toplam 32 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | huan |
| tuttum | gezgincenah |
| tuttum | YasakSokak |
| tuttum | Morruzgar |
| tuttum | edalizist |
| tuttum | felixive |
| tuttum | gat |
| tuttum | megobe |
| tuttum | su kaplumbagasi |
| tuttum | yemekli tuz |
| tuttum | cagancem |
| tuttum | maledictum |
| tuttum | iragajun |
| tuttum | nadartain |
| tuttum | otto e mezzo |
| tuttum | 1Maviada |
| tuttum | CiLeKLiSeKeR |
| tuttum | Urukagina |
| tuttum | Deniz Kasakolu |
| tuttum | tsigani |
~3 ahkam var.
ilk deneme..
anlatabilir miyim ya da anlar mısın bilemem ama en azından önünde, kafanda, gözlerini kapadığında tam karşında az da olsa bir şeyler belirebilir ümidiyle, isteğiyle, hevesiyle ve her şeyiyle deniyorum. elimden geldiğince senin de anlayabileceğin şekilde yazmaya çalışacağım (anlayabilmen/anlatabilmem çok istediğim şeylerden biri). aralarda senin de bildiğini düşündüğüm bazı alıntılar yapacağım; benim demek istediklerimi kolaylaştırabilmesi adına.
gidiyorum.. artık sıklaştı ve gerçekten daha da sıklaşması en büyük isteğim ve amacım. geri dönme kısmı ise bu işin aslında bedeli gibi birşey. ama dönüyor olmak kötü değil; daha çok şeyin idrakına varıyorsun hem oradayken hem buradayken. kıyaslama yapıyorsun kendince, değerler biçiyorsun kendine ve var olanlara. "kendini" dışarıdan, en yukarıdan görebilmek, hissedebilmek ve yorumlayabilmek tarifsiz birşey. istediğin mekana, kişiye, olaya gitmek de muazzam bir şans.
yaklaşık son 2 aydır tek başıma gördüğüm şeyler ve edindiğim tecrübeler belki birilerinin, birşeylerin bana yolladığı mesajlar mıydı bilemiyorum ama şu anda yapmaya çalıştığım şey bir puzzle başında saatlerini harcarmışçasına bütünü tamamlayabilmek. tek tek olarak oturup düşündüğümde manasız oluyor illa ki. koca bir cümleden tek bir kelimeyi alıp "eee? nedir bunun anlamı?" demekten farksız.
...
THROW OUT YOUR CARES AND FLY. WANNA GO FOR A RIDE??..
kesinlikle..
mevcut olan bütün konsantrasyonu en sakin ve istekli şekilde kendinde topladığında kimsenin seni tutması mümkün değil. (işte yine oluyor; monitör, klavye ve benden başka hiçbir şey yok şu an. "sana" yazıyorum; aslında sen de yoksun ama bittiği zaman olacaksın) istemek.. orada veya burada.. baş koşul. "yoğunlaşmak" ise bir diğeri. sonra bırakıyorsun onlar seni götürüyor.
...
LOVELY GIRL YOU’RE THE MIRROR IN MY WORLD
DRESSING COFFINS FOR THE SOULS I’VE LEFT TO DIE
IN YOU I SEE DIRTY / IN YOU I COUNT STARS
IN YOU I FEEL SO PRETTY / IN YOU I TASTE GOD
IN YOU I FEEL SO HUNGRY / IN YOU I CRASH CARS
konuşuluyor; çok net duyabiliyorsun seslerini. dinleyip dinlememek sana kalmış diye birşey de yok ne yazık ki. o kadar huzur ve merak dolu ki içinde bulunduğun an, keşke hep dinlesem diyesin geliyor. karar vermeni, anlamanı kolaylaştırıyor, düşünmeni kuvvetlendiriyor.
...
