1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

dtp beni tanımlar diyenler

toplam 5 kişi bulundu. 5 adedi gösteriliyor.

dtp hakkında dtp

~19 ahkam var.

    herbıji gulé...

    eladunya   17 Haziran 2009 22:52   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ya kopy paste ya küfür.başka bi bok bilmezsiniz zaten ibneler.uzun zamandır ahkam kesmemişim alın size bi cümlecik beş gün yırtarsınız artık kendinzi.

    gulasor   17 Haziran 2009 22:46   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    evet faşo : puşt gibi ibne gibi bişe oluyo.nası da biliyosunuz sizi gidiler sizi.insan kendisinin ne mal olduğunu bilmez mi?muhah

    adentre   16 Mayıs 2009 00:53   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    oç pkk nın meclisteki hali

    soysuz köpekler

    qepx   16 Mayıs 2009 00:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Hebele hübele şübele barzo partisi :DDD parti üyelerinin konuşmalarını anlamak için tercüman gerek:D

    Pkk'yı destekleyen her olusumun amini fışkınlayım annesinin amcuğunu kemireyim! Nokta sikerlerrrrrrrr!

    diso   15 Mayıs 2009 23:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Ula bu nedir ?

    Faşo demek ağam, ulaa foşo ne ola.

    IBNE DEMEK AĞAM.

    Zikiceko   15 Mayıs 2009 23:17   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    İslamcılığın, faşizmin ne olduğunu bilmeyenlerin, oradan buradan duydukları bu kelimelerle eleştirmeye çalıştıkları partidir. Ayrıca devletin vatan millet sakarya politikasıyla yetiştirdiği milliyetçilerin de hiç araştırma gereği duymadan kötüledikleri partidir. Ezilen kürt halkının meclisteki temsilcisidir. Meclise girmeleri de sorunu masada çözmek istemelerinin kanıtı sayılabilir.

    Kharonn   19 Nisan 2009 14:32   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Kürt-İslamcı Faşist Parti.

    Sürekli demokrasiden dem vururlar, demokrasi demokrasi derler fakat; bu örtü altında İstanbul'da bombalar patlatıp küçücük çocukların ana karnında öldürülmesinde kötü bir yan görmezler.

    Üstelik bu saldırıyı gerçekleştiren PKK Kürt Terör Örgütüne; terör örgütü demeyeceğiz derler.

    yani; Pkk'nın takım elbise giyenine DTP denir.

    Ha acı gerçektir ki, zavallı Kürtler başka temsilcileri olmadıkları için bu insancıkları red edeceklerine; buyurun gelin başımızın üstünde yeriniz var diyip; kucaklarına oturmaktadır.

    Eh, ileride dikkate alınacak tabii bunlar ;)

    Ius...

    eriyik nutella   05 Nisan 2009 22:20   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Deyyusların Toplandığı Parti

    cemalaga   29 Ekim 2008 15:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    DTP NİN MECLİSTE YERİ KESSİNLİKLE YOKTUR VEDE KİTAPTAN ALINTILAR YAZILMASIN ADAM GİBİ YORUMLARINIZI YAZIN GERÇİ PKK ŞEREFSİZLERİNİ VEDE DTP GİBİ DÜŞÜK BİR PARTİYİ SAVUNAN KAÇ TANE ADAM VAR O ZATEN MALUM.

    mehmetcik26   18 Ekim 2008 06:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Birileri mağdur ediliyor, ölüyor ama direniyor. Silahlı direniş tukaka ise silahsız legal direnmek lazım; DTP bunu güzel bir örneğidir.

    DTP'yi mecliste istemeyenler ya devrimin sadece silahla yapılacağını düşünenelerdir yada silahlı mücadelede çıkarı olanlardır!!

    Bu ülke DTPye neler borçlu olduğunu bilse DTP iktidara gelirdi. Dağ kadrosu azalıyor ve Kürt halkı sivilleşip parlamentoda temsil edilme tarafına geçiyorsa geçirenlere teşekkür etmek gerek.

