1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

dinler beni tanımlar diyenler

toplam 20 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

dinler hakkında dinler

~37 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

    dinliyorum canım

    rajaharmonia   27 Temmuz 2011 15:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    insan neden diznsiz olur .tanrı kendini gösterseydi dine ne gerek kalırdı ulan...

    naz gul   08 Haziran 2011 20:21   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Gündelik hayatta çok sık rastladığımız “Din ayrı dünya ayrı”, “Dini bu işlere bulaştırma”, “Yine mi dini konular?”, “Hoca camide” veya “Dünyaya çok daldık, biraz da dinden bahset” gibi serzenişlerle kendini ele veren bilinçaltımızdaki “din anlayışının”, bizim coğrafyalarda, iki bin senedir değişmeyen bir algılamaya dayandığını düşünmekteyim.
    Dinden bahsetmeyi, yaşayan hayattan ayrı bir buud (boyut) olarak algılayan, ruhlardan, ölülerden, atalardan, türbelerden, ayinlerden, ritüellerden bahsetmeyi dinden bahsetmek olarak anlayan Uzak Asya’nın Şaman dinleri…
    İş tâ buralara kadar gidiyor.
    Bakın nasıl…
    Eskiden Gök Tengri vardı şimdi yukarıda Allah…

    Eskiden şaman vardı şimdi şehy, hoca, dede, baba, pir…

    Eskiden ulular vardı şimdi kutuplar…

    Eskiden hacetleriyle gömülü kabirler vardı şimdi hacet kapısı türbeler…

    Eskiden kurban ayini vardı şimdi kurban bayramı…

    Eskiden uğursuz domuz yılı vardı şimdi domuz yemek haram…

    Eskiden ruh çağırma vardı şimdi ruhuna fatiha…

    Eskiden kutsal geceler vardı şimdi kandil geceleri…

    ***

    Kanaatimce Türklerin Kuzey Avrasya dinleri (Şamanizm) formunda algıladıkları “din anlayışı” iki bin yıldır hiç değişmedi. Bu nedenle Türkiye’de “Şaman-İslam sentezi” var. Dini hayat Şaman-İslam sentezinin birbirine karışmış görüntü ve ritüellerinden oluşuyor. Yani Türkler iki bin sene önce Şamanizm’i nasıl anlıyorsa bugün İslam’ı da öyle anlıyor. Orhun ırmağı kenarlarında din nasıl algılanıyorsa Dicle, Fırat, Gediz, Tuna boylarında da öyle. Ortaasyada bakış neyse Anadolu’da da öyle…

    Dinin dipten akan esas formunda bir değişiklik yok. Sadece üstteki isim, etiket, figürler, şekiller ve semboller değişmiş.

    ***

    Bu forma göre din dediğiniz bir takım ayin ve ritüellerden ibarettir; dün kurban ayini bugün namaz…

    Din dediğiniz bir meslektir ve mensuplarınca icra edilir; dün şaman bugün şehy, baba, dede, hoca…

    Din dediğiniz esasında öbür dünya ile ilgilidir; dün ölmüşler çağırılırdı bugün ölmüşlere okunur, din bu bağı kurar…

    Din dediğiniz esasında moralle ilgilidir; askeri ölüme hazırlamaya ve cepheye sürmeye yarar. Dün Altay dağlarına bugün Cudi’ye…

    Din dediğinizin yeri esasında tapınaktır; dün şaman çadırında bugün camide…

    ***

    Bu nedenle “Türkiye’de çoğunluğun dini sorunları var” dendiğinde şu denmek istenir; namaz kılamıyor, başını örtemiyor, Kur’an okuyamıyor, dini tahsil yapamıyor…

    Buna aynı din formatında şöyle cevap verilir: “Camiler açık, beş vakit ezan okunuyor, hacca gidiliyor, binlerce türbe ziyaret ediliyor, kandil gecelerinde mevlitler okunuyor, daha ne?”

    Yani bu ülkede “dini sorun” namazla, camiyle, başörtüsüyle, Kur’an kurslarıyla, imam hatiplerle, mevlitlerle, türbelerle, musalla taşlarıyla ilgili bir sorundur.

    Öyle ya din daha başka nedir ki?

    Dinden bahsetmek bunlardan bahsetmektir.

    Şaman-İslam sentezine göre din bunlardan ibaret.

    İşin ilginç olanı Türkiye ikliminin neredeyse tamamı dini böyle anlıyor.

    ***

    Peki, bir ülkede dinimsi bir şeyin değil de; gerçekten “İslam’ın” var olduğunu nereden anlayacağız?

    Ne olursa oraya “İslam’ın ruhu” damardan girmiş demektir?

    Hangi göstergelere bakacağız?

