1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

emma goldman beni tanımlar diyenler

toplam 58 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

emma goldman hakkında emma goldman

~28 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

    metis yayınlarından 1996 ve 1997 yıllarında çıkmış olan kitapları; hayatımı yaşarken i ve hayatımı yaşarken ii'nin bu baskısı tükenmiş durumda. kitaplarının ikinci baskısı ise bir kaç ay içinde yapılacak imiş, benim gibi arayıp da bulamayanlara duyurulur.

    alametifarikaa   14 Şubat 2010 17:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sloganları kadar yaşamıyla da ilham veren takdir edilesi eli öpülesi hatunkişi

    bettybluees   14 Şubat 2010 16:28   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    teenage mutant

    takealookaround   15 Ocak 2010 19:40   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    burda bilmediğimiz bir şey anlatın diyor sevgili ahali...
    dans-devrim muhabbeti dışında başka bir şey bilmez misiniz
    vikipedya entelleri

    haymatlosss   15 Ocak 2010 19:17   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Emma Goldman, "Şükranla", 1931, Birinci Cilt, s. 7-9

    Anılarımı yazmam konusunda çevremden gelen ısrarlar daha hayata henüz adım atmışken başlamış ve yıllarca sürmüştü. Ne var ki ben o zamanlar bu ısrarları hiç önemsemedim. Hayatımı dolu dizgin yaşarken yazmaya ne gerek vardı? Ayak dirememin bir başka nedeni de, fırtınanın orta yerindeyken yazmanın doğru olmayacağı düşüncesinde olmamdı. Arkadaşlarıma, "Değerli bir hayat hikâyesi ancak hayattaki trajedilerin de, komedilerin de tarafsız ve hiçbir şeye –özellikle de kişinin kendi hayatına– bağlı olmaksızın görülebildiği olgun bir yaşa erişildiğinde yazılabilir," diyordum. İlerleyen yaşıma rağmen kendimi hâlâ genç hissettiğimden, böyle bir işi yüklenmek için kendimi yeterli görmüyordum. Üstelik bu yoğunluktaki bir çalışma için gerekli zamanı bulmak da kolay değildi benim için. Avrupa'daki zorunlu eylemsizlik yıllarım bana okumak için bol zaman sağladı; bu arada çok sayıda biyografi ve otobiyografi okudum. Eskiden düşündüğümün aksine, yaşlılığın, zihni kemale erdirip olgunlaştıracak yerde, çoğu zaman tehlikeli ölçüde bunaklık, dar kafalılık ve nefret getirdiğini gördüm hayretle. Böyle bir felaketi göze alamazdım; bu yüzden ciddi ciddi hayatımın hikâyesini yazmayı düşünmeye başladım. Karşıma çıkan en büyük engel, çalışmam için gerekli tarihsel bilgilerin elimin altında bulunmayışıydı. Birleşik Devletler'deki otuz beş yıllık hayatımda toplamış olduğum ne kadar kitap, mektup ve benzeri malzeme varsa, Adalet Bakanlığı korsanlarınca bir daha geri verilmemek üzere gasp edilmişti. On iki yıl boyunca yayınlamış olduğum Mother Earth dergisinin kendime ait ciltlerinden bile yoksundum. Nasıl çözeceğimi bilemediğim bir sorunla karşı karşıyaydım. Ne var ki kılı kırk yaran kişiliğim yüzünden, hayatımda sık sık dağları yerinden oynatmış olan dostluğun sihirli gücünü göz ardı etmiş olduğumu fark ettim çok geçmeden. Vefalı dostlarım Leonard D. Abbott, Agnes Inglis, W. S. Van Valkenburgh ve başkaları kuşkularımdan dolayı utandırdılar beni. Radikal ve devrimci yayınlar açısından Amerika'nın en zengin kütüphanesi olan Detroit'teki Labadie'nin kurucusu Agnes her zaman olduğu gibi imdadıma yetişti. Leonard payına düşeni yapmaktan geri kalmadı, Van da boş zamanlarını benim için araştırma yapmaya adadı. Avrupa'yla ilgili belgeler konusunda saflarımızın en değerli tarihçilerinden Max Nettlau ile Rudolf Rocker'a başvurabileceğimi biliyordum. Böyle sağlam bir ekip kurduktan sonra kaygı duymaya gerek yoktu artık. Gene de içimi kemiren bir şey vardı. Özel hayatımın atmosferini yaratmamı sağlayacak gerekli malzemeden yoksundum: Zamanında duygularımı alt üst eden irili ufaklı hadiseleri neye dayanarak