1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ergenekon beni tanımlar diyenler

toplam 16 kişi bulundu. 16 adedi gösteriliyor.

ergenekon hakkında ergenekon

~133 ahkam var. 1 2 3 ... 7 önceki sayfa »

    türkiyenin turuncu devrimine de böyle bir operasyon yakışırdı, ömrümüz yeterse abdullah öcalanı imralıdan fethullah gülenin bizzat çıkarışını da göreceğiz...

    rastafarian61   18 Ağustos 2009 14:20   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    -ergenekon operasyonunda tutuklanmalar devam ediyor sayın seyirciler..
    -sıradaki operasyon ikimiz için olsun sevgilim!

    shit   31 Temmuz 2009 23:27   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bi yanda her türlü pisliğin içinde olan, üniforma kudretiyle senelerdir halka kan kusturmuş,bırak yargılanmayı asılması gereken albaylar generaller. diğer yanda,tek amacı istediği gibi at koşturabilmek olan, bunun için karşı görüşe sahip olan orduyu yıpratma,polis içinde %90lara ibre vuran kadrolaşmasını ordu içine de yayma çabasında olan fethullan gülen. , şöyle sağlam bi hınkırıp hepsini tükrükle boğmak istiyorum

    captcha   02 Temmuz 2009 10:53   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    geldim etikete yapıstım.benide almasınlar ergenekondan içeri.:D

    serena00   17 Nisan 2009 22:29   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    türk destanı

    qepx   01 Şubat 2009 14:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    keshish   01 Şubat 2009 00:38   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Arkadaşlar bu konu ile ilgili bir-iki şey söylemek istiyorum ben:

    Birincisi, bu “derin devlet” dediğimiz şeye açıklık getirelim. Derin devlet dediğiniz, sivil toplum örgütü gibi ortada gezmez zaten. Hatta bir örgüt demek bile gerekmeyebilir, sadece bir takım insanların (en azından bir kısmının normal işleri devlete görevinde bulunmak olan) birbirleriyle kurdukları bir ilişkidir. Mesela, emniyetten üst düzey bir görevli ve askeriyeden üst düzey bir subay, beraber bir yemek yeseler, yemekte belirli bir kişinin milli duygulara zarar verdiğini ve ortadan kaldırılmasının hayırlı olacağını düşünseler, sonra da bir plan yapıp bunu uygulasalar; Nasıl bir delil bekliyorsunuz? Bunun Türkiye gibi herkesin kafasına göre takıldığı bir ülkede nasıl ortaya çıkmasını bekliyorsunuz? Ve böyle bir şeyin olmasını engelleyecek ne gibi bir mekanizma var Türkiye’de?

    İkincisi, ben Ergenekon’daki kişilerin SAMİMİ olduklarını düşünüyorum. Haklı oldukları anlamında değil ama kendi söyledikleri ve yaptıklarına son derece inandıklarını düşünüyorum. Bu iş bir cep doldurma tezgahı falan değil. Şöyle ki, eğer siz ilkokuldan beri kendisine her söylenene inanan birisiyseniz (atatürkçülük, milliyetçilik, anti-emperyalizm, ulusalcılık, hafif sosyalizm, ABD karşıtlığı, Yahudi karşıtlığı, vb vb) Türkiye’nin ancak bir takım uç önlemlerle ayakta kalabileceğini düşünmeniz çok doğal aslında. Bana göre bu insanlar samimi olarak memlekete hizmet ettiklerini düşünüyorlar. Kendi kafalarında Türkiye’nin “olması gereken” bir yer var ve Türkiye’yi de bu yere getirmek için karanlık yollara başvurduklarında, kendi fikir dünyalarında onlara bunun yanlış olduğunu söyleyecek bir şey yok. Stalin’in de milyonlarca kişiyi Sosyalist ütopya yaratmak adına öldürttüğünü hatırlatayım. Akıl süzgecinden geçirilmeyen tüm ideolojiler tehlike yaratır.

    Şimdi, bir de Ergenekon’un büyük bir kumpas olarak görülmesi meselesine gelelim.

    Yıllar önce, Susurluk olayı olduğunda bir takım insanlar “karanlığa karşı” eylem yaptılar, ışık açıp kapadılar, tencere tavayı vurdular. Ben eminim ki o insanların önemli bir kısmı bugün Ergenekon’un AKP’nin bir düzmecesi olduğunu düşünüyordur. Neden?

    Öncelikle, AKP’ye bir güvensizlik var. Bu işi CHP yapsaydı o kadar tepki uyandırmazdı. Bu bir faktör.

    Ama beni çok daha rahatsız eden başka bir şey var: Eğer bu adamlardan birisi çıkıp TV’de bir konuşma yapsaydı siyasi bir konuda, çoğumuz KATILIRDIK ona. Ergenekon, Türk insanının siyasi düşünce dünyasının doğrudan bir ürünü. Bizim toplumca inandığımız şeyleri bir adım öteye götürülmüş hali. Ve biz böyle şeyler yapacak türden insanların bizden farklı olduğunu görmek istiyoruz. Ve maalesef göremiyoruz. Mesela, çocukken herkes Şirinler’i sever. Ama çok azımız kendini maviye boyayacak kadar işi ileri götürür. Ergenekon da böyle bir şey; vatan sevgisini ortalamadan “bir adım ileri götürmüş” kişiler bunlar. Ve, bunca zamandır inandığımız şeylerin ne kadar ayarsız olduğu gerçeğiyle yüzleşmemiz lazım toplumca bu aşamada. Bedri Baykam veya Oktay Sinanoğlu nerede bitiyor ve Ogün Samast nerede başlıyor? Arada belirgin bir çizgi yok, hatta çok belirsiz bir çizgi var. Sorun burada işte. Bunların birbirlerinden beslenen şeyler olduğunu göremediğimiz sürece daha çok Ergenekon görürüz.

