Bugünkü anlamda demokratik yönetim geleneğinin Fransız Devrimi ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı ile başlayan ve ikiyüz yılı çok aşmayan kısa bir tarihi vardır. Günümüzde demokrasi, insanlığın tarihiyle başlayan iyilikte, doğrulukta, güzellikte ve üretgenlikte yarışmanın, kusursuz bir biçimde örgütlenmeye çalışıldığı bir yönetim biçimidir. Demokratik toplumlarda ülkelerin yöneticileri, devletin ordularıyla değil, milletin oylarıyla değiştirilir. Demokrasi seçimdir, seçim demokrasidir. Hiçbir demokratik yönetim, seçimden korkmaz.
Her insanın gönlünde uyuyan bir demokrat, bir de dayatmacı kişilik vardır. Demokratik yönetimler, insanın demokrat, dayatmacı yönetimler de, onun dayatmacı kişiliğine güç kazandırırlar. Demokratik yönetimlerde insanın içinde uyuyan demokrat insan uyanırken, dayatmacı yönetimlerde de, insanın içinde uyuyan dayatmacı insan uyanır. Dayatmacıları çoğunluğun oyları değil, azınlığın silahları ayakta tutar.
Demokratik yönetimlerde, hayatın odak noktasında, genel ahlak değerlerine saygılı ve evrensel hukuk ilkelerine bağlı, erdemli insan vardır. Erdemli demokratik yönetimi kuracak ve yaşatacak olanlar, kendisi için istediğini başkası için de isteyen erdemli insanlardır. Onlar demokratik yönetimin verdiği ümitle, dayatmacı yönetimin saldığı korkuyu, büyük bir ustalıkla içselleştirmesini bilirler. bende demokrat bır sivilim ve sivilliğin gerekliliklerini yapmaktan başka işim olmaz,herkeste işini yapsın
bakkala sordum bitmiş ... bi ara gelcek dedi ...
zora sıkıntıya gelmeyen insan işidir
zor iştir her toplum yapamaz
eğitim düzeyi düşük toplumlarda uygulanmamalıdır...zira bu ülkelere bir kaç beden büyük gelmektedir bu yönetim biçimi... şuan türkiye cumhuriyetinde laiklik boğulmakta,örselenmekte,,ve bu olay demokrasi şarkıları,davullarıyla susturulmaya çalışılmaktadır...
demokrasi,dağa çıkıp,beşikteki bebeği kurşunlayıp,katliam yapıp,tüm bunları yapanlarla "bir gönül bağımız var" diyerek parti kurup meclise girmek değildir...
ayrıca demokrasi,utanmadan çıkıp "ne mutlu türküm diyene" diyen "dinci yağmacılar"a şap şap alkış tutup onları iktidar koltuklarıyla ödüllendirmek de değildir...
"demokrassiye karşı olan zihniyetler" diye bas bas bağıran bu yağmacılar artık kapasınlar ağızlarını,,demokrasi nezamandır iktidara gelen partiyi desteleme zorunluluğu oldu?
evet ben bu ülkede demokrat değilim...
Demokrasi güzel şeydir ama ah şu halk olmasa (!)
''demokrasinin karşısında en büyük engel halktır''...yerine isteği sistemi getirebilir...
hikaye
yerine birşey koyulması gereken bir sistem.
% 10 baraj inmelide inmeli ...
"demokraside çare tükenmez" diyen zihniyet, buldukları çareler sonucu demokrasiyi tüketmiş durumdalar.. artık böyle bir kelimenin sözlükteki varlığı bile beni rahatsız ediyor.
bu aralar herkesin ağizinda iyi bişey olsa gerek.
demokrasi ütopyadır..teoride kulağa çok hoş gelir ama uygulamaya geçince ortaya çıkan zorluklar ortadadır...
önce alkışla sonra idam et manifestosu....
Uyarı ! bu sistem kendini bilmem kaç zamandır yoketmektedir .
terimi, kelimenin gerçek anlamıyla ele alırsak , gerçek demokrasi asla var olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.
j.j rousseau
günde iki ölçek demokrasi uyku yapar
bu ülkede demokrasi war;
BU YÜZDEN 2002 DEN BERİ BU ÜLKEDE KIYAFET KANUNUNA RAĞMEN KARA ÇARŞAFLILAR ARTTI.
BU YÜZDEN ÇANKAYA DA ABD NİN KUKLALARI OTURUYOR.
BU YÜZDEN ANAYASADAN KADIN ERKEK EŞİT HAKLARA SAHİPTİR İLKESİ ÇIKARILIYOR.
BU YÜZDEN KADININ ÇALIŞMA ALANINDAKİ HAKLARI EVDE OTURUP BOL ÇOCUK DOĞURMAYA TEŞVİK EDİCİ ŞEKİLDE TIRPANLANIYOR.
BU YÜZDEN SOSYAL DEVLET YIKILIYOR.
BU YÜZDEN ATATÜRK VE DEVRİMLERİ OKUL KİTAPLARINDAN ÇIKARILIYOR.
BU YÜZDEN LAİKLİK İLKESİ BU KADAR BATIYOR BİRİLERİNE
demokrasi diye diye ülkeyi geriye götürenler,,siz ne yaptığınızın farkında mısınız?
Demokratik nezaket nerede ?
Oysa ne kadar olgun bir başlangıç yapmıştı 22 Temmuz gecesi AKP Genel Merkezi'nin balkonundaki konuşması sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.
Örneğin, ilk kez "demokratik nezaket" kavramını telaffuz etmiş, yeni dönemde bu kavramın ruhuna uygun bir şekilde davranma taahhüdünde bulunmuştu Türk toplumuna.
