toplam 8 kişi bulundu. 8 adedi gösteriliyor.
| tuttum | alexsandra |
| tuttum | Kharonn |
| tuttum | deniz28963 |
| tuttum | CemOnur |
| tuttum | 2nehir |
| tuttum | dead bride |
| tuttum | cheferman |
| tuttum | kizilbela |
~26 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
02.11.2008 pazar günü saat 2 de dtp istanbul il örgütünün taksimde yapacağı oturma eylemine polis dtp il binasını ablukaya alarak engellemek istemiştir taksime çıkamayan dtp il başkanı dahil olmak üzere yaklaşık 100 kişi il binasında oturma eylemi gerçekleştirmiştir. bu esnada polis oturma eylemi yapan guruba müdahale ederek dtp il başkanı ve yöneticileri ayrıca kadıköy DEVLİS üyesi olan DENİZ YILMAZ yoldaşımızı darp ederek gözaltına almıştır. müdahale eden polisle göstericiler arasında uzun süreli çatışma yaşanmıştır.
--
yaşasın kurtuluşakadar savaş
http://www.fileden.com/files/2008/7/4/1988860/dyk2.JPG
http://www.fileden.com/files/2008/7/4/1988860/dyk1.JPG
http://www.fileden.com/files/2008/7/4/1988860/dyk.JPG
http://www.fileden.com/files/2008/7/4/1988860/dlis.JPG
üzüldük genç bir arkadaşmış.
Çiğli’de önceki günün akşamı mahallede tartıştığı bir genç tarafından öldürülen 17 yaşındaki Düzgün Öncü’nün cenazesi bugün Çiğli’de yapılan törenin ardından memleketi Tunceli’ye göndedildi.
Devrimci Lisesiler üyesi olan 17 yaşındaki Düzgün Öncü, 28 Ekim akşamı, maç yüzünden tartıştığı gençlerden biri tarafından evinin önünde bıçaklanarak ağır yaralandı. Karşıyaka Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Öncü, burada yaşamını yitirdi.
İZMİR (Demokrat Radyo)
Dev-Lis’li Öncü’nün cenazesi memleketine uğurlandı
İzmir’in Güzeltepe Mahallesi’nde uyuşturucu bağımlılarının bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybeden Dev-Lis üyesi Düzgün Öncü’nün cenazesi, toprağa verilemek üzere memleketi Tunceli’ye uğurlandı. Öncü’nün cenazesi İzmir Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak evinin önüne getirilirken, Güzeltepe’deki evinin önünde düzenlenen törene ailesi ve yakınlarının yanı sıra Dev-Lis ve SDP üyeleri de katıldı. Törende bir konuşma yapan SDP İzmir İl Başkanı Semra Uzunok, Düzgün Öncü’nün kendisine sunulan, dayatılan yaşama karşı mücadele ettiğini belirterek, “Düzgün, Dev-Lis’in verdiği demokratik lise mücadelesinde yaşayacaktır” dedi. Öncü’nün cenazesi evin önünde yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından Çiğli Belediyesi önüne götürülürken, SDP ve Dev-Lis üyeleri de mahalleden belediye binası önüne kadar bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte “Düzgün Öncü Kavgamızda Yaşıyor” pankartı açılırken, yürüyüş boyunca “Çetelerden hesabı Dev-Lis’liler soracak”, “Düzgün yoldaş ölümsüzdür”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.
28 Ekim akşamı çıkan tartışma sonucu evinin önünde bıçaklanarak Karşıyaka Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Düzgün Öncü, hastanede hayatını kaybetmişti. Öncü, geçtiğimiz Mayıs ayında Güzeltepe Polis Karakolu önünden geçerken polislere sataştığı gerekçesiyle iki arkadaşı ile birlikte gözaltına alınmış ve karakolda kötü muameleye maruz kalmıştı.
hayatı gördüm dev-lis'te
neden ne için kim için yaşadığımı orda öğrendim
doğruları gördüm dev-lis le
haklıyla haksızı ezenle ezileni ayırmayı gördüm
dev-lis öğretti bana kız değil kadın olduğumu
bir tek o birey yerine koyup dinledi
militarist güçlerin üzerimde ne gibi oyunlar oynadığını onlarla farkettim
bunlara karşı nasıl ayakta dimdik duracağımı onlarla öğrendim
İSYANI buldum dev-liste...