    belaltindannotlar   31 Ocak 2009 04:32   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben bu soruşturmaya bu kadar tepki gösterilmesini anlamıyorum. tamam kesinlikle usule ilişkin hukuksuzluklar var, soruşturma gizlidir ama biz tv kanallarından bütün ayrıntılarıyla izliyoruz, bütün savunmaları iddiaları vs öğreniyoruz böyle tepkilere kimse bişey diyemez lakin avukatlar dahil hukuktan dem vurup da son derece siyasi bi tavır içinde olanların tepkisini anlamak mümkün değil. hukukun üstünlüğü diye bağırırken bir yandan usulsüzlüklerin değil de bir bütün olarak davanın karşısında bi tavır sergileyen konuşmalar hukukçulara yakışmayan son derece siyasi tavırlardır. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler insana. bi bekleyelim bakalım noluyo, nolacak.. neden bu kadar panik olduk?? sonuçta ortada yüzlerce faili meçhul cinayetler gözaltında kayıplar, suikastler yaşandı bu ülkede ve bunları gerçekleştiren bi oluşumun varlığı muhakkak. en ufak bi şüphe dahi olsa soruşturulur budur hukukçuların görevi... bi sakin olalım bekleyelim,sonuçlanmayan bi davanın karşısında bu tepki niye?

    unarmed   17 Ocak 2009 15:33   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ergenekon soruşturması kapsamında son dalga gözaltılar oldu..şu an genelkurmay başkanlığı tüm kuvvet komutanlarının katıldığı acil gündemli bir toplantı yapıyor..darbe mi olacak acaba?..:)))

    sevdatremisu   07 Ocak 2009 20:18   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ergenekon İddianamesinde Alevi Paşalar

    Ergenekon iddianamesine giren dokümanlardan birinde aralarında üst düzey generallerin de bulunduğu Alevi bir grubun 1997 yılında aldığı ifade edilen kararlar sıralanıyor.

    Şüphelilerden Mehmet Adnan Akfırat'ın adresinde ele geçirilen Bşçvş. Muharrem Keskin ile biten dokümanda şu ifadeler yer aldı:

    Başlangıçta Alevilik söylemlerinin hoşuna gitmesi nedeniyle aralarına katıldığı grubun gerçekte Alevilikle alakalarının olmadığı ve Alevi söylemlerini kullanarak farklı amaçlar peşinde olduklarını anladığını, hedeflerinde vatansever insanlar ile ülke idaresi olduğunu, bu grubun bazı üst düzey generallerin de katıldığı Mayıs 1997' de yapmış olduğu gizli bir toplantıda almış olduğu kararlan Ülke ve Devleti tehlikeye atacakları düşüncesiyle deşifre etmeyi kendisine bir görev kabul ettiğini.

    Toplantıdan çıkan kararlar ise:

    - Türklerin üstün bir Ulus olduğu safsatasının yıkın

    - Atatürk'ün Alevi Kürt köylerini katlettiği gibi sözleri durdurun, Atatürk' ten başka kullanılacak neyimiz var.

    - Güneydoğuda bizimkiler postu deldirmesin, buna yönelik önlemler alın. Tayin dairesi mutlaka elimizde olmalı. Cepheye bizden olmayan o namussuzları sürün.

    - Kürt konusunda öne çıkmayın, ordu Alevi köyleri boşaltıyor, devlet zulüm yapıyor deniliyormuş, bize aydın insan lazım bırak gebersinler.

    - Alevi olmayana hiçbir zaman tam güvenmeyeceksin, Alevi olmayan herkesin anti laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir.

    - Dincilerin çok kızdığı ÇEVİK PAŞA ve DOĞU AKTULGA da dâhil, bu adamların milliyetçilik duygusu sokaktaki adamınki kadar fanatik, dinlediğin zaman Faşist zannediyorsun asla güvenmeyecek ama kullanacaksın.

    - Ordunun müdahalesini sağlamak için, orduda ve sivil toplumda etnik ve irticai faaliyetleri seyredin, yer yer körükleyin.

    - Ordudan altı ayda bir adam atarak, yarın darbe yapma gerekçenizi ortadan kaldırmayın, bırakın, tehlikeyi müdahale boyutunda büyütün.

    - Herkes ne pahasına olursa olsun kendini gizlesin. Birliklerde bilinen ve deşifre olan varsa vitrin yapılsın, kendi söylemlerimizi seslendirsin.

    - Her yerde irtica var kampanyası başlatılsın. Sadece eşi kapalı olan, namaz kılan değil, sağcı, milliyetçi, yarın irticaya kaçması veya size engel olması muhtemel herkesi yazın, ilgili mercilere şikâyet edin, onların adına dinci dergiler, gazeteler gönderin, akrabalarının adını öğrenin, onların isimleriyle başlarını belaya sokacak mektuplar, kartlar gönderin.

    - Alevi olan birlik komutanları, yoksa Laikleri sıkıştırın, çokça eğlence düzenleyin, dansöz ve içkiye zorlayın.

    - Din ve milliyetçilik duygusunu zayıflatan yolları kullanın

    - Okullarda öğrencilerin kız arkadaşlıklarını teşvik edin, yapabiliyorsanız, Osmanlı hayranlığını kırın. Cinsel konularda sınırlan zorlayın, çünkü bu konu insan zaafının başında gelir.