Başbakan, ayrıca AKP'ye oy vermemiş olan vatandaşlara seslenerek, "Sizin sandıktan verdiğiniz mesajı da anlıyorum. Lütfen müsterih olun. Farklı tercihleri demokratik hayatın zenginliği olarak görüyoruz" diye konuşmuştu.
Seçim gecesi Türk halkına demokratik nezaket ve hoşgörü vaadinde bulunan Başbakan Erdoğan'la, dün kendisine muhalif sesler karşısında sert bir dille konuşan, esip gürleyen Başbakan Erdoğan arasında dağlar kadar fark vardır.
Başbakan, farklı tercihleri, düşünceleri zenginlik olarak görmek bir yana, "yaygara" diye nitelendiriyor, susturmak gerektiğini düşünüyor.
- * *
Başbakan'ın dünkü grup konuşmasında ortaya attığı görüşlerin çok büyük bir bölümüyle mutabık olmadığımızı kayda geçirmek durumundayız. Şöyle ki;
- Erdoğan'ın, Doğan Grubu'nu kategorik olarak CHP yanlısı bir çizgide nitelendirmesi gerçeği yansıtmıyor. Laik demokratik cumhuriyete bağlılık, Doğan Grubu'nun ve bu gazetenin duruşunun, dünya görüşünün en önemli unsurlarından biridir. Laiklik konusunda duyarlılık gösterilmesi söz konusu olduğunda, başka partilerin tutumlarıyla benzeşen durumlar ortaya çıkabilir. Ancak bundan hareketle grubun CHP'yle işbirliği içinde olduğu hükmüne varılamaz; grubun AB tam üyelik hedefini ya da Kıbrıs sorununda çözümü desteklemesinden yola çıkarak, AKP'yle işbirliği içinde olduğu sonucunun çıkarılamayacağı gibi...
- Kaldı ki, Doğan Grubu gazetelerinde köşe sahibi olan yazarlar içinde CHP'nin bugünkü liderliğine eleştirel yaklaşanların sayısı hiç de az değildir. Herhangi bir partiye angaje olunması gibi bir durum söz konusu değildir. Toplumun bir kesimi, bu grubu AKP'ye yakın davranmakla eleştirirken, Başbakan'ın aynı grubu CHP'yle işbirliği içinde olmakla suçlamasındaki çelişki izaha muhtaçtır. Buradaki çelişkiden olsa olsa Doğan Grubu'nun tarafsız çizgisinde yol aldığı sonucu çıkar.
- Grubumuzdaki gazetelerde yazan köşe yazarları, düşüncelerini istedikleri gibi ifade edebiliyorlar. İlginçtir ki, bu yazarların azımsanmayacak bir bölümü, türban yasağının kalkmasından yana tavır alıyor. Türban yasağının sürmesinden yana olanlar da var, eleştirenler de. Bu farklılıklar Doğan Grubu'na hâkim olan çoksesliliği gösteriyor.
- * *
- Yayınların tehdit amacıyla yapıldığı yolundaki suçlamayı reddediyoruz. Türban konusunda yapılan yasal düzenlemenin Türkiye'yi bir gerilime soktuğu, üniversitelerin, baroların, iş dünyasının içinde büyük bölünmelere yol açtığı objektif bir olgudur. Bu olgunun haberleştirilmesinden daha doğal ne olabilir? Basının, bu bölünme tablosunu görmezlikten mi gelmesi gerekiyordu?
- Muhalif sesleri "çıkar kovalamakla" suçlayıp karalamak, çok klasik bir siyaset taktiğidir. Ne yazık ki, Başbakan bu klasik siyaset yöntemlerinin dışına çıkamıyor. Keza, açık bir toplumda gelişen olayların haber yapılmasının, dış dünyaya ihbar olarak nitelendirilmesindeki mantığı da anlamak güçtür.
- Peki, ülkenin önde gelen aydınlarının bile türban yasağı konusunda kendi aralarında ciddi bir şekilde bölünmüş olmalarının gerisinde de özel çıkarlar mı yatıyor? İlginçtir ki, çok yakın zamana kadar AKP iktidarını destekleyen, ona entelektüel düzeyde meşruiyet kazandıran liberal ve sol-demokrat çizgideki aydınların önemli bir kesimi, üniversitelerde türban yasağının kalkmasını desteklemekle birlikte, konunun hükümet tarafından gündeme getiriliş şeklini onaylamadıklarını belirtiyor.
- * *
Türkiye bir demokrasi ise türban gibi hassas ve zor bir konuda farklı görüşlerin olması da çok doğaldır. Herkes görüşlerini özgürce ifade edebilmelidir. Siyasal iktidar da demokratik sabır içinde bu konuda kendisine aykırı gelen düşüncelerin ifade edilmesine tahammül gösterebilmeyi öğrenmelidir.
Türkiye, bu sorunu demokrasiden ve hukuk devletinden ödün vermeden, tümüyle sivil bir çerçeve içinde aşmak durumundadır. Dolayısıyla sivil çerçeveler içinde görüşlerin ifade edilmesinden rahatsızlık duymamak gerekir.
Son bir nokta, Sayın Başbakan'ın üslubunun AB'ye tam üye adayı bir ülkedeki siyasi tartışmalarda olmaması gereken bir sertlik dozu içermesidir. Kuşkusuz, AB liderlerinin de Sayın Başbakan'ın bu sert üslubunu yadırgayacaklarını düşünmek mümkündür.
alıntı: MİLLİYET
çoğunluğun diktatörlüğü azınlığa karşı. uysallaştırma şekli, yuvarlak bişey.
türkiye"nin şüphesiz her şeyden önce en cok ihtiyac özlem duyduğu....