Her saat kahve bulunabilirdi.. Kış gecelerinde gelenler ısınabilsin diye minik elektrik sobaları yakılırdı.. Yukarının servise açılmasını beklerken duvarında çeşitli çizgi film, vidyo-klip, konser vs görüntüleri izlenebilirdi..
Yok canım, kafe değil.. Bildiğin klüptü işte.. Elektronik müziğe, hoplayıp zıplamaya, kimselere aldırmadan çıldırmaya doyuran; içine girince klanına kavuşmuş hissi veren bir klüp.. Kendini müziğin kollarına bırakmışken seni kimseciklerin rahatsız etmediği, insanların dans ederken birbirini dövmediği..
twentyden sonra mimarisiyle klüp olmaya en uygun yerdi Ankara'da.. İşletmesi bizdendi.. Ama bir masaldı, bitti.. :(