1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

edgar allan poe ile ilgiliyim diyenler

toplam 802 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.



edgar allan poe hakkında edgar allan poe

~241 ahkam var. « sonraki sayfa 1 ... 10 11 12 13 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    Dün tunalı megavizyon'da tüm hikaye ve şiirlerinin toplandığı, Bounty Books'tan çıkan yaklaşık 1000 sayfalık kitabının 25 milyona satılmakta olduğunu gördüm, hoşuma gitti...

    theoria   24 Eylül 2006 16:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Sıcak hava balonu hikayeleri vardır kendilerinin, balonun nasıl yapıldığından nasıl uçurulduğuna kadar her türlü bilgiyi vermektedirler.
    Hikayeleri çok korkunç yada çok uçuk değildir abartmayalım lütfen sadece hayal gücü geniş bir arkadaşımızdır kendileri...

    sertacayd   21 Eylül 2006 17:28   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    KUZGUN

    Yem olmamak için azgın fırtınaya, sığınmıştım bir ardıcın kovuğuna; Sabırsızlıkla beklerken sabahı, ilişti gözlerime sıcak bir odanın aydınlığı. Gözlerimi diktim camlara, baktım içeride genç bir adam tek başına oturmakta; Ölümün gölgesi düşmüş gözlerine, başı önde derin derin düşünmekte Kendi çilem yetmezmiş gibi bana, uçtum yüzü kederle güzelleşen bu adama Mezer taşını andıran bir koltukta oturan o yıkılmış adama.

    Kasvetli bir gece yarısı, düşünürken zayıf, tasalı
    Yabansı, tuhaf sesi üzerine eski, unutulmuş bilgilerin,
    Uykunun eşiğinde düşerken başım öne, aniden bir tıkırtı geldi içeriye
    Sanki biri usulca vurdu, vurdu kapısına odamın
    "Bir ziyaretçi olmalı," diye mırıldandım, "bir ziyaretçi çalıyor kapısını odamın Yalnızca bu, başka bir şey değil."

    Korkunca kanatlarımın sesinden, ürküttüm onu istemeden, Başladı kendi kendine konuşmaya, belki de ihtiyacı vardı bir arkadaşa Nasıl bir acıydı onu böyle içine döndüren, gözleri açıkken kabuslar gördüren, Keşke konuşacak kadar gelişmiş olsaydı dilim, bu düşküne hemen yardım ederdim O ise unuttu bile beni, unuttu odasının önündeki gölgemi. Anlamsızca mırıldanıyor dudakları, yitik bir bakışı gizliyor gözkapakları.

    Ah, çok iyi anımsıyorun, solgun bir aralıktı
    Ölen her kor bırakıyordu hayaletini döşemeye ayrı ayrı
    Nasıl diledim nasıl, bir sabah olsa; -ödünç almak için aradım kitaplarımda
    Acının ara verdiği anı boşuna -yitirdiğim Lenore'un verdiği acı-
    O eşsiz, ay yüzlü masum kız, meleklerce konmuştu Lenore adı, Sonsuzluğa karışan o yitik adı

    Fısıldayınca böyle sevgilisinin adını, yaşayacak sanıyor yeniden o tutkulu anları Buruk bir sanrı salınıyor tüllerle, salınıyor tüllere bürünmüş bir genç kız görünümünde Salınıyor ışığın aydınlatmaya yetmediği bu alacakaranlık adamın yüreğinde, Bitmek tükenmek bilmeyen o uğursuz kış gecesinde, Titrek bacaklarının üzerinde doğrularak, dinlemeye çalışıyor o tuhaf hayali En renkli düşlerin bile özlemini dindiremeyeceği o narin hayali

    İpeksi mor perdelerin üzgün, kararsız sesi
    Ürküttü beni, o güne kadar hissetmediğim bir dehşetti kaplayan içimi
    Hızla çarparken yüreğim, sürekli yineledim
    "Bir ziyaretçi," dedim, "içeri girmeyi diliyor kapısında odamın
    Geç kalmış bir ziyaretçi, girmeyi diliyor kapısında odamın
    Hepsi bu, başka bir şey değil"

    Dikkatsiz bir kıpırdanış, fark ettirdi beni, fark ettirdi kara gölgemi. Yine de anlamış değil, benim yalnızca bir kuş olduğumu; Ona yardım etmek için güvenli yuvamı bırakıp penceresine konduğumu. O kendi cinnetini büyüterek içinde, savuruyor belleğini karanlık rüzgarların önüne; Gizli bir zevk de alıyor bundan, damarlarında dolaşan o katıksız acıdan. İşitiyorum korkusunu duvarların ardından, görüyorum sararmış yüzünü pencerenin kenarından.

