"kavramların, tarih ve şiirle olan anlaşmazlıkları mütarekeye varmıştır. tarihin şiirle yazılabileceği, şiirin gerçek tarih olduğu tezi geçerlidir. sesler, imgeler, yer yer atonal bir müziktir."
ZAMBAKLI PADİŞAH
Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!
Azizim, güzel atlar da güzel şiirler gibidirler
Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!
Çanakkale liydi ya tanışma fırsatım olmuştu kendisiyle. İnanılmaz bir adamdı. Dinlemek onu... Hikayelerini...
KINAR HANIMIN DENİZLERİ
Bir çakıl taşları gülümseyişi ağlarmış karafaki rakısıyla
şimdi dipsiz kuyulara su olan kınar hanım'dan
düz saçlarıyla ne yapsın şehzadebaşı tiyatrolarında şapkalarını
tüketemezmiş hiç
İşte kel hasan bu kel hasan karanlığı süpürürmüş
ters yakılmış güldürmemek için serkldoryan sigaralarıyla
işte masallara da girermiş bir polis o zamanlardan beri sürme
kirpiklerini aralayarak insanları çocukların
Ve içinde birikmiş ut çalan kadın elleri olurmuş hep
gibi bir üzünç sökün edermiş akşamları ağlarken kuyulara kınar
hanım'ın denizlerinden.
Ece AYHAN
sıfatları isimlerden önce değil sonra kullanmayı adet edinen inanılmaz insan..şiirin içine girebilmek içinse neredeyse bir Ece Ayhan olma zorunda kalınması durumu.
..."en arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:-solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir"...
Organize Suç Çetesi
Dünyanın gördüğü pislik
Afiyet Üzerine... ve aferin üzerinize yükleniyor
Ey ahali! Suç Ortakçıları, Gönüllü vericiler, verimli toprağın evrimsiz sakinleri
Siz değil misiniz! Genelin dostu, ortak iyinin ve kutsaların: Kılıç kalkanların oyunu
Yani Ego'mun düşmanları: Sigortalı bir iş için kendini satanlara sorum:
-sahiLden gEce Ayhan geçilmez mi, Hiç?
ÖzGür-ledi Sivil Şair: 'Ne Egemelik, Ne de Melik', Bu toplum Kötülük için toplanır; Meclislikler de...
Not: Ece Ayhan Öldüğünde yazdığım şiirdir
Fayton şiiri gerçekten olağanüstü.
Bir kadının intiharını
'intihar karası bir faytona binmeye'benzetmesi.
Zakkum, cezayir menekşesi gibi çok güzel ama zehirli çiçekler olan imgelerle kuvvetlendirmesi... Mükemmel...
Benim en sevdiğim yeri ise:
'Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç bilemem' cümlesi.
Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftilikler
arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar.
Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce
ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine
delikanlı kostaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır.
Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
dahi "dikeni seven gülüne katlanır bir kadın"dan.
Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları
bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon
burunları çekmek üzre, ince çağrışımlıdır.
Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan
askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler?
süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.
ece ayhan'ı kadın sananlara gülesim geliyor...... :)
FAYTON
O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey
İncecik melankolisiymiş yalnızlığının
İntihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam
Caddelerinden ölümler aşkı pera'nın
Esrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam
Çiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuş
Tüllere sarılı mor bir Karadağ tabancasıyla
Zakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekanda
Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç bilemem
İntihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte
Cezayir menekşelerini seçip satan alışından olabilir mi ablamın
BIR ELISI TANRISI ICIN AGIT
Peki nasıl oldu da hatırladı denizde boğulduğunu
nasıl oldu da peki anlatamıyorum biliyorsun
Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır
bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyor
Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok
şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak
Kantocu peruz sahiden yaşadı mı patron...
Yort Savul
Arif Çağlar için
Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!
En geniş zamanlı bir şiir yazacağız
Harbi karşılık verecek ama herkes
Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:
Bir, Yeryüzünde nasıl dağılmıştır
Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?
İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?
Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?
Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız
Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk
Çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız
Kurşunkalemle de olabilir
Yort Savul!
Meçhul Öğrenci Anıtı
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.
Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım
O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler
Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.
Mor Külhani
Şiirimiz karadır abiler
Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler
Şiirimiz her işi yapar abiler
Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir
Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler
Şiirimiz gül kurutur abiler
Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler
Şiirimiz erkek emzirir abiler
İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir
Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler
Şiirimiz mor külhanidir abiler
Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.
Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler
Şiirimiz kentten içeridir abiler
Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla
Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
Hurafeci derken başkasına, tabi dikkatli olmak lazım. Mesela benim bildiğim Sezai Karakoç'un Necip Fazıl'a kendi ihtiyaçlarını hiçe sayarak cebinde ne varsa vermesi "99 yüz" kitabında geçiyor. Cemal Süreya yani bunu rivayet eden. Necip Fazıl'ın kumar düşkünlüğü de Sezai Karakoç'dan öncesi.
SELANİK
Alın sizin olsun çocukluğum
Ben aradığımı bulamadım
Kaydırak bilir misiniz oynayalım?
Babanız savaşa mı gitmiş?
Çok dövüştük yeter artık.
Düşlerime girme Korkunç Amca
Selanik şimdi çok uzaklarda kaldı.
1952
hiç bi dile çevrilemez şiirleri, türçeye bile.
mor kaymakam
ŞİİRİN DENİZ KIYISINDAKİ SESİ
Denize atılmış şiirdir bence
Yurtsayan, yurdu bilinmeyen bir yıldız
Şiirin deniz kıyısındaki sesine bırakılmış ölümdür
yanacak sarayların kestiği bir, yarım ay.
iki-üç sene önce, elime geçen kendi doldurduğu, ilkokul anılarını, ailesini, edebiyatını, siyaseti anlattığı üç kasedi çözmek için anamın ağladığı, ne dediği anlaşılamayan şair.
"hele sıkı delikanlılar, bir şey yıllardan beri yukarıdan öyle veriliyorsa biraz kurcalayın derim" demiştir.