YAŞASIN DEVRİM
YAŞASIN SOSYALİZM
KAHROLSUN FAŞİZM,EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİLER
(eski br devlisli olark=))
marsandiz
Altta tarihcesini oku oyle iki cakarsin susarla degil bombalarla silahlarla konusulmus bi tarih var dikkat et o spreyi degilde fabrikasini sokmasinlar sana ibine o kadar cesaretlisin gitsene adamlarin mekanlari belli klavye basinda yalandan dayi kesiliyorsun aq
neyse ben simdi cikiyorum sen yaz ben geline zaten agzinin orta yerine salincak kurar sallana sallana zucarim.
ayrıca her duvara yazmışlar bizim sokakta. birini yazarken yakalarsam o spreyi götüne sokup grafiti çizicem duvarlara haberiniz olsun
lisede sevgili bulamayan gençleri çirkini çirkinle sivilceliyi sivilceliyle eşleştirme esasına göre örgütleyip ergenlik dönemlerini daha kolay atlatmalarını sağlamak amacını güden kurumsal sol aygıt. yoksa liseli ne anlar siyasetten çok konuşursa çakarsın iki tane susar
maxima
mahirler ibolar denizler lisedeyken orgutlenen insanlarimizdi ve bugun bir cok genc kadrolarimiz liselerden orgutlenmis olarak gelmekteler. yani liselileri kafadan bir kurtulus yada devrimin oncusu gibi gormenizi anlayamiyorum dogrudur bir cogunun (ki bizimde varmistir) kucuk burjuva aliskanliklari vardir ama bunlari zaman icin de eritip devrimci bir birey olmasini basaracak olanlarda yine bu insanlarimiz arasindan cikiyor baska bi yerden degil
marksizim 12 eylul daragaclarinda dalganan ilk bayrak olmaktir tipki NECDET ADALI gibi
Dev-Lis Tarihinden Kesitler 1 Gün, 19 Saat önce
Opera Aksam Ticaret Lisesi (OATL) 1978'li yillarda (Ankara Ticaret Lisesi) Dev-Lis'in kalesiydi. 1978 öncesi okul fasist isgal altindayken Dev-Lis önderliginde verilen mücadeleyle bu isgal kirilmis ve okul Devrimci Liseliler Dernegi'nin inisiyatifine geçmisti. Okuldaki fasist isgal kirilmis ancak yasanan süreçte Dev-Lis kadrolarindan Ali Haydar Türkmen, Levent Özyörük ve Mustafa Deniz fasist namlularin hedefi olmustu. Dev-Lis, Ankara'da uzun bir süre Anafartalar caddesi ile Denizciler caddesi arasinda bir yerde, Sus sinemasi civarinda genis bir mekanda faaliyet gösterdi. Okullarda ciddi bir taban olusturmasi dikkat çekti. 12 Eylül darbesinden bir süre önce Dev-Lis binasi bombalandi, esyalar yanip kullanilamaz hale geldi. 5-6 katli olan Opera Aksam Ticaret Lisesi'nde Dev-Lis Komitesi her kattaki kat temsilcilerinin toplamindan meydana geliyordu. Ayrica Kat Temsilcilerine bagli Sinif Temsilcileri bulunuyordu. Ülke gündemiyle ilgili Dev- Lis'te tartismalar oluyor ve hareketin kampanya kararlari her alanda uygulaniyordu. Alan çalismalari yapanlar kendi alanlarinin özgünlügünü dikkate alan bir noktada çalisma yürütüyordu. Dev-Lis'lilerin mücadelesi okullariyla sinirli degildi. Dev-Lis'liler, Dev-Gör'lüler gibi mahallelerde ve ihtiyaç halinde isyerlerinin bulundugu bölgelerde de çalisma yapiyorlardi. Bu, sinifa dönük çalisma sendikal örgütlerin talepleri ve onlarin inisiyatifinde gerçeklesiyordu. Opera Aksam Ticaret Lisesinin Dev-Lis kadrolari okullarini koruduklari gibi yani basinda bulunan Turizm Ticaret Yüksek Okulu (Bu okulda Fasistlerin etkinligi vardi)devrimci ögrencileriyle dayanismada bulunuyor, onlarin okullarina giris-çikislarinda yardimci oluyorlardi. Öte yandan Anafartalar Lisesi ve Gazi Lisesi'ni fasist saldirilardan korumaya çalisiyordu. Ulus Endüstri Meslek Lisesi de (Ulus 1.Sanat) OATL gibi Dev-Lis'in kalelerinden sayiliyordu. OATL kadrolari ile