    HEP, DEP, HADEP, DEHAP.... vsnin kapatılması ile DTPnin kapatılması çok farklıdır zaman ve şartları itibari ile. Eğer halkın legal direnişi yargı vs yollarla kapatılırsa geriye bu ülkede bundan sonra olacaklar için "kendin ettin kendin buldun" demek kalacaktır!!

    xelal   30 Haziran 2008 14:03   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    kapatılması için anayasa mahkemesine başvurulan laik kesimi savunan hukukçularla iktidar partisinin çekişmesinde arada ezilecek olan parti.Filler ve çimen mevzusu tabi burda bide oda ayrı bir mesele sen kapatmamızı istemiyormusun bak nasıl kapatıyoruz görürsün sen .tabi burda kim bunlara oy vermiş bu oylar yok sayılrsa demokrasiye ne olur onu hukukçularımız neye düşünecek düşünecek olanlar nasıl olsa çıkar

    spekulasyonist   17 Kasım 2007 21:15   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    pkk lı piçlerin elinde olduğu söylenen askerlerimiz için arabuluculuk yapabilirlermiş ama bu yönde bir talep gelmeliymiş.
    renklerini belli etmeleri için onlarca şehide gerek yok.
    biz sizin ne renk olduğunuzu çok ii biliyoruz.
    arabuluculuğunuzun da sizinde canı cehenneme.

    00 yedi   23 Ekim 2007 14:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bunları tbmm ye sokan siyasi görüş bildiklerinden değil sadece ırk çatışması içinde olduklarındandır.Bunları o yüce kürsüde kounşturmak demek vatana yapılabilcek en büyük ihanettir.Bırakın artık dost olduklarını savunmayı bugün içimizi yakan insanlar bellidir düşünecek vakit yoktur artık harekete geçmek en doğru yoldur.Başlangıçta ırak değil içimize girmesine izin verdiğimiz TBMM 'dir.Bu hükümet ne zaman uyancak eğer yapamıyolarsa yapabileceklere izin versinler daha fazla kan ve gözyaşı dökülmesin

    my sweet   22 Ekim 2007 13:52   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    22 Temmuz seçimlerinin Türkiye’yi ilgilendiren en önemli sorunu DTP destekli bağımsız milletvekili adaylarının Türkiye Büyük Millet Meclisine girmesi olmuştur. İyimser düşünenler bu kişilerin meclis çatısı altında yeni bir krize yol açmayacaklarını, bugüne çok ciddi sıkıntılar, tecrübeler, politik birikimlerle ulaştıklarını ve yıllar sonra meselelerini ve siyasetlerini meclise taşıma olanağı bulmuşken bu fırsatı gereksiz gerilimler yaratmak uğruna kaçırmayacaklarını söylüyor. Diğer taraftan esas olanın umudu beslemek olduğunu, bir kavga beklentisiyle yeni döneme başlamanın doğru olmadığını da ekliyorlar.

    Ne yazık ki demokrasiyle yönetiliyoruz ve bu yüzden Türk Devletinin yönetici kadrolarının Türk düşmanı olması, bu mevkie gelmelerinin önünde bir engel oluşturmuyor. Çünkü devlet niteliğe göre değil, sakat bir nicelik felsefesine göre yönetiliyor. Anadolu’daki Türk Milletinin son 20–25 yıldır en büyük meselesi olan PKK terörünün politik kanadını oluşturdukları su götürmez bir bedâhetle ortada duran bu kadroların yeniden tasfiyesi hayâtî bir konu olarak gündemimize oturmalıdır. Unutulmamalıdır ki demokrasi adına bir milletin topyekûn geleceğini fedâ etmek fikri, belki herhangi bir çarpık hukukun kuralları içinde kendisine korunak bulabilir; fakat insan havsalasının böyle bir sakâmeti alması beklenemez.

    Bu kadronun meclise girmesi, Türkiye’nin geleceği için samimî olarak olarak kaygı duyan hiçbir insan tarafından kabul edilemez. Nitekim 1994 yılında meclise girdiğinde yarattığı yemin skandalıyla bugünkü kaygıları büyük oranda besleyen Leylâ Zana, 22 Temmuz seçimlerinden önce Iğdır’da DTP destekli bağımsız milletvekili adaylarına destek vermek amacıyla yaptığı konuşmada "Artık Türkiye'nin eyaletlere bölünme zamanı gelmiştir. Ankara, Türkiye'yi eyaletlere böl ve Kürdistan eyaletini kur. Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde yapamadığını şimdi yap" diyebilmiş, tepkiler sonrasında da şimdi kendisine kızanların 5–10 yıl sonra bu dediklerini gerçekleştireceğini ifâde ederek serdettiği görüşte ısrarını sürdürmüştür.

