agzı götü oynamayan rahatlıkla toplumda kabul görür biri,ama bu herif delidir deli,bakmayın gözleri sabitleyip kafasında teoriler cözermişcesine meşgul göründügüne ,,bu deli diyelimki otobüste sıradan yolcu görünümünde dikkat cekmeyen biridir,ama bu herif evinde diyelimki babaysa koruyucu bi deli oluverir ,cocuklarını tokatlar yada cezalandırır karıyı sopalar veyahut aşağılar ,sora sevişir falan filan naptıgı belli degildir ;koruyucu cezalandırıcı baba,baskın koca,ve erotik hayvan,işte yasadıgı evde duygudeğişimlerinden bir kaçı,
şimdi otobüsteki sıradan insan diyelimki büyüklerini ziyarete gidiyor anasını babasını bu sefer üstünlüğü büyüklerine kaptıracaktır,veyahutda işyerinde patronunun zikini bile yalayabilcek asağılıkta tarifsiz bir pice dönüşebilir,sora patronun arkasından söver verirveriştirir,iş arkadaşlarını kıyasıya cekiştitirir,gelen müşteriye yalakalık yapar malını kaktırır,işte duygu değişimlerine örnektir bunlarda,,
neyse uzatmayalım ,bu sıradan adam yaslanmaya yüz tutuncada bu sefer dua edip herseyi yukarıya havale eder,gider camide egilir kalkar,gider kuzu dana deve keser kanlarıyla dans eder,gider 10 bin km öteye hac denilen olayı gercekleştirir 1 milyon kişi sürekli döner sora ,bir kaya kütlesini yine kayalarla döver durur,seytan taşlar,,bu adamın taptıgı bir ilah vardır artık,ve baska hiçbirşey önemli degildir bencilce öbürdünyaya yatırım yapar kes derler keser ,ac kal derler oruc tutar,git derler dünyanın öbür ucuna gider döner durur,bizler deliyiz arkadaş ,coktan delirmişiz hemde
tevfik abi var benim evin karşısındaki tekelci. her akşam uğruyorum, pek bir kanka olduk. bu akşam sabahlıkla gittim kendisine;
- bu üstündeki ne? sabahlık mı? bornoz değil de lütfen!
- sabahlık.. bornoz değil.
- delilikte son nokta?
- ..
- saygıyla eğiliyorum önünde!
evet artık resmi olarak mahallenin delisiyim!
foucaultya göre delilik hakkındaki söylem tıp ,hukuk gibi söylemler aracılığıyla tanımlanmıştır ve farklı tarihsel dönemlerde ve farklı kültürde aynı kalan nesnel bi olgu değildir .yalnızca belirli bi söylemin içinde anlamlı ve anlaşılır duruma gelmiştir. foucaultun kuramının temelinde söylemlerin belirli özneler ve bilgiler ürettiği ve insanların da geniş söylemler düzeninde farklı derecelerde özne konumunu üstlendiği düşüncesi yatmaktadır .
(bkz .foucault-deliliğin tarihi)
Akıllılar dünyasının bir kıyısında,
sisli bir dağ başına çöreklenmiş,
dünyayı kendimce anlamlandırmaya çalışan
BİR DELİYİM.
Ayşe Şasa / Delilik Ülkesinden Notlar