avec ce soleil şarkısı şöyle bişey.. tüylerim ürperiyor biraz, sonra huzurlu gibi oluyorum.. ama birden içimi bir korku kaplıyor.. ardından sığınmak istiyorum.. ama sığınacak bir yerde yok. ve bırakıyorum kendimi bu şarkının kucağına..
duygular karman çorman.. geliyor ve gidiyor..
sözleri ;
güneşle konuşmak istemezdi canımız
küçük damlalarla hayattan içmek isterdi.
açık gökyüzünün altında
tepenin hizasında
bir ot parçası çiğnerken
ve eteği yapışmış bir şekilde
hala köse olan
hoşlandığı gence
istekli bir şekilde bakardı.
nerdeyse hiç birşey
belki ondan bir hareket
kızdan "gel" diyen bir gülümseme yeterdi.
nerdeyse hiçbir şey, belki kanat gürültüsüyle
bir kuşun kaçması
herşeyin güzel olmasına yeterdi.
fabrikanın çatısının üstünden
gri duvarların uzantısına kadar
yan yoldan onun gri asfaltına
tüm tepelerden,
ormanlardan
gökyüzüne çıksın
çansız , düğünsüz,
arınmakta olan bir çocuk aşkı.
ama onlar, birbirlerine
büyüklerin söylediklerinden başka
söylenecek birşeylerin kalmadığına inanan olgunlaşmış cocuklardı...
hayatın şimdiden acımasız olduğuna inanan,
hayal etmeyi, gülmeyi bilmeyen,
farksız kalplerdi...
çeviri fevkalede dağınık olsada, hüzün kendini içerde bi yerlerde gösteriyor fazlasıyla.. hele o ses.. o yorum..
ahh edith piaf.
almanların 2. dünya savaşında yıkıp döktüğü bir kentin toz içindeki sokak hoperlölerinden acımtırak bir melodi,yeryüzünün ender rastlanan seslerinden birinde hayat buluyordu.şarkının tınısı almanları bekleyen amerikalıların hatıralarına eşlik ediyordu usul usul....
er ryan ı kurtarmak filminden....
son dönemde alarm tonu olarak kullandığım, milord, alarmı kapatıp tekrar uykuya dönenler için ideal uyarıcı...her sabah aynı müzikle uyanmak sıkıcı, kapatıp tekrar uykuya dönmemek için haftada 1 alarm tonu yeniliyorum..1 hafta doldu şimdilik iyi gidiyor bakalım ne kadar dayanacak..