    Ruhuma güç geldi aniden, artık ikircime düşmeden
    "Bayım," dedim, "ya da bayan, diliyorum sizden affımı
    Ancak şudur olan, uyukluyordum, çalındı kapım,
    Çalındı belli belirsiz, kapımı tıkırdatan sizdiniz;
    Öyle ki emin olamadım duyduğuma bir tıkırtı" - İşte açtım ardına dek kapımı; - Yalnızca karanlık, başka bir şey değil

    Yanlış yerde arıyor beni, bir insan sanıyor bu solgun sisler içinde bekleyeni. Çok genç sayılmasa da tanıyamamış daha insanoğlunu; Umut diye onlara sesleniyor hala, hiç anlayamamış yaşamı bu zavallı budala. KAhrediyorum dilsizliğime, seslenmek isterdim bu talihsiz şaire; Boşuna dikme gözlerini gecenin sisine, o genç kızın hayalini artık bekleme, O çoktan karıştı toprağın tenine, çoktan alıştı sessizliğin sesine.

    Karanlığın derinliklerini gözledim, uzun süre orada korkuyla merakla bekledim
    Şüpheyle düşledim hiçbir ölümlünün düşünmeye cesaret edemeyeceği düşler;
    Ama sürekliydi sessizlik ve hiçbir yanıt vermedi
    Söylenen tek sözcük, fısıldanan bu addı, "Lenore?"
    Fısıldadım, yankı bana fısıldadı yeniden, "Lenore!" Yalnızca bu, başka bir şey değil.

    Odama döndüğümde, bütün ruhum yanıyordu bedenimde.
    Yeniden duydum daha güçlü bir tıkırtı,
    "Eminim," dedim, "eminim, bu bir şey penceremin kafesindeki;
    Bakmalı ne ise oradaki, çözmeli bu sırrı; Yalnızca rüzgar, başka bir şey değil!

    Kepengi açınca, gördüm kanat çırpan telaşla,
    Geçmişin kutsal günlerinden gelen heybetli bir kuzgun,
    Aldırmadan hiç bana, durup dinlemeden bir dakika,
    Bir lord ya da lady edasıyla, tündei odamın kapısına,
    Tünedi Pallas büstüne, duran kapımın hemen üstünde; Tünedi ve oturdu, hepsi bu.

    Bu abanoz siyahı kuş takındığı sert, kara ifadeyle,
    Döndürdü karamsarlığımı bir gülümsemeye.
    Dedim: "Kesinlikle korkak değilsin, kırık olmasına rağmen sorgucun,
    Gecenin kıyısından gelen, ölüye benzeyen antik kuzgun,
    Söyle nedir gecenin ölüler kıyısındaki adın!" Dedi: "Hiçbir zaman!"

    Şaşırdım bu tuhaf kuşun konuşmasına, böyle açıkça,
    Çok kısa ve ilgisiz olmasına rağmen yanıtı;
    Katılmadan edemeyiz bu fikre kutsanmamıştır hiç kimse
    oda kapısının üstünde bir kuş görmekle;
    Kuş ya da canavar tüneyen kapısının üstündeki büste, anılan "Hiçbir zaman" gibi bir isimle.

    Ama kuzgun tek başına oturarak sakin büstün üzerine;
    Yalnızca bir sözcük söyledi, o sözcük taşıyordu sanki ruhundan;
    Ne tek bir tüyünü kıpırdattı, ne de başka bir şey çıktı ağzından.
    Ta ki ben zoraki mırıldanana kadar, "Daha önce diğer arkadaşları uçup gitti;
    Yarın o da terk edecek beni, tıpkı uçup giden umutlarım gibi, Ama kuş dedi: "Hiçbir zaman!"

    Ürktüm sessizliği bozan bu yerinde yanıttan,
    "Kuşkusuz," dedim, "bildiği bu birkaç sözcüğü,
    Öğrenmiş, insafsız belaların kovaldığı mutsuz bir sahipten;
    Şarkıları tek nakarat oluncaya kadar kovalanan o mutsuz kişiden.
    Öğrenmiş, umudun ağıdı olan şu kederli nakaratı: "Hiç-hiçbir zaman!"

    Ama kuzgun hala döndürüyordu hayalimi gülümsemeye;
    Oturdum kuşun, büstün, kapının önündeki koltuğun üstüne;
    Gömüldükçe kadife yastığın içine, gömüldüm hayalden hayale,
    Düşündüm geçmişten gelen bu uğursuz kuşu;
    Geçmişten gelen bu zalim, tuhaf, korkunç, sıkıcı, uğursuz kuşu. O tekrarladı ilençli sesiyle, "Hiçbir zaman!"