    Var olan anlayışa göre namaz kılanların sayısı artıyorsa….

    Örtülü kadınlar çoğalıyorsa…

    Camilerin sayısı artıyorsa…

    Şehirlerden gürül gürül ezan sesleri geliyorsa…

    Her yandan Kur’an sesleri yükseliyorsa…

    Orada “din” var demektir, daha ne?

    Veya…

    Hırsızlık yapanların eli kesiliyorsa…

    Zina edenler taşlanıyorsa…

    Kadınlar kara çarşaflara bürünüyorsa…

    Mirasta kadına bir erkeğe iki pay veriliyorsa…

    Şahitlikte iki kadın bir erkeğe denk görülüyorsa…

    Dört eşliler her geçen gün artıyorsa…

    Oraya “şeriat” gelmiş demektir, daha ne?

    ***

    Birisi “nusuku” diğeri “haddleri” dinin göstergesi olarak görüyor.

    Nusuk yani namaz, ezan, oruc, hac, kurban, cenaze…

    Hadd yani el kesme, sopa vurma, ikiye bir pay…

    Halbuki bunların her biri birer araçtır. Amaç can, mal, ırz ve namus güvenliğinin sağlanmasıdır. Nusuklar manevi, haddler de maddi araç…

    Amaç ne? Tevhid ve adalet!

    Şeâir-i İslam bu, din bu!

    ***

    Demek ki bir ülkede İslam’ın var olup olmadığını anlamak için, Allah’tan başkasına tanrılar gibi davranılıp davranılmadığına ve “suç oranlarına” bakacağız. Bu ikisine tevhid ve adaletin gerçekleşmesi diyoruz. Eğer bir toplumda bu ikisi cidden ete kemiğe bürünmüşse İslam oraya damardan girmiş demektir.

    Bugün Türkiye cezaevlerinde (İran, Suud-i Arabistan ve Amerika da oranlar pek farklı değil) 95 bin tutuklu ve hükümlü var. Bunların büyük çoğunluğu üç temel suçtan yatıyor; can, mal, ırz ve namus güvenliğini ihlal…

    Bunlar Kur’an’da “hukuku’l-ibad” (insan hakları) kapsamında değerlendirilen ve haklarında ceza (hadd) öngörülen yegane üç temel suç…

    Bunlar almış başını gidiyor fakat günde beş vakit ezan okunuyor, camiler dolup taşıyor, kandil gecelere akın var ve türbelerde mahşeri kalabalıklar toplanıyor! (Türkiye örneği).

    Ne işe yarar?

    Veya bunlar almış başını gidiyor siz hala el kesiyor, sopa vuruyor, mirası ikiye bir pay ediyor, iki kadını bir erkeğe denk görüyorsunuz! (İran, Suud-i Arabistan örneği).

    Ne işe yarar?

    İslam insanlara sırf ayin yaptırmak veya ceza çektirmek için değil; insanoğlunun asil arayışlarına yoldaş olmak ve toplumun sahici yaralarını sarmak için geldi!

    Bu nedenle “dini sorun” hayatla ilgili her sorundur. Hayat, acısıyla tatlısıyla yaşanıyorken dinde yaşanıyor demektir. Çünkü din hayatın ta kendisidir.

    Dini böyle almazsanız örneğin “adalet” meselesini dini bir sorun olarak göremezsiniz.

    “Gelir dağılımındaki eşitsizliğin” dinle alakasını kuramazsınız.

    “Tuzla’da ölen işçilerle” dini gurupların hiç birisi ilgilenmez.

    Çünkü “dinden bahsetmek” bunları içermez. O ayrı bir şeydir.

    Oysa bu din “diri diri gömülen kız çocuklarının” feryad-u figanı olarak doğmamış mıydı?

    Gömülen çocuklar dinin en baş meselesi olamamış mıydı?

    Dini sorun demek esasında bu ve benzeri “hayata dair” sorunlar demek değil miydi?

    ***

    Görülüyor ki Türkiye’de “din” denince akla gelenin kökten bir dönüşüme ihtiyacı var. Bir zihniyet devrimine ihtiyaç olduğu apaçık ortada.

    Çünkü “Koşup gelerek Uzak Asya’dan/ Bir kısrak başı gibi Akdeniz’e uzanan” bu iklimin dipten akan din algısı iki bin senedir hiç değişmedi. Uzak Asya’da nasılsa Akdeniz’e uzandığında da aynı…

    Hun İmparatorluğu’nda Şamanizm neye tekabül ediyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’nde de Müslümanlık ona tekabül ediyor.

    Bugün Türkiye’de dine “nusuk” (ezan, namaz, hac, oruç, kurban, bayram, kandil, cenaze) çerçevesinin dışına çıkmayacak şekilde bir rol biçilmiş durumda. Bütün din bundan ibaret sayılıyor. Bu rol, Ortaasya yıllarında Şamanizme biçilen rolün figür ve ritüel değişikliğine uğramış haliyle hemen aynısı.