MY REFLECTION, DIRTY MIRROR
THERE’S NO(belki biraz) CONNECTION TO MYSELF.
ikiye bölünüp bir parçanı aşağıda bırakmak, diğer bir parçanı da aşağıda bıraktığın kısmının kalanlarından alıp yukarılara çıkmak, oradan alabildiğine uzamak, kafanı rahatlatmak, kendini yukarıdan görebilmek, aralarda gözünün önünde patlayan flaşlardan edindiğin görüntüleri hafızanın en temiz yerine atmak(lazım olacak çünkü), senin için çıkarılan sesleri kulağının en içinde duymak, hiç ama hiç korkmamak, dolmak, dolmak ve daha da dolmak, patlayacağını düşünmek ama umursamamak, ter içinde kalmak(sevişmişçesine), yanaklarının alev alev olduğunu fark etmek, beyninin sana "bu kadar yeter!" dediğini fark etmek ama senin ona "yapabilirsin! devam et, dahası var" diyerek yaşadığın şeyi sonlandırmasını engellemek, her şeyin gerçekten bir tek orada ve o anda senin kontrolünde olduğunu bilmek, zevk almak, mutlu olmak, yükselmek, yükselmek ve daha da yükselmek, sonra istediğin zaman aşağıya doğru yavaşça süzülmek ve yeryüzeyine ayaklarını basmak. ayaklarını yere bastıktan sonrasında ise kısa bir adaptasyon süreci yaşayıp "işte bu!" demek olanların sadece sana ait olduğunun en güzel göstergesi. ve mutlaka ama mutlaka her seferinde bilincinin bir yerlerinde çok önceden ikamet etmiş ve o andaki tecrübenle açığa çıkmış bir veya birkaç şarkı dilinde/kulağında dolanır durur oluyor. (alıntılar)
...
WE ONLY COME OUT AT NIGHT, THE DAYS ARE MUCH TOO BRIGHT..
olay bir yerden sonra öyle bir hal alıyor ki, burada olsam bile orada gördüğüme benzer şeyler görmeye ve duyduğuma benzer şeyler duymaya devam ediyorum. bu ne demek biliyor musun? sormuyorum aslında; sadece olanları ifade edebilmek adına yazdım. daha önce insanları renkli görememiş olmakla şu an görebiliyor olmanın farkını yaşıyorum, auralarını hissediyorum -bu arada sen çoğunlukla mor ve ara sıra da yeşilsin-. bilmiyorum hatırlar mısın; senin paranoyalar alemine sürüklendiğin o akşamın sabahında sana "hiç ellerinin sana ait değilmiş gibi geldiği oluyor mu?" diye sormuştum. bazen öyle bir oluyorum ki sırf ellerim de değil, ben bana ait değilmişim gibi geldiğim oluyor. o zaman anlıyorum yine birşeylerin beni yukarılara götürdüğünü. akabinde sağladığım tam konsantrasyon ve istek beni şimdiye kadar hiç mahçup etmedi çok şükür. her seferinde başka birşey, başka bir yer gördüm, işaretlerimi aldım ve dilimde/kulağımda şarkılarımla geri döndüm. aniden mastürbasyon yapmaya başlamak, kendine dokunmadığın halde vücudunda baktığın yerlerde teninin içeri doğru kavislendiğini görebilmek nedir biliyor musun? sonra gülmek.
inanıyorum hem de daha fazlasıyla birlikte. o kadar çok inanıyorum ki daha çok yapmak, gitmek istiyorum. disiplin şart. niyet gerek elbet, okumak gerek elbet. en sonunda da burada "KENDİMİ YAPABİLMEM" gerek. o zaman her şeyi tamamlamış olacağım.
hayatımdan bir çeyrekliği çoktan tükettim; tanrımın bana sunduğu maksimum bir veya iki çeyrekliğim daha var diye düşünüyorum kendimi bu halimle bildiğim şeklimle. belki öncekilerden birinde bir çeyrekliği bile göremeden geri çağırdı beni, belki bir keresinde de üç çeyreklik verdi. ama şimdiki ben'e bakarsam hissettiğim bu ve "KENDİMİ YAPABİLMEK" için daha vaktim var.
zamanım yetmezse de zaten yine geri gelmeyecek miyim ki?
not: kızla erkek dost olur mu etiketine gönderme olarak kızın erkek dostuna yazdığı bir yazıdır. bilmeyenler için alıntıların smashing pumpkins şarkılarından olduğunu vurgulayayım.
teşekkür ederim hem de çok.
edebiyatta bir düz yazı biçimi.
en ünlüsü muhtemelen montaigne'nin kitabıdır.
aslında burda belki elli tane cift tırnak var
ama hicbiri görükmüyo...