    GİZLİ TOPLANTIDA KONUŞMA NOTLARI!" başlığı altında Genel Kurmay Harekât Başkanı Korgeneral Çetin DOĞAN ile K.K.K.' lığı Eğt. ve Ok. D.Bşk.Tuğg. Volkan KAPLAMA arasında geçen konuşma:

    - Çetin DOĞAN'ın, Türkiye'nin idaresi ordunun kontrolünde değil, darbe yapmayacağını yemin eden bir ordunun etkisi ne kadar olabilir, Tansu ÇİLLER şu anda dini söylemleriyle rol yapıyor da olabilir, ciddi de olabilir çünkü geberesi kadın Sünni.

    - Mesut YILMAZ için de aynı şey geçerli, irtica tehlikesi iyice büyüsün, din bizim için zararlıdır,

    - TÜRKLERİN ÜSTÜN BİR ULUS OLDUĞU SAFSATASINI YIKIN,

    - Hanımlarınız dekolte giysin diğerlerinin hanımlarını açık giymeye teşvik etsin,

    - ÇEVİK PAŞA' NIN YERİNE BİZDEN AKILLI BİRİ OLSAYDI, KARADAYI SÜNEPESİNİN DAHA VERİMLİ OLMASINI SAĞLARDIK,

    - Arkadaşlar çok çalışsın Bizim olmayan bu devlet mutlaka bizim olacaktır, Biz Türkiye'de İslam ile bağlantılı görülen ama bu dini tamamen değiştirecek bir Türkiye Aleviliği yaratmak zorundayız.

    AYNI GÜNLERDE BİR BAŞKA TOPLANTI" başlıklı K.K.K.' lığı Eğt. ve Ok. D.Bşk.Tuğg. Volkan KAPLAMA ile aynı dairede çalışan Kurmay Albay Turgay TEKMEN arasında geçen;

    - Volkan KAPLAMA'nın gerçek laiklik ancak Alevi toplumda gerçekleşir, aptal komutanlar, her gün güdeme gelerek ülkedeki şeriatçı birikimi azaltarak bir müdahalenin önünü kesiyorlar, Doğu Paşa da ayrı görüşte,

    TOPLANTIDAN ÇIKAN PRENSİP KARARLARİ başlıklı,

    - Alevilik bu ülkede bir gurur kaynağı olana kadar, yani memleketi avucumuza alana kadar herkes kendisini gizleyecek

    - Fisunoğlu, bana korgeneral iken, 'ben kanmı oynata zıplata bu noktaya geldim' demişti. Bizim için de ölçü bu olmalıdır"

    - Deşifre olmuş Aleviler... Sevgi desinler insanlık desinler ama ülke için oynadığımız belli etmesinler.

    - Alevi dışında hiç kimse ateist olsa bile güvenilmeyecek...

    - Hal hatır soranlara, "Allah' a şükür" densin. Bizi dinci sansınlar...

    - PKK'ya karşı savaşanlara el altından şu mesajı gönderin, "sakın ha ölmeyin, bırakın Atatürkçü olsa da Sünniler ölsün"

    - Herkes, çalıştığı yerde irtica var yaygarası koparsın... irtica kokusu olan mektuplar iş adreslerine postalansın.

    playmarh   03 Kasım 2008 17:28   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ulan türk bayraklarıyla gezen Atatürk ilkeleri diye haykıranlar terör örgütü Atatürkü sevmeyen iktidar oldu

    bkz:

    Unforgiven LoverMan   31 Ekim 2008 15:36   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ERGENEKON SAVCISI ZEKERİYA ÖZ'ÜN GİZLENEN 4 YILI

    Yıl 1994, Aydın ilimizin Çine ilçesi. Savcı Zekeriya Öz, eşi ve çocuğuyla birlikte ilk görev yeri olan Çine'ye taşındı. Yeni Savcı,önce, eşinin kara çarşafıyla Çinelilerin dikkatini çekti. Savcı Öz'ün evine gelen misafirler ise haremlik ve selamlık olarak ayrılan odalarda konuk ediliyordu. Kadınlar haremlikte, erkekler selamlıkta…

    Savcı Zekeriya Öz halktan gelen tepkiler üzerine kara çarşafıçıkarttırıp eşine türban ve pardösü giydirdi. Eşi kara çarşafı çıkardı ama Savcı Öz'ün adı Çine'de hiç gündemden düşmedi. Zira Savcı'nın adının karıştığı skandalın biri bitmeden diğeri başlıyordu.

    KIDEMLİ SAVCIYA ÇİRKİN TEKLİF!

    Yıl 1995, Çine Adliyesi. Bütün adliyelerde olduğu gibi, faks ve adli sicil kaydı yaptıran yurttaşların ödediği paralar Çine Adliyesi'nde de Adaleti Güçlendirme Vakfı'na aktarılıyordu. Zekeriya Öz, bir gün, dönemin kıdemli savcısı Ayhan Uğurdan'ın kapısını çaldı. Savcı Öz, Vakfa aktarılan paranın bir bölümünü "paylaşma", teklifinde bulunuyordu! Kıdemli Savcı, çirkin teklife büyük tepki gösterdi. Kıdemli Savcı Ayhan Uğurdan, Zekeriya Öz'ü Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na şikâyet etmeyi de ihmal etmedi. Sonunda, hem Zekeriya Öz hem de Kıdemli Savcı Ayhan Uğurdan soruşturma geçirdi. Zekeriya Öz, Çine'den Bitlis Mutki'ye sürüldü. Ayhan Uğurdan ise uğradığı haksızlığa dayanamayıp görevinden istifa etti.