    Oturup, tahmine koyuldum tek hece söylemeden kuşa,
    Ateşli gözleri kalbimi dağlayan kuşa;
    Tahminimi sürdürdüm yaslayarak başımı;
    Lambadan süzülen ışığın aydınlattığı yastığın kadife kumaşına,
    Lambanın aydınlattığı menekşe moru kadife şekilleniyordu ışıkla; O hiç yaslanamayacak, ah! Hiçbir zaman, bir daha!

    Sanki hava ağırlaştı gizli bir buhurun kokusuyla; sallandı yer,
    Ayaksız meleklerin adımlarıyla, ayak sesleri dönüştü tüy kaplı zeminde
    çıngırak seslerine.
    "Zavallı," diye bağırdım kendime, "Tanrın gönderdi bu iksiri sana melekleriyle,
    Unutasın diye bir an Lenore'un anılarını.
    İç, kana kana iç bu ilacı, unut artık şu yitik Lenore'un aşkını!" Kuzgun dedi: "Hiçbir zaman!"

    "Peygamber!" dedim, "ilençli varlık! -kuş ya da şeytan, yine peygamber!-
    Bir kışkırtıcı mıydı seni gönderen, ya da fırtına mı bu kıyıya getiren,
    Yine de çok cesursun bu ıssız, büyülenmiş yerde-
    Korkunun terk etmediği bu evde -yalvarırım bana doğruyu söyle-
    Var mı? Var mı umar Tur-i Sina'da? -söyle- yalvarırım söyle!" Kuzgun dedi: "Hiçbir zaman!"

    "Peygamber!" dedim, "ilençli varlık! -kuş ya da şeytan, yine peygamber!-
    Üzerimizde uzanan cennet adına, ikimizin inandığı tanrı adına;
    Söyle bu hüzün yüklü ruha, o uzak cennette,
    Sarılabilecek miyim, meleklerin Lenore diye adlandırdığı o kutsal kıza?
    Sarılabilecek miyim meleklerin Lenore diye andığı o eşsiz, ay yüzlü kıza? Kuzgun dedi: "Hiç - hiçbir zaman!"

    "Bu sözcük ayrılığımıza işaret olsun kuş ya da iblis!" diye bağırdım.
    "Geri dön fırtınana, dön gecenin ölüler kıyısındaki diyarına!
    Tek bir kara tüyünü bile bırakma, işareti olarak ruhunun söylediği o yalanın!
    Yalnızlığımı bozma! Kapımın üstündeki büstü terk et!
    Gaganı çıkar yüreğimden, bedenini kapıdan al git!" Kuzgun dedi: "Hiçbir zaman!"

    Kuzgun bir an olsun ayrılmadı, oturdukça oturdu,
    Oturdukça oturdu oda kapımın hemen üstündeki Pallas büstünde;
    Benziyordu gözleri hayal kuran bir şeytanın görüntüsüne,
    Vuruyordu kara gölgesini yere lambadan yansıyan ışık;
    Kapalı kaldu ruhum bu kara gölgenin içinde, Kurtulamayacak - Hiçbir zaman!

    (edgar allan poe 1845)

    Parslan   21 Eylül 2006 16:04   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    the pit & the pendulum (kuyu ve sarkaç) nadide bir öyküsüdür. güzel adamdır.

    CannedShit   20 Eylül 2006 19:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bahsi geçen anabel lee nin ingilizce dersimizde bruce lee ile kardeş olduğunu öne sürerek hocaların nefretini kazanmamızı sağlayan şair

    tansug   20 Eylül 2006 19:01   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    TO HELEN (1831)
    helen, thy beauty is to me
    like those nicèan barks of yore
    that gently, o'er a perfumed sea,
    the weary way-worn wanderer bore
    to his own native shore.

    on desperate seas long wont to roam,
    thy hyacinth hair, thy classic face,
    thy naiad airs have brought me home
    to the glory that was greece,
    and the grandeur that was rome.

    lo, in yon brilliant window-niche
    how statue-like i see thee stand,
    the agate lamp within thy hand,
    ah! psyche, from the regions which
    are holy land!

    MEALİ
    Helen, senin adın
    Eskinin Nicean yelkenlileri gibidir, benim için
    Usulca, kokulu denizin üzerinden
    O yol yorgunu gezgini taşır
    Kıyısına kendi memleketinin

    Gezmeyi özler yapayalnız denizlerin üstünde
    Yunanlı yüzün, sümbül saçların
    Senin havaların getirmişti beni eve
    Yunanistanın görkemine ve
    Roma yüceliğine.

    İşte, oradaki pırıltılı pencere nişinde
    Nasıl da bir heykel gibi, görürüm dineldiği
    Ah, Pysche, kutlu topraklar olan bölgelerden
    Akik lamba elinde.

    CnberK   20 Eylül 2006 18:58   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    yaşadığı yüzyılda herşeydeki devrimin,karısı da olan küçük kuzenine duyduğu olağandışı sevginin onun erken ölümüyle dinginlemeyişinin ve müthiş bir zekanın ürünüdür poe.yıllarca hiçbir dala tutumamamıştır hiçbir dünyevi tutku onu doyurmamıştır.çılgınca pekçok konuda ürünler vermiştir.hikayelerinde gothik olanların (bu türün başlatıcıdır ayrıca) ağırlığı görülsede bilim kurgu türününde yaratıcılarından olduğu gibi aynı zamanda polisiye türününde ilk eserleri verende odur.sürgünlerden karanlıktan alkolden ve yoksulluktan hiç bi zaman kurtulamamış ve yanlız ölmüştür.hergün yeni bi buluşun matematik,fizik gibi biçok bilimsel teorinin yeniden değerlendirmeye muhtaç kaldığı yüzyılda en büyük dehalardan biridir.kullandığı dil her zaman sade,gösterişssizdir ancak kelimlerini özenle seçtiği şiirlerinde daha net görülür.arkadaşı baudlaire ölümünden sonra şöyle demiştir "poe bize modern insanın kendisiyle çelişme hakkının ne denli saygı duyulası birşey olduğunu gösterdi."
    borgesinde en sevdiği öykü olan "kuyu ve sarkaç" la başlanırsa sonunda ithaki yayınlarından çıkan poe tüm kitaplarında bitiriş yapılır.

    starlovers   20 Eylül 2006 09:01   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Polisiye türünün de mucidi sayılır.

    La Sierra   19 Eylül 2006 09:44   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Poe nun memleketi Baltimore un futbol takımı "Ravens" (başka bir isim beklenemezdi zaten) için
    imaginary forces tarafından hazırlanan stadyum filmi

    tatata   13 Eylül 2006 04:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    a dream

    fckmeimfamous   13 Eylül 2006 04:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    in a kingdom by the sea

    suiwar   11 Eylül 2006 17:41   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    "anabelli"

    pati   11 Eylül 2006 13:37   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    dev kaynak: eapoe.org

    Ligeia   03 Eylül 2006 12:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    i carry you in my heart

    yoda   26 Ağustos 2006 00:26   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    And my soul from out that shadow that lies floating on the floor
    shall be lifted
    nevermore!

    ecchi   24 Ağustos 2006 04:45   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    yaşadığı "rezil" hayatın pisliklerini zekası ve ruhuyla birleştirerek inanması güç hayaller oluşturmuş büyük bir adamdır bu benim gözümde. alkol, sağlık dışılık ve dışlanmayı öğütmüş ve yanına dahi yaklaşılamamış -ve de muhtemelen yaklaşılamayacak- bir çok eser üretmiştir. ne zaman adını hatırlasam keskin bir pisliği anımsar ve profesyonel, düzenli ve kaliteli yurttaş hayatının antitezi olduğnu bildiğim için kendimi daha bir huzurlu hissederim. hayatını anlamlı yaşayabildiği için kıskanırım onu. kıskanırım. kuzgun beslemek isterim, ama yapamayacağımı da bilirim hani. sanırım poe, bunlar yapamayacağımı(zı) bildiğim(iz) için poe'dir. ruhu şad olsun. ruhu cehennemi serinletmeye devam etsin.

    voris bian   24 Ağustos 2006 04:32   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    uzun cumleler kurar.ingilizce kursuna gitme istegi uyandirir insanda.

    moriquendi   23 Ağustos 2006 11:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    şair yönünü tercih ettiğim yazar.

    woebegone   21 Ağustos 2006 23:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    15 yaşımdan beri adını her duyduğumda eş zamanlı olarak 'ı hatırlarım.

    mtlda   21 Ağustos 2006 12:01   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    her bir hikayesini okuduktan sonra "hımmm doktormuş", "hayır hayır mühendismiş", "yok canım baksana denizciymiş" gibi cümleler kurmama rağmen en sonunda "hadi canım ordan hayali küçük ali işte" dedirtti bana.

    usta.

    phasmo   21 Ağustos 2006 11:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :plumprune

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.