yansıtacaktım? Mektup yazmak bende iflah olmaz bir alışkanlıktı; yazmış olduğum dağ gibi mektuplar sayesinde bu sorun da çözüldü. Sevgili Alexander Berkman, nam-ı diğer Saşa ve öteki dostlarım kendimi bu şekilde ifade etme eğilimimden ötürü her zaman benimle dalga geçerlerdi. Beni ödüllendiren iffetim değil günahlarım oldu; geçmiş günlerin, çok ihtiyaç duyduğum hakiki havasını bu mektuplardaki içtenliğim sağladı. Ben Reitman, Ben Capes, Jacob Margolis, Agnes Inglis, Harry Weinberger, Van, romantik hayranım Leon Bass ve daha pek çok dost mektuplarımı geri istememi olumlu karşıladılar. Yeğenim Stella Ballantine, Missouri Cezaevi'nde tutukluyken ona yazdığım ne varsa korumuştu. Rusya'yla ilgili yazışmalarımı da gene Stella ile sevgili dostum M. Eleanor Fitzgerald saklamıştı. Uzun sözün kısası, çok geçmeden hislerimi coşkunlukla döktüğüm binin üstünde mektup bana geri döndü. İtiraf etmeliyim ki, insan ancak mahrem yazışmalarda duygularını hiç saklamadan açıkladığı için, içlerinden birçoğunu yeniden okumak çok acı verdi bana. Ama girişeceğim iş için değerleri paha biçilmezdi. Böylece donanmış olarak, sekreterliğimi üstlenen Emily Holmes Coleman'la birlikte, Fransa'nın güneyinde şirin bir balıkçı köyü olan Saint-Tropez'in yolunu tuttum. Yakınları tarafından Demi diye anılan sekreterim, yanardağ mizaçlı vahşi bir orman perisi olmanın yanı sıra asla art niyet ve kin beslemeyen sevecen bir kadındı. Sonsuz hayal gücü ve duyarlılığıyla bir şairdi aslında. Doğuştan isyankâr ve anarşist olduğu halde benim düşünce dünyam ona yabancıydı. Tartışırken öfkeden gözlerimiz kararır, sık sık birimiz ötekinin hayatının Saint-Tropez körfezinde son bulacağı hayalini kurardı. Ancak çekici kişiliği, çalışmama duyduğu derin ilgi ve iç çatışmalarımı kavrayışı yanında bunlar bahsetmeye bile değmezdi. Yazmak hiçbir zaman kolay gelmemiştir bana; üstelik kalkıştığım iş sadece yazmaktan ibaret de değildi. Uzun zamandır unutulmuş geçmişimi yeniden yaşamak, hatırlamak istemediğim anıları bilinçaltının derinliklerinden kazıp çıkartmak demekti bu. Yaratıcı yeteneğimden duyduğum kuşkular, bunalımlar, hayal kırıklıkları demekti. Bu süreç boyunca cesareti, inancı ve yüreklendirici tutumuyla Demi, serüvenimin ilk yılında huzur ve esin verdi bana. Hayatımı Yaşarken'in önündeki engelleri aşmakta pek çok vefalı dostun katkısı oldu; bu bakımdan kendimi çok talihli sayıyorum. Bir fon oluşturarak beni maddi kaygılardan kurtarmayı ilk akıl eden Peggy Guggenheim oldu. Öteki yoldaşlar ve dostlar da sınırlı imkânlarını zorlayarak hiç koşulsuz bana destek oldular. Genç Amerikalı dostlarımdan Miriam Lerner, Demi İngiltere'ye gitmek zorunda kalınca onun yerini aldı. Dorothy Marsh, Betty Markow ve Emmy Eckstein metnin önemli bir bölümünü daktiloya çekerken emeklerine sevgilerini de kattılar. Dünyanın en iyi yürekli ve açık elli adamı olan Arthur Leonard Ross, tükenmeyen bir gayretle hukuki temsilciliğimi ve danışmanlığımı üstlendi. Böyle dostların hakkı ödenebilir mi? Ya Saşa? Metnin redaksiyonuna başladığımızda yeniden kuşkular yakama yapıştı. Onu kendi bakış açımdan anlatmama tepki göstereceğinden korkuyordum. "Yeterince tarafsız kalabilecek mi? Nesnel yaklaşması mümkün mü?" diye soruyordum kendi kendime. Hikâyemin başlıca kişilerinden biri olmasına rağmen şaşılacak kadar tarafsız olduğunu gördüm. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi Saşa'yla on sekiz ay boyunca baş başa çalıştık. Elbette eleştirilerini esirgemeden, olgun ve anlayışlı bir tutum sergiledi. Kitaba Hayatımı Yaşarken (Living My Life) adını vermek de onun fikriydi. Yaşadığım hayatı her şeyiyle, ister kısa, ister uzun süre bu hayata katılmış, sonra da çıkıp gitmiş olan insanlara borçluyum. Sevgileri kadar nefretleri de hayatımı yaşanası kıldı. Hayatımı Yaşarken takdirimin ve şükranımın bir ifadesi hepsine.