    Zekeriya Öz'ün vukuatları bununla bitmiyor. Hakkındaki soruşturma tamamlanıp sürgün cezası yiyene kadar Savcı Öz, yeni skandallarla Çine'yi sarsmaya devam etti…

    SAVCI ÖZ, REHİN ALINIYOR

    Yıl 1998, Çine girişindeki Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Odası kıraathanesinin önü. Savcı Öz, babasıyla birlikte oradan geçiyordu. Mehmet Ocak adlı bir işadamı, silahını çekip Savcı Öz'ün ensesine dayadı! İşadamı Ocak, Savcı Öz'ü kolundan tutup sürükleyerek kıraathaneye soktu. İşadamı Mehmet Ocak, kıraathanede bulunan Çinelileri dışarı çıkarırken, Savcı Öz'ü rehin aldığını bildirdi.Çineliler eylemi hayretler içinde izliyorlardı. Zira, Mehmet Ocak, aynı yıl Çine vergi rekortmeni olmuş, Çinelilerin yakından tanıdığı bir işadamıydı!

    Yirmi kadar polis kıraathanenin etrafını çevirdi, Ocak'a Savcı'yı bırakmasını söylediler, bırakmadı...Daha sonra dönemin kaymakamı, savcısı ve komiseri araya girdiler.İşadamı Mehmet Ocak yatıştırıldı… Mehmet Ocak, tam iki buçuk saat Zekeriya Öz'ü rehin tutmuştu... Olaya tanık olan Çineliler, ertesi gün gazetelerde bu haberi bulamadılar! Ne işadamı Ocak hakkında, ne de savcı Zekeriya Öz hakkında soruşturma açılmıştı. Bu durum Çinelilerin merakını daha da artırdı.

    Neden sonra öğrendiler ki; Savcı Zekeriya Öz, işadamı Mehmet Ocak'ı haraç vermeye zorluyordu. Savcı Öz, arabasının benzinini de, yine Ocak'ın benzin istasyonundan bedava doldurtuyordu... Savcı Zekeriya Öz'ün, kendisini iki buçuk saat rehin tutan işadamı Mehmet Ocak hakkında neden şikâyetçi olmadığı da böylece anlaşılıyordu!

    Ergenekon Savcısı'nın Çine skandallarını Aydınlık'a anlatan emniyetyetkilileri, işadamları, politikacılar ve yurttaşlar, "İşadamı MehmetOcak, haklı olarak isyan etti" diyorlar…

    RESMİ GAZETEDE DE YAZILI

    Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'ün savcılıkta ilk dört yılı böyle geçti. Fethullahçı medya tarafından titizlikle sürdürülen "İlk görev yerim Mutki" yalanıyla örtülmek istenen gerçekleri, böylece açığa çıkarmış oluyoruz.

    Zekeriya Öz, Mutki'ye tayin olmadı, Çine'den sürgün gitti! Mutki'ninZekeriya Öz'ün ilk görev yeri olmadığı, Mutki'ye Çine'den gittiği, 2 Temmuz 1998 tarihli ve 23390 sayılı Resmi Gazete'de de yazılı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan atama kararlarının beşinci sayfasında şöyle yazıyor: "Mutki Cumhuriyet Savcılığına, Çine Cumhuriyet Savcısı 35837 Zekeriya Öz".

    ADALET BAKANLIĞI'NIN AYDINLIK'A YANITI

    Aydınlık, 28 Temmuz 20089’de Adalet Bakanlığı'na savcı Zekeriya Öz'ün "hangitarihte, nerede göreve başladığını ve nerelerde görev yaptığını" sordu. Adalet Bakanlığı da "kamusal gizlilik ve kişisel gizlilik"gerekçesiyle sorularımızı yanıtsız bıraktı.

    ÇİNELİLER: “PARAYA ZAAFI VAR”

    Zekeriye Öz, aradan on yıl geçmesine rağmen Çine'nin adliye, polis ve işadamları çevreleri tarafından çok iyi hatırlanıyor. Çineliler bu olayları Aydınlık'a anlatırken, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz hakkında şu sıfatları kullanıyorlar:

    -"Doğru adam değildir."

    -"Paraya zaafı vardır."

    -"Para Zekeriya Öz'ün her şeyidir!"

    Çinelilerin anlattığına göre, Zekeriya Öz Çine savcısıyken, kanunaaykırı olduğu halde ticaretle de uğraştı. Merkezi Çine'de bulunan "İstanbullular Nakliyat" isimli bir firma ile araba alım satım işlerine girdi...

    "ATATÜRK'TEN 'BETON KEMAL' DİYE SÖZ EDERDİ"

    Öz, 1951'de Bulgaristan'dan Bursa'ya göç eden 8 çocuklu mutaassıp bir ailenin tek erkek çocuğu. 1968 doğumlu. Teyze oğlu Seyfullah Vatansever, Zekeriya Öz'ün İmam Hatip (İHL)'te okuduğu yıllarda Fethullah tarikatı tarafından "devşirildiğini" anlatıyor. Zekeriya Öz, o yıllarda Fethullah Gülen'in finanse ettiği Yeşilırmak Dershanesi'nde eğitim gördü. Kurban Bayramı'nda vatandaşlardan kurban derilerini toplar, Fethullahçıların vakfına verirdi.

