Evet kabul "ZEVKLER VE RENKLER TARTIŞILMAZ" ama düşündükçe aklım almıyor..bu dünyada Elif Şafak'ı sevmeyen insanlar nasıl olur , olabilir?
Onu Baba ve Piç'le tanıdım. Ondan önce ne ismini ne cismini bilirdim..Bi dergide kitabın tanıtımını gördüm.Kitaptan bazı cümle kesitleri yazılmıştı..O kadar beğendim ki hem de kitabın 8 mart gibi önemli bi günde çıkışı da çok hoşuma gitmişti.Ama yaza dek alamadım sonra babam aldı geldi Baba ve Piç'i.2 gün boyunca yatakta uzanmış büyülenmiş bi halde kitabı okudum.Bitirdiğimde karar verdim Elif Şafak muhteşem bi kadındı!
O sıralar TV'de röportajları yayımlanıyordu...Ses tonu , yüzü herşeyi o kadar güzeldi kii..
Sonra "ARAF" geldi. Arkadaşlarım ona "KardeLen'in kutsal kitabı" diyolar. Araf kadar hoşuma giden başka bi kitap yok bu dünyada. Kitap tek bi konuya fokuslanmamış o kadar farklı hayatların arkasına öyle bi arka fon oturtmuş ki tüm o çeşitli hayatlar bir yerde düğüm oluvermiş. Mozaik bi kitap.
"MAHREM" nazar sözlüğü beni can evimden vuran mahrem!
ve elbette "ŞEHRİN AYNALARI"..Her bir cümlesi ayrı yere taşır insanı..
"İnanıyorum çünkü mantıksız.."
"Dönecek bir tavanarası yoktur bazen , ne de gidecek bir şehir."
"Anlatacak çok şeyim olsa da emin değilim anlaşılmak istediğimden."
sonra "SİYAH SÜT" postnatal depresyonlu annemiz ve annelik-kadınlık kavramı üzerine. Kapağı da süper
bir de "MED CEZİR" var düz yazıların bir kitapta toplanmış hali.sayfalarının 1si beyaz 1si siyah yani medcezir. karanlık ve aydınlık. gece ve gündüz.
Elif Şafak benim idolüm.
Kitaplarındaki cümlelere dikkat edin. Sanki şarkı gibi ritm tutturmuş.
Elif Şafak tam bir OsmanLı kültürü hastası. Kullandığı bazı kelimelerde izine rastlayabiliriz bu hastalığın. "Biz atalarının mezar taşlarını okuyamayan nesiliz" demiştir.Eski Türkçe'nin , Osmanlıcanın değerini sermiştir gözler önüne.
Ayrıca mor kalemlerini çok sever =)
Bilmiyorum neden bu kadar hastayım bu hatuna. Kaderler insanları birleştirir buna inanırım. Belki de yaşantımız ve kaderimiz birbirine benzediği için..kim bilir!
kendisini hic sevmem romanlari da sizleri alip goturmus
beşpeşe deki mükemmel anlatımı sayesnde 301imden çıktı..
babası sosyal psikoloji hocamızdı pek severdik kendisini...
"Kimdim ben?" Katil ve kurban. Ellerimde başkalarının kanı var, başkalarının ellerinde de benim kanım. Bir cinayet işledim; belki de pek çok cinayet işledim. Nasıl olsa bütün ipuçlarını temizledi hafızam.
Bir cinayete kurban gidiyorum. Belki de pek çok cinayete kurban gidiyorum. Nasıl olsa inanmıyorum ardımdan tutulacak mateme. Katillerimin yüzlerini seçemiyorum; isimlerindense geride harfler kalacak sadece. Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden.''
son kitabını okumadım.diğerlerini ;keyifle, içercesine okudum...ayakları sağlam yere basan,okuyucuyu hemen yakalayan,cesur,özgün yazar...pek severim...baba ve piç favorim..tavsiye ederim...
şehrin aynaları romanı yaklaşık 3 aydır elimde sürünmekte.. bir gün gelip de bitmesini umuyorum.. öğrendiğime göre en zorlayıcı romanı da oymuş.. başlamak için harika bir seçim yapmışım :S
hiç bi kitabını okumadığım için bilemicem
yalçın küçük hoca geçenlerde şahsı değerlendirebileceğiniz tek bi tespitte bulundu;yazmış olduğu bir yazıdan tek bir cümle:
"içerisi tıklım tıklım kalabalıktı"
ulan şu medya birini tuttu mu kaya tuzuyla peşinden gidiyosunuz hepiniz...acıyorum sizlere....medya ne zaman birilerini göğe çıkarsa ulan du bakiiim bundan ne çıkacak diye beklemeye başlıyorum ve üzerinden çok uzun bi zaman geçmeden zaaten gerçekler su yüzüne çıkmış oluyor...hiç ıskalamadım şu ana kadar,bilinçli de yapmıyorum haa...yani birilerine garezim yok..en son su yüzüne çıkanlardan bi seçki;
haluk bilginer-atatürk reklamı
mutluluk filmi-konusu-kurgusu-başrol oyuncuları-yazarı
aklıma bu kadarı geldi,şimdilik,hafıza kaybı var da bu aralar valla,onunla uğraşıyorum...tümmm elif şafak sevenlerine sevgilerimle,nice kitaplara,diii mi ama...
