toplam 119 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | topic |
| tuttum | patronice |
| tuttum | chinechine |
| tuttum | stabilizer |
| tuttum | YILDIRAN |
| tuttum | alkyonesirra |
| tuttum | sevgi42sevgi |
| tuttum | trappzone |
| tuttum | sonunda bitti |
| tuttum | cikcikberry |
| tuttum | YALKIN |
| tuttum | mikroskop |
| tuttum | Morumsucivert |
| tuttum | haydibakalim |
| tuttum | firida |
| tuttum | ben gider |
| tuttum | gokceksk |
| tuttum | umitnart |
| tuttum | buts |
| tuttum | sevinccan |
~61 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
boran şarkısı ( prağ marşandiz)
sana derler aygar dağı sen boranı eksiltmen
altı üstü üç beş kumaş kefen derler adına
arkadaşlar dar sokakta birer birer kaybolur
yiğit yere düştü diye düşmanlara bayram olur
ser vermeden sır vermeden göğsün yanmış anadolu
dünyanın öte yanında ölsem dahi koynuna al
1989 behice boran büyüğümüze atfen
tarafımdan hatıra olarak yazıldı. Çorum
sana sözüm olmaz gülüm
sana söz olmaz
al bu canı vur yere gülüm
ben den sır çıkmaz
postalarım pek yavaş gülüm
sana ulaşmaz
gözlerin kararsa uyu
mapustan ses çıkmaz
hastane önü gülüm
binler kalaba
al yanaklı güzel yarim
çıkmaz sabaha
1998 hacettepe hast-ankara
dost menekşe tipli bir çiçeğemi benziyor
hepaistosun dilinden anlayan demircilermi
bir akşam üstü ılık süt kokusu
eve geldiğimde dolaptan soğuk süt
eve geldiğimde sen yoksun
eski günlere işkilleniyorum
albumden sıcak fotağraflar
içimi bir ısıtıyor pir ısıtıyor
bende senle gelseydim
kabul görmez dualarımla
çok erken gittin be dostum
sancılı bir ağustosta
tanrılara mektup yaz
benide alsınlar
senin yanı başına
1998 ankara dökümhane
pazardan geldim pazardan
of amanın amanın
bir kıza baktım nazardan
yar amanın amanın
bekar odam şenlenirde
of amanın amanın
artık ölmem bu yazada
yar amanın amanın
gökyüzünde kara bulut
of amanın amanın
yoksulluğumu gizlesin
yar amanın amanın
(bütün bekarlara atfen)
1988 sungurlu aşıklar tepesinde
raman dağları kara
sise gömüldümü
yada ergena geçidi
tütsülenmiş balık sahilde
yada kurutulmuşu
mançurya tipi
acı anadolu soğanı
katılan sofralar
azıklar
sefer tasları
petrussuz
lokaller
havyarsız aşklar
kırmızı şarap
çin çin
umutsuzlukla beklediğim
nahuel
el salladığım ayrılıklar
birdaha birdaha
asla
karşılaşmayacağımız
arkadaşlar
gedikli süvari tipli
dostlar
yamaçtan bakan
yaşlı kadın
torunları
karşı yamaçtan
tahtalı köye giden
kim
merakla labakan
öksüz oğlan yetim kız
ikiside kardeş
biri ebesini ana tutmuş
biri amcasını baba
aslında yetimde öksüzde
kocakarıydı
karşıdaki
yamaçta giden kimdi
sırtında hamaliye
odunları
kaykındırmadan
hendeğe
uçuruma yuvarlanmadan
sisli puslu havada
suskun bakışlar
yaklaştıkları
kuytu
evlerine giderken
1996 sungurbey gurbet
notları
hasta olsam gelurmusun
yatağımın başuna
yorganımın başına
o dereler kapaludur