    Öz'ün çocukluğu ve gençliği, Bursa-Yalova-İstanbul hattında geçti.Zekeriya Öz, 1997'de Hakimlik ve Savcılık Sınavı'nı kazandıktan sonra,Aktüel Dergisine verdiği bilgiye göre, Bursa Barosu'ndaki kaydını sildirip 35837 sicil numarasıyla savcı oldu. Mutki'de 2 yıl görev yaptıktan sonra, Balıkesir Bigadiç'e atanıyor. 2004'ten sonra da İstanbul Ümraniye'ye ve sonra da Beşiktaş'ta eski adıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri, yeni adıyla özel yetkilendirilmiş Ağır Ceza Mahkemeleri'ne "özel olarak" tayin ediliyor. Teyzesinin oğlu Seyfullah Vatansever, Zekeriya Öz için "Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır" diyor,"Atatürk adını ağzına almaz, 'beton Kemal' ifadesini kullanırdı...Savcı olduğunu duyunca çok şaşırdım. Hâlâ da şaşkınım."

    ZEKERİYA ÖZ, BURSA BAROSU'NDAN ATILDI MI?

    Zekeriya Öz, okulu bitirince Bursa Barosu'na kaydolur. Avukatlık stajını da Avukat Mustafa Noyan'ın yanında yapar. Bursa Barosu'na giriş tarihi 18 Şubat 1993. 18 Aralık 1997 tarihinde Baro'daki kaydı silinir. Ancak basının yazdığının aksine kendi isteğiyle değil, dönemin Bursa Barosu başkanı eski milletvekili Av. Yahya Şimşek'in verdiği bilgiye göre "aidatlarını ödemediği gerekçesiyle."

    Zekeriya Öz'ün savcılık görevine başlama tarihi 1994. Bursa Barosu'ndaki kaydı ise 18.12.1997 tarihinde siliniyor.Buna göre Öz, üç yıl boyunca hem savcı hem de avukat. Yasalarımıza göre bir Cumhuriyet Savcısı'nın iki kimliği olamaz. Ergenekon Savcısı, attığı her adımda bir skandal yaratmış!

    BİGADİÇ'TE DE SORUŞTURMA GEÇİRDİ

    Zekeriya Öz'ün, 2003 yılında görev yaptığı Bigadiç'te Balıkesir Barosu avukatlarından avukat Dilek Özkayıhan tarafından Adalet Bakanlığı'na şikâyet edildiği de ortaya çıktı. Şikâyet üzerine bakanlık müfettişleri olayı soruşturuyor ve Öz'ün cezalandırılması için rapor hazırlayıp dosyayı üst kurula gönderiyor. Ancak Zekeriya Öz, o dönemde çıkan disiplin affı ile ceza almaktan kurtuluyor.

    ZEKERİYA ÖZ, 4 CIA AJANINI SAKKA İLE GÖRÜŞTÜRDÜ

    Savcı Öz'ün Ergenekon'dan önce baktığı en önemli soruşturma, El Kaide'nin Avrupa, Türkiye, İran, Suriye, Pakistan sorumlusu "LouaiSakka" davasıydı. Zekeriya Öz, İsrail gemisine saldırı hazırlığı yaparken yakalanan El Kaide'ci Sakka hakkında hazırladığı iddianameyle dikkatleri üzerine çekti. Savcı Öz, HSBC Bank, İstanbul'daki İngiliz Başkonsolosluğu ve sinagogları bombalayan eylemciler Azad Ekinci veAbdülkadir Karakuş'un, Suriye'ye Sakka'nın yanına gittiğini belirledi.Öz, Sakka'ya müebbet hapis talep etti. Zekeriya Öz, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla Sakka'nın bağlantısını araştıran Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu'na da bilgi verdi. Louai Sakka, ABD'deki ünlü ikiz kulelere yönelik büyük eylemi gerçekleştiren militanları Yalova'daki terörist kamplarında eğittiğini de daha sonra açıklamıştı.

    Tarih: 15 Kasım 2005.

    Yer: İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı.

    CIA uçağı Türkiye'ye Louai Sakka için geldi. Bu uçağın geliş nedenisonradan ortaya çıktı. Sakka'nın avukatı Osman Karahan'ın verdiği bilgiye göre, "4 CIA ajanı Kandıra F Tipi Cezaevi'nde Sakka ile görütü." CIA ajanlarının cezaevine girişleri için izni veren de Savcı Zekeriya Öz.

    Ayrıntıları Avukat Karahan'dan dinleyelim:

    "Uçak olayından önce 2 defa müvekkilimle görüşen yabancılar, Sakka'ya Suriye aleyhinde ifade vermesi halinde o dönemde havalimanında bekleyen uçakla dünyanın istediği yerine götürme vaadinde bulundular. İlk görüşmeden kısa bir süre sonra 2'si Türk 4 kişinin Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde görevli Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'den aldıkları yazılı bir belge ile cezaevine geldiler. Sakka ile 4 saat süren bir görüşme olmuş.Gelenlerden Türkçe konuşan 2'si kendilerini emniyet görevlisi olarak tanıtmış. Benzer önerileri sıralamışlar.

    Sakka, hiç konuşmayan diğer 2 kişiden şüphelenerek 'Bunlar Türk değil mi?' diye sormuş. Diğerleri 'Onlar da Türk' diye cevaplamışlar. Ancak,bu kişilerin konuşmaları diğerlerinin kulağına aktardığını görünce sinirlenmiş 'Bunlar CIA ajanı' diye bağırmış. Gerginlik yaşanması üzerine bu kişiler 'Seninle nasıl burada görüşüyorsak, gücümüzübiliyorsun. Ay'a da gitsen seni infaz ederiz' diye tehdit etmişler."

    Aydınlık, 9 Aralık 2007'de "4 CIA Ajanı El Sakka'yla F Tipinde" görüştü başlığıyla çıkmıştı. Sakka'nın avukatı olayın tüm ayrıntılarını Aydınlık'a açıklamıştı.

