mahrem kitabı müthiştir
yazarda kendini bugünün türkiyesine uydurmuş işte bir şekilde.dönem dua dönemi dönem akp dönemi ...olay budur. siz kalemini sevmeye devam...
bence orda tabiki duayla suç oranının düşürüldüğünü sölememiştir.ona bakarsan kim yenmiş kaderi duayla..belki gerçekten dini inançları güçlü olan insanların böyle davranışlar sergilemeyeceğini anlatmaya çalışmıştır..kitaplarını hiç okumadım ama sen yazınca böyle hissettim
huan +1 bundan hiiç haberim yoktu olmasında..
-yalan değil yüreğim elinde- gibi akla ziyan tümceleri ihtiva eden eserleri kaleme alan yazarlardan
yazarıyor işte hadi dur de bakalım
ziyanlık
Kendisinin bir tane yazısını okudum. Zaman gazetesindeki bir köşe yazısıydı. Dua edilen şehirlerde suç oranının düştüğünden, orda değişik bir aura oluştuğundan filan bahsediyordu. Kalemi güçlüymüş, çok iyi bilmemne anlatıyormuş vs vs. Duayla suç oranının düşeceğine inanan bir insanı kim okur Allah aşkına?
sevemedim.
Kurduğu cümlelerin büyüsüyle aşka geldiğim yazarlardan birisi
"Öte yandan öyle zamanlar var ki hayatta, mesela bir bayram sabahında, oturup düşünürken bulabilirsin kendini daha başka başka nelere önem verdiğini. Ve o zaman sorabilirsin usulca, sahi yazıdan önemli şeyler de var mı hayatta? Yaş ilerledikçe tekrarlanır bu sualler. Bulduğun cevaplara şaşırabilirsin. Birden ehemmiyetini yitirebilir yazmak. Öncelikler listesinde yeri kayabilir aşağılara. Bu çelişkili fikirler hemen her yazarın hayatında mevcut belki de. Mesela, “büyük şair, büyük edip olmaktan daha önemli üç şey var,” demişti Yahya Kemal. “Birincisi evlenip yuva kurmak, ikincisi bir ev sahibi olmak, üçüncüsü bir tarafta kimseye muhtaç olmayacak kadar parası bulunmak…”
Böyle demişti demesine de kendi bunları yapabilmiş miydi bari? Hayır. “Ben bunların üçünü de yapamadım. Akşam oldu mu dostlar dağılır, evlerine gider. Ben şu otel odasında yalnızlığı bütün dehşetiyle duyarım. Ne şiir, ne kitap ve ne de dostlarım beni bu korkunç yalnızlıktan çekip alabilirler.” ....
Yahya Kemal’in hayatında beni en çok etkileyen ayrıntılardan biri sadece bir yetişkin olarak değil, küçük bir çocukken de çektiği yalnızlık ve dadısına olan o muhteşem sevdası. Kırılgan bir oğlan çocuğu olarak tasavvur edin bu büyük yazarı. Dadısına âşık. Dadının ismi Zeynep.
Çocuk Yahya Kemal’in mutsuzluğu o kadar derindir ki Zeynep yeni evli olduğu halde zaman zaman eşini bırakarak gene ona bakmak için yanlarına dönmek durumunda kalır. Sırf gönlü olsun diye. Ama yazar ilk ayrılığını, ilk kalp ağrısını tatmıştır artık. Büyü bozulmuştur. Oradan çok sevdiği ama son anda evlenmekten vazgeçtiği Celile Hanım’ın hikâyesine kadar uzun gibi görünse de aslında kısacık bir yol uzanıyor. "
05.10.2008
bu kadına bayılıyorum..çok iyi yazar..kendi gibidir..onun tasavvuf yanını çok seviyorum..kalemi çok iyidir,öyküleri hayat kokar,aşk kokar,yalnızlık kokar,umut ve umutsuzluk kokar,dışlanmışlık kokar...çok zor bi çocukluk geçirmiş bildiğim kadarıyla..onda ki baba imajı sarsıktır biraz..odtü lü yıllardında seçimlerini bu denli cesur yaşadığı için ayakta alkışlamak lazım..azınlıkları seven,haklarını savunan bir kadın sevilmez mi ey dostlar,sevilmez mi?
baba ve piç kitabını okuyup bir daha okumayamacağım bir insan.. ermeni soykırımının sevgili cinleriyle tarihi gerçekliliğini kanıtlamış zeki insan... tartışmalı kişilik...
Fetoş un gülü
arkadaşlar elif şafak toplulugu boş kalmasın bekliyorum... elif şafak.ı sevenler ...
çocuk dogurduktan sonra, ruh hali acayip degisen kalabalik kadin..mutsuz ama vakur gorunusunu halen kaybetmedi o ayri
bkz. hayran olmak
kendisi hakkında yorum yapanların coğu yazdıklarından habersiz .johnny cash hayranı hüzünlü yazar
baba ve piç isimli kitabıyla fazlaca üne kavuşmuştur.
yazdıklarıyla özellikle araf'la benim için bir ilah ama özel hayatıyla da bir fiyasko olan hem taptığım hem nefret ettiğim kadın..
oda sapıttı
kültürlü bir alt yapıya sahip yazar.......
Çok efsunlu bakar.Bilmiş bilmiş poz verir hep:)Versin tabıı.Helal olsun,hakediyor.