    Bu durum bazı tür kadınların pek tövbe tutmayacağına dâir bir atasözünün gerçekliğini göstermektedir; ama iş bu kadar basit değildir. Bu şerefsizliği, Zana’nın politik bir kimlik ve başkalık atfettiği kitleden her zaman beklemeliyiz. Bu kitle, dağlarda çobanlık yaptığı asırlar boyunca hiçbir bağlılığı kabûl etmemiş, sürekli efendilerine ihânet etmiş tıynetsiz bir kitledir. Bu kitle bugün Ön Asya’nın en büyük meselesi olarak coğrafyamızın büyük milletlerinin önünde durmaktadır. Nüfusu yüz milyonları bulan bu milletlerin önemsiz bir kemmiyet teşkil eden Kürtler’e feda edilmesi nasıl bir sakatlıktır? Küresel güç ilişkileri dünyayı işte böyle yaşanmaz bir hâle getirmektedir. Kürt sorunu, üç milletin sorunudur. Sâdece Türkiye ve Türk Milleti için değil, Farslar ve Arapların da millî gelecekleri konusunda varlığıyla ciddî bir tehlike teşkil eden Kürtler için insancıl bir çözüm üretmek de bu milletlerin işi olmalıdır. Yaşadıkları ve yayıldıkları coğrafyada bu topluluğun politika üretemeyecek veya üzerinde politika oluşturulmayacak kadar küçültülmesi ve asimile edilmesi gereklidir. Bu bir varoluş problemidir. Aryan ırkının(!) necip evlâtları olan Kürtler varlığı bile sorgulanan ve hakkında elle tutulur hiçbir yazılı ve maddî kanıt bulunmayan kurgusal bir Med İmparatorluğu’nun hayâlini kurduğu müddetçe bu topraklarda huzur olmayacak. Hayâlse ona sâhip olan kafalar bulunduğu müddetçe kurulur.

    ******

    Günümüzde Türk Devleti doğrudan kuruluş ilkelerine yönelik saldırılarla karşı karşıyadır. Bu saldırıların odağında ise liberal politikalarla birlikte etnik ayrımcılıklar yer almaktadır. Sağlam ve esnemeyen uzun vâdeli siyâsetler üretmezsek bu saldırılar millet olarak başımızı yemek üzeredir. Öyle ki artık tehdit, ciddiyetini anlamamızı engelleyecek kadar büyümüştür. İşin daha da kötü yanı, gerek ferâsetten yoksun idâreci kadrolar gerek çıkar ilişkilerine gömülmüş medya gerekse her türlü millî-mânevî merbudiyetten yoksun aydın zümrenin el ele çalışması sonucu gün geçtikçe kabûl edemeyeceğimiz herşeye alışıyor, alıştırılıyor olmamızdır. Bundan 10 yıl önce Kürtçe konusunda toplumsal duyarlılığımız çok daha yüksekken bugün bu mesele alelâde bir hâl almıştır. İpe çekilmesi için ortak bir kinin hedefi olan Öcalan, bugün siyâsî parti kursa sanki bunu başarabilecek gibidir. Affedilmesini isteyebilmek bile bugün çok zorlu ve sıkıntılı bir olay olmamaktadır. Bir günden diğerine milletçe hassas olduğumuz her konuda bizi mefluç ediyor, uyutuyorlar. Tıpkı uykusunda insanın burnunu kulağını uyuşturup kemiren aç fareler gibiler. Hiçbirşey farketmiyoruz, hiçbir esaslı tepki vermiyoruz. Uyandığımız zaman neleri kaybettiğimizi gördüğümüzde ise iş işten geçmiş ve üstelik bu kayıplar, protezle eksiği giderilemeyecek kayıplar olacak.