    'ARANAN SAVCI' NASIL BULUNDU?

    Ergenekon tertibini anlayabilmek için, savcının bulunuş hikâyesinitertip merkezinden yazdırılan yazılarla özetleyeceğiz.

    Savcı Öz, 17 Mayıs 2006 Danıştay suikastından beri aranıyordu. Olaydan hemen sonra Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı veTerörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı sıfatıyla Emniyet ve MİT yöneticilerini topluyor. Bu bilgilendirme toplantısında (brifing diyorlar) Abdullah Gül'ün önüne bir şema konuyor. İsmet Berkan'ın yazdığına göre, Abdullah Gül, şu "açık talimatı" veriyor:

    ABDULLAH GÜL'ÜN TALİMATI

    "Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın."

    "Açık talimat" terimi İsmet Berkan'a ait.

    "Açık talimat"ın içeriği ise, Ergenekon Operasyonu'nun bütün sırlarını ortaya döküyor:

    - "Delillendirin",

    - "Savcıya anlatın",

    - "Hepsi yakalansın",

    - "Hepsi yargılansın".

    Bunları, savcı veya polis müdürü söylemiyor, o sırada Başbakan Yardımcısı koltuğunu işgal eden Abdullah Gül söylüyor.

    Başbakan Yardımcısı "Delillendirip savcıya anlatın" diyorsa, bunun"delil uydurun" anlamına geldiğini, yine İsmet Berkan'ın yazılarından öğreniyoruz:

    DANIŞTAY SALDIRISIYLA BAĞLANTI KURULAMIYOR

    Ergenekon şeması, sözü geçen toplantıda Abdullah Gül'ün önüne konduğu zaman, "Danıştay saldırısı ile çok sonra İstanbul'da başlayacak olan Ergenekon soruşturması arasında somut bir bağlantı kurulamıyor.Emniyet ilk gün getirip Abdullah Gül'e sunduğu istihbari bağlantıları savcıya sunamıyor, delillendiremiyor."

    Uydurma bir "şema" var!

    Fethullahçı Gladyo'nun uydurduğu "istihbari bağlantılar" var.

    Ancak delil yok!

    Ancak talimat yalnız delil bulmaya yönelik değil, aynı zamanda savcı bulmayı da içeriyor.

    Burada hayli zorluk çekilmiş. Fethullahçı "güvenlik yetkilileri"Gazeteci Murat Yetkin'e "savcı bulunamıyor" diye yakınıyorlar.

    "NASIL OLDUYSA" ZEKERİYA ÖZ

    En sonunda delili olmayan uydurulmuş suçlamalarla soruşturma yürütecek o "savcı" da bulunuyor. İsmet Berkan'dan dinleyelim:

    "Nasıl olduysa İstanbul'da Zekeriya Öz isimli bir savcı bulundu. (…)Bütün bunların 2003 sonu 2004 başında yaşanan darbe girişimleriyle bağını keşfetti."

    "Nasıl olduysa" deyişi yine İsmet Berkan'dan.

    Evet "Nasıl olduysa!"

    İşte Savcı Zekeriya Öz'ün bulunmasını anlatan anlamlı sözcükler:

    "Nasıl olduysa!"

    Nasıl olduğunu, olanlardan anlıyoruz. Savcı Öz, "uydurduğu delillerle "kendi bulunuş nedenini de ortaya koyuyor. Ve İsmet Berkan'ın yazdığı gibi, 2006 yılında gerçekleşen Danıştay suikastı ile iki yıl önce 2003-2004 yıllarındaki "darbe girişimleri" arasındaki "bağı keşfediyor".

    Darbe 2003, 2004'te!

    Oysa Danıştay suikastı 2006'da.

    Bağlantıyı "keşfeden" savcının yeteneği işte burada. İki yıl

    sonrasının suikastıyla iki yıl önceki darbe girişimi arasında bağlantı kurabiliyor.

    Danıştay suikastı, kurguya göre niçin yapılmış?

    - "Darbe ortamı hazırlamak" amacıyla.

    Ancak darbe girişimi iki yıl öncesinde kalmış! Suçlanan komutanlar,Org. Yalman, Org. Eruygur, Org. Fırtına, Org. Tolon hepsi emekli olmuş.

    Mantık yok. Ama Fethullahçı Gladyo'nun 1998'den beri uydurduğukurguları yargı önüne getirme cüreti var.

    BOP EŞSAVCILIĞI

    "Aranan savcı" bulunmuştur. "Bulunan savcı"nın CIA ile buluşturulduğu haberi de yine basında yer aldı. Fatih Altaylı, Savcı Zekeriya Öz'ün El Kaide soruşturmasında CIA ekibiyle görüşmeler yaptığını belirtti ve bu görüşmeden sonra Ergenekon savcılığına getirildiğine dikkat çekti. Altaylı, yorumu izleyiciye bırakıyordu.

    Böylece Ankara'daki BOP Eşbaşkanlığı'ndan sonra İstanbul'da da BOP Eşsavcılığı kuruldu. Bu BOP Eşsavcılığı'nın İstanbul C.Başsavcılığı'nın denetimi dışında çalıştığı haberleri gazetelerde sık sık yayımlandı.

    SUÇ İŞLEME AYRICALIĞI

    Örneğin İşçi Partisi yöneticilerinin gözaltına alınması konusu Savcı Zekeriya Öz tarafından üç kez İstanbul Başsavcısı Aykut CengizEngin'in önüne götürülmüş, ancak reddedilmişti.