    Öte yandan dini, haddlerin (el kesme, recm, sopa, kısas, miras ve şahitlikte ikiye bir, çok eşlilik vs.) uygulanmasından ibaret “Arap karakterinde” görenler var. Onlara göre de bunlar İslam’ın “ahkamı” olup bunlarsız İslam asla olamaz.

    Halbuki İslam’ın olmazsa olmazları mihverinde “Cenâb-ı Hakk” adının olmasından da anlaşılacağı gibi gerçek, hak, adalet, doğruluk, dürüstlük, ahlak, iyilik, güzellik, söz, vefa, sadakat vb. hikmetli hükümler (evrensel değerler) dir. Bunlar dinin direkleri olup esasında “ahkâm” bunlardır. “Allah’ın hükümleriyle hükmetmek”, bu ahkamı yani insanı kötülüklere karşı “gem’in azı dişlerine geçerek atı tutması” gibi tutan ve böylece onu yönlendiren, yücelten ‘hikmet/hukm’leri hayata geçirmekten başka bir şey değildir.

    ‘Nusuk’lar, hikmetli hükümleri (evrensel değerleri) boyuna yeniden üretmenin manevi araçları, ‘hadd’ler de onları koruyup kollamanın maddi araçlarıdır. Manevi araçlar dinin direği olmamakla birlikte değişmezler. Oysa hadler hem dinin direği değildirler hem de zamana ve mekana göre uygulamada yenilenebilirler. Böylece gerçek hayat dininin kalbi, yaşamın temposu ile birlikte atar. Onu tapınak dinlerinden ayıran en önemli fark buradadır…

    ***

    Bu nedenle Halil Cibran’ın “Ermiş” kitabındaki şu muhteşem aneknotu “Bize dinden bahset” diyen çocuklarınıza anlatın;

    Bilge kişi ölmeden hemen önce halkını geniş bir meydanda toplar. Gerçekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasında nefis bir diyalog kurulur.

    Halktan biri öne çıkarak “bize” der “sevgiden söz et”

    Bilge anlatır, anlatır, anlatır…

    Bir diğeri “bize aşktan, evlilikten söz et” der, anlatır…

    Bunu “alışveriş hakkında ne dersin?” diyen biri izler, anlatır…

    “Çocuklardan bahset” derler, anlatır…

    “Eğitimden bahset” derler, anlatır…

    “Çiftçilikten bahset” derler, anlatır…

    “Alınterinden, emekten ve adaletten” bahset derler, anlatır…

    Ve daha günlük hayatın türlü sorunlarından söz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkında hikmetli sözler söyler, anlatır, anlatır, anlatır…

    Konuşmasının sonuna doğru birisi “Bize ‘din’den bahset” deyince Bilge şöyle cevap verir;

    “Bahsettim ya, dinlemedin mi?”

    Ve devam eder: “Siz zamanınızı, bunlar Allah’ın saatleridir, bunlar bizim saatlerimizdir diye ayırabilir misiniz? Öyleyse din, yaşadığımız hayat ve tüm davranışlarımızdır. Her an Allah huzurunda olduğunun bilincinde, öylesine titiz, doğruyu gözeterek temiz bir hayat yaşamaktan daha güzel bir din olur mu?”

    Recep İhsan Eliaçık

    yoksul   21 Aralık 2010 11:34   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    iki uctane artıst ateist goremedim gozlerim yasardı

    rajaharmonia   26 Eylül 2010 23:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dinler beni tanımlamaz

    svalbard   11 Nisan 2010 03:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    neden hala katolikler latinceyi din dili olarak kulllanıyor???
    neden hala arapça müslümanlığın dili olarak kullanılıyor???
    neden insanların kendi dilinde ibadet yapmaları böyle şiddetle kınanarak men ediliyor...???
    acaba neden?