    Meselelerimiz ayın on dördü gibi ortadayken ve bunları konuşmamız gerekirken yazılı ve görsel basının Bülent Ersoy’un ve sevgilisinin karşılıklı beyanlarını yayınlaması nasıl bir çukurun içinde olduğumuzu göstermiyor mu? Bunlar çürümenin, soysuzlaşmanın, yok oluşun emâreleridir.

    Türk Milletinin hayâtiyetini sürdürmesi için nasıl politikalar oluşturulmalıdır? Nasıl politika oluşturulursa oluşturulsun üç-beş sağlam ve değişmez prensibe dayanmalıdır. Bu prensipler ise kesinlikle Türklüğün ileri menfaatleri gözetilerek oluşturulmalıdır. Herşeyden önce katı düşünmek zorundayız. Demokrasiden de insan haklarından da çevrecilikten de önemli ve öncelikli olan Türk Milletinin bekaasıdır. Uzlaşma, uyuşma, ılımlı politikalar üretme adına milletin istikbâlini peşkeş çekme hakkına kimse sâhip değildir. Hatlar belirginleşmeli, keskinleşmelidir. DTP’li Sırrı Sakık Devlet Bahçeli’yi Deniz Baykal’a göre kendileriyle ilgili olarak daha duyarlı buluyorsa bir durum tespiti yapmak gerekir. Meydanlarda gırtlağı yırtılacak kadar bağırmakla milliyetçilik yapılamayacağını bu muhtereme öğretmek lâzımdır. İddiâsı milliyetçilik olan bir partinin lideri, PKK’ya karşı meşru bir mücâdele sürdüren Türk Devletinin bu mücâdelesi sebebiyle özür dilemesini isteyen zamanın Diyarbakır Belediye Başkanı Feridun Çelik’i nasıl taltif edebilir, alkışlayabilir. Aynı ellerle bozkurt selâmı vermeye nasıl hakkı olabilir? Bunları söylediğinizde ise parti başkanları için “O’nun gibi büyük bir hâkâna çamur atmayın” diyebilecek kadar budala bir toplulukla nasıl milliyetçilik güdülebilir?

    Devlet Bahçeli, başbakanı suçluyor; fakat aynı sakatlıklarla kendisinin de malûl olduğunu görmüyor. Meclise girince hesap soracağından bahsediyor, meclise girince yelkenleri suya indiriyor. Bunlar ne milliyetçidir ne de devlet adamıdır. Bunlar kendilerinden yarına iyi ve güzel, hatırlanası hiçbir şey bırakamayacak olan idâre-i maslahatçılardır.

    Osmanlı monarşisinin ilk 250 yılı Bayezid’i, Fatih’i, Yavuz’u, Kânûnî’yi yetiştirdi. Cumhuriyetin ilk 100 yılında ise payımıza düşe düşe bunlar gibi çapsız, cibilliyetsiz adamlar düştü. Demek ki demokrasi sadece bizi temel bir varlık problemiyle karşı karşıya bırakmakla kalmıyor, gerçek anlamda adam da çıkaramıyor. Bu da meselelerin çözümünün ve çıkmazlardan kurtuluşun hâlâ çok zor olduğunu göstermektedir.

    pelops   22 Ekim 2007 13:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Askerimiz senelerdir süregelen Kürtçü teröre karşı canını dişine takmış mücâdele ederken şerefsiz bir demokrasiyle biz hâinleri en üstün irâde kabul edilen Türkiye Büyük Millet Meclisine soktuk. Şimdi hangi Türk evlâdı içinde ihânetin yuva yaptığı bu meclisin üstün irâdesine saygı duyabilir, bu meclisi tebcil edebilir. DTP/PKK lekesi bu meclisin içinden zorla, fütursuzca, gerekirse kanla sökülüp atılmadan hiçbir çabanın gerçek bir anlamı olmayacaktır. Utanmazlar, şerefsizler, soysuzlar 13 askerimizin şehit edilmesini milletin kan çanağına dönmeye başlayan gözlerinden korkarak ve zorla “telin” ederken bile terör demediler, PKK’nın adını veremediler. Sürekli, sıkılmadan “şiddet nereden gelirse gelsin karşıyız” söylemiyle kıvırıp durdular. Bu söz en basit tanımıyla lafazanlık, en yerinde tanımıyla orospuluktur.

