toplam 3 kişi bulundu. 3 adedi gösteriliyor.
~17 ahkam var.
hoparlörlere az ayar çekseler hiçkimsenin şikayeti olmayacak ... illa bokunu çıkaracağız ... tamam yap tarihi yarım adada geri kalan yerlerde az ses kıs beyav ... hem zaten seside bok ediyor ... camiler o ses yüksekliğine göre yapılmamış durumdalar ses bozuluyor ...
*Bir karakış vakti sen kıyısında
Ruhumu kavuran ezan hasreti
Böyle göçüyorum ebediyete
Donmuş cesedimi bulup çöpçüler
Kimim ben ve neyim ne bilecekler.....
*Kırımlı şair Buğra Alpgiray'ın ezan hasreti isimli şiirinden alıntı.
Allahı hatırlatan ve huzur veren
Bayrak inmez, Ezan dinmez!!
sorun duymamak istemekse ibrahim tatlıses daha büyük bir sorun bizim için.,bazı insanların kontrol edilebilmesi için ittikat gereklidir. ,kötü bir insan ezanla silkinebilir.ezan sihirli.sorun iyi olmak değilmi.
adam gibi okuyan bir muezzin bulundugunda susmamasi istenilebilir...huzur verir yani..
daha önce de bir şey yazmıştım, silinmiş. canınız sağ olsun..
efendim az önce de belirtildiği gibi camii ve yaşam alanı ilişkisinde rakım hakikaten çok önemlidir. eskiden camilerin minareleri evlere göre epey yüksekte olduğundan ve buraya tırmanmak suretiyle çıkıp müezzinlerce okunan ezan, insan kulağında hoş gelip, huzur verebiliyordu.
ancak günümüzde; yurt genelinde okul ve hastane sayısını kat kat geçen camii ve mescidlerde durum bambaşka. şöyleki; camiiler şehir yapılandırılmasında rastgele dağılım gösteriyor. matematiksel olarak ihtiyacı tam olarak hesaplanmadan, vakıf adı altında büyük paralar döndürülerek bir anda evinizin önünde çocukken top oynadığınız küçük araziye -atmasyon bir bilmemne paşa hazretleri adında- dikilebiliyor. mescitler ise duvarlarına astıkları çoook kötü ses veren hoperlörler ile ucuz tweeter desteği veriyorlar.
böyle durumlarda, kutsal değer olan ezan, deist/ateist/nihilist/agnostik veya yalnızca ve yalnızca uyumak isteyen insan kulağına sabahın 5'inde korkutucu ve acımasız bir bed ses olmaya devam edecektir. pokeimam'lara karşı tek seçeneğimiz ne yazık ki, beğenseniz de beğenmeseniz de biricik pimapenlerimiz.
ilginize teşekkürler.
ezan, lugatta “i’lam” yani “bildirmek” demektir. istılahta ise, farz namazlar için muayyen vakitlerde malum hafızlarla okunan mübarek sözlere “ezan” denir. ezan okuyan kişiye de “müezzin” adı verilir. ezan, hicretin birinci yılında meşru kılınmış olup, meşruiyyeti kur’an ile sabittir. kur’an-ı kerim’de; “(ezanla) birbirinizi namaza çağırdığınız zaman... [maide, 58]” ve “ey iman edenler! cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman... [cuma, 9]” buyurulmaktadır.
hicretin birinci yılında medine-i münevvere’de mescid-i nebevi tamamlanınca cemaatle namaz kılınmaya başlandı. müslümanlar, namaz vakitleri gelmeden önce mescidin yanında toplanıp namaz vaktinin girmesini beklerlerdi. bu arada hz. bilal-i habeşi (ra), rasûlullah’ın emriyle cemaate “es-salah, es-salah” (namaza namaza) veya “es-salatu camiatun” (namaz toplayıcıdır / cemaatle namaza) diye seslenirdi. ancak bu usül, müslümanları zamanında cemaate toplanmaya ve onları cemaatten mahrum etmemeye elverişli değildi. nitekim mescide erken gelen sahabiler namaz vaktini bekleyerek işlerinden olurlar, geç gelen sahabiler ise namaza yetişemezlerdi. bu sebeple namazları zamanında bildirecek bir alamete ihtiyaç duyuldu.
bu iş için rasûlullah’ın riyasetinde bir istişare heyeti toplandı. mecliste bulunan sahabiler tarafından çeşitli teklifler gündeme getirildi. bazıları “namaz vakti gelince yüksek bir yere bayrak dikelim, onu görenler birbirlerine haber verirler” dediler. rasûlullah bu görüşü münasip bulmadı. yine rasûlullah “boru çalınması” teklifini yahudilerin, “çan çalınması” teklifini hristiyanların, “ateş yakılması” teklifini de mecusilerin adeti olduğu gerekçesiyle kabul etmedi. neticede istişare heyeti bu hususu karara bağlayamadan dağıldı. rasûlullah da bu hususta allah’tan vahiy beklemeye başladı.
ertesi sabah abdullah b. zeyd, rasûlullah’a gelerek; “ya rasûlullah, bu gece ben bir rüya gördüm. rüyamda üzerinde iki parçadan oluşan bir elbise ve elinde bir çan bulunan biri yanıma geldi. ben kendisine ‘ey allah’ın kulu; bu çanı satar mısın?’ diye sordum. o, ‘çanı ne yapacaksın?’ dedi. ben de ‘onunla halkı namaza çağıracağız’ dedim. o ise, ‘sana ondan daha hayırlı olanı söyleyeyim mi?’ dedi. ben de ‘olur, nedir?’ dedim. bunun üzerine bana ezanı okudu...” diye anlattı.
abdullah b. zeyd’in rüyasını rasûlullah’a anlatması üzerine rasûlullah : “inşaallah, bu hak rüyadır. gördüğünü bilal’e öğret. çünkü onun sesi senin sesinden daha güzeldir” buyurdular. o da bunu hz. bilal’e öğretti. bilal’de bu ezanı yüksek ve çok tatlı bir sesle okudu.
alahu ekber!..
“allahu ekber” diye başlar ezan ve dört defa tekrar eder aynı sözü : allahu ekber, allah en büyüktür! allahu ekber!... sen ey doğu; sen ey batı, sen ey güney ve sen ey kuzey duy, dinle ve bil ki, allahu ekber, allah en büyüktür!.. siz ey dört cihet, ya da yön, duyun, dinleyin ve bilin ki, ekber olan yani en büyük olan ve temsil ettiğiniz yerkürenin her türlü hakimiyeti allah’ındır... ekber yani en büyük sıfatı sadece allah’a aittir. o sıfatı, ondan başkasına verip, kullanmayın ki o’na ortak tanıyıp şirk koşmayın! allahu ekber, tek hakim odur! allahu ekber, uyulacak tek merci o’dur! allahu ekber, yanılmaz kanuna sahip tek kanun o’dur
eşhedü en la ilahe illallah!..
eşhedü!.. düşündüm, anladım, kalbimle kabul ettim ve dilimle söylüyorum ki: la ilahe illallah! allah’tan başka kainat nizamını elinde bulunduran bir başkası, yani bir ilah yoktur! içimde ilahlarının tamamına “la” deyip, inkar ederek kalbimi ve düşüncemi, ruhumu ve bedenimi, elimi ve dilimi, “illallah” deyip rabbimin emrine veriyorum! o’ndan başkasına güç tanımaya vesile olacak her şeye “la” (hayır) deyip, kenara itiyor, o’nu yani allah’ı tek ve biricik güç ve hakim tanıyarak “illallah” diyor, bağlanıyorum, bağlanıyorum, bağlandığıma dair söz ve biat ediyorum ki, bütün kainat zerrecikleri şahit olsun.
eşhedü enne muhammeden rasulullah!..
yine düşündüm, anladım, kalbimle kabul ettim ve dilimle söylüyorum ki; muhammed allah’ın rasuludür, yani “illallah” deyip inandığım allah’ı bana tanıtan, bana öğreten, bana sevdiren; ve allah’ın kanununa nasıl uyacağımı, tatbikatıyla gösteren muhammed (sas)’dir. yani allah dışındaki bütün güçleri nasıl inkar edip, allah’ı öğrenmeme vesile olacak sıfatlarını bana bildiren muhammed (sas)’dir. yani muhammed’i ve onun sünnetlerini kabul ediyorum ki, bana islam’ı öğreten onlardır.
hayye’ala’s-sala!..
haydi namaza!.. haydi ibadete!.. haydi secde etmeye!...
hayye’ala’l-felah!..
haydi kurtuluşa!..
allahu ekber!..
allah en büyük, allah en büyüktür!..
la ilahe illalah!..
bütün ilahlara hayir!.. sadece allah’a evet!.. sadece o’nun gücüne, kuvvetine, iktidarına evet!.. o’nun dışındaki tüm ilahlara ve ilahçılara hayir!..
derste öğretmenin biri ezan okunurken gürültü olasın diye camı kapattırınca görevden alınmıştı.türkiye böyle bir yer işte.
rahassızlık durumunda olanlar ahkam kesmezse sevinicem dinsel olaylara saygısızlığa girer...
hoparlörlerle sadece ve sadece türkiye cumhuriyeti sınırlarında dinleyebileceğiniz namaz çağrısı. başka yerlerde namaza sadece caminin içinde çağırıyorlarmış. caminin dışındaki adamı zorla içeri çekmek yok yani. (tabi çekip çekemediğine dair bir istatistik yok elimizde)
not: gelip dövmek isteyen arkadaşlara özelden adresimi verebilirim.