yallarınuz kapalu
sen alacak yigut
yureğundan yaralı
yüreğünden yaralu
pencereden bakarsın
yüreğimi yakarsın
pullu mendil ver banada
sevdaluk olsun adımuz
derin sevdaluk
cahil sevdaluk
uy karadenizim notlarından
1996 gökcebel
elin açılmış derim gülün saçılmış derim
ben seni çok severim
bahtım kapanmış derim
armut dalın eğr olur
yüze gelir söz olur
vaktı gelmez ecelin
süründürür gec olur
yolumuza taşkoydun
ben bu yola baş koydum
kız ben seni almazsam
mapuslara adın yaz
düzen bozuk hal bozuk
töre bozuk yol bozuk
yiğitlik serden çıkmış
astar gelmez yüz bozuk
tek tabanca devam et
ak tolgalı bey gibi
ölürsen erkekce öl
deden gibi bey gibi
bozkır cenk havaları notlarından
2001 giresun
vakti gelince alacağım
bir anadolu güzelini
önce aşkımı sunacağım
yaz gelince
benim yazım gelince
para biriktireceğim
alın terimle
çeyiz alcağım
istedediği herşeyi
imrendirmeyeceğim
anğoloslu kızlara
yabancı filim
pembe dizili
yaşantılara
aşkım çay koy diyeceğim
sevdam çay koy
artık kara ocakta
çay demlemeyeceğim
kara çaydanlıkla
bekar odamda
duvarlara konuşmayacağım
allaha dua etmeyeceğim
sitemde etmeyeceğim
benim yazım gelince
para biriktirince
gönül düşürdüğüm
o kızı önce kendinden
sonra
gözü doymaz
anasından
isteyeceğim
ah kızın babası
olsaydı
devlet gibi
benimde
babam olsaydı
ölmeseydi
devlet baba gibi
satmasaydı
beni
taybopcuları
gülbopcuları
bana düşman
kılmasaydı
yada on sene
önce indirseydim
hedefe
girdiği an istanbulda
şubenin önünde
benim yazım gelince
evleneceğim kardaş
gönül düşürdüğüm o güzelle
sitem notları2006
hayata
sıkı
sımsıkı
bağlanacakken
koptu
bir
anda
tüm
bağlılıklarım
çığlıklarım
yaşanılası
hayatın
sonlanmasına
yardımcı
olurken
senin
ölmen
için
henüz
erken
bak
ben
gidiyorum
hadi
sende gel
demiyorum
bu sefer
tek gidiyorum
ölüyorum
haberin yok
ölüyorum
sorulur benden sorulur
sen sorma
kıymık batan elimi
sen sarma
aşk vahşileşince
güzelleşirmiş
hikaye koçum
hikaye
sinama bileti gibi
küçük
ıslak kağıda benzer
azrayilin
makbuzu
derilerin altında
saklanmış
küççük
makbuzlar
herdile tercümedir
küçük saklı makbuzlar
üzüldüğüm şey
ne bilirmisin antoni
yaşlı ölünce
pek üzülmüyorlarda
genç gidince
vah vah diyorlar
ben ise hep
eyvah diyorum
batman eruh 1989
arkadaşım ezğine
bir ev seç orta şekerli kahve gibi
kapısında hızır yeşili çimleri olan
bir okul seç beton bloklara sıkışmamış
erdemi hakkaniyeti parasız anlatan
bir aşk seç karşılıksız ama tatlı
uğuruna günler feda edilen
bir ülke seç binlerce yıldır
talan edilmemiş yakılmamış
bir dünya seç içinde
nükleeri olmayan
2001 anzavur notları
kırşehir
Diyarbakır kokardı saçları
Gözleri bahrevan..
Her geldiğinde bana sen..
Dururdu zaman.
Firar ederdim gözlerine
mÜlteci olurdum.
Ben peşinde rüzgar olurum.
Ben peşinde ferhat olurum
Ben peşinde fırat olurum sende dicle.
Kızıl ırmaktan alayım selamını..