    Ne var ki, Savcı Zekeriya Öz'ün arkasındaki kuvvet büyüktü. Bulunansavcı, beğenilmeyen Başsavcı'dan daha güçlüydü. Arkasında ABD vardı; Fethullah Hoca vardı; AB vardı; Tayyip Erdoğan vardı; Abdullah Gülvardı; Mehmet Ali Şahin vardı. PKK ve DTP ve bilcümle Türkiye ve ordu düşmanı örgüt ve çevreler de, açıkça ve üstün bir gayretle Zekeriya Öz'ü destekliyor ve alkışlıyordu.

    “Bulunan savcının” Cumhuriyet Başsavcısı’ndan farkı, Ergenekon iddianamesi kamuoyuna açıklandığı zaman da ortaya çıktı. Başsavcı Aykut Cengiz Engin, İddianame'nin sorumluluğunu üç savcıya yüklüyor,basına sızdırılan bilgi ve belgelerin "gerçek dışı" olduğunu vurguluyordu. Basına sızdırılan yalan haberlerle "bilgi kirliliği"yaratılmış ve "şüphelilerin özel yaşamları ve temel hakları ihlal edilmişti"

    Bütün bunlar, suçtu!

    Savcı Zekeriya Öz ve ekibi suç işlemişti.

    Ama o "bulunan" savcı” idi.

    Suç işleme ayrıcalığı vardı.

    GokaLpZ   16 Ekim 2008 23:11   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    İşte Ergenekon'un ŞEMASI

    Ergenekon terör örgütünün, mahkemeye sunulan şemasını SABAH ele geçirdi. İşte o şema....

    "Bir numara" deşifre edilemedi. "Gizli" ve "Sivil" yapılanmalar arası köprü ise Veli Küçük ve Muzaffer Tekin oldu..

    Ergenekon Terör Örgütü'nün savcı tarafından hazırlanan şemasını SABAH ele geçirdi. Şemada örgütün bir numarası deşifre edilemedi. Ancak örgütün "Ergenekon Gizli Yapılanması" ve sivil kanadı oluşturan "Lobi" isimli 2 ayrı yapılanmadan oluştuğu ortaya çıkartıldı.
    Biri deşifre edilebilen 6 gizli birimin yer aldığı örgütün, 5 suikast timi de tek tek deşifre edildi.

    Gizli ve sivil yapılanmalar arasında ise "Köprü" olarak isimlendirilen Veli Küçük ile Muzaffer Tekin'in yaptığı belirlendi.
    Soruşturma tamamlanıp eksikleri giderildikten sonra şema tekrar düzenlenecek. İşte, binlerce sayfa belgenin incelenmesi sonucu oluşturulan ve yargılamanın yapılacağı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan şemanın detayları:

    BİNBAŞI EMEK DİREKT BİR NUMARA'YA BAĞLI Örgütün tepesinde kimliği deşifre edilemeyen "bir numara" bulunuyor.
    Aynı sırada bir numaraya bağlı olarak çalışan Emekli Binbaşı Fikret Emek yer alıyor. Eskişehir'deki evinde 11 milo plastik paklayıcı çıkan Emek şemada "kontrol daire başkanı" olarak geçiyor.
    Emek'in liderle "aynı" sırada yer alması konumunun "çok özel" olduğunu ortaya koyuyor. Bir numaraya ise iki ayrı yapılanma bağlı: "Ergenekon Gizli Yapılanması" ve sivil yapılanma olan "LOBİ". YÖNETİCİLER ARASINDA KİM VAR? Gizli yapılanma 6 ana hücreden oluşuyor. Bu hücrelerden ise sadece Teori Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı'nın hiyerarşik yapısı ortaya çıkartılabildi. Örgütün üst düzey yönetici kadrosunda İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Sevgi Erenerol ve M. Fikri Karadağ bulunuyor. Sivil kanatta yer alan "Teori Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı"nın başkanlığını İlhan Selçuk yardımcılığını ise Doğu Perinçek ve Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu yürüttü. LOBİ (sivil) yapılanmasının yönetici kadrosunda ise M. Zekeriya Öztürk, Kemal Kerinçsiz, İsmail Yıldız ve Erkut Ersoy bulunuyor. Örgütün üst düzey yönetim kadrosunda da olan 4 isim aynı zamanda örgüt içi departmanlar ve yapılanmalardan da sorumlu. 5 SUİKAST TİMİ ORTAYA ÇIKTI Örgütün şemasında ayrıca 5 hücre oluşumu ile 5 suikast timi de yer aldı. İstihbarat ve suikast timleri Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'e bağlı çalıştı. Bunlardan dördüncü hücre yapılanmasının sorumlusu tespit edilemedi. Danıştay Saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası atılması eylemini gerçekleştirdiği iddia edilen suikast timi ise beşince hücre yapılanmabı dahilinde yer aldı. Ergenekon Terör Örgütü'nün gizli yapılanması ile sivil yapılanması LOBİ arasındaki ilişkiyi 'Köprü' olarak nitelendirilen kuryeler sağladı. Bu köprü görevini de Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin yaptı.

    Beş hücre hâlâ deşifre edilemedi
    Gizli yapılanma içindeki 6 ana hücreden sadece Teori Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı'nın hiyerarşik yapısı ortaya çıkartılabildi. İstihbarat Dairesi Komutanlığı, İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Komutanlığı, Operasyon Dairesi Komutanlığı, Finansman Dairesi Başkanlığı (Sivil) ve Örgütiçi Araştırma Dairesi Komutanlığı'nın yönetimi ise şifre edilemedi. Örgütü propaganda faaliyetlerini ise 12 yayın kuruluşu ve 10 STK ile yapıyor.