Ulus Endüstri Meslek Lisesi kadrolari sürekli koordineli çalisiyor ve Ulus bölgesini kontrol altinda tutuyorlardi. Önemli günlerde okulda yapilan eylemlerin disinda Ulus'ta aksam 2-3 bin kisiye varan kitleyle korsan mitingler gerçeklesiyordu. Dev-Lis propaganda ajitasyon çalismalarina büyük önem veriyordu. Yapilan çalismalardan birisi de Belediye otobüsleri, sinema ve tiyatro salonlarinda gerçeklesenlerdi. Örnegin Opera Aksam Ticaret Lisesinden 50 kisi günün belirli bir saatinde Ulus merkezinde bulusuyor 5'er kisilik 10 ekip kurarak Belediye otobüslerine biniyordu. Belediye otobüsüne binen 5 kisinin 2'si arka kapida, 2'si ön kapida duruyor, 1 kisi ise ortada yolculara günün önemiyle ilgili propaganda ve ajitasyon çekiyorlardi. Diger bir örnek çalisma da sinema salonlarinda yapilanlardi. 15-20 kisiyle bilet parasi ödenerek sinemaya gidiliyor plan dahilinde oturuluyor, ara verilip salonda isiklar yandiginda herkes yerlerini almis oluyor, sahneye çikan Dev-Lis'li daha önce belirlenen konusmasini yapiyor ve bunun ardindan herkes bulunduklari yeri hizla terk ediyordu. Dev-Lis'in etkin oldugu okullarda uzun bir dönem sikça boykotlar yapilip ögrenciler siniflarini bosaltmislar veya bir gün öncesinden karar açiklanmis öbür gün okula gidilmemistir. Boykotlar çok fazla kullanilan bir eylem biçimi (boykot yapilan gün sayisi belki de okula gidilen gün sayisindan fazlaydi) olarak gittikçe yayginlasmis ancak süreç içinde görülmüstür ki boykot eylemi ögrencilere ve mücadeleye fazla bir sey katmiyor, tam tersi gittikçe laçkalasiyor. Daha sonraki süreçlerde boykot eylemi sik araliklarla gündeme getirilmemistir. Dev-Lis, 1 Mayislari, hareketin düzenledigi kampanyalarin disinda, tarihinin en büyük kitlesel eylemlerini Maras katliaminin oldugu 24 Aralik 1978 ve yildönümü olan 1979 yilinda gerçeklestirmistir. O günlerde okullarda formlar yapilmis ve direnisler örgütlenmistir. Direnisler yogun saldirilara ragmen saatlerce devam etmistir. Maras katliamini protesto amaciyla direnisin gerçeklestirildigi okullar daha sonra gene okulun ögrencilerinin göz altina alindigi hapishanelere dönüstürülmüstür. Bunun nedeni de o gün ülkenin emniyet saraylarinin göz altilarla dolmasidir. Opera Aksam Ticaret Lisesinde de direnis gerçeklesmis, aksam 18:30'da siniflarda bulunan siralar merdivenlerle tasinarak kapatilmis ve polisin okula girisi engellenmistir. Polis, yan binalardan okulu gaz bombalariyla teslim almaya çalismis ve saatlerce süren bir direnisle karsilasmistir. Atilan yüzlerce gaz bombasi insanlarin bu göz yasartici bombalarin etkisiyle bayilmalarina neden olmus ve polis merdivenleri temizleyerek göz altina aldigi ögrencileri okulun spor salonuna kapatmistir. Sorgu islemleri okulda devam etmis ve bir hafta sonra göz altinda kalan ögrencileri alip yeni göz alti yeri olan Etimesgut'taki Zirhli Birliklerin sinema salonuna götürülmüstür. 24 Aralik direnisinde okullarin salonlari gibi yeni göz alti yerleri açilmis, Zirhli Birlik'in daha önce askerlere sinema salonu olarak hizmet veren yer 24 Aralikla birlikte göz alti yerine dönüstürülmüstür. Sinema salonu 2 katli demir ranzalarla doldurulmus, Karayollarinda, MTA'da ve degisik isyerlerinde direnis sonucu göz altina alinan isçilerle, birçok okuldan getirilen ögrenciler -yaklasik 550 civarinda bir sayi- uzun bir süre burada göz altinda tutulmustur. Burada devam eden sorgulamanin ardindan Dev-Lis'liler Mamak Askeri Ceza ve Tutukevine sevk edilmislerdir. 