toplam 300 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | equality |
| tuttum | physche |
| tuttum | vlk |
| tuttum | donotdisturbme |
| tuttum | ETERNELLE24 |
| tuttum | batty |
| tuttum | kronikmuhalif |
| tuttum | madamebonheur |
| tuttum | yazarist |
| tuttum | manyana |
| tuttum | kibar7234 |
| tuttum | Mr Charming |
| tuttum | adolina |
| tuttum | ahmetmertoglu34 |
| tuttum | amnesiaccc |
| tuttum | pOkerFCE |
| tuttum | blind guardian |
| tuttum | CiLeKLiSeKeR |
| tuttum | gidiyorum |
| tuttum | jr constantine |
~72 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
hayatında tek bir kişiye dahi olsa düşmanlık hisseden birisinin, herhangi biriyle dost olabileceğine inanmıyorum. herkesle dost olamayan birisi: tek kişiyle veyahut birkaç kişiyle de dost olamaz. dostluğun mânâsına yakışmaz. birilerini ötelemekten beslenen dostluk da dostluğun mânâsının boynunu büker.
Dostlar Arasına Hasret Ucurumu Girdiğinde , Yıldızlarla Vuslat Köprüsü Kurduk Yürekten Yüreğe.Gönlümüzün Hasret Günlüğüne Unutmayı ve Unutulmayı Hiç Yazmandık... Mekanın Cennet Olsun Güzel Kardeşim ....
yanımda adam yok ki dostum olsun
kimseyede dostum demem potansiyel dusmanım cunku
herkez beni anlar ama hep yanlış anlar
buyuzden bu dunyada teksiniz sokun bunu kafanıza
Arkadaşlık dediğin nedir ki yanıp söner, '' diye başlayalım lafa. Gerçekten de öyle. Bir bakıyorsun canından fazla sevdiğin bir arkadaşın var ve aradan zaman geçiyor ve iki yabancı olup çıkıyorsunuz.
Ne tuhaf değil mi? İşte bu yüzden insanları bazen bukalemuna benzetiyorum. Ne zaman ne durumda olacağı belli olmuyor. Bunun en güzel örnekleride en çok okul yıllarında yaşanır. Düşünün, ilkokuldan lise sona kadar aynı sınıfta okuduğunuz bir arkadaşınız var. Ve lise bitiyor. Herkez bir tarafa ayrılıyor. Sanki bütün bir ağacın kesilipte parçalarının dağıldığı gibi.Ve bir kaç yıl sonra, yolda gidiyorsunuz ve o can ciğer arkadaşınızı görüyorsunuz.göz göze geldiniz. Ama o sanki sizi daha önce hiç görmemiş gibi tavırlar alarak yoluna devam ediyor. İşte insan o zaman ne tuhaf olur bilirmisiniz? Aslında, bazen eski bir arkadaşınızı gördüğünüz zaman selam vermekten kaçarsınız. İnsanın içinde ''ya verdiğim selamı almazsa'' yada ''beni hatırlamazsa'' gibi şüpheler geçer.
Bir laf vardır'' Arkadaşlık bir sudur, önünde durulmaz, dostluk ebedidir, asla unutulmaz'' Evet, ama yalnızca lafta ve hatıralarda unutulmuyor.
Bir akşam arkadaşlarla oturmuşsunuzdur. Anılardan bahsediyorsunuz. Eski dostlardan... Ve tesadüfen ertesi gün yolda anılardakilerden birini görüyorsunuz. Siz olsanız ne yapardınız ? Belki gider yanına konuşur hatta bir yere oturup anılarla dolu olan solmuş bir gülü canlandırmaya çalışırsınız. Ya da çoğu zaman, çoğu insanın yaptığı gibi o solmuş gülü elinize alır, atmak için çöp tenekesinin yanına gidene kadar onu taşır sonra atarmısınız?
Şimdiye kadar hep yenilikler eskileri bastırmıştır. Yeni bir dost, eski dostları öyle bir sildiriyorki defterden...
Bir gün yalnız kalıp gecenin sessizliğinde oturup kendinizi, eskileri, yenileri ve aynı zamanda yaşadığınız anılarıda gözünüzün önüne getirip ikisi arasında bir değerlendirme yaptınız mı hiç?
Bir de hiç unutulmayan anılar vardır. Sevgililer, aşklar... Bunlar çoğunlukla dostluğu bastırıyor bence. Eski bir dostu gördüğümüzde yalnızca ''gördüm'' oluyor. Ama eski sevgili görüldüğünde insanın vücudunun her tarafı etkileniyor. Sebebide bazı insanların aşkı dostluktan önemli saymaları. Kimin ne düşündüğü önemli değil. Ama benim açımdan yinede her zaman dostluk aşkı bastırıyor. Herkezin de benim gibi düşünmesini isterdim.
Çok garibime giden bir arkadaşlık daha var. Arkadaşsınız, birkaç sene görüşmediniz ve gözgöze geldiğinizde birbirinizi tanımıyorsunuz. Ama öyle bir şeyki aradan 30 yıl geçiyor ve birbirinizi görmemezlikten geldiğiniz arkadaşınızla bir gün bir yerde karşılaşıyorsunuz. Ve ikinizde birbirinizle konuşmak için can atıyorsunuz.