    Artık geldiğimiz nokta ne olduğumuzu sorgulamak zorunda bırakıyor bizi. Neyiz biz? Hiçbir gücü, geçmişi, geleneği olmayan bir kabile devleti miyiz yoksa heybeti dünyayı tutan adamların çocukları mıyız? Neden bu terörün destekçisi olduğu gün gibi açık olan dünyaya bu konudaki kararlılığımızı gerçek anlamda göstermiyoruz? Bunu gösterdiğimiz zaman kaybedeceğimiz şeyler kazanacağımız itibardan daha mı önemli? Türk Milleti’nin şerefiyle oynanırken neden beylik laflardan başka ve yankı yapan sözler edilmiyor, eyleme geçilmiyor? Beyler artık anlayın. Ahmaklığınızdan mı yoksa hâinliğinizden mi anlamamakta ısrar ettiğiniz kocaman bir hakikat var: Bizi sevmiyorlar! Niçin sevsinler? Hiçbir sebep olmasa asırlarca eski dünyanın bilinen tüm topraklarında analarıyla kızlarıyla samimiyet kurmuş olmamız bu düşmanlığa yetmez mi? Bizi bu topraklarda istemiyorlar. Gücümüzü yitirmeye başladığımızdan bu yana bitmeyen bir şark meselesinin öznesi olarak Anadolu topraklarında “işgalci”yiz!

    Dün imparatorluğumuzu elimizden aldılar. Onun yerine yükselttiğimiz cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana rahat bırakmadılar. Ermeni terörü, Kürtçü terör, azınlıklar, özgürlükler diye diye bugüne geldik. Yarın ne verirsek verelim bitmeyecek bir süreçtir bu. Irak’ta daha düne kadar aşiret reisi olmaktan öte kıymet taşımayan piç kuruları bugün devletimize laf yetiştiriyor. İşte bu, vere vere oldu. İşte demokratik haklar diye diye alelade bir belediye başkanı Türk hükûmetinin muhatabı oldu. Bu milleti demokrasi denen parmak hesabı rejimiyle yönetmeye kalkarsanız, bu demokrasinin bu topraklara özgü koşul ve kurallarını yaratıp onu millileştirmezseniz olacağı budur. Bu demokrasi meclisinize PKK’yı da sokar. Bu demokrasi sâyesinde meclisinizdeki orospu evlâtları meydana gelen hâdiseleri şâibeli olarak değerlendirip ordunuza, askerinize çamur atarken dinlemek zorunda kalırsınız.

    Daha dinlemeye devam edecekseniz, bırakın Türk Milleti konuşsun!!

    pelops   22 Ekim 2007 13:48   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Türkiye’de 19. Yüzyılın başından bu yana türlü sebep ve amaçlarla gerçekleşen ve adına kürt isyanı denilen çeşitli kalkışmalar yaşanmıştır. Bu isyanlar 20. Yüzyılda yeni Türk Devleti’nin de başını ağrıtmayı sürdürmüş ve günümüze kadar uzayan ihânetle örülü kanlı bir sürecin içinde değerlendirilmişlerdir. Bugünün kürtçüleri, terörist eylemlerinin kuramsal tabanını hayâlî bir kürt milleti fikrine dayandırmakta, kadîm bir bölge halkının, eskil bir uygarlığın vârisi olan büyük bir kitlenin sözde hukuku adına konuştukları vehmine inanmaktadırlar. Oysa Robert Rollinger’in belirttiği gibi tarihte bir Med İmparatorluğu dahi söz konusu olmamıştır. Bu bilim adamı bahsi geçen devlet için “hayâlet imparatorluk” ifadesini kullanmaktadır. Ksenophon’un ünlü “Onbinlerin Dönüşü” adlı eserinde bahsi geçen Karduklar’ın da kürtler olduğu iddiâ edilmiş, Rus filolog Nikolay Mar ise bu kelimenin bugün kendilerini Kartveli olarak adlandıran ve o dönemde daha güneyde yaşayan Gürcüler’i karşıladığını ortaya koymuştur. Sürekli bölgenin önemli uygar bir topluluğu olarak öne sürülen kürtlere âit en ufak bir maddî kalıntının olmaması da kürtçülerin iddialarının her türlü dayanaktan yoksun emperyalist yalanlar olduğunu göstermektedir.