24 Aralikta direnisteki Dev-Lis'lilerin sayisi binlerle ifade edilebilir. Dev-Lis'lilerin direnis ve devaminda cezaevlerine atilirken, okuyan ve direnis olacagi bilgisine sahip olan farkli çevrelerden bir avuç ögrenci, o gün okula gelmedigi ve eylemden kaçtigi gibi (Üstelik diger zamanlarda bu kesimler Dev-Lis'i sürekli pasiflikle suçlamislardir) direnisi kendilerine mal etmeye çalismislardir. Liseli gençlik örgütlerinden kimileri daha da ileri gitmis, bastiklari dergilerin özel sayilarina "Yasasin Opera Aksam Ticaret Lisesi Direnisimiz" diye baslik atmislardir. Ciddi anlamda bir kadroya sahip olan Dev-Lis'in Ankara'da 12 Eylül darbesinden sonra da korsan mitingler yaptigina dair bilgiler alinmistir. 12 Eylül darbesinden sonra ise daha önce defalarca göz altina alinmis, özellikle okul komitelerinde yer almis Dev-Lis'liler için yeni bir dönem baslamistir. 12 Eylülün kör karanliginda Dev-Lis kadrolarina dönük operasyonlar baslatilmis ve okulla iliskisini kesmeyen onlarca Dev-Lis'li göz altina alinmis ve iskenceden geçirilmistir. Ayni operasyonlar mahallelerde de sürmüs burada da yogun göz altilar olmustur. 1981 yilindan itibaren okullarda neredeyse Dev-Lis kadrolarina rastlamak mümkün olmamistir. Bugün Lise gençligine ve okullarin etrafina bakildiginda Dev-Lis'in yasam içerisindeki yeri daha iyi anlasilmaktadir. Dev-Lis dün bir ihtiyaçtan dogmustu ve bugün daha fazla kendisini ihtiyaç olarak hissettirmektedir. Dev-Lis bir rüya degil yasanmis ve paylasilmis bir gerçeklikti, dün vardi ve yarinda mutlaka var olacaktir.
VARDIK, VARIZ, VAROLACAĞIZ !
maxi
hocam liseli orgutleyemiyorsun diye niye kiskaniyorsun
nazar etme ne olur calis seninde olur
:)
yakında ilkokula da düşersiniz siz. O da olmazsa kundakta başlayın derim.
radikal gazetesinde cikan yazi
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&ArticleID=882268&Date=09.06.2008&CategoryID=77
oradan fotolara gidebilirsiniz
Kemalizm Sol mu?
Gördüğümüz en büyük mitinglerdi. Çağlayan’da, Kızılay’da, Gündoğdu’da onbinler, yüzbinler, gazetelerin abartmasıyla milyonlar alanları doldurmuştu. Herkes Atatürkçüydü, herkes laikti ama hiçbiri demokrat değildi. Kimler yoktu ki, koca koca pankartlarıyla sendikalar, üniversite hocaları, lise hocaları, ilköğretim öğretmenleri. Kimler yoktu ki, askerler, siviller, sivil polisler, CHP’liler, MHP’liler… Atatürk’ün partisi altı okunun yanına MHP’nin üç hilalini yapıştırmıştı. Ülkücülük Atatürkçülükle, faşizm Kemalizmle buluşmuştu. Ve bu görüntü nedense kimseyi şaşırtmamıştı. Sadece kafamız biraz karışmıştı. Çünkü biz Atatürkçülüğü solculuk sanmıştık. Fena aldanmıştık.
Aslında kafamız duvarları, köprü ayaklarını süsleyen MHP afişleriyle karışmıştı. Çünkü faşist MHP Mustafa Kemal’in resmini ve sözünü kendisine bayrak yapmıştı. Oysa babalarımızdan duymuştuk, bir yerlerde okumuştuk faşistler solculara düşmandı. Faşizm Kahramanmaraş, Çorum, Sivas katliamıydı, zorbalıktı, kandı, ölümdü. Fena kızmıştık. Nasıl olurdu da ülkücü faşistler Atatürk’ü kendilerine bayrak yapardı. Biz mi yanılmıştık, ülkücüler mi kandırılmıştı? MHP’mi solculaşmıştı yoksa Atatürkçülük gerçekten solculuk değimliydi? Çünkü faşizm ve solculuk, ırkçılık ve devrimcilik buzla ateş gibi, siyahla beyaz gibi, ölümle yaşam gibi bir araya gelmesi mümkün olmayan farklı unsurlardı. Yanlış neredeydi? Öğrendik, yanlış bizdeymiş. Atatürkçülük hiçte sanıldığı gibi solculuk değilmiş.