Merhaba.. de.Vurulmuş güvercinler aşkına..
açmaz getmez bu yerlerde
öyle sen dur öylesen
utangaçtır sıkılgandır
hamarattır gardaşım
ya bir kamyon
çarpar durur
iki telli önünde
oklava yutmuş
gibi durur
hostes gibi kızlar
yağmurlubirgünde
bozuk sesle bir sela
biridaha gitti derler
kim gitti nere gitti
bozuk lağarlara
taşınır çuvallarla
yeşil kağıtlar
renksiz akşamlar
başlar yine
aynı taslar aynı
hamamlar
üzüldüğümüz
yanımıza kar kalır
hadım köy istanbul
1996
sen baharda uçan kelebek
ben ise konmanı bekleyen çiçek
seni beklerken
bir yabancı arı kondu
dalıma yaprağıma
eğrildim doğruldum
kandıramadım
ol görüpte
usandıramadım
üzerimde durdu
aldı özümü
taşıdı herzaman
başka çiçeğe
sen kon diye
yolunu gözledim
şimdi duruyorsun
koolleksiyonda
istanbul çatalca
1991
ufacık üzüm taneleri
ufakmı ufak
bir top salkım bak elimde
karadır toprak
sen beni bıraktın gettin
yaban ellere
duymaz oldun yarim sesimi
ses versen bene
ne arkada ne öndedir
gülüşlerim boş
bu yerlerde çorum halayı
sensiz çekilmez
varmı bilemem
yokmu bilemem
beni sevdiğin
sen gidende
gurbet ele
neden dönmez sen
yılkı notları 1996 kalehisar
mahmudiye
bi tanede benden :)
açıkçası
açıkçası
farkında olmadığımın farkındayım
ne tarafa koştuğunun,
şeffaf insanlardanım ben oysa ki
gelir ve geçersin içimden
hiç tutmaz ki
kir ve nefret, kalbim
ama silinmez tutkular dudaklarımdan
açıkçası
belli değildir ne tarafta olduğum,
siyah bi as yada kırmızı bi papaz
kazanmak anlamsızdır elleriMdeyken kartlarıN
kontrolsüzce senin yalnızlığını seçerim.
soğuk bi bakışın ardından sırıtsanda
gizleyemezsin ki sırlarını,
açıkçası
ne derler bilirsin
şeffaf bi insanım ben aslında,
sense dumanlı masaların etrafında dolanırsın
düşen ışıkların olduğu yerlerde
inançlarını asarsın askıya ve öylece bakarsın içimden geçenlere,
anlayamayacaksın ama
siyah bi as ve kırmızı papaz
açıkçası
şüphelerimde yok değil
zaman akarken boşluğa,
gerçeklerin hakkında konuşursun şaşkınlıkla
iplerin farklı ellerde sürekli, anlasana!
ama sen umarsızca dönüyorsun dönüyorsun etrafımda
dönüyorsun zamanın yalnızlığında
bulamayacaksın kendini o kartlarda
şeffafım ben anlasana!
bugün kazanacağım
ve kanıtlayacağım zamana yenik olduğunu galibiyetin!
siyah bi as ve kırmızı bi papaz
metaforlar yarattım ben
bide masanın etrafında dönen bi alegori,
kemikli parmaklarıyla tutuyor kartları
senin kartların benim kartlarım
düşünüyor kafasında nereye koşabileceğimi?
bense farkındayım bilmediğimin
açıkçası
zaman aktıkça yüzlerimizdeki kırışıklıklara
duman çöreklenirken üstümüze
açıklamalıyım seni bi hileyle ittiğimi kuyuya
anlayamıyorsunki!
şeffaflığıma saklıyorum yalanlarımı
siyah bi as ve kırmızı bi papaz
neden ellerimi bir solukta tutan yok
neden saksıdaki çiçek renk atmış
masanın üstü annemin ilaçları
masada sürahiye bile yer kalmamış
odamada dolmuş abur cubur
eski yakılmaktan kurtarılmış
kitaplar sandık dolu kitaplar
oda dolu kitaplar
dışarda yakanlar
içerde odamı paylaştığım
kitaplar
2002 tekirdağ