ilk zehiri aldığımda 'mahrem' di kelimeler ,sonrasında her yazdığının okunması farz.edebiyatın karanlık ve bulanık kadınlarından elif.içine dönük ,dışarıya sakin ve uzak.hep anlatır ailesizdir, yersizdir ,hep yoldadır ,hep kaçmaktadır.kendinden kaçmadığı tek yer yazı'dır.hayranlıkla karşıladığım kalem gücü şu sıralar şaşkınlıklara götürüyor beni.en 'yazdığıiyiolmuşözlemişizamayazmasaçokdahaiyiyidi' kitabı siyah sütten sonra korktum.ya mahremler pinhanlar geri gelmezse bir daha diye.3 saat beklediğim imza kuyruğundaki kalabalığın yarısını oluşturan gata fiyonksuz lar ayrı bir endişelendirdi beni.referanslı eyüp le evlendi,zaman da yazı,ötekileştirmeyin fetvalarıyla zıt kutupları yakınlaştırmaya çalıştı.bu ülkede aydın bir kadının hele de yazmak gibi cesur bir tavrın sahibinin a,k ve p harflerinden oluşan saltanata iyidir şekilinde ifadeleri/bknz:med cezir kitabı korkuttu beni.sevmek kaybetme korkusunu getiriyor.ya elif i kaybedersek?
anlatım gücüne hayranlık duyduğum ve donanımına inandığım ,bugünün en başarılı kadın yazarıdır kanımca.kullandığı kelimeler, o kelimeleri sayfalara resmetmek, basit bir olay örgüsüne heyecan katabilmek.belki de asıl başarısı bu..Siyah Süt'ü okumadım ama bir televizyon programında otobiyografik bir kitap olduğunu, varoluşunun çeşitlemelerinin yer aldığını belirtmişti hatırladığım kadarıyla.çelişkilerini kalemine nasıl yansıttığını merak ediyorum açıkçası..
Son kitabı Siyah Süt'ü okumamış olmayı yeğlerdim .. . Fazlasıyla salaş ve sıradan buldum çünkü... Çok denenmiş içsel konuşmalar , bölünmüş, etrafa saçılmış kişilik parçaları ve yazardan baklemediğim derece basit bir anlatım... Elif Şafak'ın her kitabında sayfa yırtılana dek altını çizdiğin , bir kenara not ettiğim cümleler bölümler olmuştur ama Siyah Süt'te yok ! Elif Şafak'ı hala Baba ve Piç ya da Mahrem ile hatırlamayı tercih ediyorum. Kişilik olarak da tanıdığım kadarıyla üzerinde taşıdığı sıradanlığı bile sıradışılığa çevirebilen bir kadın ...
tüm sanatçıların eserleri kendilerinden çok daha büyük ve yansızdır, tarafsızdır..sizene yazarın kimliğinden, kişiliğinden, nerde yazıp nerde yatıp kalktığından...elif şafak, gerçekten efsunlu bir yazardır...kullandığı ağdalı türkçeyi de modernize bir üslupla çok güzel baharatlandırmış, tadına doyulmaz hale getirmiş nadide bir kadındır...özellikle "mahrem" türk edebiyatında bir başyapıttır, oğuz atay'ın açtığı bilinen romancılığa karşı aykırı duruşu elif şafak' ta da görebiliriz..ancak şehrin aynaları, bit palas, baba ve piç gibi kitapları beklenen üslubun biraz daha dışında bence..sanırım bu amerikada akademisyenlik işi bozdu onu biraz..siyah süt' ü okumadım henüz, bakacağız artık..
çoğu kitabını okuduğum, muhafazakar yanının olduğunu bildiğim ancak zaman gazetesine yazı yazdığını öğrenince şaşırdığım son kitabı siyah sütü de çok beklediğim kadar iyi bulmadığım yazar...
"mahrem" gibi hayal dünyasının sınırlarında gezen bir kitabı yazan bir insana saygı duymak gerek.
sadece 30küsür sayfalık bi öyküsünü (sobe) okuyarak yazıyorum;bana tipik kelimeleri iyi kullanan,edebi yeteneği olan,buna biraz kadın duyarlılığını ekleyen ama ne olsa da altyapısı yetersiz,ne söylemek istediğini kendi de net bilemeyen bir yazar gibi geldi.yani pekala bu öyküsü okunmasa da olurdu.ama tabii bu sadece 1 öykü okuduğum.
"denizin kıyısında durmuşuz. ayaklarımızı suya salmışız ethel. sen diyorsun ki ' şu ilerideki elli beşinci dalgaya yüzelim birlikte. bak o dalga ne kadar güzel! ' ben de ' hangisi? ' diye soruyorum. daha sorumu bitirmeden yer değiştirmiş oluyor senin işaret ettiğin dalga. bak artık söylediğin yerde değil. elli beşinci değil de otuzbeşinci olmuş şimdi. giderek yaklaşıyor. yani zaten o bu tarafa geliyor. gelirken de elbet bir şeyler getiriyor yanında. şimdi önünde iki seçenek var. ya atlayacaksın denize, dalgaları filan unutup, sen de bir katre olacaksın onun içinde. ya da kıyıda durup, bekleyeceksin. dalgaların kıyıya vurup, parçalanmasını seyreyleyeceksin. o zaman da onlar birer katre olacak gözlerinin önünde. iki türlü yaşanır hayat eğer bir şeye benzeyecekse. ya kendini yok edeceksin hayatın içinde, ya da hayatı yok edeceksin kendinde. "
bit palas
eyvallah der sürekli en beklenmedik anlarda
boğazındaki morlukları sürekli gizleyen bir kadın.
mahrem i çok iyidir beaahhh!