Yakın zamanda konuşmaktan kaçıyor, aradan uzun yıllar geçiyor konuşmak için uçuyorsunuz.
İşte bu dünyanın garip taraflarındqan biri de bu.Artık bence bununda bir doğa kanunu olmaması için hiç bir sebep kalmadı.
Bir dost nasıl anlatılır, hani başlangıç tarihi olmayan hatıralar vardır ya işte öyle bir anı gibidir akılda yer eden dostlar. Düşündüm yaşamımda yer eden bir dostumu anlatmanın en kolay yolu nasıldır diye iki paragrafla bitirilecek bir açıklama gibi geldi ilk başta. Amaaa anlatmak için yazmaya başlayınca bir dostu anlatmanın öyle kolay olmadığını gördüm dost dediğin yüreğine okkalı bir şekilde yerleşmişse onu anlatmak gerçekten zor oluyor.
Gece yıldızları anlatabildiği kaç tane dostu vardır insanın, yada sevdiklerini anlatabildiği, acılarını paylaşabildiği ve acılarını dinleyebildiği, yazarken bile benmerkezci br hava çizdiğimi farkettim dosttan beklentileri ön plana çıkartıyorum hemen dostluk paylaşmaksa cümlelerin ekleride değişmeli yapılarıda. En uygun dost tanımını yapmak gerekirse diyorum aklıma gelen bir türkünün dizeleri oluyor 'Dost dost diye nice nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır' evet dost dediğin ve dost olabildiğinle toprak olabilmeki insan. Toprak bereketi ifade eder ve dostlar birbirine yaşamı doğurarak/doğurtarak hediye ederler. Dost, dostum, dostlarım hangisine takılı kalır aklım bilemem ne kadar çoğulluk ifade ediyor dostlarım. kimin bu kadar çoğullaşabilmiş ve toprak olmayı başarabilmiş dostu vardır dünyada merak ediyorum.
Dost dediğin uçsuz bucaksız anlamlar ifade ediyor, düşününce dostu tanımlamaya aklına binlerce şey gelmeye başlıyor insanın, atasözleri, türküler, deyimler uzar gider liste hepsi bir dost arar karanlığında sessizliğinin. Galiba insanlar yalnızlığından korktukları için dosta sarılma hissi duyuyorlar ' Düşenin dostu olmaz ' düşmeden dost olmamışsa düştükten sonrada dost olmaz. Türk Dil Kurumu'nun Dost'u anlatması ise daha enterasan 'Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse, düşman karşıtı' buyrun düşman karşıtı olan herkes dost mudur? Birde şöyle bir tanımı var dostun 'Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse' yani aldatmanın diğer adı dost oluyor.
Dost dediğin karanlıkta bir mum ışığı ise dosta giden tüm yollar aydınlık mı olur? Yada dost karanlıkta omuz omuzu ışığı bulmak mıdır?
Ne kadar zormuş dostun tanımını yapmak ve onu anlatmak oysa en kolay anlatılabilir şeydir dostluk sorarsan 'dost işte, sırdaşım, gardaşım benim' bu kadar rahat ve kolay anlatılıyor.
Birde dosttan ayrı kalmak var (yanlış anlamayın sevgili olan dosttan değil dost olan dosttan) işte o zamanda 'Dost hasreti zor imiş, her dem ahuzar imiş' böyle bir havaya giresi geliyor insanın. bugüne kadar dostunu özlediği için böyle bir türküyü kim yakmıştır notalara bağlayarak. Özlemenin bir diğer adıymış dost. Andığında hissetmek olabilir mi? Çok sevdiğin bir dostun seni düşündüğünde onu hissedip aramak, aklıma geldin diye ve aaa bende seni düşünmüştüm tam şimdi diyebilmek telefonun diğer ucunda, yakınsan koşarak gidebildin mi kapısına kadar bana ihityacın olduğunu hissettim diye. Dost seni anlatmak ne kadar zormuş böyle uzun uzadıya.
Derler ki ' dostun attığı taş baş yarmaz' öylemidir bunu kaldıracak ve içselleştirecek biri olabildik mi? dostun attığı taşla yaralanmayacak kadar ağır olmak kolay değil çünkü. Bize zor geliyor artık atılan taşlar, dost dediğin niye taş atmalı ki diye düşünür dururuz. o kadar kırılgan olmuşuz ki taş atılsa bir dost tarafından paramparça olabiliyoruz.
Ve dost olabilmenin en güzel yanı birilerine Dostum diyebilmekte diyorum..........
kendisini bulunca ırkçılık, bencillik ve cimrilik duygularımı yitirdiim can dostum kumral insan:)
dost hayatı yaşamak hem acısız hem zevkli ,bunu yazdığım içinde allah beni kahretsin:))
Alalade zorlukların üstesinden gelmek için yardım aldığın arkadaşlarının dışında kalanlar.
kardeşim arkadaşım dostum .... mekanın cennet olsun .... sana uzanan eller elbet bi yerde kesilecek ... rahat uyu sen ...
Başımız Sağolsun....
lazım olunca ulaşamadığın
sır verdiğinde tutmayan
kız arkaşıının arkadaşlarına potansiyel aşk böcükleri gözüyle bakan
hayatta atmaz dediğn kazıkları yerine göre atan
ama bi türlü terkedemediğindir...