Solculuk bizlere Fransız devriminden miras kaldı. Devrimden sonra kurulan parlamentonun sol tarafında jakobenler (işçiden, emekçiden, köylüden, yoksuldan ve ezilen halktan yana olanlar) sağ tarafında ise jirodenler (zenginden, patrondan, sermayeden, ezenden ve milliyetçilikten yana olanlar) oturduğu için o günden bu yana işçiden emekçiden, ezilenden yana olanlara solcu, zenginden, patrondan, milliyetçilikten yana olanlara ise sağcı denmiştir.
Atatürkçülük solculuk değildir. Çünkü TC kurulduğundan bu yana kapitalist bir devlettir. Kapitalizm, işçilere düşmandır. Yoksullukla zenginlik arasındaki uçurumun derinleşmesinden, sermayenin işçiyi sömürmesinden yanadır. Atatürkçülük solculuk değildir çünkü TC’nin kuruluşundan 1930 yılına kadar bu ülkede işçilerin sendika, grev, sözleşme hakları yasaklanmıştır. Oysa biz solculuğu, Fransız devriminde gördüğümüz gibi işçiden, emekçiden yana olmak biliyorduk.
Bu gün o alanları dolduran yüz binlerce Atatürkçü “laik” ordunun darbe yapmasını istiyor. Doğru, ordu Atatürkçüdür. Ancak bütün darbeler önce solcuları vurmuştur. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Necdet Adalı ve binlerce devrimci askeri darbelerde katledilmiş, işkence tezgahlarından geçirilmiş, faili meçhullere kurban edilmiştir. Milyonlarca insan bu darbelerden olumsuz etkilenmiş ve zulüm görmüştür. O halde Atatürkçülük nasıl solculuk olabilir? Deniz’ler, Mahir’ler, Adalı’lar eşitlik ve özgürlük için savaştılar. Onları katledenler eşitliğin ve özgürlüğün düşmanlarıdır. Yani bizimde düşmanlarımızdır. Eşitlikten ve özgürlükten yana olanların yeri darbecilerin yanı olamaz. Bizim yolumuz Mahir’in, Adalı’nın, Che Guevara’nın yoludur.
Anladık ki Kemalizm solculuk değildir. Çünkü Kemalizm zenginden ve ezenden yana. Bu düzenden yana. Bu düzen ırkçılık ve milliyetçilik demek, işçinin ve emekçinin sömürülmesi demek. Bu düzen ÖSS demek, OKS demek, her türlü eşitsiz ve adaletsiz sistem demek. Bu düzen kardeş Kürt halkının ötekileştirilmesi, savaşın ve şiddetin körüklenmesi demek. Biz düzene karşıyız. Özgürlüğünü isteyen Filistin’liden, Irak’lıdan, Lübnan’lıdan yanayız. Çünkü solcular dünyanın neresinde olursa olsun ezilen halkların zulme ve sömürüye karşı mücadelesini destekler. Bu yüzden biz MHP’nin, CHP’nin, AKP’nin kardeş kürt halkına karşı yürüttüğü savaşa hayır diyoruz. Savaşın karşısında adil demokratik barışı savunuyoruz. Bu yüzden biz Dev-Lis’liler olarak Almanya’da, Hollanda’da, Bulgaristan’da Türkiye’li öğrencilerin anadillerinde eğitim görmelerini savunuyoruz ve destekliyoruz. Aynı tutarlılıkla kendi ülkemizde de Kürt’lerin, Laz’ların, Çerkez’lerin anadilde eğitim hakkını savunuyoruz.
Anladık ki Kemalizm solculuk değil. Çünkü Kemalizm patronların ve ezenlerin düzeninden yana. Biz düzene karşıyız.yıllarca kandırıldık. Kendimizi Kemalist, kemalizmide solculuk sandık. Fena aldandık. Anladık ki kandırılan Mustafa Kemal’i bayrak yapan ülkücüler değilmiş. “Söz konusu kemalizmse ülkücüler ve Kemalistler omuz omuzaymış.” Bizim yolumuzu aydınlatan nutuk değil Marx’ın, Engels’in, Lenin’in tezleridir. Biz Kemalist değil devrimciyiz. Bu düzeni değiştireceğiz…
YAŞASIN DEVRİM
YAŞASIN SOSYALİZM