    KİM HANGİ GÖREVDE?
    Gizli ve sivil yapılanma arasında koordinasyonu sağlayan "köprü personel": Veli Küçük ve Muzaffer Tekin.
    LOBİ yöneticileri: M. Zekeriya Öztürk, Kemal Kerinçsiz, İsmail Yıldız ve Erkut Ersoy.
    Sivil Toplum Örgütleri Sorumlusu: Sevgi Erenerol. Yardımcısı Kemal Kerinçsiz.
    Teori Senaryo, Kara Propaganda ve Dezenformasyon Departmanı Sorumlusu: Doğu Perinçek.
    Mafya Yapılanması Sorumlusu: Veli Küçük.
    Muzaffer Tekin yardımcısı.
    İrtibat kurulan yeraltı dünyası isimleri: Ali Yasak, Sami Hoştan, Semih Tufan Gülaltay ve Sedat Peker.
    Terör Örgütleri Sorumlusu: Veli Küçük ve Doğu Perinçek.
    Üniversite yapılanması: Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Emin Gürses, Habib Ümit Sayın
    Araştırma ve Bilgi Toplama Departmanı Sorumlusu: Mehmet Zekeriya Öztürk.
    Hukuk departmanı sorumlusu: Kemal Kerinçsiz, Fuat Turgut ve Nusret Senem.

    Milliyetçiler yerine artık İslamcılar
    Ergenekon örgütü son dönemde 'taktik değişikliğine' gitti ve 'vatanperver ve milliyetçiler' yerine İslami cemaat ve örgütlere yöneldi. Bu örgütler ile cemaatlere sızan Ergenekon, 'Din elden gidiyor' söylemleriyle kendisine tetikçi ve bombacı buldu. Nitekim ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'na düzenlenen saldırının başındaki Erkan Kargın'ın, "ABD İslam'ı yok edecek" söylemiyle eyleme ikna edildiği belirlendi.

    Medya yapılanmasında hiyerarşik bir düzen yok
    Örgütte medya yapılanması içinde hiyerarşik bir yapı bulunmuyor ve burada faaliyet gösteren şüphelilerin bir kısmı örgütün yönetici kadrosunda görev alan şüpheliler... Diğer şüpheliler ve yayın organları ise mutlak surette örgütün yönetici kadrosunda bulunan şüphelilerle irtibatlı olarak çalışıyor. Örgüt seması içinde bazı şüphelilerin isimleri birden fazla yerde bulunması, bu şüphelilerin örgütte birden fazla yerde görev aldığını gösteriyor.
    Emekli paşalar Hurşit Tolon ve Şener Eruygur ise haklarındaki soruşturma tamamlanmadığından şemada yer almıyor.

    SABAH

    kinslamer   22 Eylül 2008 18:42   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Herkesi aldılar... sıra sosyomatçılarda :))

    MassBlue   19 Eylül 2008 19:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    türkiyenin olma yolunda ilerleyen garip dava...
    kökü tibete dayanan çeteler...
    kendini bombalatan yazarlar...
    beş kuruşu olmayan çete kasaları...
    dahiyane planlar yapabilen ama hayatları boyunca dahiyane işler yapamamış 3. sınıf devlet görevlileri...

    Hem binlerce yıllık çeteleri akıl almaz bir başarıyla perde arkasından yöneten fevkalade gizli saklı işler planlayan
    hem de dünyanın gözü önünde herkese açık mitingler yapıp en önde ona katılan, demeç veren konuşma yapan
    en kitlesel sivil toplum örgütlerine başkanlık yapan birtakım
    emekli askerler.vs vs vs...

    şaka gibi bir iddianameyle başladı her şey.
    Sorun sorun daha şimdiden bir vatandaşın devlet gözetiminde kanserden ölmesi bir diğerinin ölümü beklemesi bir başkasının daha kanserlenenler listesine adının yazılması.
    sorun bunların geri dönüşünün olmaması.
    Sorun gerçekten gizli saklı işlere cinayetlere bulaşan kimseler varsa bunların çok azının bu noktadan sonra adaletin karşısına çıkartılabileceği.

    Trajik ile Komik arasındaki fark çok incedir. Birine ağlarız diğerine güleriz. İçerik aynıdır oysa... Tek bildiğim benim gülenlerden olmadığım. zavallı türkiye...

    BehindBlue   01 Ağustos 2008 00:56   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ben böyle medyanın ......(!)
    Bir olay ancak bu kadar anlatılamaz ve anlaşılamaz duruma getirilebilir yani.Gerçi sadece medyadan da kaynaklanmıyor ya neyse.
    Yakında tüm cezaevleri ergenekon mahkumlarıyla dolacak!
    Oldu olacak küçük esnafı,memuru,işçisini de ergenekon zanlısı yapsınlar.Çok alıştık nasılsa,buna kimse bir dur diyemiyor!

    venustengelen    31 Temmuz 2008 23:45   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Darbe yapma ihitmali olanlar cezalandırlabiliyorsa DARBE YAPANLARINDA CEZALANDIRILMASI LAZIM. Kenan Evren'de yargılansın.
    AKP kendi derin devletini yaratmak için yola çıktı...

    poetofthedarkness   17 Temmuz 2008 17:26   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    Kuddusi Okkır'ın hesabını kim verecek;katil devlet mi,şerefsiz,götünü kurtarmak için ülkesini bile satacak iktidar mı?

    volvoks06   16 Temmuz 2008 11:32   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    börteçine kurdun adı ergenekon yurdun adı

    ASYLBEG   16 Temmuz 2008 11:28   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :reich reich reich

bu etiketi açan kişi(?) : reich reich reich

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.