Bir fincan kahve ve sigarası masanın üzerinde. onların yanında da belli belirsiz, ellerinin arasındaki güzel yüzünden damlayan birkaç damla gözyaşı. Ağlamak yakışmaz öyle herkese ama onun gözleri ela… Cam cam olur ağlayınca.
‘Ben gidiyorum’ diyor… ‘kalamam seninle’. Ama kalkamıyor bir türlü masadan. Kaçamak bakışlarda, affedilme umudunu arıyor onun gözlerinde. Konuşacak oluyor ama getiremiyor kelimelerin devamını. ‘Ben’ diyor… ‘Sen’ diyor… Ama yüklemini bulamıyor. Toparlayamıyor ne kendini, ne cümlelerini.
Öylesine geçiyor saatler, sonra günler, sonra aylar... Tek geride kalan bir mektup ondan ve birde bir fotoğraf, içinde ela gözleri olan.