    anarchor   15 Ocak 2010 18:36   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    hayal kuramamaktan korkan kadın

    mygod   09 Ekim 2009 00:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dans edemeyeceksem bu benim devrimim değildir

    punkreas   14 Temmuz 2009 00:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 



    dharma bum   07 Temmuz 2009 17:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    eline silah alıp çatışmış insan
    sevgi saygı..

    pearljam   26 Mayıs 2009 02:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    '' hayatımı yaşarken''

    eladunya   17 Nisan 2009 06:05   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dharma bum   07 Nisan 2009 23:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bizler, barışsever insanlar olduğunu iddia eden amerikalılarız. kan dökmekten nefret ederiz: şiddete karşıyız. ama şehrin korumasız insanlarının üstüne, uçan makinalarla dinamit bombaları atma fırsatı olduğunda da, zevkten kıvranırız. ekonomik zorunluluklar yüzünden, bir endüstri kodamanının canına kastedip kendi hayatına riske atan birini asmaya, elektrikli sandalyeye oturtmaya, ya da linç etmeye hazırızdır. ve de amerika'nın yeryüzündeki en güçlü ulus olduğunu ve nihayet demir pençelerini diğer ulusların boynuna yapıştıracağını düşündüğümüzde, koltuklarımız kabarır.

    işte vatanseverlik budur."

    hipster   02 Haziran 2008 00:41   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Hayatını anlattığı Living My Life (Hayatımı Yaşarken) kitabını okurken o yıllarda yaşadıklarına yaptıklarına imrenmeden duramaz insan. Keşke onun yarısı kadar tutkuyla girişebilsek hayata.

    Man of the Hour   08 Mayıs 2008 21:57   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    hep olmak istedigim 'idol'um diyebilecegim mükkemmel bir insan...

    deriko   30 Aralık 2007 20:08   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Uslanma hiç hep deli kal
    Büyüme sakın çocuk kal
    Es deli deli böyle kal
    Son harmanında sevdanın
    Tüken toz toz savrula kal
    Suçüstü bulmalı ölüm
    Ölürken de sevdalı kal ...

    dharma bum   20 Haziran 2007 13:01   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ".. bir erkeği sevmeden, kendimi özgür bir insan, onun eşiti, aşkta ve özgürlükte benimle eşit ölçüde alıp veren biri gibi görmeden asla yatağıma almadım.
    belki senden daha çok adamla yatmışımdır. senin sevdiğinden daha fazla kişi sevmişimdir. ne kadar özgür olduğumu, .
    çünkü sen de bütün o---pular gibi peşindesin. kapitalizmin bir yaratığısın sen.

    onun ahlak ölçüleri öylesine çürümüş ve ikiyüzlüdür ki, senin ; yani , ve dır."

    velet   03 Nisan 2007 19:25   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    "davamızın benim bir rahibe olarak davranmamı ve hareketin de bir manastıra dönüşmesi gerektirdiğini beklememeliyiz. eğer bu anlama gelecekse, .

    ben , nı, nı istiyorum".

    velet   03 Nisan 2007 19:20   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    "..insan ırkının yarısının çifte boyunduruk altında ezildiğini görmezden gelebilir misiniz? sizin emeğinizi sömüren toplumun kadınlarla kurduğu yaşamdan çıkarı olmadığını mı düşünüyorsunuz? özgürlük aracılığıyla değil, boyunduruk aracılığıyla? bugün bütün reformcular beyaz köle sorunundan bahsediyor. ama eğer ?

    ?"

    velet   03 Nisan 2007 19:13   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    "ilk olarak, kendilerini bir seks metası olarak değil, kişilik sahibi bireyler olarak değerlendirerek.

    ikincisi, kendi bedeni üstünde kimsenin hak iddia etmesini kabul etmeyerek; , , , , vb.'nin hizmetkarı olmayı reddederek; kendi yaşamını daha , ancak daha yaparak. yani, tüm karmaşıklıklarıyla yaşamın anlamı ve içeriğini kavramayı deneyerek, kendini kamusal görüşün ve ndan kurtararak. kadını seçim sandıkları değil, ancak özgürleştirecektir;

    anarşist devrim onu dünya'da daha önce görülmemiş bir güç, ın oluşmasını sağlayacak kutsal ateşten bir güç haline getirecektir"

    velet   03 Nisan 2007 19:13   aferim     (3 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :edamran

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage