bende geçenlerde ordaydım bi gün uğradım ama pek beğenmedim
arkadaşıma bişi anlatıyodum el kol hareketleride var şöyle hafiften kolumu kaldırdım çat garson yanımda buyrun ne istemiştiniz dedi
hazır o kadar gelmiş bi elme dilimli patates söyleyim bari dedim
ya o gün kötüydü yada yapamıyolar beğenmedim
ama birası güzeldi :)
ya ben bi türlü anlamadım bu işi...
yıllar önceydi... bu mekan daha ilk açılmıştı... arkadaşlarla "hadi bi bakalım" falan dedik...
insan "şey" umuyor ama... leman bu sonuçta, hani biraz emekçiden yana olur, işçiden yana olur... bunu beklemek ya da beklemem, açıkçası hiç absürd değil çünkü bu insanlar yıllarca çıkardıkları dergilerde bundan yana bir tavır koydular... ve insanları bu şekilde kendilerine bağladılar...
neyse, bu ön düşüncemi de aktardıktan sonra devam edeyim...
içeri girdik... son derece ciks bi ortam... hayır anlamıoz... carpe diem dahi bu konuda çok daha dürüst... en azından insanlar ta en başından beri alternatif yapıcaz demişler ve öle de takılmışlar falan; fişman... içeri girince karşına ne çıkacağını biliosun...
... garson arkadaş geldi... "bi arzunuz var mı" dedi... "rakı" dedik... rakı satmıyorlarmış... "niye" dedik...
cevaba bak: "rakı içen müşteri dağıtıomuş da, rakı bu ortamı bozuomuş da..."
e yuh be hemşerim...
yıllarca muhalifsiniz diye leman a para yetiştirdiğim zamanlara mı yanayım, leman ın açtığı bu mekanda takındığınız buram buram fransız jakobeni özentiliği kokan elitizm çakması dönekliğinize mi yanayım.... garson arkadaş alınmasın tabi, onun bi suçu yoktu... o bir emekçiydi, yani bir emir kuluydu...
beynimden vurulmuş gibi oldum...
ne bileyim, insan biraz daha felsefi, biraz daha kültürel bi mekan bekliyor açıkçası... şu eskişehir denen labirentte bir soluk alabilecek bir yer hayal ediyor...
masadan kalktık... aklımda yıllarca leman a verdiğim paralar ve o yazarlara inanmışlığım ve inançlarımın örselenmişliği ile...
eve gittik,
rakı açtık...
"şeref"inize dostum, şerefinize... dedik sonra...
not: işçiler rakı içer... ben işçi değilim gerçi ama...