    Son 20-25 yıldır ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerini ateşe veren, günümüzde büyük şehirlerde de tedhiş olaylarını gerçekleştiren PKK, iğrenç ve kanlı ellerini TBMM’nin içine uzatmış ve temsilcilerini Türk Milleti’ni yöneten ve üzerinde hiçbir irâde kabul edilmeyen kutsal meclisin içine yerleştirmiştir. Bugün Türkiye’yi kuran meclisin çatısı altında Türkiye’ye kastı olan vatan hâinleri kümelenmiş bulunmaktadır. Dün, bahçe duvarımızın kenarında bize havlayan köpekler bugün evin mahremiyetini bozmuş, kendi evimizi meşum ulumalarla doldurmuşlardır.

    Terör örgütü PKK’nın mahpus liderinin ifâdesiyle “kendi adını kullanarak oy toplayan”, dağdaki insanlık düşmanı melunlara “onlar bizim kardeşimizdir, terörist diyemeyiz” diyen, terör örgütüne destek verdiği suçlamasıyla hâlâ yargılanan milletvekillerine sâhip DTP, gün gibi ortadadır ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir ihânet odağı olarak bulunmaktadır. Bu parti, askerimizin kurşunlarıyla dağlarda sıralanan terörist leşlerine sâhip çıkan, insanın midesini bulandıran bir mürâîlikle “şiddete karşıyız” derken hiçbir surette PKK’nın adını telaffuz etmeyen tıynetsiz bir kitlenin partisidir. Bunlardaki cüret, insanın akıl sağlığını bozacak derecededir. Öyle ki DTP’nin kıtipiyoz bir belediye başkanı, Türkiye Cumhuriyetinin başbakanına meydan okuyabilmektedir. Yine Ziya Gökalp’ın şehrinde DTP’nin il başkanlığını yapan bir baykuş “Kerkük’e yapılan saldırı Diyarbakır’a yapılmış olur” diyebilmektedir.

    Bunların dilinde “barış”, Türk Milleti’nin ekmeğine kan doğramaktan başka hiçbir anlam taşımamaktadır. Beş harfinin her birinden bizi toptan boğmaya yetecek kadar kan damlayan bir barıştır bu. Bu barış, şehit düşen doğulu, batılı, kuzeyli, güneyli Türk çocuklarının yaşama hakkını değil uygar hamlelerden asırlarca uzak kalmış kırma bir Ön Asya çıbanının ırkçılığını güden hayvanların yaşama hakkını savunur.

    Gözümüzün içine bakarak ihânetlerini sürdüren bu terör destekçileri daha ne kadar meclis çatısı altında Türk Milleti’nin ekmeğini yemeye devam edecekler. Asırları kuşatan târihi boyunca milletimizi hep ihânetlerin yıktığı hakikâti ortadayken daha ne kadar karşımızda cereyan eden ihânetlere katlanmamız, demokrasi adına serdedilen mide gurultularını, bayağılıkları, kandırmacaları suhûletle karşılamamız beklenecek.

    DTP, PKK’dır ve iş, Türk Milleti’nin ayranını kabartmaya doğru gitmektedir

    pelops   22 Ekim 2007 13:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    faşist ve etnik milliyetçi kürt partisi. terörist pkk'yı kendisinden ayrı görmeyenlerin partisi. adeta, pkk'nın yasal kolu. tbmm'deler. her gün şehit haberleri gelirken, namuslu türk insanlarının vergilerinden kesilen paralar ile dtp'li (malesef) milletvekillerinin maaşları ödeniyor. yazık... türkiye bu hale düşürülmemeli, kürt faşistleri parlementoya sokulmamalıydı. bir anlamda pkk yasallaştırıldı. peki, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanı ne olacak?

    chopcucu   29 Ağustos 2007 08:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :xelal

bu etiketi açan kişi(?) : chopcucu

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.