    campo   11 Nisan 2010 02:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    inkara cesareti olmayan kimsenin işidir... çünkü insan bir kez sormaya başlarsa kendine arkası gelmez... bir anda dinden çıkıverir... çünkü din ve ahlak dayatmadır... dogdugun andan itibaren sana dayatılandır... özellikle bizim ülkemizde sevgiye degil korkuya dayalıdır... allah sevgisi yerine allah korkusu koyan bir toplumun inancından ne hayır gelir... din bize iyi olmayı öğretirmiş... insanın iyiliği içinde gizlidir... iyilik kimseden öğrenilmez... güdülmek istenenler vardır ve gütmek isteyenler vardır... kol bacak kesen recm eden kadını aşağılayan din bizim dinimiz degil mi şimdi??? diyecekler ki kur'an'da yazmıyor... ben de diyecegim ki nah yazmıyor....... git oku neler söylüyor...
    bu sözde müslümanlar inanmayanlara fındık beyinli diyecek kadar da ileri gidiyorlar... sana ne kardeşim inanmayanın vicdanından... oruç tutmuyor diye adam döven zihniyet değil mi bu? müslümanlıktan anladıkları budur çünkü... intikamdır... kafirleri cezalandırmaktır... sen hangi hakla kendini tanrının yerine koyar yargılarsın insanları be gafil...??? yoktur işte din diye birşey haykırıyorum... bu topraklarda 1500 sene önce zeus vardı... 500 sene önce baba ogul kutsal ruh vardı... şimdi ise allah var... neye inanacagım ben... dünyada müslümanlıktan haberi olmayan milyonlarca insan ne olacak hepsi mi cehennemde yanacak... arap ticareti zenginleşsin die kayaları taşlatan, şarabı bana haram eden dini mi kabul edeceğim??? hayır... kabul etmiyorum... nasıl bir tanrı inancıdır bu yarattıklarını cezalandırıp zindanlara hapseden kazanlarda haşlatan... böyle bir tanrı ise var olan beni kazanmak için geç kaldı kusura bakmasın... kimse bana mucize fln da göstermedi... kim gördüyse artık bilemem... tanrı varsa bile benim ona inanmamı çok da takacağını sanmıyorum bu şartlar altında... çünkü ben olmayan şeytanı bile daha onurlu buluyorum insanlığa vurulan bu pranga karşısında...




    campo   11 Nisan 2010 02:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kimi ?

    Peter Pan   11 Nisan 2010 01:49   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    en iyisi fight clubdır arkidiş

    keshish   11 Ocak 2009 20:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dini bütün hırsızları gördükçe dinlerden nefret ediyorum.

    neoalakarga   11 Ocak 2009 20:41   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Sıfır kabul edilen yıllarda, ferrari ile bir çekim gücü nasıl oluşturamayacaksa, dinler de sindirim ve çekim sırasına göre gönderilmiştir...

    Son din olarak kabul edilen müslümanlık, ısrarla kağnılar ile gitmek isteyen kişilere yalnızca saygı duyar... Onları suçlamaz... Yargılamaz.

    Yargılayıcı ve ödüllendirici; icad edici ve önericidir...

    Saygılar...
    .
    .
    .

    Neverwhere   06 Aralık 2008 15:17   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Senkronizeden grifte bir yaşam öğretisidir. Bir nevi kâinatı kullanma, bir nevi yaşama klavuzudur.

    Öğretinin sahibi Tanrı'dır. Öğretmenide peygamberler...

    Günümüzün fındık beyinli, ebadını da karpuz bilen kıçımın entellektülleri tarafından pek önemli görülmemekle birlikte, yavaş yavaş akıllananları tarafımızca izlenmektedir...
    .
    .
    .

    Neverwhere   01 Aralık 2008 17:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bi siktirgit hoca ya

    Shigigami   26 Ağustos 2008 23:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ''Dinler ateşböcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar. Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir. Ki sadece bu havada yaşayabilirler ancak. ''

    sophiaa   26 Ağustos 2008 16:28   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    ilkel anlaşılması gayet kolay bir sözcük. temel, ilk, en basit hali. insanoğlunun doğayı ve evreni anlama çabası din olgusuyla başlar zamanla felsefe teolojiden ayrılır sonra ayrılıklar ayrılıkları takip eder ve günümüze gelinir. vs vs...
    din olgusu niye gereğinden fazla abartılır bi türlü anlamam!
    iki farklı dinden yada dinsizlikten gelen iki kişiyle aynı dinden iki kişinin anlaşabilmeleri olasılıkları hemen hemen aynıdır.

    BehindBlue   07 Temmuz 2008 23:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ister dinlesin ister dinlemesin,ben konuşmaya devam ederim..

    uuuucar   07 Temmuz 2008 23:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Din inanmadır nasıl algılamak istersen öyle algılar yaşarsın topluma göre ayak uydurursun içenlık bir yoksa şeklen yaparsın günahlara bir kılıf uydursun aslında inandığın gibi yaşarsın ! vede bir frendir din !

    dogansah25   07 Temmuz 2008 23:02   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ne demek istedin ilkel derken

    tugi18   13 Nisan 2008 11:36   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bilişimin en ilkel hali

    BehindBlue   12 Nisan 2008 00:32   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    her dini sewiyorum, hepsine saygım war.peki ben hangisindenim yapmazsanız yakarım diyen tanrının dininden mi, hiç sanmıyorum..!

    qrunqe   12 Mart 2008 20:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :tga

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage