İspanya devriminin yıldönümü anısına Daniel Guerin'in devrimle ilgili bir yazısı anarsi.org'a eklendi.
İspanyol Devriminde Anarşizm
A.Sovyet Serabı
B.İspanya'da Anarşist Gelenek
C.Teori
D."A-politik" Devrim
E.Hükümette Anarşistler
F.Tarım'da Kendinden Yönetim
G.Endüstri'de Kendinden-Yönetim
H.Zayıflatılmış Kendinden-Yönetim
http://www.anarsi.org/gundem.php?isl=oku&id=82
bohem burjuvayım işçi kardeşlerim hele bi başlasın ben arkadan yetişirim
olsa iyi ama çoookkk uzakkkkkkkk
insan ismi:P
simdiye kadar hiç sözle olmayandır... yapmak için bir oluşum ve faaliyet gerekir...
ilgi çekici bir kelime
kalabalıkta söylendiğinde herkes kulak kabartır
güçlü bir laf
ancak laf torba doldurmaz.
inanmaqk gerek.
devrim bir toplumun siyasal iktisadi kültürel sosyalvb açılardan bulunduğu şartlardan daha ileri şartlara geçmesi durumudur. günümüzde buna denk düşen şey kapitalizm den daha ileri olan sosyalizme geçiştir devrim.
bu nedenle günümüz devrimlerinin ideolojik öncüsü işçi sınıfı ideolojisidir.
tam anlamıyla işçi sınıfı devrimi değil demek yersiz... çünkü işçi sınıfı devrimi değildir kesinlikle... haa ne yazıkki her devrim de ilerici değildir... öyle olsaydı 2-3 ten fazla devrim olmazdı tarihte... neyse gerçek devrimlerin yenilerine koşmak dileğiyle
her devrim kendi çocuklarını yer fransız devrimi için söylenmiş bi sözdür..ve fr. devrimi bi küçük burjuva devrimidir, tam anlamıyla bi işçi sınıfı devrimi değil..
devrim sosyal bi olgudur ve sadece iktidar perspektifli olmamalıdır sosyal boyutu iyi tartılmazsa böle sosyalist iktidarsız kalır dünya
devrim devrimcilerin diil çıkarı olan tüm halkın hareketidir
devrimin ertesi günü dünya pespembe olmaz devrim daha yeni başlamış olur sadece
devrimin yapılması kadar sürdürülmeside bir sorundur ve mutlaka kafa yorulması gereken bi konudur.......
15-16 Haziran´da Nice Ayaklanmalara!
Son iki yıldır İstanbul´da gerçekleşen 1 Mayıs etkinlikleri, (devlet saldırıları diye de okunabilir) devlet ile çalışanlar arasındaki anlaşmazlığın günden günde daha da uç noktalara doğru seyretmeye başladığının küçük göstergeleri... Son 20-25 yıldır çalışanların haklarında sistemli biçimde yürütülen budamalar ve yasaklamalarla her yıl daha da yoksullaştırılan, sosyal güvencelerin ve emeklilik gibi kilit sorunların "Allah"a havale edildiği ülkede, sendikal hareketlerin de dibe vurmasıyla toplumsal sorunlar doruğa çıkmış durumda.
400 ytl civarında aylık ücretle hayatta kalmaya çalışan milyonlarca aile, gerek hükümetlerin gerekse de sermaye sahibi "aç" kapitalistlerin kan emici sistematiğine karşı dur demeye hazırlanıyor. Son bir yıldır Tuzla Tersane işçilerinin yoğunlaşan ölümlere ve taşeronlaştırmaya karşı yürütmekte olduğu mücadele farklı sendikalardan ve toplumsal kesimlerden azımsanamayacak bir destek sağlamaya başladı bile.
24 yıldır Kürt halkına karşı yürütülen savaş ve yolsuzluklar nedeniyle soyulup soğana çevirilen devlet hazinesinin çalışanlardan gasp ettiği sağlıklı ve ortalama yaşam hakkı, yeni çıkan iş yasaları ile emekliliğin de tarihe gömülmesiyle birlikte tamamen hayal durumuna geldi bile.
Son yıllarda toplumsal dinamiklerin de tepkileri nedeniyle hükümetlerle karşı karşıya gelmek zorunda kalan sendikaların bu yılki 1 Mayıs ardından "göze göz - dişe diş" biçiminde özetlenebilecek olan açıklamaları ile yeni bir aşamanın arifesine gelmiş durumdayız. Ülkede yıllardır estirilen faşist-şovenist salgınlar ve saldırılarla sindirilen milyonlarca yoksulun ve emekçinin bu gidişe dur demesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak, sistemin kendisini amorti etme amaçlı yeni hamleler yapacağı da muhakkak.
Bir yandan kapatma davaları, bir yandan türban "sorun"larıyla gündem işgal edilirken, açlık sınırının 1000 ytl´yi, yoksulluk sınırının 2.150 ytl´yi aştığı gerçeği göz ardı edilemeyecek bir hale geldi.
Yıllardır sadece bir takvim anması olarak savuşturulan 15-16 Haziran günlerinin Limter-İş tarafından grevle ve Tuzla İşçileri tarafından direniş günü olarak anılacağı haberi, uzun zamandır sarı sendikalara ve sendika ağalarına peşkeş çekilmiş milyonlarca emekçi için küçük de olsa önemli bir adım sayılabilir.
1 Mayıs günü Taksim, Şişli, Mecidiyeköy ve İstanbul´un emekçi mahallelerinde yakılan ateşlerin tüm ülkeye yayılması için 15-16 Haziran´da meydanlara, ezilenlerin ateşini yakmaya...
www.anarsi.org
Dev YoL..TeK YoL DeVRiM
Eğer araştıracak kişiler varsa birilerinin anlattıklarından değil duyduklarınızdan da değil tarafsız bir yerden bilgi edinmeye çalışın diyorum
yeşil devrim de bi devrimdir ...
devrim iyidir demek, devrim elzemdir demek yerinde değildir ...
İsmim .)
ACİL DUYURU!
Yarın sabah Anadolu yakasından Taksim'e gelmesi gerekenler vapurlarla ulaşım konusunda ciddi bir engelle karşılaşacak. Nato eylemlerinde ve geçtiğimiz 1 Mayıs'ta olduğu gibi bu yıl da Kabataş, Beşiktaş, (tahminen) Eminönü vapur iskeleleri polis tarafından kapatılıyor! Ayrıca Taksim'e ulaşım sağlayan toplu taşım araçları da Taksim'e uğramayacak. Muhtemelen yakın yerlerden birisinde indi-bindi yapacaklar. Taksim'e diğer semtlerden gelecek olanlara duyurulur!
1 Mayıs'a Taksim'e!!!
Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir.
Devrimi satın alamazsınız.
Devrimi yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak..
........................................................
NEDEN KARA BAYRAK?
Anarşizmin bayrağı Neden kara? Kara yadsımanın gölgesidir. Kara bayrak bütün bayrakların yadsımasıdır. O, insan ırkını kendi kendisiyle karşı karşıya getiren ve insanoğlunun tekbirliğini engelleyen ulusallığın yadsımasıdır. Kara, şu veya bu devlet için, sadakat [ing. allegiance, vatan] adına insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı [oluşan] kızgınlık ve hakaret halinin [rengidir]. O, hükümetlerin hilekârlıklarında, ikiyüzlülüklerinde ve entrikalarında ifade edilen insan zekâsına karşı aşağılamanın karşısındaki kızgınlık ve hakaretin [rengidir]. Kara yine matemin rengidir; ulusu geçersiz hale getiren kara bayrak, onun kurbanlarının matemini tutar --daha büyük zaferler ve kanlı devletlerin istikrarı için, iç ve dış savaşlarda sayısız milyonlar katledildi. Emeği çalınarak (vergilendirilerek), insanların boğazlanmasında ve zulüm altına alınmasında kullanılanların matemini tutar. Sadece bedenin ölümünün değil, aynı zamanda otoriter ve hiyerarşik sistemler altında kötürümleştirilen ruhun matemini tutar; dünyayı aydınlatmak için asla bir şans bulamayan sansürlenmiş milyonlarca beyin hücresinin matemini tutar. Tesellisi imkansız bir kederin rengidir ...
Ama kara güzeldir de. Azmin, kararlığın ve gücün rengidir; diğer her şeyin açığa çıktığı ve tanımlandığı bir renktir. Kara filizlenmenin, doğurganlığın gizemli çevresinin; karanlıkta kendini daima değiştiren, yenileyen, hayat veren ve yeniden üreten yeni bir yaşamın yetişme zeminidir. Dünya'da saklı tohum, spermin garip yolculuğu, embriyonun rahimdeki gizemli büyümesi, tüm bunların hepsinde, karanlık çevreler ve korur ...
Yani kara yadsımadır, kızgınlıktır, matemdir, güzelliktir, umuttur; insan yaşamının yeni biçimlerinin, [ve bu biçimlerin] dünya ile beraber ve onun üstündeki ilişkilerinin beslenmesi ve korunmasıdır. Kara bayrak tüm bunları anlatır. Onu taşımaktan gurur duyuyoruz; [ama] taşımak zorunda olduğumuz için üzgünüz de ve bu gibi sembollerin bir daha gerekli olmayacağı günü şevkle bekliyoruz.